Korhan Göktuğ

Korhan Göktuğ

Çevirmen
7.6/10
178 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
125
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
592 syf.
·7/10
Zor gecirilmis cocukluk donemi ile sosyopatligin zirvesine yol acan acimasiz yillari... cahilligin guc gosterisi, yasaminda yasadigi tum eksikliklerin sizofrenik faturalari... insan iki sey yuzunden kaybeder; ya kendini tanri gorur ya da cok ezik... bu iki sey hayatinizin baslangic noktalaridir... ektiklerinizi bicmeye gelince, kader diyemezsiniz.... tanri olmak isteyenler, olmadan once bir daha gozlemlemek adina okumalidirlar....
592 syf.
Okuma tercihiniz size kalmış, diktatörün ağzından anlatılmış son derece sert bir kitaptır. Dönemin sosyal, siyasal, ekonomik ve askeri yönleri karmaşık bakış açısı ile sunulmuştur . Keşke Hitler ressam olsaymış.🤷‍️🤷‍️
592 syf.
·14 günde·7/10
Hayırlı akşamlar dilerim efenim.
Farklı bir bakış açısına sahip olmak iyidir mantığında olduğum için bu kitabı tavsiye ederim. Tabi ön yargılarınızı bir kenara bırakabilirseniz.
Adolf Hitler bir yazar olmaması sebebiyle kitabında çok fazla noktalama hatası mevcut. Bu sebeple gözleriniz acıyabilir. Fakat kullandığı üslup kitabı ilginç bir şekilde akıcı da yapmış.
Adolf Hitler, Kavgam kitabını öncülük ettiği darbe girişiminin başarısız olması sebebiyle mahkeme kararıyla mahkum edildiği Landsberg Hapishanesi'ndeki günlerinde yazmış.
Kitapta hem kendi hayatına hem de ideolojisini değinmiş. Marksizme, Sosyalizme ve Antisemitizme bakışını cesurca ifade etmiş. Zaman zaman yaptığı yıkımı düşününce okumak güçleşmiş olsa da en azından Adolf Hitler'in yaşadıklarını kendi gözüyle okuduktan sonra onu eleştirmek çok daha sağlıklı olabilir. Yahudilere karşı bu keskin ve sarsılmaz düşmanlığını anlamakta hala güçlük çekiyorum. Fakat onun zamanında ve onun şartlarında yaşamamış olmam sebebiyle bir nebze de olsa üstünü örtebiliyorum.(Tabi bu dönemde bile dünya yöneticilerinin çoğunun Yahudi olduğunun da altını çizmekte fayda var.) Tabi bu asla yaptığını doğru bulduğum anlamına gelmez. Hitler son derece zeki ve iyi bir gözlemci olması sebebiyle; bulunduğu dönemin şartlarını kendi görüşlerine uygun hale getirebilmiş. Adolf Hitler'in değindiği birçok konu aslında doğanın acı ve gerçek yüzü. Fakat birçoğumuz Hitler kadar acı gerçekleri dışarıya vuramıyoruz. Kitabı okurken tarihi anlayıp, objektif yaklaşmaya çalışsanız bile Hitler'in psikolojik sorunlar yaşadığını anlayabilirsiniz.
Ayrıca okurken şu gerçeği kaçırmanızı öneririm. Adolf Hitler'i ne yazık ki bizim düzenimiz yarattı. Günümüzde Fransız İhtilalinden kalan sadece yenilikçi, özgürlükçü ve çağdaş düzen değil; aynı zaman da bir çok ülkede ayrılıkçı azınlıkların varlığının sebebidir de. Sevgiyle kalın...
592 syf.
·9 günde·7/10
Bir merakla aldım ve nihayet bitirebildim.
Kitabın içeriğine geçersek;
Adolf Hitler'in çocukluğundan başlayıp gençliğindeki fikirlerinin nasıl oluştuğunu, kendini Alman milliyetçiliğine nasıl adadığı ve ağır bir şekilde ırkçılıktan bahsettiği siyasi bir manifestodur.
İlk 250 sayfaya kadar konular çok sıkıcı olmuyordu ancak bu sayfadan sonra ağır bir şekilde ırkçılık işin içine giriyor.
Bu yüzden çok önerebileceğim bir yapıt değildir. 10 üzerinden 7 veriyorum, o da sırf milliyetçiliği iyi bir şekilde kaleme aldığı için.
Saygılarımla, iyi okumalar.
Daha fazla okuyamadığım hitler'in bir kendi görüşlerini birde yaşamını anlatığı Siyasal propaganda kitabı.Biyografi niteliği taşısa da aslında Nasyonel sosyalist düşüncelerin misyonerliği yapıyor.Hitler yazarken Bir Habsburg hanedanlığına giriyor Babasında çıkıyor sonra Prusya'ya giriyor Sonra Avusturya'daki
Durumunu anlatıyor.Çorba gibi bir kitap her şeyi karışık.Okurken anlamını bilmediğiniz terimler olabilir veya anlam karmaşasından dolayı okumakta zorlanabilirsiniz.
İyi ve kötüyü ayırt etmek için okunması lazım.
İyi okumalar dilerim...
592 syf.
·43 günde·7/10
Hitler'in Landsberg Cezaevi'nde 9 ay hapis yattığı sürede kaleme almış olduğu bu eserinde, kendisi ve fikirleri hakkında bize biraz da olsa ışık tutuyor. Hayatının başlangıcından, partisinin kapatılasıya kadar ki süreyi alan bu kitapta yer yer doğru fikirler sunsa da benimsediği saf ırk yaratma politikası gerçekten oldukça acımasız. Kapitalizm, sosyalizmi farklı açıdan inceleyebileceğiniz, bir eser olmakla birlikte dönemin Almanya'sı açısından da oldukça güzel fikirler sunuyor. Fakat bu kitap beklediğim soru için bana cevap veremedi. Hala Hitler'in Yahudi düşmanlığını çözemedim. Hitler 'in ayağına taş değse yahudilerden bilecek. Fakat ön yargıda bulunmadan okumanızı öneririm benim için ne kadar uzun soluklu okuma olsa da farklı bir görüşü incelememi sağladı.
592 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bu Kitap 77 Milyon İnsanı Öldürdü

