Karl Ove Knausgaard

Karl Ove Knausgaard

Yazar
8.0/10
255 Kişi
·
620
Okunma
·
60
Beğeni
·
4.212
Gösterim
Adı:
Karl Ove Knausgaard
Unvan:
Norveçli Yazar
Doğum:
Oslo, Norveç, 6 Aralık 1968
Norveç Oslo'da doğmuş olan yazar Karl Ove Knausgaard, tüm dünyada edebi bir sarsıntı yaratan Kavgam adlı 6 kitaptan oluşan romanlar serisi ile tanınmaktadır. Kavgam'ın ilk kitabı 2009'da basıldıktan hemen sonra beş milyon nüfuslu Norveçte büyük bir sansasyon yaratarak yarım milyonluk bir satış hacmine ulaşmıştır. Serinin etkileri dalga dalga yayılarak Amerika ve Avrupa'yı derinden sarsmıştır. Kavgam kısa bir süre içinde 22 dile çevrilmiş ve Knausgaard'ı dünyanın en sıradışı edebiyat fenomeni haline getirmiştir. Yazar şu an İsveç Österlen'de yine bir yazar olan eşi Linda Boström Knausgaard ve 4 çocuğu ile birlikte yaşamaktadır.
"İnsan her gün gördüğü şeyi artık görmez olduğundan, ömrümüzü bir kez dahi kafamızı kaldırıp bakmadığımız ya da üzerine kafa yormadığımız bu sürekli değişen gökyüzünün altında geçiriyorduk."
492 syf.
·7/10
Sosyal medyada tanıtımı çok fazla yapılan bir kitap şu sıralar. Ve okurları da beğenilerini abartılı cümlelerle ifade ediyor. Bu durum insanda bir merak uyandırıyor.

Mekanına uğramadan edemediğim, sohbeti hoş, birikimi aydınlatıcı bir büyüğüme bu kitabın çok popülerleştiğini, bu durumun bende bir önyargıya sebep olduğunu ama içini de çok merak ettiğimi söylediğimde cevabı şaşırtıcı şekilde olumlu oldu. Bana yaşadığım müddetçe bu kitabın ismini duyacağımı söyledi. Ben de başucu kitaplarımın arasına girmeyecek olsa bile hakkında bir fikrimin olması gerektiğini düşünüp aldım.

Kitaba gelirsek;
Okumam üç gün sürdü. Ancak çok fazla zaman ayıramamıştım ben. Dili ve yapısı hızlı okumaya imkan veriyor.

Knausgaard, gençliğinde tutmaya başladığı günlüklerinin de yardımıyla hayatını kaleme almış. Altı ciltlik koca bir kitabın devamına dair merak uyandırmak için hemen ilk kitapta yer yer çocukluğundan, gençliğinden, şimdi'den ve üstelik yazma anından bahsetmiş.

Diyelim çocukluğuna ait bir kesiti anlatıyor, kritik bir noktada şimdi'ye atlıyor. O boşluğun diğer ciltlerde tamamlanacağına dair bir inanç oluşuyor okurda da. Aklına geldiği gibi yazdığını düşünmüyorum, zira hayatını yazarken bir plan üzerinde gitmesi gerek. Yazar sadece kronolojiyi bozarak anlatımı zenginleştirmiş.

Eser, hepimizin yaşadığı sıradan hayatın anlatısı. Kendinizden çok fazla şey bulabiliyorsunuz. Yazarı bazen dürüstlüğü için kutluyor bazen de bu kadar detayın eninde sonunda kurguyla ortaya dökülebileceğini düşünüp sahtekarlıkla suçlayabiliyorsunuz. Ama her yazar bir derecede sahtekar değil midir.. Hatta sahtekarlığı ölçüsünde de başarılı.. :)

