Ksenophanes

Ksenophanes

Yazar
8.2/10
20 Kişi
·
47
Okunma
·
6
Beğeni
·
163
Gösterim
Adı:
Ksenophanes
Tam adı:
Ξενοφάνης
Unvan:
Yunan Düşünür
Doğum:
Kolophon
Ksenofanes ( MÖ 570-480). Sokrates öncesi düşünürlerden bir tanesi olan Ksenofanes Kolophonlu'dur (şimdiki İzmir-Değirmendere). Geleneklere, dolayısıyla da Yunan sporcularının yüceltilmesine, kehanetlere ve özellikle de halkının insan biςimli çoktanrıcılık anlayışına karşı çıkmıştı

Onun hakkında bilgi veren kaynaklar başta Aristoteles olmak üzere, Diogenes Laertius, İskenderiyeli Klemens ve MS 2. yüzyılda yaşamış olan Sextus Empricus'tur. Ayrıca Ksenophanes'in kendisine ait olduğu bildirilen fragmentler de vardır.

MÖ 540 yılında Anadolu'nun İranlılar tarafından işgal edilmesiyle yurdundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Güney İtalya'da çok gezmiş ve gittiği yerlerde eğitici ve öğretici nitelikteki şiirlerini okuyarak dikatleri üzerine çekmiştir. Yaşamının sonlarına doğru, günümüze ancak kalıntıları kalmış olan Elea kentine yerleşmiştir.

Ksenofanes insan ve kültür sorunlarına ilgi duymaktadır. İςinde yaşadığı Yunan toplumunun ve kültürünün temel kurum, kavram ve değerlerini sorgulamaktadır. Bunun iςin sıkı eleştiriler getirmekte ve bu eleştirilerini ise hiciv biςimiminde ifade etmektedir. Kökleri Homeros ve Hesiodos'a kadar inen, halkın tanrı kavramı ile savaşır:

"Homeros ve Hesiodos tanrılara, insanlar arasında ne kadar ayıp ve kusur varsa hepsini yüklemişlerdir. Hırsızlık, zina ve birbirlerini kandırma."

Ksenofanes tanrı kavramına ahlaki bir temel kazandırmak ister. sozkimin.com Ona göre; bir yandan tanrılara saygı duymak, öte yandan onlar iςin bu tür ςirkin masallar uydurmak birbiriyle uyuşmaz. Tanrıyı insan biςiminde tasarlamaya da karşıdır:

"İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendininkilere benzeyen elbiseleri, sesleri ve biςimleri olduğunu sanmaktadırlar."

"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yaρmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biςimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer ςizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verirlerdi." "Habeşler tanrıların kara ve basık burunlu, Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."

Ksenophanes bu tanrı tasavvuru karşısına tektanrıcılık düşüncesini çıkarmıştır. Bu düşüncenin halk üzerinde etkisi olmamışsa da tanrının, yerinde durarak, dünyayı düşünmekle kımıldattığı şeklindeki öğretisi, Aristoteles tarafından ele alınmak ve tamamlanmak suretiyle yüzyıllar boyunca hüküm sürmüştür.

"Tanrı ve insanlar arasında en büyük olan, ne biςim ne düşünce bakımından insanlara benzer olamayan tek bir Tanrı." "O tümüyle göz, tümüyle düşünce, tümüyle kulaktır." "Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir." "Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."

sıl ilgi alanını oluştuɾmamakla biɾlikte bu konulaɾda biɾtakım göɾüşleɾ oɾtaya koymuştuɾ: Dünya düzdüɾ; üst taɾafından hava küɾesi, daha doğɾusu yaɾım hava küɾesi, alt taɾafından ise topɾakla çevɾelenmiştiɾ. Öte yandan Ksenophanes, güneşin havada biɾ doğɾu ςizdiğini ve heɾ akşam batıda biɾ çukuɾa düştüğünü, eɾtesi gün ise doğudan yeni biɾ güneşin doğduğunu düşünüɾ. Yıldızlaɾ ise gündüzleɾi sönen, geceleɾi tekɾaɾ yanan kömüɾ paɾçalaɾı gibidiɾleɾ. Dünya belki başlangıçta biɾ çamuɾdu. Zamanla güneşin etkisiyle sulaɾın biɾ kısmı buhaɾlaştı, topɾak kuɾudu ve böylece o bugünkü şeklini aldı. Ksenophanes'in kaɾada deniz hayvanlaɾının, deniz yosunlaɾının fosilleɾini bulduğu, bundan haɾeketle bu kuɾamı oɾtaya attığı söylenmektediɾ. Ksenophanes dünyanın başlangıçtaki halinden biɾtakım değişmeleɾle şimdiki haline gelmiş olduğu şeklindeki açıklamasına benzeɾ biɾ açıklamayı uygaɾlık hakkında da veɾmektediɾ:

