Kobayaşi Takici

Kobayaşi Takici

Yazar
8.6/10
26 Kişi
·
64
Okunma
·
5
Beğeni
·
474
Gösterim
Adı:
Kobayaşi Takici
Tam adı:
Takiji Kobayashi
Unvan:
Japon Yazar
Doğum:
Odate, Akita, Japonya, 13 Ekim 1903
Ölüm:
20 Şubat 1933
13 Ekim 1903’te Akita Vilayeti’nin Şimokavazoi köyünde doğdu. Ailesi ekonomik nedenlerle yazar henüz 4 yaşındayken Hokkaido Adası’nın Otaru kentine göç etmek zorunda kaldı. 1924’te Otaru Ticaret Yüksekokulu’ndan mezun oldu ve Hokkaido Sömürge Bankası’nda çalışmaya başladı. Öğrencilik yıllarında dönemin ünlü yazarı Şiga Naoya’dan ve proletarya edebiyatından etkilenerek kaleme aldığı öykülerini muhtelif dergilere gönderdi. Mücadele Bayrağı dergisinde yayımlanan “15 Mart 1928” (1928) ve Yengeç Konserveleme Gemisi (1929) başlıklı eserleri muazzam bir ilgi gördü ve yazar Japon proletarya edebiyatının en gözde yazarlarından biri haline geldi. “Gaip Toprak Ağası” (“Fuzai Cinuşi”, 「不在地主」, 1930) adlı öyküsü neşredildikten sonra bankadaki görevine son verildi. Bunun üzerine Tokyo’ya gitti ve siyasi faaliyetlere odaklandı. Başlığı sonradan öykünün kadın kahramanına atıfla “Yasuko” olarak değiştirilecek olan “Yeni Kadının Portresi” (“Şincosei Katagi”, 「新女性気質」, 1931) ve ölümünden sonra yayımlanan “Bir Partilinin Hayatı” (“Tōseikatsuşa”, 「党生活者」, 1933) gibi tefrika metinleriyle Japon kültür dünyasında yepyeni rüzgârlar estirdi. Daima radikal siyasetin kalbinde yer alan Kobayashi Japonya Proletarya Yazarları Birliği Genel Sekreterliği’ni yürütürken 1931 sonbaharında Japonya’nın Mançurya’yı işgali üzerine, bu emperyalist yayılmacılığa karşı çıktı, o zamanlar yasadışı olan Japonya Komünist Partisi’ne üye oldu. 1932 Mart’ında, kendisinin de aktif rol aldığı Japonya Proletarya Kültür Konfederasyonu’na yönelik büyük sindirme operasyonları esnasında direniş faaliyetlerini yer altında sürdürdü. 20 Şubat 1933’te Tokkō addedilen Özel Yüksek Polis Birimi’nce tutuklandı. Gördüğü ağır işkenceler sonucunda hayatını kaybetti. Cesedine otopsi yapılması engellendi ve ölüm nedeni “kalp krizi” olarak açıklandı. Tokkō polisi yazarın cenazesinde, merasimin yapıldığı mekânı basarak birçok kişiyi tutukladı. 1930 ve 40’lardaki tüm unutturma girişimlerine rağmen, Yengeç Konserveleme Gemisi’nin başı çektiği eserlerinin özgünlüğü ve dinamizmiyle belli kritik dönemlerde yeniden keşfedilen Takiji Kobayashi günümüzde ulusal sınırları aşarak dünya proletarya edebiyatının en müstesna yazarlarından biri haline gelmiştir.
Dinleyenler adeta kuvvetli bir adam tarafından kıskıvrak kavranmış gibi suskunlaştılar.
Kobayaşi Takici
Sayfa 121 - Devrim Çetin Güven (çev.), Ayrıntı, 2018
Sıcak suyu götürürken işçi şefi Asakava'ya rastladı.
“Hop, nereye gidiyon leyn!”
Balıkçı “Mevtayı gasletmeye!” diye yanıtlayınca, şef sadece “Suyu israf etmeyin!” demekle yetinerek gitti.
Kobayaşi Takici
Sayfa 119 - Devrim Çetin Güven (çev.), Ayrıntı, 2018.
1930 ve 40’lardaki tüm unutturma girişimlerine rağmen, Yengeç Konserveleme Gemisi’nin başı çektiği eserlerinin özgünlüğü ve dinamizmiyle belli kritik dönemlerde yeniden keşfedilen Kobayaşi Takici günümüzde ulusal sınırları aşarak dünya proletarya edebiyatının en müstesna yazarlarından biri haline gelmiştir.
Kobayaşi Takici
Sayfa 1 - "Kobayaşi Takici", Devrim Çetin Güven (çev.), Ayrıntı, 2018.
"İnsan hakları dediğin nedir ki? Anlamsız şeyler bunlar. Kullanan ve kullanılan aynı düzeyde olamaz."
160 syf.
·Beğendi·10/10
İtiraf edeyim çok yavaş okurum. Fakat “Yengeç Konserveleme Gemisi”ni, hani derler ya, “bir solukta” bitirdim. Şöyle güzel bir kahve yaptım kendime. İnanmayacaksınız ama kahvemi içene kadar bitirdim kitabı . Çok farklı bir eser. Farklı yörelerin ağızları, argo, şehirli konuşma tarzları iç içe geçmiş, bu da çok hoş bir cümbüş oluşturmuş. Eseri kahvem eşliğinde, kâh gülerek, kâh gözlerim dolarak okudum. Sanki eskimeyen bir filmi seyretmek gibiydi. Sanki yazar Kobayaşi Abi’yle 1929 yılında, Japonya’da bir kahvehanede oturmuşuz da, abi bana ağzından bal damlayarak bu hikayeyi anlattı. (Tabii Türkçe dublajla :) ) Ee ne demişler, bir kahvenin kırk yıl hatırı varmış. Aynı şeyi kitaplar için de söyleyemez miyiz ki?
160 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Alt sosyal sınıfı, emekçileri veya farklı bir tabirle proleterleri anlatan edebi eserlere (proletarya edebiyatı diye kategori oluşturanlar var) örnek olarak: Emile Zola'nın 'Germinal'ini, Jack London'ın 'Demir Ökçe'sini, Upton Sinclair'in 'The Jungle'ını verebiliriz. Şimdiye kadar kimse söylememiş fakat benim nacizane fikrime göre Arthur Koestler'in 'Gün Ortasında Karanlık' ve Soljenitsin'in 'Ivan Denisoviç'in Bir Günü' başlıklı romanları da bu olası kategoriye dahil edilebilir. Sonra efendim, alt sınıfların uğradıkları haksızlıkların edebiyata yansıması deyince ilk akla gelen isim haliyle Maksim Gorki'dir, Gorki aynı zamanda benim ağabeyim olur.

