Lev Nikolayeviç Tolstoy Lev Nikolayevich Tolstoy

Yazar 8,4/10 · 7774 Oy · 88 kitap · 28422 okunma ·  3464 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Yazarın Tam Adı:
    Lev Nikolayevich Tolstoy
  • Unvan:
    Rus, Yazar, Pasifist, Eğitim Reformcusu
  • Doğum:
    Yasnaya-Polyana, Rusya İmparatorluğu 9 Eylül 1828
  • Ölüm:
    Astapovo, Rusya İmparatorluğu 20 Kasım 1910
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

3.464 okur beğendi.
7.774 puanlama · 5.346 alıntı
21 haber · 39.481 gösterim
28.422 okur kitaplarını okudu.
18.566 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
579 okur kitaplarını şu anda okuyor.
508 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Lev Nikolayeviç Tolstoy'un Biyografisi

Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı.

Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir.

Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti.

Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı.

Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi.

Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs 16 yaşında idi. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilkten 12 çocukları oldu; bu çocuklardan 5'i öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir.

Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır.

Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular.

82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.

Lev Nikolayeviç Tolstoy'un Kitapları Kitap Ekle

3. Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)
8,7/ 10  (587 Oy) ·  2.421 Okunma
8,7/ 10  (526 Oy) ·  1.869 Okunma
7,8/ 10  (294 Oy) ·  1.101 Okunma
8. Hz. Muhammed (Lev Tolstoy’un Hz. Muhammed'le İlgili Gizlenen Kitabı)
8,2/ 10  (165 Oy) ·  621 Okunma
13. Efendi ile Uşağı (Bir Toprak Sahibinin Sabahı)
7,7/ 10  (103 Oy) ·  365 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Ferah, bir alıntı ekledi.
18 Şub 2015

''Bir kadının kaderi; sevdiği adamın ihanetiyle, sevmediği adamın sadakati arasında çizilir...''

Lev Nikolayeviç TolstoyLev Nikolayeviç Tolstoy
Ferah, bir alıntı ekledi.
12 Oca 2015

''Adam bir yıl sonrasına hazırlanıyor, ama akşama varmadan öleceğini bilmiyor'' diye düşündüm...

İnsan Neyle Yaşar, Lev Nikolayeviç Tolstoyİnsan Neyle Yaşar, Lev Nikolayeviç Tolstoy
Yusuf Kaplan, bir alıntı ekledi.
 02 Şub 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Bir kadını sırf güzelliği için sevmek mümkün mü? Bu bir heykeli sevmek gibi bir şey olmaz mı?"

Kazaklar, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Bordo-Siyah)Kazaklar, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Bordo-Siyah)
Nur-AL, bir alıntı ekledi.
23 Şub 2015

Bir insan birisini seviyorsa
olduğu gibi sever
olmasını istediği gibi değil...

Lev Nikolayeviç TolstoyLev Nikolayeviç Tolstoy
Sadettin TANIK, bir alıntı ekledi.
21 Nis 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Firavun
Firavunlar piramitleriyle gururlanırlardı, fakat o piramitleri yaparken milyonlarca kölenin öldüğünü biliyoruz.

Din Nedir?, Lev Nikolayeviç TolstoyDin Nedir?, Lev Nikolayeviç Tolstoy
Serpil Ağ, bir alıntı ekledi.
23 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Ne kadar çok günah işliyoruz, ne kadar çok aldatıyoruz ve bütün bunlar ne için?

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 134 - Türkiye İş Bankası)Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 134 - Türkiye İş Bankası)
Bütün Alıntıları Göster

Lev Nikolayeviç Tolstoy kitap incelemeleri

Erhan, Anna Karenina'yı inceledi.
06 Mar 00:27 · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

Neden Tolstoy okumalı?

Zamanında çok yakışıklı bir topçu subayı olduğu için mi?
Üşenmemiş 1800 sayfalık kitap yazmış diye mi?
En bilinen iki Rus yazardan ismi daha kısa olanı diye mi?
Hristiyanlığı yerin dibine sokarken Müslümanlığı yücelttiği ve o kadar iyi gizlendiği için Rusya'da halen bulunamayan Hz. Muhammed kitabını yazdı diye mi?
Ak sakallı dede modunda istediği zaman rüyalarımıza girip bize kitaplarını okutabileceği için mi?
Yoksa günümüz Star Wars ya da Marvel evrenlerinin daha detaylısı olan, Savaş ve Barış evrenini tek başına oluşturduğu ve o kadar sayfa boyunca hiçbir şekilde "Ya burada mantıksal bir hata var"demenize izin vermediği için mi?
Halen bir savaşı onun kadar canlı, onun kadar yaşanmış anlatan birisi olmadığı için mi?
İstese bir pembe dizi kıvamına sokabileceği Anna Karenina'yı, bir çok yazara göre Dünya romancılığının zirvesi yaptığı için mi yoksa?

Tabi, böyle bir girişten sonra her mantıklı okuyucu "Anna Karenina şöyle güzel, böyle harika" gibi cümleler bekler. Hatta belki de, bazı değerli 1000K kullanıcısın yaptığı incelemelerde geçen (ve hiç üşenmeden kopyalayıp yapıştırdığım) aşağıdaki benzeri cümleleri.

"Okuduktan sonra trenlerden tren raylarindan uzak durmusumdur "
"Kitabın içine girip karakterlerin bütün duygularını sonuna kadar hissedebileceğiniz başyapıtlardan. Her karakterde kendimden bir parça buldum "
"Anna Karenina derin bir kitaptır. "
"Tolstoy'un St.Petersburg'un balolarını, Rus aristokrasisini çok iyi yansıttığı bir eser. "
"En kisa tanımı aşkın romanı. "
"Kitabı çok kısa sürede bitirdim diyebilirim. Nedeni herkesin pek tabii bahsettiği o akıcılık "
"Pembe dizi izliyormuşsunuz gibi severek okuyacağınız, sonrasında ne olacağını heyecanla bekleyeceğiniz bir kitap. "

Gerçi 2800 okunmaya karşılık 87 inceleme düşük bir rakam ama burada galiba bu link giriyor devreye. (OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP)
Savaş ve Barış'tan bir farkı yok bence Anna Karenina'nın da bu açıdan. Ama burada olmasa da, 1873-1877 arasında ilk önce gazetede bölümler halinde yayınlanan (toplam 239 bölüm), 1878'de kitap olarak basıldıktan sonra ise Dostoyevski, Nabokov ve Faulkner başta olmak üzere bir çok yazar tarafından şaheser seviyesine çıkartılan bu kitap hakkında yayınlamış binlerce eser ve inceleme halihazırda mevcut. Hatta kitabın okuduğum İletişim yayınları nüshasının sonunda Vladimir Nabokov'un kitap hakkında verdiği derslerden parçalar da eklemeyi uygun görmüşler içeriği tam anlayamayan okuyucu için. (Nabokov da hayatını Dostoyevski'ye sallamakla kazanıyor herhalde o dönemde)

İşte bu ahval ve şeraitte; burada, 1000k'da yazılacak ve diğerlerinin aynısı olmaktan bir santim bile öteye gidemeyecek bir başka inceleme, kime ne yarar sağlar diye düşündüm tam olarak. Zaten bu kitaba başlamaya niyetlenip benim yüzümden vazgeçen, ya da sırf ben çok beğendimi belirttiğim için " Aman ben de okuyayım" diyecek bir okuyucu olacağını sanmıyorum, hele böyle bir platformda. Bu yüzden Hesna 'nın #26536293 incelemesi gibi ben de sadece tespitlerimi söylemek istiyorum bundan sonraki kısımda. Şahsi görüşlerim olduğu gibi haliyle bir çok incelemeyle benzerlik gösterebilecek şeyler çoğu.

