Kemal H. Karpat

Kemal H. Karpat

Yazar
8.7/10
159 Kişi
·
546
Okunma
·
107
Beğeni
·
2567
Gösterim
Adı:
Kemal H. Karpat
Tam adı:
Kemal Haşim Karpat
Unvan:
Tarihçi, Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi, Yazar
Doğum:
Romanya, 15 Şubat 1925
Ölüm:
ABD, 20 Şubat 2019
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine master ve doktora yaptı. Romanya'da tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi, Rus tarihi, Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı. 20 ülkede yayımlanmış 130 makalesi ve 16 kitabı bulunmaktadır. Amerika'daki Türk Araştırmaları Cemiyeti'nin kurucusu ve başkanı, Orta Asya Cemiyeti'nin (ACAS) kurucusu. Şu anda İstanbul Şehir Üniversitesi Tarih Bölümünde Tarih Profesörü olarak çalıştı. Türk Tarih Kurumu şeref üyesi ünvanı aldı.

Yurtdışında en çok ilgi gören eseri Ottoman Population adlı çalışmasıdır. Kitap, Wisconsin Üniversitesi tarafından basıldı. TBMM Onur Ödülü aldı.
Osmanlı hanedanı da saf kan Türk olmaktan uzaktı. Alderson, Türk olmayan kadınlarla evlenmelerinden ötürü, Osmanlı hanedanının 1/16384 oranında kanı saf Türk olduğunu hesaplamıştır.
Türkiye'de ırkçılığı izah edebilmenin tek yolu, onu imparatorluğun kaybına karşı gösterilen taklitçi, gerici ve hissi bir reaksiyon olarak tanımlamaktır. Irkçılık, din yerine ırk kavramını koyan ve suni bir elit nazariyesi yaratarak muayyen bazı grupların iktidar ve genişleme hırslarına hizmet eden bir teoridir.
1950'den beri iktidarda olan Demokrat Parti ve Büyük Millet Meclisi laikliği bir hayli liberal bir şekilde yorumladığı halde, şimdiye kadar, irticanın reformları silip süpürmesine de müsaade etmemiştir. İrtica tehlikesi, üyeleri laik cumhuriyet kuşaklarına mensup olan şimdiki hükümetten gelmemektedir. Asıl tehlike, iktidarı ele geçirdiğinde, şimdiki liderlerin nispeten büyük prestijinden mahrum olan hükümet işlerinde İslamiyet'e üstün bir mevki tanıyarak sempati toplamayı isteyecek kuşaklardan beklenmelidir.
Jön Türk Devrim'inin yarattığı yeni seçkinci düzenin temelinde,bir avuç eğitimli insan (münevver) ile eğitimsiz halk yığınlarından (avam) oluşan bir toplum yatıyordu.
Kemal H. Karpat
Sayfa 17 - Timaş Yayınları
Türkler açısından Kurtuluş Savaşı hem bir ölüm kalım mücadelesi hem de köklü bir siyasal değişim süreci oldu.Kurtuluş için savaşırken aynı zamanda modern ulusal Türk Devleti'nin temellerini de attılar.Şiddet ve çatışma ile geçmişinden kopan bir ulusun,yeni kimlikler ve yeni özlemlere sahip yeni bir varlık olarak dünya sahnesinde yerini alışı işte böyle gerçekleşti..
Kemal H. Karpat
Sayfa 27 - Timaş Yayınları
Sözün kısası, Türkiye'de demokrasinin başarısızlığı, memleket için felaket doğurabilecek aşırı sağ veya aşırı sol bir rejimin kurulmasına zemin hazırlamış olacak.
Kemal H. Karpat
Sayfa 354 - Bu satirlar 1958 yilinda yazılmıştır.
368 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
24.01.2018

Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı: Türk Siyasi Tarihi

Yazarı : Prof.Dr. Kemal H. Karpat

Yayıncı :Timaş

Sayfası : 368


Bu alanda daha önce okumuş olduğum kitaplar:

1# Türkiye’de çağdaşlaşma (Prof.Dr. Niyazi Berkes) 2# Değişen Dünyada Sosyoloji (Prof.Dr. Veysel Bozkurt) 3# Atatürk ve Aydınlanma ( Prof.Dr. Kemal Arı) 4# Türkiye’nin yakın tarihi (prof.Dr. İlber Ortaylı)


Her birinden ayrı ayrı deneyim, ders ve izlenimler edindim. Bu kitap ise, yakın tarihimizde karşılaşılan politik hataları, demokrasiye müdahale nedenleri ve sonuçlarını değerlendirmiş.