Evet, Adolf Hitler’in kaleme aldığı Mein Kampf – Kavgam kitabından bahsediyoruz. Tarihteki en etkili ve en önemli kitapların başında gelmesi gereken bu şaheser insanlar tarafından beklenilen ilgiyi görmemiş hatta 70 yıl yasaklı kalmıştır. Bunun Nedeni çok basit; bu kitapta geçen düşünceler İnsanların ölmesine ve öldürmesine yol açıyor. Sizce gerçeklerden kaçmalı mıyız? Yoksa Ön yargılarımızı yıkıp gerçeklere mi yönelmeliyiz? Evet bu kitap 6 milyon insanı doğrudan bu kitaptaki düşünceler nedeniyle, 70 milyon insanı da dolaylı olarak bu kitaptaki düşüncelerin sonucu olarak 2. Dünya Savaşında öldürmüştür.

Kitabın bir şaheser olma nedeni, müthiş siyasi bakış açısı, herkesin kabul ettiği düşüncelerin eksi yönlerini bulabilmesi, herkesin reddettiği düşüncelerin doğru yanlarını ortaya koyabilmesidir. Hayatımın her döneminde defalarca okuyacağımı düşündüğüm bir kitap. Ben diyeyim 15 kez siz deyin 20 kez. Evet her dönem okuyacağım bu kitabı. Kitap oldukça ağır bir kitap ideolojik kavramlar, tarihi bilgiler, tarihi devletlerin tarihi siyasi kavramları.. hem dönemin kültürünü, hem tarihini, siyasi yapısını hem de felsefe bilmek gerekiyor. Bu yüzden kitabı okurken internetsiz oldukça zor anlaşılacaktır. Detaylı araştırmalarla 8 günde okuyabildiğim bu kitap dümdüz okunabilecek bir kitap asla değildir. Bir roman gibi okumanıza ihtimal vermiyorum. Her sayfasında her bölümünde düşünmeniz çözümleme yapmanız gerekiyor. Yoksa size bir şey katmayacaktır.