Elimizdeki romanda ise dönem Japonya'sının sosyal durumu ve proleterlerin yürek burkan yaşam koşulları anlatılmıştır. Rus savaş gemisinden bozma Japon yengeç konserveleme gemisinin işçileri, Kamçatka açıklarında yengeç avlanırken, kapitalizmin çıkarları uğruna kendi hayatlarını hiçe saymak durumundadırlar sonrası maruz kaldıkları haksızlıklar derken bütün bunlar işçileri topyekün bir baş kaldırışa, bir karşı eyleme itekler. Yazarın romanda vermeye çalıştığı mesaj belki de bu sosyalist ideoloji doğrultusunda bazı ülkelerde yönetimlere karşı düzenlenen eylemlerin, devrimlerin, ihtilallerin sebepsiz yerlere oluşmadığı, ülke yönetimlerin alt sınıfları yok sayan politikaların sosyalizm ideolojisini ve eylemlerini körüklediğidir. Japon yazar Kobayashi Takiji, kalemini bu denli sivri tuttuğu için haliyle acımasız yaptırımlara maruz kalmış. 1933 senesinde önce tutuklanıp ardından işkence görerek öldürüldüğünde henüz otuz yaşındaymış.

Japon dilini ve kültürünü, oradaki üniversitelerde eğitim görüp üstlenen Devrim Çetin Güven'e bu edebi eseri dilimize kazandırdığı için minnet borçluyuz, aynı zamanda Ayrıntı Yayınları'na da. Eserin edebi özellikleri fevkalade güzel, diyaloglarda zaman zaman kullanılan sokak jargonları da müthiş. Tavsiye ediyorum, okuyunuz diyorum...