- Tolstoy'la başlayayım. Nabokov son sözün büyük bir kısmında, elinde bir kronometre ile olayların hızlılığı yavaşlığından bahsederek kafamızı karıştırmaya çalışsa da, kitapta iki Tolstoy olduğu fikrine ben de katılıyorum ve onun yaptığı gibi Vaiz Tolstoy'un sıkıcılığını, Sanatçı Tolstoy'un mükemmelliği nedeniyle görmezden geliyorum.

- Herkesin bahsettiği gibi kitapta üç ilişki anlatılıyor.
Anna Karenina- Vronsky (Tutku ön planda)
Kiti – Levin (Size Lev diyebilir miyim ?- Aşk ve Tolstoy ön planda)
Dolly- Stiva (Yalan ve Sadakatsizlik ön planda)
Bunların dışında Aleksey Karenin'in (Anna'nın kocası) işiyle hırsın ön planda tutulduğu bir ilişkisi var. Bu yedi ana karakterin hiçbiri Tolstoy tarafından direk kötü ya da iyi diye lanse edilmiyor (Belki bir parça Karenin). Tarafsız bir tanrı anlatıcısı üzerinden şekilleniyor kitap. Belki de bu yüzden bu kadar kolay ilerliyor. Ben karakterlerin bazılarını Savaş ve Barış'taki karakterlere de benzettim ama kitabını okumadığım için yorum yapmam uygun olmaz sanırım.

- Okuyanların büyük bir kısmı karakterler ile empati kurabiliyor. Gerçekten 19. yüzyıl Rusyasında yaşayan bu üst tabaka karakterleri kendimizden biri gibi görebiliyoruz şu an bile.

- Her ne kadar karakterler üzerinden bir tarafsızlık mevcutsa da Vaiz Tolstoy sürekli araya girerek, dönemin Avrupa etkisine karşı düşüncelerini Levin ve Prens Shcherbatsky üzerinden vermeye çalışıyor. Fransızca konuşan Avrupa hayranları genellikle hep snop kişiler, iyi mantıklı Ruslar hep eskiye bir özlem halinde.

- Sanatçı Tolstoy'un öne çıktığı yerlerde adeta yaşıyoruz kitabı. Hiç bir şey batmıyor gerçekten. Öyle ki bahsettiğim yedi ana karakterin yanında, onlarca yan karakteri de ayrıntılı olarak anlatabilirim size şu anda.

- Vaiz Tolstoy'a son kez giriyorum. Kitabın sonunda Tolstoy gibi zayıflıklarından ve kuşkularından arınıyor ve iyi bir Hristiyan oluyor Levin. Kitap içinde de bunun sinyalini defalarca veriyor zaten. Mantıklı bir Rus Derebeyi olan Levin'in "Köylüler için okul ve hastaneye gerek yok. Yol yapılsa yeterli" demesi zaman/mekandan bağımsız olarak yüzümü gülümsetmedi desem yalan olur. Genel olarak ondokuzuncu yüzyılın sonunda yapılan yeniliklere bir tepki var gibi geldi bana. Diğer konular hakkında ayrıntıya girmek istemiyorum.

- Sanatçı Tolstoy bazı simgelere (Tren, rüyalar, kızarma vb.) önem veriyor ve bunlar üzerinden bizim de anlayabileceğimiz bir şekilde hikayesini anlatıyor. Hiç bir şeyin bozmasına izin vermiyor bu rüya gibi anlatımı. Mesela ölümün yarattığı karamsar havayı bir doğum haberi temizliyor. Aşkı ön planda tutan çiftin uyumunda, sözlü ve sözsüz iletişiminde bir mükemmellik görünürken, diğerleri bu konuda sınıfta kalıyor.

- Kiti ve Levin'in evlilik bölümleri günümüz romantik komedi filmlerinin öncülü gibi geldi bana:)

- Kadın erkek ayrımı kitapta oldukça göze çarpıyor. Tolstoy daha çok sadakatsizlikte toplumun bakışı açısında bu ayrımı ele almış. Kitabın adı Anna Karenina olmasına rağmen erkekler kitapta daha baskın bir şekilde yer alıyor. Yaşadığı dönem okuyucu profili de göz önüne alınırsa bunun normal olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak en başta dediğim gibi adam oturmuş, 1000 sayfa kitap yazmış ve ağırlıklı olarak dünya edebiyat tarihinin en iyi romanlarından biri olarak nitelenmiş. Bugün olduğu gibi 100 yıl sonra da okunacak bu kitap ben ne dersem diyeyim. Buradaki incelemelerin çeşitliliğinden herkesin de bir şeyler aldığını görebiliyoruz Tolstoy'un bu eserinden. Şu an olmasa da hayatın bir döneminde okunması, en azından Tolstoy'u tanıma ve böyle bir kitabın yazılabileceğini keşfetme açısından, gerekli bence de. İyi okumalar şimdiden niyeti olan herkese.

DUA, Anna Karenina'yı inceledi.
 12 Eyl 2017 · Puan vermedi

Yazacaklarım incelemeden çok tavsiye olacak.

Elime geçen üçüncü Anna Karenina kitabı. Diğer ikisini de okudum. Ancak Tolstoy'u ve de tüm dünya klasiklerini kaliteli yayınlardan okumak gerekiyor. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Can Yayınları gibi..

Dünya klasiklerini sevmeyen çok insan duydum. Bir nevi haklılar. Maddi bakımdan düşük bir ülke olduğumuz için koşullar bizi ucuz kitaplara yöneltiyor. Gazetelerin kuponla dağıttıkları dünya klasiklerini aldık. Okulda öğretmenlerin alın okuyun dediği klasiklerin kitapçılarda en ince olanlarını seçtik. Kitap okuduğumuzu zannettik. Okumamışız aslında onlar sadece kitap özetiydi. Ve de bir metni ingilizceden vs dillerden çevirirken düz olarak çeviriyoruz. (Yani benim ingilizcem berbat ötesidir. Allahtan translate çıktı da ortamlarda çuvallamıyorum. ) Kitap çevirilerinde özellikle romanlarda çeviren kişiler yazarın tam olarak duygularını yansıtamıyor diye düşünüyorum. Bu nasıl bir kitap istesem ben daha iyilerini yazabilirim dediğim çok oldu. Bendeki ego tavana vurmuştu o zamanlar, inceleme yazarken iki kelimeyi bir araya getiremeyen ben koskoca dünya devleri Tolstoya, Gorkiye, Dostoyevskiye kafa tutuyordum adamlar mezarında ters dönmüştür. Böyle düşünmemin tek nedeni ise hep o berbat çevirilerdi.

Şuan lisede okuyan gençlerimiz de klasik sevmiyor. Kitap vermek için gittiğim okullarda klasiklere ilgi gösteren yok. Kitapla dolaşan gençlerin ellerinde Büşra Küçük Kötü Çocuk ve Zeynep Sey Solucan kitapları var. Keşke onlara da kaliteli kitaplar okumaları gerektiğini aşılayabilsek.

Hüseyin DEMİR, Savaş ve Barış'ı inceledi.
 26 Şub 2017 · Kitabı okudu · 25 günde · 5/10 puan

Savaş ve Barış klasik roman denince akla ilk gelen isimlerden bir tanesi. Kitabı okurken ister istemez "Savaş ve Barış" mı "Suç ve Ceza" mı yoksa "Sefiiler" mi diyorsunuz?

Öncelikle şunu diyeyim. "Savaş ve Barış" tam olarak klasik bir eser olmaya ve bu kadar okunmaya hak kazanmış. Her kişinin ( Kısaltılmış şekli de olabilir. Çünkü orjinal halini okumak baya bir zaman alıyor. ) kesinlikle ömründe okuyacağı "1000 Kitap" arasında yer alması gerekir.

Fakat gel gör ki "Dünyanın En İyi Üç Klasiği" diyeceksek: Savaş ve Barış biraz haddini bilecek :)
Çünkü onun ağabeyleri var...

