Kürşat Yozcu

Kürşat Yozcu

Yazar
9.0/10
23 Kişi
·
32
Okunma
·
6
Beğeni
·
539
Gösterim
Adı:
Kürşat Yozcu
Unvan:
Yazar
İlk insanın söylediği ilk sözü merak etmişimdir hep. Kim bilir, belki bir dua, belki bir ümit, belki gönderilen nasihat binlerce yıl sonraya.. İlk insanın söylediği ilk söz; sonsuza dek çözülemeyecek bir muamma..
her mavi bir ümit, her ümit şiir kadar aşıktı titreyen yüreklere... ve her kitap gece karanlığına yağan kara benzerdi, sessiz, kirlenmemiş, anılarında masumiyete bir fısıltı...
336 syf.
·177 günde·7/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bir kitaba başlarken hâlâ önce yazarını araştırma işini beceremiyorum. Her ne kadar kitap şuuru faaliyetlerine gönülden destek olmaya çalışsam da o şuura eremiyorum. Erebilenlerden olmak niyetiyle. Önce kitabı okudum sonra Kürşat Yozcu Hocamı araştırdım. Şimdilerde kendisini sosyal medya üzerinden günlük olarak takip ediyorum. Kendisi öğretmen, mesleğinde yılları devirmiş olmasına rağmen mini mini birlerini heyecan ile bekleyen bir öğretmen. Var olunuz hocam!

Kitabın ilk sayfalarında çok sıkılmış sadece içerisinde zihin engelli bireylerle ilgili bir konu geçtiğini zannettiğim için hadi bi' sonunu göreyim dediğim belli bir yerden sonra kitabı elimden bırakamadığım gerçeğini sizlere itiraf etmekten çekinmiyorum.

Toplumun zengin çocuğu olarak ifade ettiği, bir şeylere havai baksalar da idealleri olan üç gencin oturdukları bir çay bahçesinde karşılarına çıkan başta üzerine durmayıp sonrasında hayatlarını değiştiren bir duvar yazısıyla başlıyor kitap. Bu gençlerin toplum tarafından deli diye adledilen zihin engelli bireyler ile ilgili bir televizyon programı yapma istekleri ile bir deli arayışına başlamaları ile devam ediyor. O deliyi böyle yerler kaldı mı yahu dediğimiz bir mahallede buluyorlar. Ve başlıyor hikaye. :) Ne olup bittiğini anlatmak haddimiz değil.

Kitapta bolca edebiyat var ama sıkanlardan değil. Keyiflendirenlerden. Fuzuli var, Yunus Emre var. Yakalayabilirseniz Tevfik Fikret var. Duyabilirseniz eğer o satırların sesini adını duymadığınız insanlardan, kendisini görmediğiniz kapılardan ses var. Gözlerinizi ve kulaklarınızı değil gönlünüzü açmalısınız bu kitabı okurken.

İlk sayfalarda biraz sıkılabilirsiniz ama sonra dolu dizgin gideceksiniz sayfaların peşinden. Sakın bırakmayın. :) Okumayı düşünen arkadaşlara hemen tavsiyemdir, okusam mı diyenler çok geç kalmayın. :)

Keyifli okumalar. :)

Bizim okumamıza katkı sağlayan Oğuzhan Saygılı Hocama ve Kitap Şuuru ailesine yürekten sevgiler.
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Değişen ve gelişen dünyanın bize sunduğu uçsuz bucaksız düşünce özgürlüğü ile yola çıkıyoruz. Çıktığımız yolarda kimimiz bir avuç kelime alıyoruz heybemize, kimimiz bir dünya cümle. Kimimizde sessizlik katıyoruz avuç içlerimize. Her çıktığım yolda yanımda bir kitap olsun, olsun ki cümlemde sessizliğimde kitaplarla yoldaşlık etsin düşüncelerime istemişimdir. Yine düşünce alemine daldığım bir günde harika bir eser yoldaşlık etti bana. Kelimelerin bazen hiç olduğunu, sessizliğin bir çok kelimeye değer olduğunu fark ettirdi. Kürşat YOZCU’ nun kaleme aldığı Ve Tanrı Delileri Yarattı eseri sizleri önce sessizlik alemine çekiyor fakat eserde ilerledikçe aslında her sessizliğin bir çok haykırış barındırdığının ipuçlarını veriyor.