Kavgam'ın edebi değeri ciltler tamamlandığında ortaya çıkacak. Şimdiden bir şey söylemek güç. Üstelik zaman geçtikçe ispat edecek bunu.
Kim bilir, ileride dönemin klasiklerinden sayılırsa onu doğduğu zamanlarda okumanın bizler için bir ayrıcalık olduğunu da söyleyebiliriz.
Keyifli okumalar.
568 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kavgam dan sonra, "Aşık Bir Adam"'da bitti. Karl Ove ile tanışmış olmak benim için gerçekten büyük bir keyif. İlk kitabını yanlış hatırlamıyorsam 8 ay önce bitirdim. Ne oluyor dedim kendi kendime. Yaptığı sadece kendi hayatını anlatmakken, uzun uzun paragraflarda beni bağlayan neydi. İskandinav kültürünü ve coğrafyasını sevdiğimi biliyorum. Çoğunlukla soğuk, kapalı, karlı ya da yağışlı ya da o görünümde buz gibi ülkeler silsilesi. Aynı şekilde insanlarında görünümü aynı. Oldum olası yazları değil, kış aylarını; kapalı, yağışlı ve karlı havaları seviyorum. Kendime daha yakın hissediyorum. Yazar olsaydım kitaplarımı sadece kışın yazardım. Yazın elimi bile sürmezdim. Bu havaların bana verdiği keyif kesinlikle bambaşka.

Aşık Bir Adam biterken Karl Ove diyor ki; umursamamak yedi ölümcül günahtan biri, belki de en büyüğü.. Yaşama karşı en büyük günah olarak görüyor. Ama kendisi bunu tam merkezinde yaşıyor. Katlanmak zorunda olduğu şeylere katlanıyor ama onun dışındaki her şeyi olması gerektiği gibi, buz gibi yaşamında hapsediyor.

İlk kitapta babasının ölümü üzerine, ikinci kitapta ise eşi Linda ile tanışma evresi ve ona olan aşkından yaptıklarını ya da yapmadıklarını, yapmak zorunda kaldıklarını ve yapmak istemediklerini net olarak anlatıyor.

Aslında hayatında en çok istediği şeyler; yazmak, sürekli yazmak, kahve içmek, kitap okumak, bilinçli olarak sarhoş olmak. Kendi içinde bambaşka olmasına karşın, kalabalık ortamda tam bir hayalet. Konuşmamak için kendisine iş yaratan, sırf konuşmamak için sürekli sofraya bir şeyler getiren, güzel yemekler yapan bir aile babası. Misafirleri en iyi şekilde ağırlıyor.

Röportajları veya bir yerlerde konuşmayı sevmiyor. Bunları tam bir aptallık olarak görüyor. Fotoğraf çektirmek ise işkence. Çok yapay.

Kitaplarının satması umurunda bile değil. O sadece kendisi için yazıyor.

Üçüncü ve dördüncü kitap, kitaplıkta okunmayı bekliyor. Hızlı bir şekilde onları tüketmek istemiyorum. Karl Ove bağımlılık yapıyor. Okudukça okuyasın geliyor ve onunla birlikte o anları yeniden yaşıyormuş hissi yaratıyor.

Bir çok noktada birleşiyorum onunla. 3 çocuğu da olsa, eşi de olsa, kitap yazmak zorunda da olsa, hayatının tamamen tek bir odak noktası olmasını kabullenmiyor. Eğer kitap yazmak için zaman bulamıyor ise Linda dan ayrılmak ona daha cazip geliyor. Hayatını kısıtlamayı değil, özgürlüğü seviyor. Asla lüks peşinde değil. Öyle bir yaşam sunmamış kendisine. Olduğu gibi bir adam Karl Ove...

Kitabı önermek için çok şey anlatmak gerek. Çoğu insan Karl Ove ile aynı düşünemez. Hikaye belki değişik gelir ama tam olmaz. Tam olmayınca da o kitap okunmaz.

Kitabı ya da kitapları okuyabilmek için;

*Farklı bir çok görüşe açık olmak gerekiyor,
*Onun fikirlerine katılmamıza gerek yok, yaşamış olduklarınızı, yaşamış oldukları ile önünüze çıkarıyor. Buna hazır olmalısınız,
*Hayata olan bakış açınızı sorgulamanıza neden olacaktır. Ona yakın bir düşünce veya yaşam sürüyorsanız, bir yandan da kendi hayatınızın farklı bir versiyonunu okumak gibi gelecektir,
*Başkalarının fikirlerinin hiç bir öneminin olmadığını size hikayesi ile anlatıyor,
*Bir çok yazar ve kitaptan bahsediyor,

Bu detaylar uzar gider..

Tek yapmanız gereken kendiniz olmak.. Yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızla yüzleşmemiz kaçınılmaz bir sondur. Hatırlamak istemediğimiz şeyler, beynimizin bir köşesinde hala saklıdır. Kaçamayız.