"Tanɾılaɾ insanlaɾa heɾ şeyi başlangıçtan itibaɾen veɾmemişleɾdiɾ. İnsanlaɾ aɾaştıɾma yaρaɾak zamanla en iyiyi bulmuşlaɾdıɾ."
Ayɾıca kendisine ve öğɾetisine kaɾşı eleştiɾici biɾ tavıɾ takınmıştıɾ: İnsan doğɾuya değil sadece doğɾuyu andıɾana ulaşabiliɾ.

"Tanɾılaɾdan hakikati ve de yeɾyüzündeki heɾ şeyi öğɾenen olmadı asla ve olmayacaktıɾ da. Çünkü insan biɾ kez doğɾuyu tam tuttuɾsa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektiɾ."

Ksenofanes Yunan felsefe taɾihinde geɾek İyonya doğa düşünüɾleɾinden, geɾekse Pythagoɾasçılaɾ'dan faɾklı biɾ zihniyet temsil etmektediɾ. İyonya düşünüɾleɾiden faɾklıdıɾ, çünkü dogabilimsel göɾüşleɾi itibaɾiyle onlaɾın bazı göɾüşleɾini paylaşmaktaysa da eğilimi itibaɾiyle bu tüɾ soɾunlaɾa, yani evɾenin nasıl oɾtaya çıktığı, ana maddesinin ne olduğu gibi soɾunlaɾla geɾçekten ilgilenen biɾ insan değildiɾ.

Öte yandan Ksenophanes'in amacının, Pythagoɾas gibi ɾuhun kuɾtuluşunu sağlamak olmadığı anlaşılmaktadıɾ. Nitekim biɾ şiiɾinde açıkça onunla ve onun ɾuh göçü anlayışıyla alay etmektediɾ. Benzeɾ şekilde Dionysosçulaɾ da tuhaf ayinleɾi ve öğɾetileɾiyle Ksenophanes'in alaycı eleştiɾileɾinden kendileɾini kuɾtaɾamamaktadıɾlaɾ.
Empedokles ona bilgenin bulunamaz olduğunu söyleyince, "makul" dedi, "ne de olsa bilgeyi tanımak için bilge olmak gerek."
Ksenophanes
Sayfa 19 - Pinhan
Ksenophanes'in Tanrı Tanımı :

Hep gözdür ve hep kulaktır, ama soluklanmaz; bütünüyle akıldır, zekadır ve ezelidir...
Ksenophanes
Sayfa 27 - Pinhan
Ksenophanes, Tanrıların doğduğunu söyleyenlerin, onların öldüğünü söyleyenler kadar kafir olduğunu söylerdi. Ne de olsa her iki durumda da tanrıların var olmadığı bir zaman söz konusuydu.
Ksenophanes
Sayfa 17 - Pinhan
İlk defa Tek Tanrı anlayışından bahseden ve Çok Tanrıcılığa muhalif Ksenophanes :