En İyi 3 Klasik Listesi:

1. Suç ve Ceza ( Ki okumadan ölmeyin )

2. Sefiiler ( Bir kitap okuyorsunuz tatmadığınız duygu kalmıyor)

3. Savaş ve Barış

Ebru Ince, Savaş ve Barış'ı inceledi.
 24 Şub 00:47 · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 9/10 puan

spoiler

Şimdi size bir masal anlatacağım..lütfen ..gözlerinizi kapatın ..

ÇÜNKÜ AŞIĞIM

once upon a time ...1812 RUSYA ..
kitap raflarında onu ilk gördüğümde ...derin bir nefes alıp ..sen benimsin..demiştim
muhteşem kapağında... ardından ay doğan ..sadece gizemli gözlerini gözlerime dikmiş bir adam vardı...kan kırmızı adının altında ..topların önünde yatan ölüler ve on iki gölge ....OPRİÇNİKLER

Fransız yazar Jasper Kent in Danilov Beşlemesi ile başladığım Rus toprakları serüvenim ...great TOLSTOY a kadar ilerledi ..bu büyük çoğrafyanın muhteşem yazarlarına aşığım..olaylarına ..devrimlerine..savaşlarına..katliamlarına....sürgünlerine...trenlerine ..istasyonlarına..insan öldüren soguğuna ..nehirlerindeki buzun genleştikçe çıkarttığı korkunç seslerine ....aşığım...

danilov ile dolohov arasındaki görüp geçirdiğim ..jivagosuna ..rasputinine ..korkunç ivanına aşığım..

Tolstoy ise başka bir his kalbimde.. çok büyük...
savaş ve barış için dünya üzerinde ismini imza olarak bırakan bir çok insan ..o kadar büyük kelimeler yazmış ki benim burada ilkokul çocuğu gibi ..orda o oldu burda şu vardı demem abesle iştigal eder... utanırım..
.sadece şunları söyleyebilirim ki ...

savaş ve barış...bir panaromadır...baktıkça detaylararında kaybolduğun bir tablodur..1800 cıvarı sayfa boyunca takriben 10 ana karakter ve yuzlerce yan karakter üzerinden hiç fire vermeden ..teklemeden ilerleyen bir roman...
tolstoyun kendisini de kitabın içinde yerleşmiş olarak bulabilirsiniz ..ki sonlara dogru bu iyice aşıkardır...

YIRMI YILLIK BİR YAŞAM VE DEĞİŞİM rüzgarıdır...

23 gün boyunca normal dünya yüzeyinden beni alıp ...bambaşka topraklarda gezdirebilmeyi başarmış çok ender bir anlatımdır...bazen kendimi sorguladığım
karakterlerin şaşağa ve şımarıklığına sinirlendiğim..kaderle mühürlenmiş eller birbirini geç te olsa bulduğun da gülümsediğim ..ölümlerde ağladığım sayfalardır ..savaş ve barış...

"mürekkep hokkasının içine vucudundan etler bırakarak" ...yazdığı söylenen Lev Nikolayeviç Tolstoy için..

"sayfalarına ruhumdan kabuklar bıraktım" ...dıyen okurları için...

saygıyla bu büyük romanın önunde eğiliyorum.....

YA blagodaren ...tüm dünya okuyucuları adına...........

Tuco Herrera, İnsan Neyle Yaşar'ı inceledi.
24 Şub 17:05 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 2/10 puan

RED ARMY VS ARMY OF UNEMPLOYMENT!!!

Herkeşe selam Canikolar!! İşte bir etkinlikle daha arz- ı endam ediyoruz ..Normalde okunacak epey kitabım olmasına ve bu ay için yaptığım planlarda hiç rus edebiyatı olmamasına rağmen Ebru Ince ısrarla "SAVAŞICAZ" diyip gaz verince tamam dedim =)) Etkinliği düzenleyen inci arkadaşımız da gayet açık fikirli ve sevdiğim bir arkadaşım .. Bu iki ismin yüzü suyu hürmetine "bindik imamın kayığınaaaa" .. Niçin imamın kayığı diyorum açıklıcam az sonra ..Bu incelemeyi aslında bir anlık cinnetle yapayım desem de sonrasında vazgeçmiş idim .. Ta ki az önce elime geçen 92 evet yanlış okumadınız yazıyla DOKSAN İKİ LİRALIK su faturasını görene kadar .. Evde tek başına kalan ve günün 14 saati işyerinde ikamet eden bana reva gördükleri faturadaki miktardı bu .. Dile kolay.. Portakal bahçelerini geç , Konya ovasına pirinç eksem musluğu açıp 3 aylığına Honolulu ' ya gitsem, dönüşte kendimi kara deliklere ışınlasam dahi bu rakama yine ulaşamazdım .. Bu fatura sayesinde kendi kendime sordum : "İnsan Neyle Yaşar diye!! Bu kabaran öfke tekrar tetikledi beni bu incelemeyi yazmam için.. Madem SAVAŞ istediniz, alın size SAVAŞ !!! Sen yeter ki iste , aklına getir ..Ben kapına getiririm söz konusu muhabbet "bu" olunca ..

Hiç uzatmadan hemen bodoz konuya giriyorum ! Eski bir topçu subayına da kendisine yaraşır bir şekilde cevap verelim tankla, topla, tüfekle .. Arkadaşım beni takip ediyorsan , yazdıklarımı da okuduysan neyin ne olduğunu üç aşşağı beş yukarı zaten biliyorsun .. Bilmeyenler için tekrar edeyim : Repeat after me !! Daha kitabına yaptığım inceleme de belirttiğim gibi ( #16611051 ) dünya sevgi saygı çerçevesinde dönüyor goygoylarına benim karnım tok .. Bu bir yalan ...Keşke öyle olsaydı ama değil !! Dünya Güneş'in etrafında dönüyor.. Kesin olan bu ..Ha ama bu şu demekte değil !! Sen kır dök hiç sonrasını hesap etmeden sonra sevgi dilen .. Sevgi ,saygı ve hoşgörüyü HAKEDENE ve HAK ETTİĞİ KADAR göster .. İyiliği de kötülüğü de KENDİNDEN bil .. Bambaşka faktörlerden ya da yukardakilerden değil ...Ben bu kitabı İş Bankasından aldım okudum.. Altı adet kısa hikayeden oluşan eserde genele hakim olan hava şu diyaloglarda gizli ..
Kafam yarıldı?
Niye ?
Şeytan taş attı?
Ama niye ?
Tanrı böyle istedi !!

Bu mudur yani Tolstoy ?!

Dediler ki sonradan çocuklar için yazdı .. Peki madem..Öyle olsun! Bu eserin çocuklar için yazıldığını belirten hiç ama hiçbir ek not görmedim ben..Sitede islama olan yatkınlığı için bu adama bu kadar methiyeler düzen ve müslüman olduğuna adım gibi emin olduğum bunca insan (ki şu an 8.902 kişi) var .. Bir kişi de çıkıp şunu demiyor : yahu arkadaş bana kötülük yapan adama ben niçin diğer yanağımı döneyim ? Ve bu incelemeleri yapan insanlar müslümanlar ?!!? İnanılır gibi değil! İslam dininde benim bildiğim kadarıyla zulme ve zulum edene her zaman başkaldırı vardır..İsteyen açsın okusun Hüseyin ile Muaviye ' nin savaşını .. Bir ordunun üstüne 60 kişiyle giden bu insanları HİÇ Mİ okumadınız ? Kitapta bir feodal beyin taşeronu kahya köylüye kök söktürüyor.. Köylü toplanıyor ..Kimi diyor karşılık verelim , kimi diyor allahından bulsun .. Sonuçta hepsi korkuyor ve içlerinden biri mum yakıp saban sürüyor , sabanın üstüne de mumu koyuyor..Sonra mum ters dönüyor falan ertesi gün bir bakıyorlar zındık ölmüş =)) Yani şurdaki hurafe gazına bir bakar mısınız ? Hiç mi rahatsız olmuyorsunuz şunları okurken ? Sevgiymiş !?! PEEEEH!! Gökten düşen melek hikayesi zaten beynimin içinde piknik tüpü patlatıp geçti .. Ona hiç girmiyorum .. Said Nursi risaleleri okudum.. Fesli Tarihçi Kadir Mısıroğlu okudum ..Mustafa Armağan falan dahi okudum .. Ömrümde hiçbir kitabı okurken bu denli sıkıldığımı , yeter bitsin artık dediğimi hatırlamıyorum .. Bunun bir klasik olduğunu iddaa ediyorsanız cevabım yukarda ..Yok çocuklar için yazılmış diyorsanız , çocuklarınıza biat etmeyi değil HAKLARINI ARAMASINI öğretin!!!