Bir katilin kitabını okumaya başladım, bir düşünürün kitabını bitirdim;
Mein Kampf – Kavgam isimli kitabını okumadan önce Hitler isimli bir şahsiyetsizin, bir katilin, bir sokak züppesinin ülkeyi nasıl ele geçirdiğini, akılsız beyninde ki kini nasıl iktidar gücüyle birlikte insanları katletmek için kullandığını öğreneceğimi düşünerek okumaya başladım. Ancak kitabın sayfaları ilerledikçe Hitlerin öncelikle bir yaratık olmadığını daha sonra oldukça mantıklı düşüncelerinin ve çözümlemelerinin olduğunu, sonra Yahudilere karşı kininin bir saplantı nedeniyle değil oldukça mantıklı sosyal, felsefi ve siyasi çözümlemeler sonucu ulaştığını ve siyasi sistemi ve antropolojik çözümlemelerindeki müthiş detayları görünce tüm önyargılarım biranda yıkıldı ve oldukça şaşırtıcı bir zekayla karşı karşıya olduğumu anladım. Tüm önyargılarımı sanırım ilk 50 sayfada yıkmayı başardı. Sayfalar ilerledikçe Hitlere olan hayranlığım artıyor parlamenter sitemi, toplumu, monarşiyi, hükümdarları, sosyolojik yapıyı, Marksist ve demokratik sistemleri o kadar müthiş çözümlemelerle eleştiriyor ki şaşırıp kalıyorsunuz. Hele ki Barış, insanlık, hümanizm gibi çoğu insanın benimsediği ve doğrudan kabul ettiği değerlerin aslında nelere yol açabileceğini, nelere mal olabileceğini, Yahudilerin elinde bir maşa olarak kullanılan kavramlar olduğunu öyle mantıklı tasvirlerle açıklıyor ki.. Doğrudan ufkunuzda müthiş alevlenmeler oluyor. Azınlıktaki bir ırkın(Yahudilerin) bu tarz kavramları insanların beynini yıkayıp milli anlayışlarını kaybetmesi ve kendileriyle aynı düzeye getirilmesini ve bunu sağladıktan sonrada ülkeyi ve yönetimini ele geçirmeyi planladıklarını anlatıyor.

Irkçı Olmadığınızı mı Sanıyorsunuz ;
‘’Sen ne saçmalıyorsun bu kitap geçerliliğini kaybetti, artık insanlar bu kitapta geçen iğrenç düşünceleri savunmuyor. Herkes Irkçılık denilen bu anlamsız aptalca düşüncelerden büyük oranda sıyrıldı. Kimseyi doğduğu özelliklerine göre ayrımcılığa tutmuyor.’’ Diyebilirsiniz. Çokta doğrudur. Irkçılar hala günümüzde var olsalar da sayıları 20. Yüzyılın zihniyetine göre oldukça düşük seviyededir.

Ancak burada önemli olan soru şudur; Irkçılık gerçekten Kendi kanından olanı sevmek ve güdülemek, olmayanı dışlamak ve onu öldürmek veya hor görmek midir? Eğer ki algınızda ırkçılık bu şekilde yer edinmişse evet şuan çoğumuz ırkçı değiliz. Ancak ben böyle olduğunu düşünmüyorum, Bunu açıklayabilmem için önce Irk diye bir kavram var mı bunu tartışmalıyız. Bana göre ırk; bir arada yaşayan insanların, aynı kültürü aynı değerleri aynı amaçları taşıyan ve hatta aynı devlet çatısı altında yaşayan dolayısıyla birbirleri arasında üreme ihtimali en yüksek olan insan topluluğunun adıdır. Dünya üzerinde kümeleşmiş şekilde ülkelere ayrılmış yaşamlar görülmektedir. Bu ülkelerde kendi içlerinde alt kültürlere ayrılmıştır. Bu alt kültürlerde en mikro alt kültür olan bireye kadar indirgenebilir. Aslında birbirine değer ve kültür anlamında tıpatıp uyan bir insan yoktur yani tüm insanlar birbirinden farklıdır. Bütün genlerde birbirinden farklıdır(kan birliği). E peki o zaman ırk nasıl oluşur. Irk; değerler, yaşayış biçimi, algı, giyim, mimari, tipoloji, genetik, din, meslek gibi her türlü hayat unsurundaki toplumsal yönelimlerdeki benzerliklere göre ortaya çıkar ve reddedilemez bir şekilde Irk vardır.