Kabullendikten sonra, hayattan keyif almanın bir çok yolunu bulabiliriz..

Yalnız olmak dünyanın en kötü hissi değildir...

Karl Ove der ki; Kalp için hayat basittir: Atabildiği kadar atar, sonra durur.

Hayatın en kısa ve anlamlı tanımı sanırım.

Yaşadığımız her an, aslında son andır

O yüzden A'nı yaşamalıyız..

Nietzsche ne demiştir; Ölümün en güzel yanı, bir daha ölümün olmamasıdır...
568 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kavgam serisinin ikinci kitabı Âşık Bir Adam'ı da bitirdim nihayet.Kaldı üç kitap.Ben onları bitirene kadar 6. kitap da yayımlanır umarım.
Karl Ove Knausgaard'ın kitaplarını benim gibi yaşamı ayrıntıların oluşturduğuna inananlara tavsiye ederim.Öylesine dürüstçe anlatıyor, ortaya koyuyor ki yaşamını Knausgaard...Uzun uzun anlatıyor her şeyi, bebeğinin altını temizlemesinden, yazma tutkusuna kadar her şeyi...
Ve sıkılmıyorsunuz okurken (ben sıkılmadım en azından), İsveç ve Norveç karşılaştırmaları oldukça ilginç geldi bana.
458 syf.
·12 günde·8/10
Norveçli yazar Knausgaard,6 ciltlik serisinin 3. kitabını da okudum. İlk kitabı Kavgam da,çocukluğunun bir kısmını, babasıyla olan ilişkisini ve onun ölümünü, ilk evliliğini ve ailesini anlatıyor.2. kitap Aşık Bir Adam da ise, yeni ailesini, Linda’ya olan aşkını, çocuklarını, onlara bakmaya çalışmasını, arkadaşlıklarını ve bu arada yazmaya çalışma sürecini anlatıyor. Knausgaard’ın en büyük sorunu yalnızlık, herkes zaman zaman yalnız kalmak ister ama kendini gerçekten yalnız hisseden bir adam. Yalnız kalamadığı zamanlarda fazlasıyla sinirli biri olup, sırf yalnız kalabilmek için sahip olduğu ne varsa elinin tersiyle itebilecek ve sonunu da düşünemeyecek yapıda biri.
3. kitabı Çocukluk Adası’nda ise ortaokula kadar olan süreci anlatıyor. Aşık Bir Adamı okurken ne kadar yalnız olduğunu aslında bunu kendininde istediğini farketmiştim. Bunun sebepleri bu kitabında daha anlaşılır oldu. Karl Ove’un babası disiplinli, düzenli, fazlasıyla sinirli bir adam. Her fırsatta çocuklarına bağırmayı, dövmeyi ihmal etmiyor. Mesela, sofraya oturduklarında sırtları dik ve sadece elleri hareket ediyor, evin içinde koşmak, babalarının izni olmadan televizyon izlemek, karnı acıksa dahi mutfaktan bir şey alıp yemek yasak ve daha bir sürü yasaklar var . Evin içindeki bu hapsolmuşluk hissi dışarı çıktığında özgürlüğe dönüşüyor. Dağlarda, ormanlarda yeni şeyler keşfetmeye çalışıyor, ufak yaramazlıklar yapmaya çalışsa da korkusu ağır basıyor. Karl Ove, büyüdükçe diğerlerinden farklı bir çocuk oluyor, her şeyi ben bilirim havalarında gezmeye başlayınca yavaş yavaş dışlanıyor ve bu süreç onun daha çok içine kapanmasına neden oluyor. Aktif olmaya ,arkadaşlarıyla spora da gitse ,aklına gelenleri söyleyerek dürüstlük yaptığını düşündükçe ve insanları kırdıkça, onlarda onu daha çok kırmaya başlıyor.
Okurken çok üzüldüm, evet aile yapısı bizlere uymuyor ama bir babanın bu kadar gaddar olması ,bir çocuğun büyümesini nasıl etkilediğini ,o insanın gözünden okuyunca daha çok üzülmeme sebep oldu. Bu seriyi okudukça, bu kadar yalın bir şekilde çevresindekiler hakkındaki düşüncelerini paylaşması hem korkutucu hem de heyecan verici. Benim severek okuduğum bir seri, tavsiye ederim.
458 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Annelerin oğulları için yaptığı ne varsa yaptı bizim için.Hastalanıp ateşlenerek yatağa düştüğümde gelip alnıma ıslak bez koyan oydu, ateşimi ölçmek için kıçıma termometre sokan oydu; su, meyve suyu, üzüm, kurabiye getiren oydu, uykusundan kalkıp nasıl olduğuma bakmak için geceliğiyle yanıma gelen oydu.