Gelinen noktada şunu anlıyoruz ki; hatalardan fazlaca bir ders çıkaramamışız.

Milli Mücadele gibi bir millet mucizesi ile, vatanı uçurumun kenarından kurtarmışız, fakat onu yönetme, koruma, kollama ve yüceltmede ne yazık ki acze düşmüşüz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında geçiş dönemi olarak tek parti yönetiminin tercihi belli ki bir öngörü değil zorunluluktu. Bunu eleştirenler ve dedeleri sanki on partili bir tercihle mi sandığa gitmişti. Sorunların parti sayısından değil, kafa yapısından kaynaklandığı anlaşılıyor.

Bir padişahın fermanı ve tercihi ile her şey şekillenmiyor muydu?

Tarihi olay ve gerçekleri, zamanın şartlarına göre değerlendirmek gerekir.

Sonraları Atatürk’ün istek ve önerileri ile, denge, denetim ve rekabet olsun diye ikinci bir parti kurulmuştur. Beklenilen gayenin dışına çıkılınca kapatılmıştır.

Bizimle aynı yıllarda varoluş mücadelesine giren, Japonya, Almanya, Finlandiya, İtalya, Hindistan gibi ülkeler bu tür yönetim kavgalarını kısa sürede aşarak, bilim, teknoloji, medeniyet ve aydınlanma yolunda bizi geçmişlerdir.

CHP’den ayrılan bir grup DP’yi kurmuş, DP’den ayrılan bir başka partiyi kurmuş. CHP’den ayrılan başka bir grup bir diğerini kurmuş. Sonra ayrılanların bir kısmı birleşmiş, başka bir parti kurmuş.

Ayrılıp başka bir parti kuranlar anlaşamayınca ayrılıp eski partilerine dönmüşler.

Tekrar yönetim, özgürlük ve inanç konusunda anlaşamayıp ayrılmışlar.

Eline yönetim gücünü geçiren, diğerini yok sayıp ortadan kaldırma arayışına girmiş.

Kin, nefret ve cehalet diz boyu yani.
Her iktidarın nasıl geri dönülmez hatalar yaptığını, yazar çok güzel vurgulamış.

O kadar karışık bir politika anlayışı ve arayışı yaşamışız ki, yılan hikayesi tabiri bu olaylar için tanımlanmış olsa gerek.

Varsayımlarla hareket edip tarih yorumlanmaz ama, Gazi Mustafa Kemal Atatürk 20 yıl daha yaşasaydı sanırım ülkenin kaderi daha başka olurdu.

Bu koltuk ve yönetim kavgası ile yaşayan grupların; ekonomik pastayı büyütme, istihdamı, sanayi yatırımlarını, birlikte büyültme çabası pek olmamış gibi görünüyor.

Yaşanan olayları tahlil ve analiz ettiğimizde; asker, siyaset, hukuk, din, bilim kavramları arasında bir uyum ve dengenin olmadığı görülüyor.

Atatürk’ün bin bir titizlik, araştırma, danışma ve sorgulama ile Türk Milletine armağan ettiği, özgürlük, eşitlik, demokrasi, kültür, sanat ve medeniyet anlayışı, devrimler, bilimsel öngörülerden oluşan toplum elbisesi, bize birkaç numara büyük geldiği, beyin ve gönül dünyamızın anlayamadığı anlaşılıyor. Peki bunu bir alternatifi var mıydı? Alternatifi neydi peki? Ülkeyi belki de beşe bölmek, Fransızlara, İngilizlere, İtalyanlara, Yunanlılara, Ermenilere teslim etmek. Türkler de azınlık olarak sığıntı şeklinde yaşam sürmesi. Bırakın özgür bir ulus olmayı, Libya, Irak, Mısır, Suriye gibi bile kalamazdık.

Bu tür yakın tarih eserlerini, sosyoloji, psikoloji, felsefe, hukuk, bireysel ve kurumsal gelişim eserleri ile pekiştirenlerin aynı kanıya varacaklarını tahmin ediyorum.

İbret alıp, hataların tekrarının önlenmesi için, geçmişin tecrübesi, günümüzün ışığıyla, geleceği planlamak düşer bize.

O ruh, güç ve anlayış hepimizde var. Yeter ki direksiyonu doğru yöne kıralım.

Başka bir kitap tanıtım yazısında buluşmak dileğiyle.