Bir adam gözünüzün önüne getirin .Bitmez tükenmez sandığı altınları var..Bu altınları har vurup harman savuruyor..Durmadan ceplerini boşaltıyor , iki dolu avucundaki altınları o yana bu yana serpip, atıp duruyor...Ama bu altınlar yalnız kendisi için , kendinde kaldıkça altın..Bunlar öyle büyülü altınlar ki , sahibinin eliyle savruldumu hiçbir işe yaramayan toz olup savrulup gidiyorlar .. İşte bu kitap burda sözünü ettiğim altınlar .. Tolstoy ' un kendisi ise bu manada tam bir dram .. KİMSE BAKMAZKEN GÖRÜNMEZ OLAN ŞEYH falan diyebiliriz ona .. Bizim işyerinde bilmem kaç tane fatiha , üstüne 800 bakara , yatmadan önce 200 kulfu oku yat rüyanda peygamber Muhammed' i göreceksin diyen Muharrem abiden bir farkı yok benim gözümde onun..

Bu incelemenin fix dejenere olmuş soru başlığını ben de sorayım .. Öyle yaa benim başım kel mi?!?!? İnsan ne ile yaşar ? İnsan AKLIYLA yaşar .. Aklı olmayanın fikri , fikri olmayanın zikri olmaz .. Aklı olmayan , araştırmayan , biat eden , körü körüne inanan , sorgulamayan insanın içinde zaten sevgi olmaz..

İşbu 50. incelemeyi burada noktalamadan önce soruyoruz ..Peki Tuco Herrara ne ile yaşar ? İŞSİZLİK ! İŞSİZLİK ! İŞSİZLİK!!!!

Şanlı İşsizlik Orduları Mareşali , CEHENNEM Ordularının yenilmez baş kumandanı ve silah arkadaşları zafer geçidiyle selamlıyor sizleri ..

Marşımız !!! : https://www.youtube.com/watch?v=7TKrIFVP-Qs
(WALLA KORKUNÇLU MÜZİK DEĞİL!! )

İşte geliyorlaaaaaaaaar !!! Cehennemin kapıları açıldı ve salındı yeryüzüne tüm kötülükler!!!

En önde SİNYALCİLER !! Halk arasındaki tabiriyle "abi bi milyon versene" diyen piyade ve lojistik sınıfı askerlerimiz !!! Sakladığın , vermek istemediğin parayı vücudunun röntgenini çekmek sureti ile belirleyen yılmaz işsizlik neferleri .. Ordumuzun bel kemiği ve olmazsa olmazları ...
Hemen ardından AÇLAR geliyor!!! Yediğin patates kızartmasının son tanesini , içtiğin sigaranın son fırtını , son lokma için sakladığın kolanın son yudumunu gözünü dahi kırpmadan yokeden bu elit askerler , dişinizin kovuğunda kalmış minik kıyma partiküllerinin kokusunu dahi tam 5 km öteden alabilecek donanıma ve öz güvene sahip !!
Onları TEKELCİLER takip ediyor !!! Bu korkusuz yiğitler akşam 10 dan sonra konan yasağı delip evlerinize "mutluluk" ulaştırıyorlar ŞİŞE ŞİŞE !!! Tankımızın , topumuzun , tüfeğimizin hammaddesi ,mühimmatımızın asıl kaynağı , ordumuzun gözbebeği , görünmeyen ama EN kahraman birliklerimiz onlar ..Nice olurdu onlar olmayaydı halimiz !!!
Ve onları İşportacılar , yere kitap açanlar izliyor .. Umulmadık anlarda umulmadık işlere imza atan , tabiri caiz ise intihar savaşçıları olarak adlandırılan yüce savaşçılar .. Sokaktaki sesimiz ,soluğumuz , ordumuzun beraber atan yüreği bu birlikler ..
Karşı istihbarat ve espiyonaj için canlarını feda eden CAPS bölüğü de uygun adım selamlıyor BAŞKUMANDANI !!! 50 gigabytlık adil kullanım kotalarına acımaksızın bir KELOĞLAN filminden CAPS almak için tam 12 gigabytelık filmi umarsızca indiren yağız askerlerimiz !!! VAR OLUNNNN!!!!!

COME AND JOIN THE "DARKSIDE "!!! TUCO NEEDS YOU!!! HE CANNOT DO IT ALONE !! ENLIST TODAY!!!

Anna Karenina...1800'lerin Rusya'sini yansıtan ,ahlaki değerlerin nasıl carcur edildiği ,ahlaki ve dini emirlere karşı çıkan ,sadakat sınavının verildiği, uçuruma dogru sürüklenen hazin bir aşkın hikayesi ...


Anna Karenina klasik olmayı fazlasıyla hak eden kült bir eser.Tolstoy'un daha önce "Diriliş" kitabında da aynı şeyi hissetmiştim .Tolstoy sadece Rus'larin değil insanlığın acılarını işlemiştir kitaplarında.Anna da ise genel manada bir kadının hikayesi ele alınıyor .Ismi fark etmez.Ister Anna ,ister Ayşe ,ister Zeynep olsun.Kadının hikayesi ,tercihleri ve yanlisliklariyla günümüz penceresinden perdeleri araliyor bizler için .

Yazar Anna ile Vronsky aşkına paralel olarak Levin ile Kiti'nin aşkını ve evliliklerini gözler önüne seriyor .Okurlara ahlaki değerlerden yoksun sevgi ile saf ve ideal olan sevginin hayat standartlarindaki kalite kontrolünü ve kiyasini yaptırıyor .

Evlilik eşit kollu terazi gibidir .Sadece "ben" üzerine kurulan evlilikler eninde sonunda yükün ve beklentinin altında kalır ,ağırlığının altında ezilmeye mahkum olur ."Biz " üzerine kurulan evlilikler de ise sevinci,
üzüntüyü,sıkıntıyı birlikte boluserek mutlugun her daim dengede tutulması sağlanabilir.Sadece güzellik ,mal mülk,makam vs.gibi özellikler baz alınarak yapılan evlilik seçimlerde, bedensel (tensel ) aşkın ön planda tutulması çoğu zaman hüsranla neticelenmistir .Universitedeyken
"Evlilikte Mutlu Olmanın Yolları "konulu katılmış olduğum bir seminerde yazar;seyahat birligi,sayfa birliği,sofra birliği gibi mutluluğun formülünü içeren "S" kuralını vermişti .Tüm bu "S"ler ailede bir araya gelince "Sevgi Birliğini " doguracaktir .Sevgi bir nevi kök hücre misali ,girdiği en metastaz durumları bile iyilestirebilecek kadar güçlü bir iksir .Anna'nin ilişkilerinde maalesef bu gözüme çarptı hemen .Sayfa birliği yok ,İlk eşinin kitap okuma saati olmazsa olmaz önemli ama odasında yalnız geçirmeyi tercih ediyor beyefendi .Sofra birliği çoğu zaman yok ,iş güç yoğunluğuna sığınıp ,yükselme hirsina yenik düşmüş bir ilişkiyle karsilasiyorsunuz.Seyahat birliği deseniz çoğu zaman "Ben " üzerine kurulu maalesef.Böylesine ayrı gayrı bir ilişkide sevginin olmasını ve ilişkinin uzun ömürlü olmasını bekler misiniz ?