Her zaman oradaydı, biliyorum, ancak anımsayamıyorum.
Bana kitap okuduğuyla ilgili hiçbir anım yok, dizlerime yara bandı yapıştırmasını, okulun kapanış törenine gelmesini
anımsayamıyorum.

Nasıl olabilir bu?

Beni kurtarmıştı, çünkü o olmasaydı çocukluğum babamla tek başıma geçerdi ve er ya da geç şu veya bu şekilde canıma kıyardım.Ama annem oradaydı, babamın karanlığını dengeliyordu; şimdi yaşıyorum ve yaşarken mutlu olmamamın çocukluğumdaki dengeyle ilgisi yok.Yaşıyorum, kendi çocuklarım var, onlarla ilgili temelde ulaşmaya çalıştığım tek başarı da babalarından korkmamalarını sağlamak."(269)

Serinin üçüncü kitabı olan Çocukluk Adası ile Karl Ove Knausgaard okumalarım devam ediyor.Serinin en sevilen kitabı Âşık Bir Adam olmuş gördüğüm kadarıyla.Ben en çok ( şimdilik) Çocukluk Adası'nı sevdim.
Knausgaard'ın kitaplarında olağanüstü şeyler olmuyor.Günlük yaşamını anlatıyor, tüm ayrıntılarıyla.Sıkılanlar olabilir, ben asla sıkılmıyorum.️
Knausgaard'ın babası son derece baskıcı, çocuklarında korku yaratan bir baba.
Anne, babanın sertliğini daha dayanılabilir kılsa da çocukları ile baba arasına hiçbir şekilde girmiyor.
Karl Ove'nin çocukluğundan, ergenliğine giden yolda babası ile yaşadıkları içimi sızlattı.
492 syf.
·Beğendi·9/10
Bu Kavgam başka Kavgam, bu Karl Ove'ın Kavgası.

İskandinav ülkelerini hep sevmişimdir. Her zaman gitme isteği vardır içimde. Bir çok İskandinav yapımı dizi ve film seyrettim, hala da seyrediyorum. Çoğu gizem, gerilim ve polisiye. Ve harika yapımlara imza atıyorlar. Ülkelerin soğukluğu, sürekli kapalı ve grimsi atmosferi beni hep kendine çekiyor. İlk defa iskandinavya kültüründen, Norveçli bir yazarın kitabını okudum. Okurken kitabın içindeydim, kitapta aklımın içindeydi.

Kitap ile ilgili çok fazla şey yazmayacağım. Beni cezbeden yorumlarıydı. Rastgele önüme çıkmıştı.. Normalde yorumlara bakarak kitap aldığınızda hüsran olur. Ama tam tersi oldu. Çalkantılı hayat hikayesinin bir bölümünü okudum. Zira bunun haricinde üç kitap daha var.. Kitabı açtığınızda toplamda 4 sayfa kitap ile ilgili yorum var.. Dünyanın en çok okunan gazetelerinin, dergilerinin, eleştirmenlerinin yazıları..

Karl Ove'ın Kavgası, aslında hepimizin gündelik hayatında yaşadığı kavgalar. Tek farkı, bunu dürüstçe dile getirebilmiş olmasıdır.