24.01.2018

Ali Rıza Malkoç

#armozdeyis

http://www.arm.web.tr
560 syf.
·90 günde·Beğendi·8/10
Kemal Karpat, Halil İnalcık'tan sonra Türk tarihi üzerine çalışmış en önemli tarihçilerden biriydi. Bilhassa Osmanlı tarihini bütün yönleriyle ele alan, sosyolojik, ideolojik, politik, felsefi açıdan inceleyerek çok önemli tespitlerde bulunana büyük bir Osmanlı-Türk tarihçisiydi. Karpat bu ününü Amerikan üniversitelerinde çalışarak elde etmiş bir tarihçiydi. Zira yurt dışı eğitimi almış olmasa Osmanlı-Türk tarihini tüm boyutlarıyla elen alan bütüncül bir tarih anlayışına ve disiplinine sahip olamazdı. Yurt dışında eğitim almış sosyal bilim akademisyenlerinin ufkunun ne kadar geniş olduğunu Halil İnalcık ve Kemal Karpat örneğine bakarak tespit etmek mümkündür.
Kemal Karpat'ın Türk Demokrasi Tarihi isimli abide kitabı ilk defa İngilizce olarak 1959 yılında Amerika'da yayımlanmıştır. Türkiye'de yayımlanma tarihi ise ancak 1967 yılında olmuştur. Yayımlandığından bugüne özellikle tek partili hayattan çok partili hayata geçişi başka bir deyişle demokrasiye geçiş sürecini bütün detayları ve dinamikleriyle incelemiştir Karpat bu kitabında. Yayımlanmasının üzerinde atmış yılı aşkın bir süre geçtiği halde liberal demokratik bir bakış açısından süreci soğukkanlı olarak inceleyen nadir ve detaylı örneklerden biridir Türk Demokrasi Tarihi.
12 Temmuz 1947 Beyannamesi, Demokrat Parti'nin çok partili hayatın gereklerini yerine getirememesi, Türkiye'de komünizm korkusunun demokrasiye geçiş sürecini sekteye uğratması gibi bir çok faktörün detaylı bir biçimde ele alındığı, eleştirel ve ön yargısız olarak incelendiği görülecektir kitapta. İsmet İnönü'nün çok partili hayata geçiş sürecindeki müspet rolü ilk defa Karpat'ın bu kitabında vurgulanmış ve ne kadar önemli olduğu hatırlatılmıştır.
Türk Demokrasi Tarihi'ni öğrenciliğim sırasında zevkle ve hayretle okuduğumu, bu kitaptan sonra yapbozun parçalarının yerli yerine oturduğunu ve Türkiye'de demokrasi sürecinin neden sekteye uğradığını ve neden hala Batılı anlamda bir demokratik düzene sahip olamadığımızı idrak ettiğimi hatırlıyorum.
Osmanlı'da modernleşme ve Türkiye'de demokrasiye geçiş sürecini bütün yönleriyle incelemek ve öğrenmek isteyen araştırmacıların ve öğrencilerin okumaları gereken ilk kitap Türk Demokrasi Tarihi'dir...
Mehmet Y.
Mehmet Y. Balkanlar'da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik'i inceledi.
368 syf.
Ağır ağır okunacak çok kıymetli bir derleme olmuş. Kemal hocanın çok farklı tarihlerde Balkanlar üzerine yazdığı yazılarından oluşuyor. Balkan Coğrafya, tarih ve kültürüne ilgi duyanlar için çok önemli bir eser.
552 syf.
·16 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Nehir söyleşi" türünü keşfettiğimden beridir, hatırı sayılır sayıda söyleşi okudum, ama bu okuma tecrübesi bambaşka oldu. Karpat'ın mücadelesi ve başarıları kitabın ismiyle müsemma. Bence sadece tarihçilerin değil, her sosyal bilimcinin kitaplığında olması gereken bir eserdir...
Karpat, pek çok çalışmasında olduğu gibi, bu eserinde de sıra dışı açıklamalar ve izahlar getirmek suretiyle Osmanlı tarihine yönelik öne sürülen sürgit yaklaşımların dışına çıkmaktadır. Dile getirilen fikirler bazı yönleriyle orijinal olmakla beraber, Osmanlı tarihçiliğinde yürüyen araştırmacılar için yeni kapılar ve paradigmalar aralamaktadır. Daha kısa ve öz ifadesiyle söyleyecek olursak; hoca yine “ezber bozmaktadır.” Kitap bir giriş ve altı bölümden oluşmaktadır. Başlığından anlaşılacağı gibi, Karpat, Osmanlı tarihinin bu kesitine icmali bir bakış atmakta ve konunun ana hatlarını belirlemekle beraber, çok ilginç ayrıntılara değinmeyi de ihmal etmemektedir. Dolayısıyla, okuyucu Osmanlı merkez yönetimi ve padişah başta olmak üzere üst düzey bürokrasisinden aşina olduğu şahıs ve olguları görmekle beraber, Lübnan, Filistin, Halep, Mısır ve Balkanlarda öne çıkan yerel otorite ve olguları da aynı anda kavramakta ve merkez-çevre arasında mukayeseli ve yansız perspektifler edinebilmektedir.