Yalan üzerine bina edilmiş evlilik çoktan yikilmaya mahkumdur .Zemin sağlam değil bir kere .Üzerine istediğiniz kadar iyilik yapın ,iyi muamele edin,merhamet edin,istediğiniz kadar kat çıkın; temeli çatlak olduğu için elbet bir gün enkazin altında kalacaktır ilişki . Kitaptaki ilişkilerde dikkatimi çeken en önemli meselelerden birisi de ilişkiyi yaşayan karakterlerin burjuvazi ,yüksek aristokrasi hayatlarına rağmen kalbi ve ruhi hayat fakiri oluslari.

Anna ile Vronsky 'nin ilişkisinde
aşk şiddetli muhabbete ,bir başkasının hayatını kontrol boyutuna giren hastalık derecesinde kıskançlığa en açıklayıcı anlamıyla "iptila" ya askinlik ve taskinliga dönüşmüştür .Kıskançlık kişinin iç itminaniyla uyusamamasi ,mevcutla bir barisiklik problemi ,içsel bir yoksunluk görüntüsü ,kişinin kendisine yabancilasmasi ,kendisini onaylamamasi durumudur .Kıskançlık bir virüs ,nereye girerse oraya zarar verir. Hayatın her karesinde yeterince mutlu olamaz,kendi hayatlarını zehir eder bu hastalığa müptela insanlar .Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi kendisini yer bitirir,ötekinin elindekilere bakmaktan kendi elindekileri göremez,ötekini fark etmekten kendisini fark edemez,kalbi ve ruhi zaafa uğrar,aklını işgal eder ,uykularını kaçırır .Acaba şimdi gitti ama orada bir kadına mi baktı ,neden bu kadar geç geldin,nereye gidiyorsun,beni seviyor musun gibi sürekli ,bitmek bilmeyen bir kontrol memuru
gibi;sevgiyi eriten ,sevgiyi yildiran ,aklın ve dengeli davranışların devreden çıktığı bir ilişki.Kitabın sonlarına doğru bu depresif hal beni bile bunalttı yani .


Ayrıca kitapta beni rahatsız eden oldukça önemli meselelerden birisi ,günümüzde de
hiç ama hiç yabancısı olmadığımız
"Elalem ne der " lafıyla hayatlarını adeta başkalarının yasamlarina ipotek etmiş
insanlar .En acılı zamanlarında bile
"elalem ne der " lafı kadar tesir edebilecek şifalı bir söz yok yani !!!

"Elalem ne der "sözü kadar duvarları yüksek bir hapishane var mı?’ diye soruyor bir düşünür. Evet, bu bir hapishanedir. Ancak bu hapishaneye insan kendi kendini mahkum ediyor.Nefessiz kalan ,başkasının umrunda olmayan sensin .Nedir bu başkalarına görünme ,bilinme çabalarımız ...Elalem ne der diye lüks,sasaali bir düğün yapıyorsunuz.
Kamera önünde alkislaniyorsunuz,kamera arkasında sizin o borçları ödemek için ne sıkıntılar cektiginizden elin alemin haberi yok maalesef !!! Bu örnekler cogaltilabilir .Ne isek o olmaya çalışalım ,şeffaf olalım .Nedir bu görünme ,yalandan gülümseme çabalarımız Allah aşkına ...
Bu durum Anna ile Aleksey Aleksandrovic ,Vronskiy,Kiti vs. ilişkilerinde oldukça bariz ve başarılı bir şekilde işlenmiştir.

Yazar gercekten karakterleri öyle güzel işlemiş ki ,çok sayıda karakter olmasına rağmen hepsiyle tanisikliginiz oluyor ,ayrı ayrı ozumsuyorsunuz .Kitapta "anne" olmamdan kaynaklanıyor olsa gerek hoşuma giden,taktir ettiğim karakterler arasında Doli ve Lvov
vardı .Ikisi de çocuklarına verilen değer ,eğitim ve yapmış oldukları fedakarliklarla biliniyor .Abdulhak Hamid'in "Kim demiş çocuk küçük bir şeydir ,belki de o en büyük şeydir " dediği gibi çocuğa yaşam kilavuzlugu yapacak , yemek ,içmek gibi behimi arzularinin yanında kalbine ve ruhuna da nüfuz edebilecek ,yaşamak sanatını ogretebilecek,ona gerçek değerini verebilecek ebeveynlere ne kadar da muhtacız.

Kitapta beni en çok üzen "çocuklar " meselesi oldu .Gerek yasak ilişkilerde gerekse bosanmalarda en çok üzülen ,en çok yara alan ,bedensel olarak bolunemeyen ama kalben bölük porcuk edilmiş,içinde fırtınalar kopan,hiçbir yere ait olamayan ,tutunamayan çocuklar her zaman uzmustur beni .Çevremde de örneklerini görüyorum .

Kitapta yeri geliyor Levin'in inanç arayislariyla ve ölümle var olusunuzu sorgulatiyor yazar size .Levin de karakterlerden beğendiklerim arasında .Dürüst ,fedakar ,ailesine eşine düşkün,çalışmayı seven bir karakter .Arada sendelemeleri oldu tabiki .
O kadar da olacak :))

Abisi Nikolay 'in ölümü sırasında her şeyin kaçınılmaz sonu olan ölüm üzerinde düşünmeye başlayarak inanç arayışına
giriyor .Hatta özetle söyle bir ifadesi
vardı :"Ölüm dosegindeki adamın sahip olduğu ,ancak kendisinin sahip olamadığı bilgiyi kıskanıyordu ".Katilmayanlar olacaktır tabiki bu sadece bir arayış .Levin 'in arayışı ...Yine Levin 'in eşinin şiddetli dogum sancilari çektiği sırada kalben olmasa da diliyle "Tanrı'dan merhamet dilemesi ,yardım istemesi " manidardi .Yine yaşamla ilgili sorulara "Hristiyanlığın verdiği yanıtları kabul etmiyorsam ,o zaman hangi yanıtları kabul edeceğim ? " gibi soruları ve felsefeye sığınıp cevap bulma arayislari hoşuma gitti .Peki çizgisini değiştirdi mi ,inancsizligina çözüm buldu mu ,hayır...

Av- avcılık ilişkileri ,Avrupa dillerine özenti,toprak mülkiyeti,Ruslarin ,köylülerin sosyal yaşamı,sınıf ayrimlari ,eğitimin önemsenmemesi ,burjuva yaşamı ,inancın değerlere etkisi gibi konular da işlenen konular arasında .Kitap oldukça akıcı.Nasıl bittiğini anlamayacaksiniz.Yeri geliyor sıkılıyorsunuz ; av vs .gibi konularda sıkıldım açıkçası .Ama kesinlikle okunmaya değer .Tüm bu anlattıklarım kitabın bende bıraktığı izler...

Son olarak ,maalesef günümüzde de aile muessesinde kendimizden ve degerlerimizden kaçış var.Biz ,bize ait değerleri "gelenek " diyerek partal bir eşya gibi köşeye attık .Gelenekten kastım tabiki manevi ve ahlaki değerlere ait büyüklere saygı ,akraba ziyareti vs. gibi ...Eskiden ahşap işlemeli sandıklar vardı annemlerin ceyizlerin konulduğu
-simdi cok daha gosterislileri var tabiki -
onun içine eskimiş ,modası geçmiş,o eskidendi diyerek koyup kaldırdık .Ondan sonra aile kavramında ciddi sıkıntılar baş göstermeye başladı .Yanlış anlaşılmasın günümüzde de gayet mutlu evlilikler yok mu ?Vardır muhakkak .Ama teknolojinin gelişmesiyle teknolojiye yakın olduk ,insana ve insani değerlere de bir o kadar uzaklaştık .