Eğer elleri olsaydı boğaların <atların> ve aslanların,
ya da çizebilselerdi elleriyle insanlar gibi,
atlar atlara, boğalar da boğalara benzer tanrı şekilleri çizer ve bedenler yaparlardı,
her biri kendi vücuduna benzer şekilde.
Tanrı her şeyi sözle yarattı. Onlara "Ol!" dedi, oldular, ekleyip birleştirdiği diğer dört öğe (toprak, su, hava, ateş) gibi, ve düşmanlar birbirine karıştı. Nitekim görüyoruz ki ateş suya düşman, su ateşe, bu ikisi de toprakla havaya. Yine de Tanrı onları barış içinde bir araya getirdi, ki artık dost olsunlar.
Ksenophanes
Sayfa 61 - Pinhan
Bir cisim olan ve büyüklüğe sahip olan bir şey nasıl "ne sonsuz ne sınırlı" olabilir? Eğer sonsuz, bir sınır alabilecekken sınıra sahip olmayan ise, sınırda bir büyüklükte, bir çoklukta ve niceliği olan her şeyde ortaya çıkabiliyorsa, o da sınırı olmayan bir büyüklükse, neden sonsuz olmasın?
Ksenophanes
Sayfa 53 - Pinhan
Empedokles ona bilgenin bulunamaz olduğunu söyleyince, "makul" dedi, "ne de olsa bilgeyi tanımak için bilge olmak gerek."
Ksenophanes
Sayfa 19 - Pinhan
64 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Sokrates öncesi doğa filozoflarından ve yurdumuz topraklarından çıkmış bir başka Filozof Ksenophanes Kolophonludur (günümüzde İzmir bölgesi). MÖ 560 – 478 yılları arasında yaşadığı ve Elea Okulunun kurucusu olduğu kabul edilmektedir. Anaksimandros’un öğrencisi ve Parmenides’in de öğretmeni olduğu düşünülüyor. Ksenophanes Herakleitos’u etkilemiş, Herakleitos da hem Sofist leri hem de Empodokles’i etkilemiştir. Ksenophanes’in yaşadığı dönem Sofistler den aşağı yukarı 100 yıl kadar öncesidir. Bu nedenle onun görüşleri ve muhalif kişiliği gelecekteki felsefi görüşler üzerinde derin izler bırakmıştır.

Ksenophanes’in şair kimliği filozof kimliğinin önündedir. Aslında Şair-Filozof demek daha doğru olabilir, şiirleri ile oluşturduğu yeni düşünceler kendisinden sonra gelen filozofları oldukça etkilemiştir. O dönemin tabiri ile kendisi bir Rhapsodos’tur ve Rhapsodoslar şehir şehir gezerek Homeros ve Hesiodos şiirlerini tiyatral bir şekilde hiciv yaparak para kazanırlar. Ksenophanes’In daha çok kendi şiirlerini okuduğu ve fakir bir Rhapsodos olarak yaşadığı düşünülmektedir. 25 yaşından itibaren 67 yıllık bir gezgin hayatı yaşadığı bilinmektedir.

Ksenophanes zamanında 2 ana akım var : Milet Felsefesi ve Phytagorasçılar. Kendisi tam bir muhalif ve bu iki akıma da karşı çıkıyor, mitsel inançlara karşı çıkıyor, antropomorfik (insan biçimli) Tanrı anlayışına karşı çıkıyor, sporculara, onların ölçüsüz ödüllendirilmelerine, güzelliği övenlere de karşı çıkıyor. Tarihte Paranın insani değerleri ve erdemi bozduğunu eleştiren bilinen ilk kişi. Dönemin tam anlamıyla toplumsal ve kültürel yapısına yenilikçi bir bakış açısına sahip. Tüm bunları hiciv yolu ile yapıyor. Dolayısı ile kendisinden önceki Doğa filozoflarından ve Phytagoras’tan farklı bir zihniyeti temsil ediyor, Metafizik felsefe, doğa sorunları ve Phytagoras’ın dinsel fikirleri ile ilgilenmiyor. Daha çok Aydınlanma zihniyetini temsil eden bir filozof olarak ortaya çıkıyor. Insan ve kültür sorunları ile ilgileniyor. Daha sonra bu gelenek Sofistleri de oldukça etkiliyor.

Ksenophanes, tek Tanrılı bir anlayışı benimsemiştir. İslamiyet’teki gibi Tek Tanrı dinlerimiz ile de uyuşan bir görüşe sahiptir. Ona göre Tanrılar hiçbir şeye ihtiyaç duymazlar ve hareket de etmezler. Bazı şiirlerinde ise Tanrı’yı bir zihin gibi açıklamış olmasına ragmen Tanrı’yı evrenle özdeş kılan Panteist bir Tanrı eğilimi var.
Yine diğer filozoflardan farklı olarak ilk Madde’nin Arkhe’nin toprak olduğunu ileri sürüyor “Herşey topraktan gelir ve toprakta son bulur”.