Klasik dönem diye nitelendirilen XVI. yüzyılın sonuna kadarki sürece dair Osmanlı devlet ve toplumunun üç ana aksına vurgu yaparak başlayan eser, bu üç unsurun ve onları çevreleyen sosyo-politik yapının sonraki üç asırlık süreçte yaşadığı dönüşüm ve transformasyonu kendi iç dinamiklerine ilaveten dış tesirler bağlamında ele almakta ve bu diyalektik sürecin pozitif ya da negatif yönlerini teşrih etmektedir. Osmanlı tımar sistemi ve onun üzerinde yükselen sipahi yapılanmasına ilaveten, toplumsal güçler arasında bir denge ve ahenk tesis eden vakıf müessesesinin işleyişi ele alınmak suretiyle klasik dönemin evirildiği ana hatlar çok açık bir surette işlenmektedir. İşte bu üç aks üzerinde yaşanan değişimin esasına odaklanan Karpat, Osmanlı bürokrasisindeki merkez ve taşra dengesinin değişimini merkez bürokrasisi ve âyânlar arasındaki uyum ya da çelişki uzantılarıyla okumakta ve ilginç çıkarımlar yapmaktadır. Osmanlı kenti, ticari hayatı, demografi, bürokrasi ve Tanzimat dönemine eğilen yazar, Osmanlı modernleşmesini “başarısız” ve “işlevsiz” hale getiren merkez bürokrasinin “tahakkümcü” ve “yok edici” tavrını eleştirmektedir.
280 syf.
·18 günde·Beğendi·7/10
19. yy.dan itibaren edebiyatımız hangi aşamalardan geçmiş, toplumun sosyolojik, kültürel, politik ve ekonomik yapısı insanımızın duygu ve düşüncelerini nasıl etkilemiş ve bunlar edebiyatımıza nasıl yansımış, bütün bu hususları anlamak için Kitabı okumaya başladım. Böylece Halit Ziya Uşaklıgilden, Reşat Nuri'ye, Sait Faik, Yaşar Kemal'den Orhan Pamuk'a Türk edebiyatımızın eserlerini okurken yazarların bulunduğu dönem, yazarların etkilendikleri fikirler ve akımları göz önünde bulundurarak kitaplarda yer alan fikirleri, konuları, hikayeyi ve edebi nitelikleri daha iyi anlayabileceğimi düşündüm.

Kitap benim için çoğu yerinde bu beklentilerimi karşıladı (kitap her ne kadar ana konuya 69. sayfasında girebilse de). Türk Edebiyatından bu zamana kadar Reşat Nuri, Halide Edip, Yakup Kadri ve Yaşar Kemal ağırlıklı okumalarım oldu. Ancak bu kitapları da seneler evvel okumuştum. Bu yüzden Kemal Karpat'ın yazdıklarının, tespitlerinin ne kadar doğru ve yerinde olduğu hususlarında eleştiri yapabilecek bir durumda görmüyorum kendimi. Bu yüzden özellikle 1000kitap sitemizdeki kitap kurtlarımızın kitabı okumasını ve değerlendirme yapmasını arzu ediyorum.

Ama benim anladığım temel nokta, orta sınıfın doğması ve yabancı eserlerin tercümesi ile ilk hikaye ve romanlarımız yazılmaya başlanıyor. Kemal Karpat bu ilk eserleri edebi nitelikten ve derinlikten uzak buluyor. Ancak milli edebiyat dönemi yazarları ile belirli bir kıvama gelindiğinden bahsediyor. Özellikle Üç Kemal (Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve Kemal Tahir) ile ilgili tespitleri ilginç. Her bir yazarın belirli birkaç konuda üstün olduğunu belirtiyor ve üçü bir yazar olsaydı o zaman Tolstoy tarzı dünya çapında romanlarımız olurdu diyor. Ya da ben yanlış anlamış olabilirim. Mümkün mertebe alıntılar vereceğim sizlere.