Keyifli okumalar ...

Spoiler içerir ...

Savaş ve Barış ...İki ciltlik ,1800 sayfayı aşkın ,Rusya ile Fransa savaşını konu edinen ,tarihin harmanlayıp yogurdugu
derin,destansı bir kitap .

Savaş ve Barış'ı anlamadan önce ,öncelikle Tolstoy'un hayatını kısaca bir hatirlamamiz gerekiyor .Tolstoy 1828 yılında meşhur bir aristokrat ailede doğmuş ,burjuvazi bir çevrede yetişmiştir .Ailesini kaybettikten sonra aile mirasını kumarda kaybetmis.Kazan Üniversitesi 'ni çoktan bırakmış .Orduya katilmis ,anılar yazmıştır .Daha sonra Sibirya'da sürgün edilmiştir .30 yıllık sürgün hayatından sonra 1856 yılında atfedilen bir grup soylu devrimci Dekamberist'lerin hakkında yazı yazmak için Yasnava Polyana 'ya miras kalan köşke yerleşmiştir .

Fakat Tolstoy Dekamberist 'lerin sürgün hikayesinin tam olarak anlasilabilmesi için geriye doğru bir zaman turunun yapılmasının isabetli olduğunu düşünerek ;1825 yılı Car 2.Nicolas'a karşı ayaklandiklari zamanın iyi yorumlanmasi,anlaşılması gerektiğine inanıyor .1812 Napolyon 'ların Rusya'ya korkunç saldirmasinin hikayesinin iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyor .Yine Austerlitz Savaş'indaki yenilgiden sonra Napolyon'un oluşturduğu ciddi tehdidi öğrendiği 1805 yılından bahsetmeden 1812 yılından bahsedilemeyecegine inanıyor .Tüm bu dağınık fikirler bir araya gelerek başarılı ve titiz bir şekilde sentezlenerek Savaş ve Barış gibi panorama niteliğinde zaman'siz dev bir destanin doğumuna şahit olacaktır .Yani Tolstoy ,doğumundan 20 yıl öncesi uzun ,nefes kesen bir yolculuğa çıkarıyor biz okurlarini...


Hiç aklımda yokken Ebru Ince /> Hanım vesilesi ve ilk yaptığım etkinliğin vermiş olduğu sinerjiden güç alarak Savaş ve Barış yolculuğuna çıkmış oldum ben de .Kitap okuma süresi ile alakalı çok sabırsız birisiyim .Elimdeki kitabin elimde surunmesini kesinlikle istemem .1800 sayfayı aşkın bu kitabı Allahım nasıl bitireceğim ,kalbim sıkışıyor,bünyem kaldırmıyor diye diye bitirislerime şahit oldunuz sizler de :))Ebru Hanım da bu kitabın kalın kitap değil, tuğla hükmünde olduğunu belirtince bir nebze de olsa rahatladım .
Başladım tuğla misali altında ezilmek yerine karakterleri ve tarihi gerçekleri zihnimde tuğla tuğla birleştirip inşa etmeye ...VIP Kralicemiz
Ebru Ince Hanım ve ekip arkadaşlarıma kocaman tesekkurler.


Kitap başta da dediğim gibi iki cillten oluşuyor .Birinci cildi atlatirsaniz selametle ,İkinci cilt çok daha kolay ve oturaklı ilerliyor .Birinci cildi okurken kafamda uçuşan bir dolu soru ağı ,zihnimde bağlantı kuramadigim bir dolu insan,kafamda deli sorular ...Ama Ebru ablayı dinleyip karakterlerin üzerinde çok fazla durmadan geçtim,dediği gibi İkinci ciltte tüm taşlar yerine oturdu.Öyle ki karakterleri çok iyi tanıyor hale geliyorsunuz.


Savaş ve Barış'in tek bir ana karakteri yok .600'e yakın karakterle bu savaş sahneleniyor .Yazar aristokrat bir aileden geldiği için en iyi bildiği sınıfa yönelik bu destanini yazmaya başlıyor .Her zamanki gibi bitmek bilmeyen kokteyl partileri,kızların en iyi kıyafeti giyme yarışı,mazurka gösterileri ...Aynı zamanda savaşın artan siddetinin konuşulduğu, dert edinildigi masa başı politik meseleler ...Sonra mı sonra yine lukus hayat ,para,zenginlik,kadin ...
Kaldıkları yerden devam .Anna Karenina gibi ilişkiler sarmalı bir kitabı henüz taze bitirdiğim için devam edegelen ,çocuk yaşta başlayan isbu ilişkiler yordu beni.Aşk ,ihanet ,ölüm,ihtiras ,
yoksulluk gibi konular bu ilişkilerde göze çarpıyordu...Kadın karakterlerden en çok sevdiğim en baştan beri karakterinden taviz vermeyen iyilik meleği ,fedakar Prenses Maria ve çocukluktan beri aşkına sadakatle bağlı ,malikanenin tüm yükünü omuzlayan ,yoksul Sonya...Natasa'nin çocukluktan kaynaklanıyor olsa gerek şıpsevdi oluşu ve ilişkileri beni yordu.Ama sonrasında da ailesine ,
çocuklarına ,eşine sadık ,özverili bir anne olmasıyla gönlümü fethetmeyi başardı .


Yine kitapta sevdiğim erkek karakterler arasında Kont Bezuhov'un bahtsız gayrı meşru oğlu ,mutluluğunu anlam arayışında arayan,iç huzurun peşinde olan ,işbirlikçi eşi tarafından aldatılan ,Moskova esir alındığı sırada Moskova'yi terk etmeyip mücadele etmek isteyen Piyer...
Yazar Moskova'nin esir alinisi ,Moskova yanginini,
kacislari ,yagmalanmalari çok başarılı bir şekilde orada yasiyormuscasina resmetmis.O kısımlarda yüreğime kocaman bir hüzün çöktü.Düşünsenize vataniniz,anilariniz ve nefes aldiginiz yeri terk etmek zorunda birakiliyorsunuz.Her ne kadar şehirden uzaklassaniz da bedeniniz yolculugunuza eşlik etse bile "kalbiniz" orada kalıyor,kalbinizdekilerle beraber .Sevdiklerinizin feryatlari icinizin yangını sonduremiyor.Bir anda sıradan yasamiminiz alt üst ediliyor.Yagmalanan şehirle beraber acımasızca anilariniz,eviniz ,dostluklarıniz parça pincik edilip yagmalaniyor .Bu da size acı veriyor .


Aristokrat ailenin mala mulke düşkünlüğü o kadar acı verdi ki bana ,düşünün bir sürü yaralilar var .Çaresiz ve sahipsiz.Aristokrat aileler kaçarken arabalarına yukleyebildikleri kadar tabak ,çanak,bronz,vitrin,aynalarda dolu sandık vs. gibi eşyaları tikistirmakta dertli .Yaralilar kimsenin umrunda değil .Bu atmosferde ucuzluyor insan hayatı .Insanlık bir tabak kadar bile yer edinememis ,fazlalık olarak görülmüş,köşeye burusturulup atılmış,anlamını kaybetmiş gönüllerde .Hayret ediyorsunuz .


»»»»Şimdi artık bu onlara tuhaf gelmiyordu; tersine, bir çeyrek saat önce yaralıların bırakılıp eşyaların götürülmesini nasıl doğal bulmuşlarsa, şimdi de eşyaların bırakılıp yaralıların götürülmesini öyle doğal buluyorlardı.