İyi okumalar...
192 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kapitalizmin egemenliği altında patron işçi arasındaki ilişkiyi yengeç avlama işiyle çok güzel bir şekilde dile getirmiş bir kitap.
Patronların doymak bilmeyen hırsları yüzünden işçilerin çektiği sefalet artık dayanılmaz bir hal almazken işçiler kendi aralarında örgütlenip haklarını aramak isterler. Tabi her zamanki gibi hak almak için illa birileri arada kayıp gider. Ama yılmayarak bunun devamını getirip en son zafere ulaşırlar. Çok güzel mesajlar içeren iş hayatını anlatan güzel bir karikatür kitabıydı. Okunmasını tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar dilerim...
160 syf.
·3 günde·10/10
1929 yılında japon yazar Kobayaşi Takici tarafından kaleme alınmış, emekçi sınıfının sorunlarını, mücadelelerini, onların ne denli zor şartlarda çalıştırıldığını anlatan proletarya türünde yazılmış bir kısa roman Yengeç Konserveleme Gemisi . Bu yönüyle Maksim Gorki ' nin Ana 'si, Emile Zola 'nin Germinal 'i, Jack London ' in Demir Ökçe 'si ile aynı kategoride olduğunu söyleyebiliriz. Sadece küçük bir fark olarak bu romanda mizahi bir kimlik de bulunuyor.

Yazar Kobayashi polis işkencelerine dayanamayıp ölen, japon edebiyatının aydinlarindan biri. Faşizmin ayak seslerinin hissedildiği 2. Dünya savaşı yıllarında çok genç yaşta ugurlamisiz onu. Bu romanı elbette ki yasaklanmış uzun yıllar. 2000 li yıllarda tekrar yayımlandığinda ise Bestseller olmuş.

Romanın önsözünde Japonya'daki ilk seçimlerin 1928 yılında yapıldığı, ancak sadece erkeklerin oy kullanabildiği ayrıntısini okuyunca, Japonya'nın bu kadar kısa sürede ne kadar fazla yol aldığını görünce şaşırıp kalıyoruz.

Romanın kısaca konusuna deginelim.
1904 - 1905 Japon- Rus savaşı sonrası çürüğe cikan, oldukça ilkel, çalışma koşulları berbat gemiler, fabrika haline dönüştürülmus. Ancak bu gemiler ne fabrika ne de gemi statüsünde olmadığı için hak, hukuk, adalet gibi kavramlar buralara uğramıyor. İşçiler boğaz tokluğuna çalıştırılıyor, çalışma koşulları oldukça kötü. Başlarında bulunan bir şef insanlıktan çıkmış, sadece üretim, sadece para düşünüyor. Her ne pahasına olursa olsun, ister ölsunler, ister sürünsunler önemli değil. Tek amaç daha çok kazanmak. Dışarda durum daha kötü, insanlar sonlarını bile bile buralarda çalışmak için neredeyse kuyruğa giriyor. Evsiz Japonlar karton mukavva içinde yaşamlarını sürdürurken bir lokma ekmeğe muhtaçlar. Bu yüzden de her şeye eyvallah demek zorundalar.

O dönem Japonya'sinin bir kesiti , büyük ustalıkla işlenmiş romanda. İnsan düşünmeden edemiyor. Nereden nereye gelmiş Japonya diye.