Eser az sayıda ki kadrosuyla aslında birçok kişinin hayatını anlatıyor. Babaları aynı işle meşgul üç arkadaşın üniversiteden mezun olduktan sonra meslekleri ve ailelerine yaranmak adına sosyal sorumluluk projesi tarzında bir tv programı düzenlemeye karar veriyorlar. Üç gençte birbirinden heyecanlı, dinamik ama bir o kadar da acemi. Zihinsel engellilerin hayatlarını konu alan bir belgesel çekmeye karar verdikleri an yolları daha önce hiç uğramadıkları bir mahalleye düşüyor ve hikayeleri tamda burada başlıyor.
Ömrümüz boyunca birçok kitap okuruz. Her okuduğumuz kitap iki satırlıkta olsa bir iz bırakır hayatlarımızda. Ama her kitapta toplumsal yaşamı, toplumsal düşünceleri ince ayrıntıları göremeyiz. Bu eser her ikisini de itina ile bünyesinde barındırıyor. Üç gencimiz toplumun en derin noktasındaki mahallede eserin baş karakteri Yakup ile tanışıyor ve bizde onların sayesinde tanıyoruz Yakup’u. Sadece Yakup’u değil onun sessizliğinin ardında saklanan haykırışlarını, bir filozof edasındaki düşüncelerini, bir tahta kapıya yüklediği anlamlarını, her gün gördüğümüz ama aslında hiç göremediğimiz güneşin gizemini de öğreniyoruz Yakup’la. Yakup ile beraber her cümlesinde bizleri mest eden Haluk ile de tanışıyorsunuz eserde. Üç gencin babaları sayesinde tanıştıkları Haluk, gençlere yol gösteren ve yolu kullanmayı bilen bir pusula görevin, görüyor. Eserin arka boyutunda gibi gözükse de Bakkal Amca ve Fadıma Ana başka bir güzellik katıyor hikayeye.
Yazarımızın dili akıcılığı ile göz dolduruyor. Kelimeleri kullanış biçimi, cümleleri harmanlayışı bir cümleyi okuduktan sonra hemen bir sonrakine geçme isteği uyandırıyor insanda. Kitabın kurgusu, Mecnun’u ve Leyla’yı anlatış biçimi, her insanın ön plana çıkaramadığı düşüncelerini yüreklice açığa vuruşu, sessizlik ardına bürünen cümleleri ile okunmaya, okutulmaya, tavsiye edilmeye değer bir eser. Yazarımızın şu çok beğendiğim cümlesini sunarak bitirmek isterim ‘ Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Eser: İçimdeki Ben
Yazar: Kürşat Yozcu
Yayınevi: Ekrem Matbaası
Sayfa: 112

Kürşat Yozcu hocamın ilk eseri olan İçimdeki Ben'i de okuduk. Biz önceden Ve Tanrı Delileri Yarattı eserini de okumuştuk. Bu eseri İçimdeki Ben eserine göre daha hacimli idi. Bu eserinde Serince Köyündeki gelişmeler ile başlayan öykü Serince Köyüne dönüşle sona erdi.

Serince Köyünde Osman ile onun sevip kaçırdığı ve sonunda evlendiği Gülce ile başlayan öyküde Gülce'nin utangaçlığı ve köye alışması ile geçen bir zaman diliminin yaşanması ile devam eder. Gülce ile Osman'ın Zehra adını verdikleri ilk evlâtları dünyaya gelir. Zamanla Zehra büyür. Köye ataması ilk kez yapılan Emel Öğretmenin öğretmenlik heyecanı içerisinde köye gelmesi ve pejmürde bir şekilde Zehra'yı görmesi ondaki heyecanı katlamıştı.

Zehra'nın ilk öğretmeni Emel Öğretmenden çok şey öğrenmesi ile başlayan eğitim hayatı sonraki süreçte köyden şehire göç edilerek devam edecekti. Zehra'nın ilkokulu bitirdiği yıl Emel öğretmende köyden gitmişti. Şehir hayatı ve yeni okuluna başlayan ürkek Zehra bu okulunda Hülya ile tanışmıştı. Hülya biraz farklı idi. Ahmet öğretmenleri bu farklılığı iki öğrencisi arasında gidermek istemişti. Anadolu'nun resmini onlardan yapmalarını istemişti.

İki farklı Anadolu resmi çizilmişti. Zehra ile Hülya arasındaki fark kalkmamıştı. Aileleri bile farklıydı. Zehra artık ailesinden ayrılıp yüksekokula başlamıştı. Bu eğitim hayatında Şevket ile tanışmıştı. Onu anlamakta zorlanıyordu. Okulunda bir grup arkadaş edinmişti. Bu arkadaşlarıyla günleri gelip geçiyordu. Artık mezun olacağı yıla gelmişti.

Şevket artık onun hayatını küçük kağıtlara yazdığı küçük notlarla yönlendirmeye başlamıştı. Her aldığı küçük kâğıda eve gittiğinde heyecanla bakan Zehra'nın bakış açısı değişiyordu. Burada biraz öykü felsefe içerikli bir yapıya bürünmüştür. Sürekli Şevket ile karşılaştıklarında sohbet etmeleri ve her sohbetin sonunda ise küçük kağıt içinde kısa notunu alıyordu. Bu notlar üzerinden gel gitler yaşayan Zehra sonunda Gülce'sini kaybedcektir.