Bu kitap sizlere felsefe yolculuğunuzda daha sonra yapacağınız okumalar için kesinlikle bir temel teşkil edecektir. Elea okulu filozoflarının görüşleri ve Sokrates – Platon öncesi düşünceleri takip etmeniz için faydalı olacaktır. Umarım siz de kitabı okurken benim kadar keyif alırsınız.
64 syf.
·8/10 puan
Pythagoras'ın ölümü ve Miletos kentinin MÖ 494 yılında yıkılmasıyla birlikte Sokrates öncesi dönemin ilk yarısı kapanmıştır. Bundan sonraki neslin düşünürleri artık sadece bilimin nüvelerini taşıyan kişiler değil, aynı zamanda kelimenin tam anlamıyla felsefecidir. Ksenophanes de bu felsefecilerin ilkidir, hatta felsefeci olmakla da kalmayıp aynı zamanda toplumsal ve siyasal konularda acımasız eleştiriler yapan bir şair ve ilahiyatçıdır.
.
Miletos okulu gibi o da kendi evren anlayışını ortaya koymuş ve temel yeğenin ne su ne de hava, ancak toprak olduğunu "her şeyi topraktan hayat bulmuştur ve toprakta son bulacaktır" diyerek belirtmiştir.
.
Ksenophanes'in bilime yaptığı önemli katkılardan birinin de fosiller üzerinde yaptığı dikkat çekici araştırma ve gözlemler olduğunu söyleyebiliriz.
.
Parmenides'in çağdaşı olan Ksenophanes, Elea Okulu'nun Zenon ve Melissos'tan yaşça daha büyük olan üçüncü düşünürüdür. Daha çok Elea Okulu'nun çokluğu inkâr edip Birliği savunan metafiziğini, teoloji ya da din felsefesi alanına uygulayışıyla, çoktanrıcı bir din anlayışına ve antropomorfik (insan biçimci) Tanrı algısına karşı çıkarak öne sürdü küfürlü olmayan bir tanrı anlayışı ile ün kazanmıştır.
.
Ksenophanes'in teolojisi ya da tanrı konusundaki spekülasyonu, biri olumsuz ve yıkıcı, diğeri ise olumlu ve yapıcı olan iki ayrı evreden meydana gelir. Birinci evrede onun Homerosçu ve Hesiodosçu antropomorfik çoktanrıcılığa yönelttiği eleştiriler yer alır. Bu evre, onun Tanrı konusundaki olumsuz eleştirilerinden meydana gelmektedir. İkinci evrede ise eleştirdiği tanrı anlayışı yerine geçirdiği kendi Tanrı anlayışını ortaya koyar; Bu da onun Tanrı konusundaki olumlu görüşünü ifade etmektedir.
.
Yürürlükteki din anlayışını ve Tanrı görüşünü eleştirirken Yunan tanrılarının doğasını belirleyen ve dolayısıyla Yunan dini, ahlaki eğitiminin temelinde bulunan Homeros ve Hesiodos'u her şeyden önce tanrıları ahlaksız gösterdikleri için eleştirir. Bu eleştirinin temelinde ise çok daha esaslı bir eleştiri olarak antropomorfizme yönelik eleştiri bulunmaktadır. Oysa ona göre tanrıyı antropomorfik bir tarzda değerlendirmenin ne imkanı ne de gereği vardır. İnsanların tanrıları kendi imgelerine göre düşünmeleri, kendi imgelerini nesneleştirmeleri, kaçınılmaz olarak ilahi gerçekliğin çarpıtılması ile sonuçlanır. Söz konusu çarpık tanrı anlayışı ya da antropomorfizmden sadece Homeros ve Hesiodos'u sorumlu tutmaz. Onlar, bir anlamda insanların bu konudaki çelişik inançlarını seslendirmişlerdir. Esasen insanlar kendileri ile ilgili imgelerini nesneleştirmek, tanrılaştırmak suretiyle tanrıları yaratmışlardır.
.
Onun din anlayışında söz konusu yıkıcı eleştiri evresini yapıcı bir din anlayışı izler, yani aynı zamanda pozitif bir tanrı öğretisi ileri sürmüştür. Tanrılar ve insanlar arasında en büyük olan, insanlara ne şekil ne de büyüklük bakımından benzeyen, tek bir tanrıdan söz eder. Buna göre tanrısal gerçeklik sanıldığı gibi çok değil, tektir. Tanrının en büyük varlık oluşu ya da yetkinliği, yine onun hareketsiz ya da değişmez olmasını gerektirir. Tanrı yaratılmamış ve yok edilemez olan varlıktır, o ezeli ve ebedidir. Ayrıca ona göre tanrı, her şeyi bilen, her şeyi gören varlıktır; "tümüyle göz, tümüyle düşünce ve tümüyle kulaktır." Tanrıyı canlı, duyarlı ve akıllı bir varlık olarak tasarlar; ona göre Tanrı ile insanlar arasında bilgi bakımından da farklılıklar vardır. İnsanlar görme, işitme ve bilme faaliyetleri için özel duyu ya da düşünme organlarına sahip olurken Tanrı, budur dan özel duyu ya da düşünme organlarına sahip değildir. Tanrı, her şeyi bilmesinin yanında gücü her şeye yeten bir varlıktır. Başka bir deyişle o, kendisi hareketsiz olmakla birlikte her şeyi hareket ettirir ve bunu da yalnızca zihninin gücüyle yapar.
.
Onun felsefesinde polis (kent devleti) sadece ölümlülerin, yani insanların yaşadığı bir yer olmalıdır düşüncesi, dolayısıyla insani bir dünya hayal edişi o dönem için hayli cesur bir düşüncedir çünkü bu şekilde tanrıyı insanların içinden çıkardığını ve apayrı bir yere yerleştirdiğini açıkça ifade etmiş olur. İstediğin nitelikte bir toplum için de, yani iyi ve mutlu bir yaşam için de yepyeni bir insan ideali geliştirir; hem ahlaki hem de kişisel mükemmelliğe erişmiş bir insan modelidir bu. Bu modelin özünde felsefi ve ahlaki sorumluluğunu bilen, mücadele etmekten kaçınmayan, farklı olmaktan korkmayan, kuramsal olan ve her zaman adil ve doğru olanı bilme cesaretini gösteren, yani bir insana yakışacak nitelikte davranan insanın bilgeliği yatar. Bu bilgelik, kent devletinin garantisi ve hakiki özüdür. Tüm bu görüşleriyle Ksenophanes'in Aristoteles'e ilham verdiği söylenmektedir.
.
İlk çağlardan günümüze doğru yapmakta olduğum felsefe okumalarından son derece memnun olduğumu ve bu tarz okumaları herkese tavsiye ettiğimi de ayrıca belirtmek isterim. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Kitapla ve sevgiyle kalın.