Piyer 'e dönecek olursam idama goturulusunu ,zindanlarda ,yakıcı
soguklarda yangından bir insanı kurtarmak ve kadınların kötü davranışlara maruz kalmamak için vermiş olduğu mücadele bence kitabın en güzel bölümlerinden birisiydi .
Herşeyin elinden yitip gittiği bir anda Piyer gerçek özgürlüğün ve mutluluğun tadına şimdi vardığını düşünüyordu .Acıkınca yemenin,susayinca içmenin ,
soğukta isinmanin,bir insan sesini duymak istediğinde konuşmanın ,dostla muhabbetin en büyük zevkini tamamıyla o mahrumiyetlerde tadıyordu .Ruhu cetin bir savaşa hazırlanırken kendisini zayiflatabilecek ,tuzağa düşürecek tüm engelleri reddediyordu .

Piyer evinin kapıları yıkılsa bile kalbinin kapılarını açmayı başarmıştı .Dünyası zalimler tarafından yıkılsa bile kendisine musmutlu "yeni bir dünya" kurmanın hazzını hiçbir şeye degismezdi.

Tolstoy tarihin içindeki büyük olayları ve olaylar içerisinde yer alan hayatları anlatmaya devam ediyor .Fakat karakterler ve psikolojilerini merak ederken tarih hakkında derin sorular sormak için anlatiyi bolmekten cekinmiyor.Savaşların başlama nedenleri,savaş taktikleri nasıl olmalı ,savaşın başarılı olmasının sözde büyük dehalarin eylemlerinden kaynaklı olup olmadığı ,askerlerin motivasyonunun rolü ,ekonomik ve kültürel etkenlerin rolü var mı acaba gibi sorularla felsefik bir düşünmeye iter okuyucuyu.

19.yy eleştirmenleri panaromik yapının bir parçası olan bu bölümden dolayı kitabın roman havası vermediğini söylerler.Tolstoy da bunu kabul eder.

Savaş ve Barış nedir ? diye sorulduğunda cevabını çok güzel verecektir :

“O bir roman değil. Bir destandan daha azı. Tarihsel bir günlükten de daha azı. Savaş ve Barış, ifade edildiği biçimle, tam da yazarın ifade etmek istediği ve edebildiği şeydir.”

"Roman Batı Avrupa tarzıdır .Rus yazarlar farklı yaşarlar ve farklı yazarlar ."


Savaş ve Barış kitabının orjinal isminin Savaş ve Dünya olduğunu söyleyenler de var .
Barış kelimesinin insanı ,dünyayı ,
toplumu yansıttığı belirtilir.Barış kısmıyla yazarın da belirttiği burjuvanin dünyaya düşkünlüğü ,kokteyller,davetler,
kadın erkek ilişkileri,elit kesimin Napolyon'â hayranliklari,Fransa kültüründen etkilenip Fransızca konuşmaları ,menfaatin sevgiye galip olduğu konular işlenmiştir .

Son olarak yazar hayal gücüyle ,kurgusal anlatımla tarihsel figürleri birleştirip muhteşem bir Rus panaromasi ortaya çıkarıyor .En başa ,zaman yolculuğuna dönecek olursak ;yaşadığı zamanı iyi anlamak ,yorumlayabilmek için ardında bıraktığı yıllara kendini kaptirarak başarılı bir eser bırakıyor.Insanlığın savaştan da siyasetten de önemli olduğunun altını çiziyor.Dünya ve iktidar tutkusu tek taraflı aşk olduğu için ,sonu hüsranla bitmeye mahkum bir baht oyunudur .

Okunması gereken ,insanın hayatıyla ,sahip olduklariyla sinandigi önemli bir eser ...

Keyifli okumalar ...

Elif Kimya, İnsan Neyle Yaşar'ı inceledi.
 22 Ağu 2017 · Kitabı okudu

Bu yaz tatilinde çok eskiden okuduğum kitapları tekrar okudum. İnsan Neyle Yaşar da bunlar arasında. Rus yazarlarından dünya edebiyatına en kıymetli klasikleri kazandıran Tolstoy' un en popüler kitaplarından biri.


İnsan niçin yaşar diye sorsak hemen hemen herkesin cevabı birbirine yakındır. İnsan ailesi, anne-babası, eşi, çocukları için yaşar. Daha iyi bir gelecek, daha parlak bir kariyer için yaşar. Hayatta uğruna mücadele verdiği değerleri için savaşıp mağlup olmamak için yaşar. Kimi Allah' a ibadet edip, cennetine mazhar olmak için yaşar. Kimi de onuru, gururu, belki de vatanını korumak için yaşar. " Yaşamak dediğimiz nedir? Sana göre, bana göre? "Göresi" var bu işin." Göresi varsa peki, insan neyle yaşar? Bu soruyu yıllar önce, 19. yy' da pek tanıdık bir isim, kalem erbabı sormuştu. Bugün, 21. yy' da bide biz soralım kendimize. İnsan Neyle Yaşar?


İnsan hep daha fazlasıyla, doymak bilmeyen bir nefisle yaşar. Bir evi olsun ister, evi olunca çok daha gösterişlisini, lüksünü ister. Para ister, sahip olunca daha da fazlasını ister. Hani 50 kuruşunu kaybeden bir çocuk vardı, yolda ağlıyordu. Çocuğun ağladığını gören amca " Neyin var evlat, neden ağlıyorsun?" diye sormuş, çocukta "50 kuruşum vardı, kayboldu" demişti. Adam çıkarıp vermişti de çocuk bu defa daha çok ağlamaya başlamıştı. " Şimdi niye ağlıyorsun? " diye sorunca, " 50 kuruşumu kaybetmemiş olsam, bununla birlikte 100 kuruşum olacaktı." diye cevap vermişti. İnsan budur işte, doymak bilmez, azla yetinmez, hep daha fazlasını ister. Bu soruyu tanıdığım birçok insana sordum. Neyle yaşacaklar, tabiki parayla. Bu devirde paran olmadan tuvalete bile gidemiyorsun, adam yerine konmuyorsun, paran olmadan hiçsin cevabını aldım. Sonuç olarak insan parayla, mal mülke yaşar, kanaatine vardım. Ama Tolstoy hayır arkadaş para sevdiklerin olmadıktan sonra seni mutlu etmez, insan asıl sevgiyle yaşar diyor. Sevgi diyor, iyi gelelim birbirimize diyor. Evet, para ile, servet ile yaşar insan sanırız ama asıl olan, insanı yaşatan sevgidir, iyiliktir Tolstoy' a göre. Bu kitapla ahlaki değerleri, sevgiyi, yaşama amacını, erdemi sorgulatıyor, dersler veriyor bize de yazar.


Ona göre; insan ahlakla, sevgi, dürüstlük gibi erdemlerle yaşar. İnsan severek, sevilerek, sevgi umarak yaşar hep. Annesinin kendisini sevmediğini düşünen çocuk annesinin sevgisi, aşık olan biri maşuğunun aşkı için ağlar, bu sevgiyi kaybetmemek için yaşar. Ve Tolstoy' a göre sevgi sadece insana karşı değil bütün varlığa ve varlığı var edene de olmalı. İnsan hep bir umutla yaşar. Bir iş bulma umudu olur bu bazen, bazen birini sevme, sevilme onunla mutlu olabilme umudu olur ya. Sevgiyle, umutla, huzurla, anne-baba,eş, ahbapla yaşıyor insan. İnsan bir hal çaresi, yolu bulunur diyerek yaşar. Sıkma canını, hallederiz ya diyerek, değer verdiği insanın yanında olarak, birlikte yokluğun çaresini arayıp şükrederek, kanaatle yaşar. Hayallerine ulaşmak için çıktığı engebeli, zor yolda, takati kesilince yol üstünde içtiği bir su ve bir nefes molayla yaşar. Bakışlarla yaşar insan. Kucağına aldığı bebeğe merhametle bakarken, otobüste yerini verdiği yaşlı amcanın yüzündeki mutlulukla mutlu olurken, eski bir dost yüzünü özlemle seyrederken, bir baba, korkmasına rağmen dürüstlüğü bırakmayan, yalan söylemeyen, doğrudan vazgeçmeyen çocuğuna gururla bakarken yaşar. Ansızın çekip gitmelerle de yaşıyor insan. Şaşkınlıkları, bakakalışları, tutunamayışlarıyla da yaşıyor. Reddedişleri ya da kabul ettikleriyle yaşıyor. Dünü, bugünü, yarını, bilineni ve bilinmeziyle yaşıyor insan. Kimi sevgiyle yaşıyor, kimi hırs, tutku ve nefretle. Bazen korku bazen ümitle yaşıyor insan... Kısacası insan paradan önce duygularıyla, seçimleriyle, inancı, ahlakı, bakış açısı ve yüreğiyle yaşıyor.