Gülce'sini kaybeden Zehra aslında dünyasını kaybetmişti. Sonunda Şevket'in yanına gitmişti. Şevket'in oturduğu evde başkaları oturuyordu. Bir ay önce Şevket mezun olup gitmişti. Nereye gittiğini bilmiyorlardı. Zehra'da sonunda köyü Serince'ye dönme kararı almıştı. Köye yaklaştığında o zamana kadar tuttuğu günlüğüne noktayı koyup akan suyun akışına bırakmıştı. Yaptığı yolculuğun hayırlı mı yoksa şere doğru olduğunu bilmiyordu.

Yazalım da okumadan anlamamız zordur. Onun için okumak lazım.
336 syf.
·9 günde·10/10
nefse ağır gelen kahrın en güzel yansıması. melal ile yoğrulmuş yüreğin yangınında, hüzün ile tüten aklın dumanı savrulup bir bedene saplanmış ve lâl etmiş işte. acının terbiyesini sükût ile sağlamış bir aşığın hali nice olur görmüş oldum. keyifi okumalar...
336 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Betimlemeler, kişileştirmeler,tespitler, öneriler mükemmel
Bu kadar güçlü karekteri bir romanda toplamak ustalık ister. Kürşat yozcu bu ismi not alın Türk edebiyatının büyük yazarlarından olacak.
İyiki Tanrı delileri yarattı.
İyiki Kürşat hoca delileri yazdı.
336 syf.
·Beğendi·10/10
“Ve tanrı, delileri yarattı. Kendini akıllı sananlara akıl versin diye…” cümleleriyle başlıyor kitap. Kitabın sonunu getirdiğinde siz diyorsunuz “İyi ki tanrı delileri yarattı…”
Gazetecilik bölümünden mezun üç kafadarın(Şeyma, Arda ve Sabit) idealleri peşinde koşarken toplumdan soyutlanmış, engelli bir insanın belgeselini çekmek istiyorlar. Araştırmaları sonucunda belki de hayatları boyunca uğramayacakları bir mahallede Yakup ile tanışıyorlar ve roman burada başlıyor.
Kitabı beş-altı ay önce okudum. Kitaba ilk başladığımda sıkıldım. Sonrasında ise elimden bırakamadım. Üzerinden zaman geçmesine karşın Fadıma ninenin yöresel ağzı, eski yazar Haluk beyin filozofça sözleri , bakkal Nuri amcanın sessiz Yakup ile sohbetini hala unutamadım. Roman belli bir kesime ve okuyucuya yönelmiş gibi dursa da her okuyanın Yakup’un hikayesinde, Şeyma’nın arayışında, kendini toplumdan soyutlayan Haluk ve Münir beylerde, torununu büyüten Fadıma ninede, konuş(turul)an tahta kapıda kendinden bir şey bulacaktır.
Kitabı okursanız dil akıcılığı, harika betimler , tespitler, cümle kurgusu sizi bekliyor. Güzel dilimiz Türkçenin ehil insanların elinde, edebiyat şölenine döndüğünü görüyorsunuz. Yazarımız Kürşat YOZCU’ nun kelime dağarcığına hayran oluyorsunuz.
Ülkemizin menfaatsiz en büyük okuma ve okutturma projesi Kitap Şuuru sayesinde “Ve Tanrı Delileri yarattı” kitabını okudum. Teşekkür ediyorum.
#kitapşuuru
336 syf.
·Beğendi·10/10
#MAYISYORUM
#MAYISAYINDANEOKUYORUM
#VETANRIDELİLERİYARATTI
#KÜRŞATYOZCU

"Ve Tanrı,delileri yarattı.
Kendini akıllı sananlara akıl versinler diye..."