Oldukça can alıcı diyaloglariyla, pek bilinmeyen bu yazar beni epey etkiledi. Eğer ki , bu türe ilginiz varsa kesinlikle tavsiye ederim.
İyi okumalar...
192 syf.
Güzel bir kitaptı.Sonunun daha güzel olmasını isterdim.Bunun dışında hayatın içinden olan pislik insanları çok güzel anlatmıştı.Tavsiye edebileceğim tek manga neredeyse.
160 syf.
·Puan vermedi
Bu naçizane öykü, " sömürge bölgelerine yönelik kapitalizm istilası tarihinden" bir sayfadır. Kitap yorumuma kitabın son sözüyle baslamak istiyorum. Her zaman çalışkanlıklarıyla örnek gösterilen japon halkının böyle emek sömürücü ülke olabileceğini hiç düşünmemiştim. Kapitalizmin sonuçlarının her yerde aynı olduğunun insan hayatının ve emeğin ne kadar değersiz olduğunun bir kere daha farkına vardım.
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
#takicikobayaşi #yengeçgemisi Kitap yengeç 🦀 konservesi üreten bir gemi-fabrikada geçmekte. Yolcu ya da yük gemisi olmadıgı için gemicilik kanunlarından, bir fabrika olmadığı için işletme kanunlarından muaf olan bu gemide insanlar üç kuruş için, insani olmayan koşullarda çalışmaktadırlar. Üstelik hiçbir kanuna tabi olunmadıgından, işçileri koruyan bir kanun da bulunmamaktadır. İşçilerden Mori samanın içindeki kıvılcım olur.
.
.
Cizimleri harika olan bu mangayı severek okudum. Tavsiye ederim. .
.
#bookie #hygge #bookish
#okudumbitti #hyggestyle #bookworm #bookstagram #bookstagrammer #books #book #neokudum #kitap #kitapkolik #kitapsever #kitapaski #neokusam #kitapseverler #kitapsevgisi #kitapkurdu #kitap #read #reading #oku #okudumokuyorum #okudumoku #okudumbitti #okudumokuyun #sendeoku #okumak #kitaponerileri
160 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
kolektif bir başkaldırının kitabı. Takici yaşadığı dönemde karşısına çıkan sömürü haberlerini harmanlayıp bir kurguda birleştirerek proleteryanın sorunlarına değinmiş. bu cefa dolu kölelik halinden kurtulmanın yolu olarak ise birlik olmanın önemini vurgulayarak çözüm olarak bize sunmuş.

yengeç konseveleme gemi (fabrikaları) 1.dünya savaşı sırasında ruslar'dan elde edilen artık harabe haline gelmiş savaş ganimeti eski hastane gemileridir. ne bir gemi olarak kabul görmedikleri için deniz hukukuna ne de fabrika kabul edilmedikleri için ticaret hukukuna tabi değillerdir. bu yüzden kapital sermayelerce daha fazla kar elde etmek uğruna ölesiye çalıştırılan fakirler için bir cehenneme dönüştürülürler.

hikayeye konu olan kahramanlar yani işçiler bireyselleştirilmemiş ve kolektif olarak kabul görmüş ve 400 kişiden oluşan ancak tek bir vücut gibi hareket eden bir kitle olarak anlatılmış. bunun için konu olan işçilerin kendi isimleri yerine tayfa tarafından birbirlerine verilen lakapları kitaba konu edilmiş. kitapta ismi geçen bir kaç karakterden başka isme raslamıyoruz ( ki bunlar zulmün baş aktörü işçi şefi asakava ve ağır şartlar neticesinde ölen işçi yamada'dır). böylelikle tek bir kişinin başarısı olarak parlatılacak algıya mahal verilememesine dikkat edilmiş.