Irkın olduğu bir dünyada ırkçılığın olmama lüksü yoktur. Bu ırkçılık anlayışı sadece anlayış olarak farklılıklar gösterir. Kimisi kendi ırkını sever ve diğer ırklara sadece saygı göstermekle yetinir, Kimi bütün ırkları toplumsal özellikleriyle kıyaslar, kimisi başka ırklar gibi olmak ister, kimisi kendi ırkını yüceltir diğerlerini alçak görür, kimisi de hepsini yok etmek ister.

Genetik Bilimi, Doğal Seçilim, Evrimsel Süreç, Adaptasyon.. Evet işte bu ve bu tarz bilim dalları aslında ırkçılığın temelini oluşturmakta ancak ırkçılığı savunmamaktadır. Çünkü bilim bir düşünceyi savunmaz sadece var olanı belirtir. İdeolojilerde bu gerçeklerle kendine amaçlar ortaya çıkarır. Doğal seçilim en güçlülerin en uyumluların, en akıllıların hayatta kalacağını söyler. Bu bir gerçektir. Irkçılık ise En güçlülerin en akıllıların ve en uyumluların hayatta kalması gerektiğini söyler. Bu ise bir amaçtır. Genetik kaliteli genlerin bir araya getirilmesiyle daha kaliteli canlıların ortaya çıktığını belirtir. Irkçılık ise bunu amaca döker. Evrim canlıların sürekli dinamizm içinde değişimini gelişimini kanıtlar, ırkçılık aynı üst ırkların hayatta kalacağını diğerlerinin eleneceğini savunur. Yani ırkçılık ideolojisi bir nevi bilimsel temellidir. Kendi ırkının ya da herhangi bir ırkın güçlü, güzel, akıllı, üst özelliklere sahip olduğunu iddia eden bir kişi bunu bilimsel olarak temellendirebilir.

Evet. Adolf Hitler sonuncusunu seçti, sonuncusu en radikal olanıydı; Kendi ırkını yücelt, diğer ırkları yok et ya da hizmetine geçir. Adolf Hitler yaşadığı dönem ve toplum itibariyle karmaşık bir döneme denk gelmiş bir kişilik. Almanlar, Yahudiler, Slavlar, Lehler’in(Polonyalılar) iç içe yaşadığı ve günümüzde Almanya-Avusturya-Polonya bölgesinde yaşamış bir Almandır. Tabi o dönemde federal bir imparatorluk olan Almanya Prusya, Bavyera gibi eyaletlere ayrılmış haldeydi. Alman ırkı sadece bu ülkelerde yaşamıyor Avrupa’nın farklı bölgelerinde de yaşamaktaydı Çocukluğunda Ressamlığa ve sonrasında mimarlığa yönelmiş sanat ruhlu bir kişilik olan Hitler çevresindeki kişilikleri de süzmüş yorumlamış ve gözlemlemiş en sonunda 1. Dünya Savaşında 4 yıl asker olarak vatanına hizmet etmiştir. Özellikle savaş öncesinde dimağında şekillenen insan ve toplum algısı savaştaki müthiş felaketleri, ihanetleri, adaletsizlikleri, iğrençlikleri, vahşeti görmesiyle radikal bir biçime ulaşmıştır. Bu radikal algısı vatanı için göğüs göğse çarpışan karakterli Alman milletinin verdiği 2 milyon şehidin toplum içinde kancık karakterli, hain, çıkarcı, Marksist, paragöz Yahudi toplumu nedeniyle boşa gittiğini ve dolayısıyla Savaşı kaybettiklerini saptayacak şekilde bir sonuca ulaşmasını sağlar. 1. Dünya savaşının kaybedilmesi, monarşinin yıkılması ve cumhuriyetin ilanı, alman topluluğunun kişiliğini ve benliğini kaybetmesi, Alman siyasetinin ve parlamentonun felaket içinde olmasını medyaya, fabrikalara ve ülke siyasetine hakim olamaya çabalayan Yahudilere bağlamaktadır. Yahudileri o kadar derinden ve o kadar uzun süre incelemiştir ki buradan edindiği izlenimler onu bu sonuca ulaştırmıştır. 2 yıl parlamento binasına giderek incelemeler yapmış, komünist ve Marksist parti toplantılarına katılarak çözümlemeler yapmış, medyayı oluşturan dergi ve gazetelerin sahiplerini yazarlarını araştırmış, ülkenin ekonomik olarak temelini oluşturan kurumlara fabrikaları yöneticilerini gözlemlemiş ve her yerde Yahudilerin olduğunu ülkeyi Yahudilerin yönettiğini fark etmiştir. Bu azınlıkta olan ve kendini bir dini inanıştan ibaret göstermeye çabalayan bu ne olduğu belirsiz tiplerin bu kadar basit olmadığını, bir IRK olduğunu fark etmiş ve bunların yok edilmeden bu ülkenin toparlanamayacağını, sürekli sömürüleceğini fark etmiştir.