Yararlandığım kaynaklar:
Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken
İlkçağ Felsefesi, Ahmet Cevizci
Antik Çağ ve Orta Çağ Felsefesi Tarihi, Kadir Çüçen ve H. Nur Erkızan
64 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sokrates öncesi düşünürlerimiz ile okuma ve öğrenme açlığıma devam ediyorum! Gelin birlikte çok uzun yıllarca yaşadığı söylenen, bazıları tarafından felsefi kaygılardan ziyade edebi kaygılarla ilgilendiğini, diğer taraftan ise Ksenophanes’i Yunan aydınlanmasının kurucusu olmakla birlikte epistemolojinin, etiğin, jeoloji ve meteorolojinin kısacası “tarihin gerçek babası” olarak sunmuştur. (Popper, The World of Parmenides, p. 33.)

İlk çağ Yunan filozofları arasında hiç şüphesiz en tartışmalı isimlerden biri olan Ksenophanes, antropomorfik tanrı tasavvurlarına getirdiği eleştirililerle tanınmıştır. Bu ismi duyduğunuz zaman aklınızda beliren insan biçimcilik kavramını ilerleyen günlerde açıklayacağım. Ksenophanes, tanrıların doğasını araştıran böylelikle tanrı kavramının araştırmalarını felsefenin alanına sokan ilk düşünür olarak karşımıza çıkmıştır. Günümüze kadar ulaşan fragmanlar sayesinde, zihne tam doygunluk vermeyen bilgileri sizlere de anlatmak istiyorum.

Tanrının bir ve cisimsiz olduğunu öğreten Kolophonlu Ksenophanes, şöyle söylüyor:
“Tek tanrı, tanrıların ve insanların arasında en büyüğü, ne vücudu ölümlülere benzer ne de düşüncesi.”

Bir karşılaştırma yaparsak; Anaksimandros ile aralarında belirgin düşünce farkı var. Bazı kaynaklarda aynı zamanda yaşadıkları söyleniyor. Ksenophanes’in tanrısının “ahlaken mükemmel” olduğu söylenir. Bu ifadeye şu fragmanı ile yola çıkabiliriz: “Homeros ve Hesiodos, ölümlüler arasında utanç verici ve rezil ne kadar şey varsa; zina, hırsızlık, birbirlerini aldatma tanrılara atfettiler.”
Lakin tam anlamıyla Ksenophanes’in böyle bir tasvir yaptığını söyleyemeyiz. Onun için tanrılar, antropomorfik tasvirine uygun değildi.

Bkz: “Fakat ölümlüler tanrıların da doğmuş olduklarını zannediyorlar ve kendileri gibi kıyafetleri, sesleri ve biçimleri olduklarını...
Etiyopyalılar tanrılarının siyah tenli ve basık burunlu,
Trakyalılar ise tanrılarının mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler.”
(İskenderiyeli Klementos, Kırkyama, 5.109.1)

Ona göre tanrı;

“O, hep aynı yerde sabit kalır, hiç hareket etmeden, yakışık almaz O’na bir oraya bir buraya gitmek.
Hiç zahmete düşmeden her şeyi sallar zihninin gücüyle.”

Şu sonucu çıkarabiliriz; tanrıları antropomorfik temellendirmeden uzaklaştırmaya çalışmıştır. Tektanrıcı diyebilir miyiz? Tam anlamıyla “evet” diyemem! Bazı fragmanlarında çoğul tanrılar ifadesine de rastlayabiliyoruz. Dediğim gibi Ksenophanes’in asıl güttüğü amaç; tanrıları insan biçimciliğinden men etmek!

Sokrates öncesi dönem okumalarıma devam ettikçe sizinle de paylaşacağım.
Kitapla ve merakla kalın.

Referans aldığım kaynaklar: •Xenophanes’Understanding Of God (Nurdane Şimşek)
•Ksenophanes, Fragmanlar(Y. Gurur Sev)
64 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Ksenophanes antik Yunan'da tevhidci ve aynı zamanda antropomorfizm karşıtı duruşuyla bilinir. Kendisi Parmenides'in hocası olup üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Fragmanlar isimli eser Ksenephones'in yaşam ve düşünce dünyasının başka eserlerde bulunmuş halidir. Yani doğrudan bir eseri diye okumayı düşünmeyiniz.
64 syf.
·1 günde·Beğendi
Kolophonlu Ksenophanes (MÖ 560-478), Sokrates öncesi Yunan felsefesinin öncülerinden ve Elea Okulu'nun kurucusudur. Bu kitapta, Ksenophanes hakkında yazılmış fragmanlar yani onun kişiliği, doktrini ve alımlanması (eserlerin okur ya da izleyicide bıraktığı etkiler) hakkında yazılanlar bulunuyor. Ksenophanes'in belki de en önemli özelliği, tanrıya bakışında yatıyor. MÖ 500'lerde bugünkü tek tanrılı dinlerin benimsediği bir bakış açısı var. Buna göre, tanrı tektir ve hiç kimse tarafından yaratılmamıştır. Vaktiyle, şehir şehir dolaşıp alaycı şiirlerini halka okurmuş Ksenophanes. Kendisi hakkında yazılanların Yunanca orijinalleri de bu kitapta bulunabilir.
64 syf.
·Puan vermedi
kolophon’lu ksenophanes çok ilgi çekici bir filozof. yetiştiği çevre paganizme ve politeizme son kertede bağnazca bağlı. yunan mitolojisini ve paganizmini şekillendiren homeros (epos) ve hesiodos (mythos), âdetâ peygamber gibi muamele görüyorlar. ksenophanes böyle bir çevreye ve onların inançlarına karşı savaş açıyor. mücadelesi ne üzerine kurulu? tektanrıcılık ve antropomorfizm düşmanlığı.

tanrı’nın bir olduğunu, doğrulmadığını, öncesiz ve sonrasız olduğunu, her şeyi bildiğini ve gördüğünü, ölmeyeceğini, insanî özelliklerden münezzeh olduğunu savunmuştur. şu dizeler ona âittir:

“tek bir tanrı, tanrılar ve insanlar arasında en ulu,
ne kılıkça insanlara benzeyen ne de düşünmece,
hep göz, hep düşünme, hep kulaktır.
hep aynı yerde kalır hiç kımıldanmadan,
yorulmadan sarsar ruhun düşünüşüyle bütün dünyayı.”

son üç dizede tarif ettiği tanrı ile aristoteles’in “ilk hareket ettirici”si arasında fark yok. “hep düşünme”, “hiç kımıldamama” ve “düşünüşle bütün dünyayı yönetme” niteliklerinin hepsi aristoteles’in meta ta physika’da tarif ettiği tanrıda da vardır.

ksenophanes’in şu dizeleri de dikkât çekicidir:

“toprakla sudur hepsi, bütün doğanların ve yetişenlerin
hepimiz topraktan ve sudan doğduk zira.
topraktan gelir bütün şeyler ve toprağa döner sonunda.”

toprakla suyu karıştırdığımızda ne elde ederiz? evet, balçık. yine birisi öldüğünde genelde ne denir? bu şiirin son dizesinde söylenen şey. ksenophanes ortadoğu’ya seyahat etmemiştir, dolayısıyla tevrat ve musevîlikten haberdar değildir. topraktan gelme meselesi ise tevrat’ın tekvin kısmında işlenir. hattâ “adam” “topraktan” demektir. balçık’ın da yine semavî dinlerdeki yerini söylememe gerek yok herhâlde. birisi ksenophanes hakkında şunları söylemiş: “ksenophanes tanrıların doğduklarını söyleyenlerin öldüklerini söyleyenler gibi dinsiz olduklarını söylüyor.” iö 5. asırda bu denli sert mücadeleye girişmek? homeros ve hesiodos’u dinsiz ilân etmek?

tüm bunlar yetmiyor, bu çarpık inancın nereden kaynaklandığını da izah ediyor. ksenophanes; helios’un ateş-saçan bulut, selene’nin ise sıklaşmış bulut olduğunu söylemiş. bunu söyleme gerekçesi şu olsa gerek: bunlar yalnızca doğa fenomenleridir, onları tanrı ilân etmeye gerek yok.

aristoteles anlatıyor: ksenophanes, bütün göğe bakarak bir-olanın tanrı olduğunu söylüyor. dünya bütününün bir olduğunu söylüyor ve tanrı’nın sonsuz, bir ve her yanda aynı olduğunu söylüyor.

şu harikulâde söz de ona âittir: nereye baksam aynı varlığın tecellisini görüyorum.

bilmiyorum, kutsal metinlerde ifade edilen tipik bir peygamberin tüm karakteristik özelliklerine sahipmiş gibi geliyor bana ksenophanes. araştırmaya değer.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ksenophanes
Tam adı:
Ξενοφάνης
Unvan:
Yunan Düşünür
Doğum:
Kolophon
Ksenofanes ( MÖ 570-480). Sokrates öncesi düşünürlerden bir tanesi olan Ksenofanes Kolophonlu'dur (şimdiki İzmir-Değirmendere). Geleneklere, dolayısıyla da Yunan sporcularının yüceltilmesine, kehanetlere ve özellikle de halkının insan biςimli çoktanrıcılık anlayışına karşı çıkmıştı

Onun hakkında bilgi veren kaynaklar başta Aristoteles olmak üzere, Diogenes Laertius, İskenderiyeli Klemens ve MS 2. yüzyılda yaşamış olan Sextus Empricus'tur. Ayrıca Ksenophanes'in kendisine ait olduğu bildirilen fragmentler de vardır.

MÖ 540 yılında Anadolu'nun İranlılar tarafından işgal edilmesiyle yurdundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Güney İtalya'da çok gezmiş ve gittiği yerlerde eğitici ve öğretici nitelikteki şiirlerini okuyarak dikatleri üzerine çekmiştir. Yaşamının sonlarına doğru, günümüze ancak kalıntıları kalmış olan Elea kentine yerleşmiştir.

Ksenofanes insan ve kültür sorunlarına ilgi duymaktadır. İςinde yaşadığı Yunan toplumunun ve kültürünün temel kurum, kavram ve değerlerini sorgulamaktadır. Bunun iςin sıkı eleştiriler getirmekte ve bu eleştirilerini ise hiciv biςimiminde ifade etmektedir. Kökleri Homeros ve Hesiodos'a kadar inen, halkın tanrı kavramı ile savaşır:

"Homeros ve Hesiodos tanrılara, insanlar arasında ne kadar ayıp ve kusur varsa hepsini yüklemişlerdir. Hırsızlık, zina ve birbirlerini kandırma."

Ksenofanes tanrı kavramına ahlaki bir temel kazandırmak ister. sozkimin.com Ona göre; bir yandan tanrılara saygı duymak, öte yandan onlar iςin bu tür ςirkin masallar uydurmak birbiriyle uyuşmaz. Tanrıyı insan biςiminde tasarlamaya da karşıdır:

"İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendininkilere benzeyen elbiseleri, sesleri ve biςimleri olduğunu sanmaktadırlar."

"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yaρmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biςimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer ςizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verirlerdi." "Habeşler tanrıların kara ve basık burunlu, Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."

Ksenophanes bu tanrı tasavvuru karşısına tektanrıcılık düşüncesini çıkarmıştır. Bu düşüncenin halk üzerinde etkisi olmamışsa da tanrının, yerinde durarak, dünyayı düşünmekle kımıldattığı şeklindeki öğretisi, Aristoteles tarafından ele alınmak ve tamamlanmak suretiyle yüzyıllar boyunca hüküm sürmüştür.

"Tanrı ve insanlar arasında en büyük olan, ne biςim ne düşünce bakımından insanlara benzer olamayan tek bir Tanrı." "O tümüyle göz, tümüyle düşünce, tümüyle kulaktır." "Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir." "Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."

sıl ilgi alanını oluştuɾmamakla biɾlikte bu konulaɾda biɾtakım göɾüşleɾ oɾtaya koymuştuɾ: Dünya düzdüɾ; üst taɾafından hava küɾesi, daha doğɾusu yaɾım hava küɾesi, alt taɾafından ise topɾakla çevɾelenmiştiɾ. Öte yandan Ksenophanes, güneşin havada biɾ doğɾu ςizdiğini ve heɾ akşam batıda biɾ çukuɾa düştüğünü, eɾtesi gün ise doğudan yeni biɾ güneşin doğduğunu düşünüɾ. Yıldızlaɾ ise gündüzleɾi sönen, geceleɾi tekɾaɾ yanan kömüɾ paɾçalaɾı gibidiɾleɾ. Dünya belki başlangıçta biɾ çamuɾdu. Zamanla güneşin etkisiyle sulaɾın biɾ kısmı buhaɾlaştı, topɾak kuɾudu ve böylece o bugünkü şeklini aldı. Ksenophanes'in kaɾada deniz hayvanlaɾının, deniz yosunlaɾının fosilleɾini bulduğu, bundan haɾeketle bu kuɾamı oɾtaya attığı söylenmektediɾ. Ksenophanes dünyanın başlangıçtaki halinden biɾtakım değişmeleɾle şimdiki haline gelmiş olduğu şeklindeki açıklamasına benzeɾ biɾ açıklamayı uygaɾlık hakkında da veɾmektediɾ:

"Tanɾılaɾ insanlaɾa heɾ şeyi başlangıçtan itibaɾen veɾmemişleɾdiɾ. İnsanlaɾ aɾaştıɾma yaρaɾak zamanla en iyiyi bulmuşlaɾdıɾ."
Ayɾıca kendisine ve öğɾetisine kaɾşı eleştiɾici biɾ tavıɾ takınmıştıɾ: İnsan doğɾuya değil sadece doğɾuyu andıɾana ulaşabiliɾ.

"Tanɾılaɾdan hakikati ve de yeɾyüzündeki heɾ şeyi öğɾenen olmadı asla ve olmayacaktıɾ da. Çünkü insan biɾ kez doğɾuyu tam tuttuɾsa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektiɾ."

Ksenofanes Yunan felsefe taɾihinde geɾek İyonya doğa düşünüɾleɾinden, geɾekse Pythagoɾasçılaɾ'dan faɾklı biɾ zihniyet temsil etmektediɾ. İyonya düşünüɾleɾiden faɾklıdıɾ, çünkü dogabilimsel göɾüşleɾi itibaɾiyle onlaɾın bazı göɾüşleɾini paylaşmaktaysa da eğilimi itibaɾiyle bu tüɾ soɾunlaɾa, yani evɾenin nasıl oɾtaya çıktığı, ana maddesinin ne olduğu gibi soɾunlaɾla geɾçekten ilgilenen biɾ insan değildiɾ.

Öte yandan Ksenophanes'in amacının, Pythagoɾas gibi ɾuhun kuɾtuluşunu sağlamak olmadığı anlaşılmaktadıɾ. Nitekim biɾ şiiɾinde açıkça onunla ve onun ɾuh göçü anlayışıyla alay etmektediɾ. Benzeɾ şekilde Dionysosçulaɾ da tuhaf ayinleɾi ve öğɾetileɾiyle Ksenophanes'in alaycı eleştiɾileɾinden kendileɾini kuɾtaɾamamaktadıɾlaɾ.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 25 okur okuyacak.