şartların ağırlığına rağmen işçilerin isyan etmesi hiç kolay olmamıştır. günümüzde de çok sık rastladığımız milli değerler, hainlik vs. gibi kelimeler işçilerin sömürülmesi için şef asakava'nın sık sık baş vurduğu söylemlerin omurgasını oluşturmaktadır. işçiler sömürüldüklerinin farkında olmalarına rağmen asıl uyanışları kendilerinden biri olan yamada'nın şartlar dolayısı ile ölmesi, cenazesine yapılan saygısızlık ve en çok güvendikleri imparator donanmasının sermayenin yanında yer alması olmuştur.
192 syf.
ayrıntı yayınlarından "yengeç konserveleme gemisi" adı ile çıkan bir solukta okunacak kobayaşi takici öyküsü. kitapta sık sık şef asakava tarafından sarf edilen milli değerler, hainlik gibi kelimelerle başlayan söylemler günümüz okuyucularına çok tanıdık gelecektir sanırım.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
“Hey cehenneme gidiyoruz lan!”
.
Kamçatka sularında yengeç konserveleme gemi/fabrikası Hakkō-maru’nun 400e yakın mürettabatının hak arama sürecine nasıl başladıklarını okuyoruz.
Ölümüne çalıştırılan,aç bırakılan,tecavüze uğrayan,çok kazandıran ama az kazanan işçilerin öyküsü bu.
Sağlam bir proletarya kitabı.Emekçilerin milliyetçi duyguları ile nasıl oynandığının,kapitalizmin görünen ama konuşulmayan sınırlarının ne derece kanlı olabildiğinin kısa bir özeti.
.
Yaşanmış bir olayı da konu ediniyor yazar: sos sinyallerine cevap verilmeyen bir geminin neredeyse tüm mürettebatını yitirmesini.Ve bu esnada diğer gemilerin yardım etmekten ziyade sadece durup izlediğini..
.
Kekeme karakterinin bile dilini çözebilecek denli acılardan bahsediyor Takici.Sözlerin arasında kadın haklarına değiniliyor,toplumdaki yozlaşma eleştiriliyor.
Kobayaşi Takici’nin aslında her devire hitap eden kitabının özellikle bu sıralar yeniden gündeme gelip-çok-satanlar listesine girmesini anlamlandırabilmek zor değil.Çünkü birçok insan her gün “cehenenneme gidiyor” hala.
.
Japonca aslından çeviren Devrim Çetin Güven,sokak ağzı,argo açısından oldukça yoğun olan bir kitabın çevirisini üstlenmekle birlikte beni hazırladığı açıklayıcı,detaylı “sunuş”u ile oldukça etkiledi.
.
Sonuç olarak;
“Bu naçizane öykü,’sömürge bölgelerine yönelik kapitalizm istilası tarihinden’ bir sayfadır.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Kobayaşi Takici
Tam adı:
Takiji Kobayashi
Unvan:
Japon Yazar
Doğum:
Odate, Akita, Japonya, 13 Ekim 1903
Ölüm:
20 Şubat 1933
13 Ekim 1903’te Akita Vilayeti’nin Şimokavazoi köyünde doğdu. Ailesi ekonomik nedenlerle yazar henüz 4 yaşındayken Hokkaido Adası’nın Otaru kentine göç etmek zorunda kaldı. 1924’te Otaru Ticaret Yüksekokulu’ndan mezun oldu ve Hokkaido Sömürge Bankası’nda çalışmaya başladı. Öğrencilik yıllarında dönemin ünlü yazarı Şiga Naoya’dan ve proletarya edebiyatından etkilenerek kaleme aldığı öykülerini muhtelif dergilere gönderdi. Mücadele Bayrağı dergisinde yayımlanan “15 Mart 1928” (1928) ve Yengeç Konserveleme Gemisi (1929) başlıklı eserleri muazzam bir ilgi gördü ve yazar Japon proletarya edebiyatının en gözde yazarlarından biri haline geldi. “Gaip Toprak Ağası” (“Fuzai Cinuşi”, 「不在地主」, 1930) adlı öyküsü neşredildikten sonra bankadaki görevine son verildi. Bunun üzerine Tokyo’ya gitti ve siyasi faaliyetlere odaklandı. Başlığı sonradan öykünün kadın kahramanına atıfla “Yasuko” olarak değiştirilecek olan “Yeni Kadının Portresi” (“Şincosei Katagi”, 「新女性気質」, 1931) ve ölümünden sonra yayımlanan “Bir Partilinin Hayatı” (“Tōseikatsuşa”, 「党生活者」, 1933) gibi tefrika metinleriyle Japon kültür dünyasında yepyeni rüzgârlar estirdi. Daima radikal siyasetin kalbinde yer alan Kobayashi Japonya Proletarya Yazarları Birliği Genel Sekreterliği’ni yürütürken 1931 sonbaharında Japonya’nın Mançurya’yı işgali üzerine, bu emperyalist yayılmacılığa karşı çıktı, o zamanlar yasadışı olan Japonya Komünist Partisi’ne üye oldu. 1932 Mart’ında, kendisinin de aktif rol aldığı Japonya Proletarya Kültür Konfederasyonu’na yönelik büyük sindirme operasyonları esnasında direniş faaliyetlerini yer altında sürdürdü. 20 Şubat 1933’te Tokkō addedilen Özel Yüksek Polis Birimi’nce tutuklandı. Gördüğü ağır işkenceler sonucunda hayatını kaybetti. Cesedine otopsi yapılması engellendi ve ölüm nedeni “kalp krizi” olarak açıklandı. Tokkō polisi yazarın cenazesinde, merasimin yapıldığı mekânı basarak birçok kişiyi tutukladı. 1930 ve 40’lardaki tüm unutturma girişimlerine rağmen, Yengeç Konserveleme Gemisi’nin başı çektiği eserlerinin özgünlüğü ve dinamizmiyle belli kritik dönemlerde yeniden keşfedilen Takiji Kobayashi günümüzde ulusal sınırları aşarak dünya proletarya edebiyatının en müstesna yazarlarından biri haline gelmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 82 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.