Görüldüğü gibi HİTLER saplantılı tamamen düşüncesizce bir ırkçılığı savunmamıştır, aksine müthiş bir çözümlemenin sonucunda nelerin yapılabileceği hakkında bir çözümleme yapmış ve savaş ortamını görmesinden dolayı da merhamet ve acıma duygusunu kaybederek yok etme yönünde acımasızca ve merhametsizce davranmış oldukça zeki, oldukça çalışkan, kindar ve aşırı derecede hırslı bir insandır.

İşte şimdi burada durup düşünelim. Şuanda size çok önemli bir soru soracağım. Bu soruya vereceğiniz cevap Hitlerin durumundayken ne yapardınız sorusunun da cevabı olacak!

100 altınımız var. Bu altınlar 1000 A ırkı ve 250 B ırkı arasında dağıtılacak. Bir müddet sonra görüyorsunuz ki altınların 85 tanesi B ırkında 15 tanesi A ırkında bulunuyor. B ırkı türlü sahtekarlıklarla altınların büyük bölümünü ele geçirmiş. Siz sadece bu 85 kişiyi mi yok etmek istersiniz, yoksa B ırkından olan 250sinin tamamı aynı zihniyettedir deyip hepsini mi yok edersiniz(Burada empatiyi kurabilmek için doğrudan yok etme üzerine yöneldim). İlla yok etmek olarak da düşünmeyelim. Böyle bir durumda ne düşünürsünüz ve nasıl yol alırsınız?

Kiminiz ırk yoktur inanmıyorum dersiniz, kiminiz hak eden hak ettiği altını almıştır dersiniz, kiminiz B ırkını ortamdan uzaklaştırmak ya da ırklar arası adalete yönlendirirsiniz, kiminiz sadece o uyanık sahtekar 85 kişiyi cezalandırırsınız, kiminizde B ırkının 85i böyleyse 250side benzer zihniyettedir deyip köklü ceza vermeye kalkarsınız ki en kolay yöntemde budur. Hitlerde en iyiye giden en kestirme yol en ideal olanıdır algısına sahiptir. Bu nedenle çocuk kadın demeden hepsini yok etmeyi tercih etmiştir.

Evet karar vermek zor değil mi! Kitlesel bir soruna çözüm bulmak zor ama imkansız değil. Ben kitlelerin güdülenmesi ve bu güdüyle eğitilmesi taraftarıyım. Eğer bu olanaksızsa ki bunu yapabilecek gerçekten çok az kişi olmasından dolayı başka yöntemlere geçilmelidir. Hitler Sıfırdan öyle bir başlangıç yaparak alman halkını güdülüyor kendine çekiyor ve devlet başına geçiyor ki, kitap bugüne dek okuyacağınız tüm kişisel Gelişim kitaplarının üstünde bir karakter örneği sergiliyor. Korkusuz, fedakar, bilinçli, kararlı, hırslı, kuvvetli, toparlayıcı, saygılı insan olmanın nasıl bir kuvvete dönüşeceğinin canlı örneğini sergiliyor. 2. Dünya Savaşının sonunda Almanlar artık bitap düşmüşken dahi Hitlere karşı derin saygısını, sevgisini ve korkusunu aynı anda besliyor ve onun kararlılığı doğrultusunda savaşa devam ediyorlardı. Bu nasıl bir güdüleme halkı hegemonyası altına alıp eğitmedir. Düşünebiliyor musunuz? Koca bir ülkeyi Alman ırkçısı yapabilmiştir. Gerçekten hayranlık uyandırıcı

Ancak bu Cani ruhlu merhametsiz adam öyle bir ekip kurmuştur ki, Yahudilere karşı öyle bir kin ortamı oluşturmuş ve merhamet duygusunu tamamen ortadan kaldırmıştır ki gerçekten sonuçları inanılacak cinsten değildir. Nazi İmha Kamplarında yaşananlar, masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve insanlar öyle acımasız yöntemlerle, öyle acılar çektirilerek öldürülmüştür ki… Bir düşünce abartıldığında farklı yönlere kanalize edildiğinde nasıl bir faciaya yol açabileceğinin canlı örneğidir. Çocukların canlı canlı yakıldığı, açlık içinde ölümüne çalışılan, her yerde ölümün koktuğu, gaz zehirlemesiyle, dondurarak, makineli silahlarla taranarak, organları tek tek çıkarılarak, denek olarak kullanılarak öldürülen bu insanlar bir düşüncenin nelere mal olacağının en gerçekçi en unutulmaz kanıtı olmuştur. 1926 yılında kağıt üzerinde bu kadar mantıklı görünen düşünce nasıl olurda 1945 sonunda bu kadar acımasız bir katliamla sonlanır gerçekten şaşırtıcı. Kitabı okurken gerçekten Hitlerin aslında oldukça mantıklı sebeplerden Yahudileri sevmediğini ve ülkeden uzaklaştırmak istediğini anlayabildim ancak kitabın 2/3 sini bitirdikten sonra 1 günümü tamamen o dönemin belgesellerini izlemeye bıraktım. O kadar sarsıldım ve utandım ki anlatamam. Benim mantıklı gördüğüm düşüncelere sahip adam bu saplantılı katil mi diye kendime sordum. O öldürülmüş üst üste atılmış cesetler, katliamlar, savaşta ölen milyonlar, çekilen açlık sefalet, vahşet.. Dikkat edilmediğinde mantıklı görünen ve savunulan bir fikir doğru çözümleme yapılmazsa nelere yol açabilirdi. Bunu öyle derinden korkarak ve ürpererek hissettim ki. Kitabın geriye kalan bölümünü utançla okudum ve okudukça ne oldu biliyor musunuz, zihnimde bu katliamlar normalleşti.. tekrar utandım, empati kuramadım. Unuttum o anki hislerimi. Ne acı işte büyük felaketlerde insanın bu doğal özelliği nedeniyle başına geliyor. Hala mantıklı buluyor ve aynı zamanda çok mantıksız geliyordu. Bunun nedeni doğruların ve yanlışların içinde bulunduğu paket düşünceler olan ideolojik düşünme biçimidir.

Sonuç;
Irkçılık ideolojisi duygusal düşünüldüğünde yani insan gibi düşünüldüğünde eğer katliam içeriyorsa, ayrımcılık içeriyorsa bir vahşettir, insan onuruna bir saldırıdır. Bilimsel düşünüldüğünde yani duygulardan, merhametten bağımsız düşünüldüğünde ise oldukça farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Burada her ırkın farklı özellikleri nedeniyle birçok farklı görüş ortaya çıkacaktır, bilimsel temellendirilmesi yapılabilecektir. Bunu örneklemek gerekirse bir aslan ceylanı yakaladığında ve acımasızca parçaladığında duygularımız aslana karşı olmamızı söyler, ancak gerçekçi olunduğunda ve duygulardan merhametten bağımsız düşünüldüğünde aslan bunu yapmak zorundadır. Irkçılık konusundaki farklı yaklaşımların nedeni işte tam olarak budur.

Kavgam Kitabı ve Türkiye Etnolojisi - Siyasi Yapısı;
Türkiye de yaşayan ve kitabı okuyan birisi eğer ki kitaptaki Alman-Yahudi ilişkisini ülkedeki Türk-Kürt ilişkisini çözümlemede kullanmamışsa empati kurmakta zorluk yaşamış olabilir. Tabii ki sadece benzerlikten söz edilebilir tıpatıp aynı bir durum yok. Kendi siyasetini de bu açıdan düşünmek ve yorumlamak oldukça kişinin siyasal düşüncelerine ve olgunluğuna katkıda bulunacaktır. Hele ki Ülkede bir ırksal terör ve bölünme üzerine siyasi bir sorun olduğu iddia ediliyorsa bu çok daha farklı bir hal alır. Ben şahsen ülkede Hitler gibi bir algıya sahip adamın aynı yöntemleri uyguladığını düşününce ürpertiye kapıldım, Felaket bir durum olurdu ki maalesef buna benzer bir durumu alçak bir terör örgütü nedeniyle yaşamakta değil miyiz? Hem de Marksist ideolojisi arkasında altında Nasyonal Sosyalist bir biçime bürünerek. Neyse ki bu konulara fazla girmek istemiyorum çünkü düşünsel özgürlük ve hakaret ayrımının zor yapıldığı ülkemizde bu konular oldukça risk taşımaktadır. Sadece Herkes kendi çözümlemesini bu açılardan da yapması gerektiğini düşünüyorum.

Yorumumu okurken ideolojik düşüncelerden bağımsız okumanızda yarar var. Çünkü bu algıyla okursanız yazıda kendisiyle çelişen yerler görürsünüz. Ben kendimce her detayın analizini tek tek yapar doğru olana doğru yanlış olana yanlış derim. Bu yüzden aynı ideoloji içerisinde savunduğum ve eleştirdiğim noktalar çokça olacaktır. Yorumlarım İdeolojik olarak düşünüldüğünde kendisiyle çelişecektir.
592 syf.
·6/10
Kitap Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1924 yılında o zamanlarda gözde ve çok seveni bulunan Adolf Hitler'in Münih halk mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırıldığında Adolf Hitler’in tarafından hapishane'de adeta günlük tarzında çocukluktan başlayıp o tarihe kadar olan otobiyografi kitabıdır. Kitap birinci ve ikinci kitap olmak üzere iki kısımdan oluşuyor ve Türkçe diline çevrildiği için bazı noktalama ve yazılarda hatalar içeriyor. Kitapta Adolf Hitler'in her konu hakkında çok katı düşünceleri ile karşılaşırken sonra olanlardan hiç şaşırmıyorsunuz. Aslında vatansever olduğunu gördüğümüz Hitler'in çocukluğundan ve gençliğinden yola çıkarak, siyaset ve toplumun temellerinin,basının , o zamanki Meclis ve Partileri görerek o yola girdiği çok anlaşılıyor.Dünya'da hala çok fazla satılan ve geliri kime gittiği belli olmayan kitabı en açıklayan söz ise kendi sözü olmayan Winston Churchill imzalı ''Eğer Kavgam’ı ciddiye alarak okusaydık, II. Dünya Savaşının çıkmasına engel olurduk.'' cümlesidir.
592 syf.
·186 günde·Puan vermedi
Hitler'in partisinde nasıl yükseldiğini, Yahudileri neden sevmediğini, propagandayı nasıl ailah olarak kullandığını ve o dönemin şartlarını anlamak açısından mutlaka okunmalı.
592 syf.
·Beğendi·6/10
Ressam olacakken tüm avrupanin anasini aglatan kumandan :))
Fırça darbesi yerine tank darbesi yapan
Avrupalinin fransayi alamaz deyipte 2 haftada parise giren koca adam sanada selam olsun.

.