Mutlaka okuyunuz, iyi okumalar..
176 syf.
·15 günde·Beğendi·Puan vermedi
Karl Ove Knausgaard’ın Mevsimler ansiklopedisi serisinin üçüncü kitabı olan İlkbahar’ı daha önce okuduğum Kavgam serisine yakın buldum.Aile üyelerine İlkbahar’da geniş yer verilmesinden dolayı sanırım.Eşinin depresyon nedeniyle klinikte yattığı dönemde Karl Ove Knausgaard’ın yaşadığı şaşkınlık ve yalnızlığı ben yaşıyormuş gibi hissettim.
Kuzey ülkelerinin coğrafyasının, insanının anlatıcısı Karl Ove Knausgaard.
Zevkle okuyorum.
376 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
“Ad kişinin tüm kimliğini içeren bir torba veya bavul gibi.Öldüğümüzde,kişiliğimize ilişkin tüm duyguları ve düşünceleri içeren bu bavuldan bir şey kalmıyor geri”
.
Sonbahar,kış,ilkbahar,yaz. Sınıf panosunda,yanyana dizilmiş afişleri hatırlayın.Sonbaharda yerlerdeki yaprakları toplayan çocukların,kışta soba üzerindeki kestanelerin,karla kaplı tepelerin gösterildiği..Knausgaard da bu döngüyü anlatıyor aslında, afişlere değil sayfalara döküyor içindekileri.
.
Ellisine yaklaşmış bir adamın dördüncü çocuğunu beklemesiyle başlamıştı sonbahar. O adam biraz şaşkındı,korkusu da vardı elbet.Kışın soğukluğuydu belki içindeki.Bahara gelince yeşeren doğaya tutundu,ağaçları geri kalan pek çok şeyden ilginç buluyordu mesela.Sonra yaz geldi. Beklediği çocuğu iki yaşında oldu bile,yazmaya devam etti,gördü ve gördüklerinin bir parçası da oldu o adam..
Knausgaard,huş ağaçlarını anlattı,salyangozları,yuva’yı,dondurmayı..
Knausgaard bir döngüyü anlattı,hepimizin hayatlarındaki gündelik telaş ve gündelik duruluşları.Gelgitleri,büyük fırtınaları,endişeleri de.
Yazdan sonra sonbahar yine gelecek.Yeşilliğinde dinlendiği ağaçların yaprakları binbir renge bürünecek.
O yine eskiyi anımsayıp yine de yeni zamanın içinde kalmayı başaracak.
.
Buruk bir okumaydı Yaz. Size hiç ağırlık vermeyen,aksine varlığından mutluluk duyduğunuz bir misafiri uğurlamak gibi.
256 syf.
·3 günde
Spoi içerir.Doğmamış çocuğuna mektuplar var ve daha sonrasında çocuğu doğunca da mektupları yazmaya devam ediyor.Felsefe ile mektuplar bir arada.Akıcı ve keyifli bir kitap.Sorgulatırken, farklı bir bakış açısı da katıyor.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
228 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kavgam serisinden sonra Karl Ove Knausgaard okumalarına ara vermiştim.Tam da mevsiminde Sonbahar’a başladım.️Her ay bir mevsim eşlik edecek okumalarıma.Kış bitmeden, yaz gelmeden bitecek Karl Ove’nin mevsimleri.
Karl Ove Knausgaard’ın doğmamış kızına yazmış olduğu mektuplardan oluşan Sonbahar kitabında Karl Ove Knausgaard, günlük hayattaki her türlü nesneden yola çıkarak; elmalar, çerçeveler, arabalar, konserve kutuları,şişeler gibi ya da kavramlardan bahsederek; deneyim, sessizlik, bağışlamak gibi kendi dünyasının derinliklerine dalıyor.Kusmuk, idrar bile anlatısının çıkış noktası olabiliyor Knausgaard’ın.
Otobiyografik özellikler anlatılarının temelini oluştursa da evrenselliği yakalıyor Karl Ove Knausgaard.

Yazarın biyografisi

Adı:
Karl Ove Knausgaard
Unvan:
Norveçli Yazar
Doğum:
Oslo, Norveç, 6 Aralık 1968
Norveç Oslo'da doğmuş olan yazar Karl Ove Knausgaard, tüm dünyada edebi bir sarsıntı yaratan Kavgam adlı 6 kitaptan oluşan romanlar serisi ile tanınmaktadır. Kavgam'ın ilk kitabı 2009'da basıldıktan hemen sonra beş milyon nüfuslu Norveçte büyük bir sansasyon yaratarak yarım milyonluk bir satış hacmine ulaşmıştır. Serinin etkileri dalga dalga yayılarak Amerika ve Avrupa'yı derinden sarsmıştır. Kavgam kısa bir süre içinde 22 dile çevrilmiş ve Knausgaard'ı dünyanın en sıradışı edebiyat fenomeni haline getirmiştir. Yazar şu an İsveç Österlen'de yine bir yazar olan eşi Linda Boström Knausgaard ve 4 çocuğu ile birlikte yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 60 okur beğendi.
  • 620 okur okudu.
  • 42 okur okuyor.
  • 507 okur okuyacak.
  • 24 okur yarım bıraktı.