Sonuç olarak, bence artılarıyla eksileriyle (ki eksik kısımlarını değerlendirebilmek benim haddim değil) Türk edebiyatının 19. yy. dan günümüze geçirdiği evrimleri bilmek, biz okurlara çok şey katacaktır. Belki de bu tarz kitaplar üniversitelerde, hatta liselerde okutulmalıdır.
560 syf.
·72 günde·Beğendi·9/10
Kemal Karpat, tarihimizin belki de en çok çalışan tarihçisi. Okurken, yahu bu adam Kemalist gidiyordu derken Osmanlıcı, Liberal mi acaba derken tam bir devletçi olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Bu muhtemeldir ki o kişi dönemin ruhuna kaynaklarına tarafsız yaklaşabilecek erdeme kavuşmuştur. Türkiye'de sayılı eserlerden biri olan Türk Demokrasi Tarihi, ülkenin yalnızca bir asırda tebadan, demokratik haklar talep eden bir topluma evrilişinin kısa bir tarihidir.
368 syf.
·Puan vermedi
“Siyasi kargaşanın huzur ve istikrar getirmediği Cumhuriyetin kurulduğundan beri aşikardır.” Gönül isterdi ki Üstad 82 darbesi ve sonrasına ilişkin görüşlerini de yazsın ama bu kadarı bile günümüz Türkiye’sinin siyasi durumunu anlatmaya yetiyor. Mekanı cennet olsun.
352 syf.
·63 günde·Puan vermedi
Kemal Karpat'ın "Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum" isimli kitabını beğenmiş olarak bu kitabı büyük bir heyecanla elime aldım. Detaylarını çok merak ettiğim toprağımızın son 200 yüzyıllık macerasını objektif bir kalemden görebilmekti hedefim. İlk önce demeliyim ki kitabı 2 aya yaygın bir sürede okuduğum için kitaptaki olayların birbirleri ile olan neden-sonuç ilişkilerini kurmada zorluklar çektim. Bu sebeple kitabın mümkünse bir hafta içerisinde okunması önemli bence. Kitaptan çok büyük beklentilere girmiştim, maalesef kitap bittiğinde bu beklentimi karşılamadığını gördüm. Bazı olaylara yer verilirken, bazı önemli olaylar parantez aralarında geçmiş. Marshall yardımları, 6. filo olayları, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili tatmin edici bilgi neredeyse yok. Bunun benzeri birçok olayla ilgili kısıtlı bilgiler verilmiş. Diğer taraftan, küçük bir kitaba bu kadar bilginin sığdırılmasının zor olduğunu ben de biliyorum. Ama yakın tarihimizle ilgili çarpıcı tespitlerin ve analizlerin yapıldığı bir kitap bulmayı çok arzu ederdim duayenden. Bütün bu karalamalarıma rağmen yine de herkesin okumasını tavsiye edeceğim önemli bir kitap.
280 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Geçtiğimiz günlerde yazdığım bir blog yazımda İletişim Yayınları'ndan çıkan Tolstoy'un Kazaklar eserindeki birkaç yazım hatasını not etmiştim. Bu kitabı okuyunca Editor kavramı üzerine bir kez daha düşünülmesi gerektiğine karar verdim. İletişim'den de özür diliyorum. Timaş'tan çıkmış bu Kemal Karpat kitabında o kadar çok yazım hatası var ki, belki yüzlerce desem abartmış olur muyum bilmiyorum. Editör beyfendiye selam olsun.
Kitap hakkında yazdığım blog yazımı merak edenler için linkini veriyorum:
https://karakugublog.wordpress.com/...plum-kemal-h-karpat/

Yazarın biyografisi

Adı:
Kemal H. Karpat
Tam adı:
Kemal Haşim Karpat
Unvan:
Tarihçi, Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi, Yazar
Doğum:
Romanya, 15 Şubat 1925
Ölüm:
ABD, 20 Şubat 2019
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine master ve doktora yaptı. Romanya'da tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi, Rus tarihi, Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı. 20 ülkede yayımlanmış 130 makalesi ve 16 kitabı bulunmaktadır. Amerika'daki Türk Araştırmaları Cemiyeti'nin kurucusu ve başkanı, Orta Asya Cemiyeti'nin (ACAS) kurucusu. Şu anda İstanbul Şehir Üniversitesi Tarih Bölümünde Tarih Profesörü olarak çalıştı. Türk Tarih Kurumu şeref üyesi ünvanı aldı.

Yurtdışında en çok ilgi gören eseri Ottoman Population adlı çalışmasıdır. Kitap, Wisconsin Üniversitesi tarafından basıldı. TBMM Onur Ödülü aldı.

Yazar istatistikleri

  • 107 okur beğendi.
  • 546 okur okudu.
  • 37 okur okuyor.
  • 697 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları