Kürşad Kızıltuğ

Kürşad Kızıltuğ

ÇevirmenEditör
8.8/10
53 Kişi
·
128
Okunma
·
0
Beğeni
·
68
Gösterim
Adı:
Kürşad Kızıltuğ
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
424 syf.
·Beğendi·8/10
Kitapta iki baş karakter Zan ve Jayd sürekli kendilerinin ne kadar kötü olduklarını anlata anlata bitiremiyorlar. Bir yerden sonra “Tamam, kesin bir ters köşe gelecek ama ne kadar bağıra bağıra geliyor,” diye sıkılıyorsunuz. Ama ne yazık ki Jayd hep içinden Zan’ın ne kadar iyi olduğundan ve onu kandırdığından söz etmekten sıkılmıyor. Karakterlerin herhangi birine okuyucu olarak bağlanamıyorsunuz çünkü sayfalar süren o kadar gereksiz bilgi arasında bu insanların motivasyonlarına inanmak çok güç; kitap zaten bitmiş bir eserden ziyade hep bir taslak havası veriyor. Planlar yarım yamalak, kişilikler keza yine öyle. Yaşayan dünya fikri, dünyanın istediği şeye kadınların hamile kalma düşüncesi ne kadar heyecan vericiyse bu dünyanın üstün körü olması da bir o kadar hayal kırıklığı yaratıyor. Eserde karakterlerin hep kendileriyle ilgili bir şey anlatması o kadar sıkıyor ki, bütün bunları hareketlerinden ve düşünüş biçimlerinden çıkarmak çok daha keyif verebilirdi diye düşünüyorum.
308 syf.
Kitabı anlayabilmek biraz değil öncelikle epey birikim gerektiriyor. Anarşist ve Anti-Otoriteryanist düşüncenin baba isimleriyle ve düşünceleriyle tanışıyorsunuz kitapta. Eğer Deleuze, Focuault, Lacan gibi isimleri ve düşüncelerini merak edenler varsa bu kitap iyi bir giriş denemesi. Tekrar tekrar okunması gerekenlerden.

Kitap, anarşist ve sosyalist devlet teorileriyle başlıyor, bir özgürlük etiği önerisi ile son buluyor.

İktidarlar, iktidar yapıları bugün her şeyden daha çok fazla içeride ve dışarıda iş görüyor. Kendimiz için bir özne olduğumuz düşündüğümüz anlarda bile biz aslında Althusser'in dediği gibi devletin özneleri oluveriyoruz.

Eski direnme biçimleriyle yeni iktidar yapılarına karşı çıkmak başarısızlıkla o yapının içine dâhil olmakla sonuçlanıyor. Artık seksenlerin şafağında değiliz. Tahakküm biçimleri kılık değiştirdi. Bunun için yeni direnme biçimleri geliştirmekte, yeni okumalar yapmakta fayda var. Stirner'in benlik kuramı her ne kadar eskide kalsa bile bugün halen özgürleşmek isteyen bütün bireylere hitap eder nitelikte. Yeni direniş biçimleri geliştirmek noktasında Foucaultcu iktidar çözümlemeleri, Lacancı psikanalizden çıkarılabilecek bir anti-psikanaliz tutum, Deleuze-Guattari'den yola çıkılarak gerçekleştirilecek bir şizo-analiz bizlere yardımcı olabilir.

Lacan'ın gösterdiği şekliyle iktidar sadece dışımızda varolan bir alan değil o aynı zamanda içimizde işleyen ödipal bir yapı. Bu ödipal yapı iktidar mekanizmalarının katkılarıyla simgesel yoldan yeni bağımlılıklara kapı aralıyor. Bunun için sadece dışta değil içte de o iktidarı alt-üst ederek ve bir noktada kalmayarak, oluş hallerini sürekli güncelleyerek, sürekli özgürleşme içinde olmalıyız.

Deleuzcü anlamda herhangi bir öze, kimliğe, majör kitleselliklere saplanıp kalmadan çok oluşlu bir minör politika, minör varoluş, minör direnişler üretebiliriz. Kitap bu anlamda güzel bir rehber. Anti-ödipus.

Ne diyordu Michel Foucault: İktidar her yerde, öyleyse direnişte her yerde.
104 syf.
·Beğendi·8/10
Eksik Parça Yayınları tarafından basılan ve sevgili Demet Çaltepe’ye ait bu ilk kitap; üç farklı kısımdan oluşuyor. Okuma sırasında öyküler arasında bir geri sayım yaparmış gibi hissedebilirsiniz. Yeni nesil öykücülerimizi yakından takip etmeye çalıştığım bu dönemde, hayli düşündürücü bir okuma sürecinden geçtim.

III. kısımda kısa anlatılarla başlayan bu kitap ilerleyen bölümlerde farklı bir ritme bürünüp öyküye dahil ettiği anları genişletiyor dersek yanlış olmaz. En keyif aldığım öyküler son kısımda yer alanlardı. Yazarın renkleri kullanım şeklini ekstra sevdim. Kelimelerle yontulan bu öyküler duyularımızı açmayı hedeflemiş gibiydi. Gotik ve kasvetli bir havayı yakalayan öyküleri sebebiyle yazarın korku alanına yatkınlığı olduğunu düşündüm. Atmosfere girmemizi sağlayan gizli bir tılsımı vardı sanki.

Bunlara ek olarak işin içine özellikle dahil edilen merdivenler, köprüler, renkler, kargalar, akbabalar bitmek bilmeyen anlar birbirine ulaşamamış insanları, yola düşüp varamayanları ya da hiç düşemeyenleri görmemizi ister gibiydi. Bazen kısacık bir konuşmayla, bakışla veyahut bunların hiç olmayışıyla şekil değiştiren yaşamlarımızı hatırlatan bu öykülerde kendinizden bir şey bulmama şansınız yok. Okuru bol olsun.

Kapanış için geri sayıma başlayabiliriz!

3! 2! 1!
280 syf.
·2 günde·7/10
Öncelikle bu yayınevinin okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen çevirisini gayet başarılı bulduğumu söylemek isterim.Zaten kitap su gibi akıcı.Konu defalarca bu tarz kitaplar okumama rağmen beni içine almayı başardı.Sinirbilim enstitüsünde üretilmiş Chi adında bir robot ve geleceğe dair görüleri olan Celine adlı kızın yapay zeka gelişiminde daha önce hiç denenmemiş kulvarlarda yürümelerine tanık oluyoruz.Kendini gerçekleştiren kehanet tanımı kitapta hoşuma giden bölümlerden biriydi keza günlük hayatta da iyi düşünürsen iyi kötü düşünürsen kötü olur özlü sözümüzü çok güzel tasvir etmiş yazar.Yapay zeka artık hayatımıza girdi ancak bazı çalışmaların ilerki aşamalarda insanlık için ciddi problemlere sorun yaratabileceğinden iptal edildiği de bildirilmişti.Günlük hayatımızda,Alexa,Siri ve Google Asistanı gibi sesli asistanlar,sağlık analizi ve hasta tedavileri gibi çok riskli alanlarda hizmet veren yapay zeka yazılımları,alışveriş sitelerinde sizin zevklerinizi sizden çok iyi bilen yazılımlar,örnek olarak Netflix’de veya Spotify’da takip ettiğiniz yayınları ya da müzikleri sizin için değerlendirip öneriler sunan,Facebook gibi sitelerde fotoğraftan kişi etiketleyebilen hatta teknik servise yönlendirildiğinizde size chatbot şeklinde hizmet veren teknik asistanlarla hepimiz en azından birkaç defa karşılaşıyoruz.Dolayısıyla bu tarz kitapları okumanın sadece bilimkurgu alanında okuma yapma olduğuna inanmıyorum ve çevremdeki insanlara da zamana ayak uydurmaları ve geleceği değerlendirme potansiyeline kavuşmaları açısından şiddetle tavsiye ediyorum.
223 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Chris Rojek - Şöhret... Andy Warhol'un dediği gibi "Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak." Şöhret olmak, çok para kazanmak, bir tapınma nesnesi haline gelmek, soyut arzuların odağına oturmak... Chris Rojek, Ayrıntı Yayınlarından çıkan Şöhret kitabında, "şöhret" mefhumunu enine boyuna inceliyor. Rojek'e göre tanrıların gözden düştüğü, demokratik yönetimlerle seküler toplumların yükselişinden kaynaklanıyor şöhret. Aslında sıradan insanların şöhret olması, demokratikleşmenin de bir sonucu. Esasen sınıf atlama düşünün de gerçekleşmesi gibi bir olgu (yersen!). Şöhretin ediniminde farklı yollar var: Aileden, soydan gelen şöhret olduğu gibi, sonradan edinilen (öznelcilik, kişisel yetenekler vs.) veya edindirilen (kültür emprezoryaları tarafından) şöhret (şöhretimsi) de var. Kapitalist