Bir okulun bahçe duvarına kırık dökük harflerle yazılmıştı bu yazı.Üç kafadar her daim gittikleri çay bahçesine oturmuş,bu cümlenin ne anlama geldiğini düşünüyorlardı.Bu üç kafadarın ismi Şeyma,Arda ve Sabit.Bu üçlü aynı ortamda büyümüş,çocukluklarından bugüne dek hiç ayrılmamışlardı.Aynı yaştaydılar üçü de ve babaları aynı şirketin üç ortağı ve komşuydular.
Babaları bu üçlünün ayaklarına tüm fırsatı sermişlerdi.İşin başına geçsinler diye ama bu üçlü bu fırsatları değerlendirmeyip haylazlık yapmışlar ve babalarının eğitim için gönderdikleri Londra'dan kaçıp Türkiye'ye gelmişlerdi.Ve babalarıyla karşılaşmaları tam bir komedi olmuştu.Çünkü bu üçlü son paralarını pahalı bir lokantada yerken kapı çıkışında babalarıyla karşılaşırlar tabi bir süre küs kalırlar ama evlat bu baba yüreği dayanamaz affederler bu üçlüyü.Londradan döndükten sonra bu üçlü babalarının servetlerinin kendilerine ve sonraki nesillere yeteceğini hesap etmişler ve babalarının işleri yerine zevk alacakları meslek olan gazetecilik bölümünü okumuşlar.Mezun olalı bir yıl olmasına karşın henüz hayata geçirdikleri bir fikirleri yoktu.Oturup sürekli bu konuda yakındırlar.Bunun üzerine bu duruma üzülen babaları onlara Haluk'un yardım edeceğini düşünüp ona yönlendirirler çocukları.Çocuklar yanlarına gider ama baya garip bir adamla karşılaşırlar üstelik sert bir üslupla konuşur.Onlara bir mektup verir ve birdaha buraya gelmemelerini söyler.Gençler çıkar ve mektubu okur ama hiçbir şey anlamazlar.Kaçık olarak adlandırırlar adamı.Gel zaman git zaman bunlar kafayı yiyecekleri sırada Sabit zihinsel engellilerin programını yapalım.Onları tedavi ettiririz,iç dünyalarını anlamaya çalışırız der.Maddi yardım yapar,hatta vakıf bile kurarız der.Bu fikir hepsinin aklına yatar ve hazırlıklara başlarlar.Yola koyulurlar ve araştırma yapacakları mahalleye gelirler.Buralar üçlü için yabancıdır.Çünkü onlar zengin çocuğu oldukları için büyük binalar, büyük mağazalar dışındaki bu yerler onlara garip gelmiştir.Dolaşırlar mahallede ve engelli biri olup olmadığını sorarlar sonunda camide Osman adında bir çocukla karşılaştıklarında ileride Yakup abinin olduğunu söyler.Bizimkilerde oraya doğru yönelirler.Kapiya geldiklerinde içeriye girerler fakat ilerde yerde oturan adam kapının açılma sesine rağmen tepki vermedi.Yanına gittiler konuşmaya çalıştılar ama yine cevap vermedi.Adam yüzünü Güneş'e dönmüş izliyordu ama tepki vermiyordu.Şeyma şansını baya denedi ama hiç tepki alamadı.Sabit ve Arda biraz ağır konuşmaya başlayınca Şeyma onları uyarır ve ordan ayrılıp sonra yine gelme kararı alıp çıkacakları zaman kapı açılma sesini duyan yaşlı kadın seslendi.Bunun üzerine hemen geri dönen bu üçlü yaşlı teyze ile röportaj yapmaya başlarlar.Yaşlı kadının ismi Fadıma idi.Yakup ve yaşlı teyzenin kendilerine göre kimseleri yoktu birbirlerinden başka.Derken röportaj bitmek zorunda kaldı çünkü Şeyma yaşlı kadına uzulecegi bir soru sorunca yaşlı kadın istemedi ve ordan ayrılmak zorunda kaldılar ama tekrar gelmek istediklerini belirtirler.Eeeee sonra ne olur acaba? Bu üçlü neler yapmışlardır
Okuma sırası sizde
Emeğinize, yüreğinize sağlık hocam
336 syf.
·10/10
Edebiyat deliliktir. Kimi zaman hayatı ifade etmek için en az hayat kadar çılgınca davranmak gerekir. Çünkü kurgulanan hayatları sağlam kafayla ifade etmeye bazen güç yetmeyebilir. İnanılmazlar ilhamın sınırlarının aşılmasıyla ortaya çıkar. Romanda üç karakterle başlayan delilik furyası, gerçek bir deliyle yolunu buluyor. İzahı zor okuması kolay, edebi yönü ağır şiirsel bir dille okuyanı kendine hayran bırakıyor. Kürşat Yozcu'nun bu kitabı edebiyata deli olanlar için birebir...
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Ve Tanrı Delileri Yarattı" kitabına kavuştuk.
"Kitaplar, sesiz öğretmenlerdir."
Kitap delilerine,
Kültür delilerine,
Aykırı düşünenlere, hayırlı olsun.
Okuru bol olsun, yolu açık olsun. 2.baskıya geçmiş. Yazarı kutluyorum.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Sade ve akıcı bir anlatım. Şiirsel tanımlama ile kısa sürede okunup, ruhunuzu dinlendirebileceğiniz bir kitap. Anadolu'da bir köyde geçen, bir aşk hikayesinin, töre ve gelenek lere karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kürşat Yozcu
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 32 okur okudu.
  • 43 okur okuyacak.