ilişkiler içersinde (kültür endüstrisi) şöhretin rolünü, nasıl kurulduğunu, etki alanını bol örnekle anlatıyor Rojek. Siyasette şöhretleştirme, insan yönetiminde şöhret oyuncuların kullanılması, cinayet ve şöhret olmak gibi birçok alt başlık var. Şöhretlere duyulan hastalıklı hayranlıklar, pusuculuk (stolklama) ve şöhrete zarar verme durumlarıyla ilgili kapsamlı bir çalışma yapmış yazar. Doğrusu anlatmakla bitmeyecek. O kadar çok yerin altını çizmişim ki kitap bittiğinde bir defa daha okusam mı diye sordum kendime? Kültür endüstrisi aklımızla oynuyor, bunu anladım en çok Gayet başarılı bir kitap... İyi okumalar...
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kral Şakir maceraları 8. kitapta devam ediyor. Bu kitapta 4 bölümden oluşuyor. Lömpen Adasına gitmek için Lömpen heykelinin parçalarını dünyanın 3 bir yanından toplamaya çalışıyorlar. Herkese tavsiye ederim.
576 syf.
·34 günde·8/10
Merhaba kitap seven insanlar. Yaz döneminin vermiş olduğu rehavet yüzünden, elimdeki bu romanı ancak bitirdim. Evet gelelim kitap hakkında ki yorumuma.
Konusu: Uzak doğu kültürü ile hayatını sürdüren insanların olduğu hayali bir ülkede geçiyor. Yalnızca bir adada bulunan ve madenlerden çıkarılan yeşim taşı, onu takan insanlara olağanüstü güçler kazandırdığı için bariz bir güç mücadelesine yol açıyor. Enerjisi yüksek ve ölümcül olabilen bu maden yalnızca belirli bir sınıfa mensup insanlar tarafından taşınabilmekte.
Hikaye kılanlar arası güç mücadelesi üzerine şekilleniyor.
Okurken sıkmayan bir akıcılığa sahip.
Yazarın ülkenin ekonomik ve siyasi olaylarını oldukça detaylı ve gerçekçi olarak açıklaması, bu konular hakkında bilgi sahibi olmayanların da anlamasını mümkün kılacağı görüşündeyim.
Kurgusu, anlatımı oldukça güzel.
Ancak devam romanı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Öyle seri olabilecek bir hikaye değil.
Şimdilik bu kadar. Okumaya devam efendim :)
Murat Tepeler
208 syf.
Okumayı yeni öğrenmiş çocuklar için bile ideal bir kitap. Serinin bu kitabından başladım. Arkadaşımın oğlunun okuduğu bir seriymiş ve bu kitap yokmuş elinde. Yumurcağa hediye almışken, vermeden bir göz gezdireyim dedim, kendimi okurken buldum. Benim için eğlenceli bir dinlence kitabı oldu.
424 syf.
·Puan vermedi
Kitapta yer alan tüm karakterler kadın ve bu kadınlar yaşayan, kalpleri ve damarları olan, “lejyon” adı verilen gemilerde yaşıyor. Bu yaşayan dünyalar zaman içerisinde hastalıklara yakalanıyor ve işe yaramaz insanlar “geri dönüşüm” adı verilen deliklere atılarak lejyonların kendini yenilenmesi sağlanıyor. Bu kadınların dünya için en önemli işlevlerinden biri aseksüel biçimde hamile kalmaları. Fakat bu hamileliklerinin sonuçlarında kendilerine benzer türler doğurmalarının yanında bazen yaşayan bir çarklı, bazen yapış yapış dişleri olan balıklar, bazen de yeni bir dünya doğurabiliyorlar. Kadınlar aynı zamanda ne zaman hamile kalacaklarını bilemiyorlar; dünya onlardan ne zaman bir şey isterse o zaman gerçekleşiyor bu.

Uygar Özdemir

İncelemenin tamamı için: https://kayiprihtim.com/...fikir-kotu-edebiyat/
32 syf.
·4/10
Okul öncesi öğretmeninden ;
Kitabın çizimlerini beğendim. Ancak renkler koyu. Büyük yaş grubu için tercih edilebilir. Olay örgüsünü bir noktadan sonra kaybedebilirsiniz çeviri kaynaklı olabilir..

Yazarın biyografisi

Adı:
Kürşad Kızıltuğ

Yazar istatistikleri

  • 128 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 143 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.