Tolstoy da bu kitapta insanın neyle yaşadığını, okunması çok kolay, yalın, ders verici, sorgulatan 6 hikayeyle soruyor, cevaplıyor. Tolstoy' u duymayan, bilmeyen bir okur yoktur sanırım. Klasikler içinde en farklı olan, bakış açınızı değiştirebilen en özel yazarlardan. Tolstoy insan hakkında yazar, insan hakkındaki hemen hemen her konuya değinir. Bunu yaparken de çok özel bir bakışla, çok hümanist, insancıl bir bakış açısıyla yaklaşır konuya. Benim çok beğendiğim ve hiç sıkılmadan defalarca okuduğum bir kitap.


İnsan Neyle Yaşar bundan 2 asır önce yazılmış olduğu halde hikâyelerin özündeki duygular insanoğlunun varoluşundan beri süregelen duygular ve bu yüzden aradan asırlar, binlerce yıl geçse bile evrenselliğini koruyabilecek, her çağa, her okura hitap edecek, payidar kalacak bir eser. Son olarak kitabı İş Bankası Yayınları ' ndan tavsiye ederim yine. Şimdi her klasikle ilgili incelemesinde İş Bankası' nın reklamını yapıyor diyeceksiniz. :) Ama gerçekten klasikleri en iyi çeviren ve neredeyse tam metin veren tek yayınevi İş Bankası Yayınları.
Çünkü diğer yayınlar 3, 4 ya da 5 öyküyü verirken, bu yayın 6 öyküyü de yayımlamış. Sadece bir gününüzü ayırarak okuyabilirsiniz...

Slh TRHL, Hz. Muhammed'i inceledi.
 08 Mar 00:44 · 7/10 puan

Es-Selam..
Kitabı okudum ve özellikle hadis bölümüne geldiğimde en büyük eksikliğin sahih olup olmama noktasında ''Tahrîc'' yapılması gereğini hissettim.
İncelemelere baktığımda da arkadaşlarımız teknik bakımından gerekli bilgileri vermişler, bu yüzden içeriğe hiç dokunmadım.
Şu şekilde bir yöntem izledim;
Önce hadisleri klasik kaynaklarda tarama yapıp sahih olup olmadığına baktım,
varsa değişik varyansları kaynaklarda olduğu gibi aldım,
hadis zannı ile yazılan ayetlerin metinlerini yazdım,
açıklama bölümünde mümkün mertebe bilgi vermeye çalıştım,
ve çalışmayı 'usul olmadan esas olmaz' prensibi doğrultusunda usul-ü hadis ilkeleri kapsamında değerlendirdim.
Dil sürçer, Kalem de , göz de bakış açısı da...
İnsan gibi.
Var ise bir hatamız affola.

Keyifli okumalar...

-"Hurma ağacının altında uyumuş olan Hz. Muhammed uyanınca, elinde bir kılıçla habersizce başucunda dikildi ve; "Ey Muhammed, seni benden kim kurtaracak?" dedi. Hz. Muhammed: "Allah!" diye cevap verdi. Dü'sûr'un kılıcı yere düştü. Onu Rasülullah aldı ve; "Asıl şimdi seni benden kim kurtaracak?" dedi. Dü'sûr, "Hiç kimse!" dedi. Rasülullah onu serbest bıraktı ve "Kalk işine git" dedi. Dü'sûr giderken, "Sen benden daha hayırlısın" dedi. Resul-i Ekrem: "Ben buna senden daha hak sahibiyim" dedi. Dü'sûr: "Ben de Allah'tan başka ilâh olmadığına ve senin Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ediyorum" diyerek Müslüman oldu. Hz. Muhammed'in de en sadık arkadaşlarından biri oldu."(l).( Ahmet Davutoğlu, Sahih-i Müslim tercüme ve şehri. )
AÇIKLAMA: Bu rivayet Asım KÖKSAL ın İslam Tarihi isimli meşhur eserinde de geçmesine rağmen hadis literatüründe böyle bir hadise şerife rastlamadım.
Bu yüzden sahih bir kaynaktır diyemiyoruz.

-Allah'ım! Sana olan sevgimi, bana bağışla. Sevdiklerinin sevgisini de kalbime koy. Öyle yap ki, ben senin layık Tolstoy bildiğin, sevdiğin işlerin uygulayıcısı olayım. Öyle yap ki, senin sevgini benim için, bana, aileme ve servetime olan sevgimden üstün eyle." "Allah'ım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli istiyorum. Allah'ım! Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl."(2). Tirmizi, Davut 74. -SAHİH-
-"Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!"(3). Tirmizi, Fiten 26. -SAHİH-
-"Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et." Bir adam: "Ya Rasülallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz?" dedi. Resul-i Ekrem: "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir" buyurdu.(4) Buhari, Mezalim 4 –SAHİH-
- "Kim bir hayır işlerse, ona onun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım." (5). Müslim, Zikir 22 –SAHİH -
- "Bir insanın gerçek zenginliği , onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.."(6). Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA:
Hadis Literatüründe Kütüb-ü Sitte diye bir kaynak muteber değildir.

- "İhtiyaç içinde bir mümine darlıkta olmasına rağmen ve gönülden yardım eden bir mümin Allah’ın rızasını umabilir."(7). Tergib ve Terhib Tercümesi
Tergib ( İyiliklere teşvik ) –Terhib ( kötülüklerden sakındırma ) hadis kitabı Münziri’nindir ve bu eserde maalesef zayıf rivayetler de mevcuttur. Bu bağlamda hadisin de sahih olduğuna dair delil mevcut değildir.
- "Allah rızası için incitici ve alaycı söz duyup ve buna sabreden bir kişi Allah katında en sevimlisidir.."(8). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz."(9).Buhari İman 7, Müslim İman 71-72 –SAHİH-
- "Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmışhr."(10).Buhari Rikak 28 –SAHİH -
- Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Ey insan! Yalnız benim kanunlarıma uysan, bana uyar ve benzersin. ‘’Ol dersin o da olur..."(11) kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

-Yani aşırı yemek yiyerek ve içerek kendi nefislerinizi öldürmeyin."(12). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah arzı yarattığı zaman, arz sallanmaya (tıpkı bir hurma ağacı gibi sağa sola) yalpalar yapmaya başladı, bunun üzerine dağlarla onu sabitleştirdi ve böylece arz istikrarını bvıldu. Melekler dağların şiddetine hayrette kaldılar. "Ey Rabbimiz, dediler, dağlardan daha şiddetli bir mahlûk yarattın mı?" "Evet, buyurdu. Demiri yarattım." "Demirden daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ: "Evet! Dedi. Ateşi yarattım." "Ateşten daha ağır bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet, dedi, suyu yarattım!" "Sudan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ tekrar cevap verdi: "Evet, rüzgârı yarattım." "Rüzgârdan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet insanoğlunu yarattım" dedi ve devam etti: "Eğer o, sağ eliyle sadaka verir, sol eli görmeyecek kadar gizlerse (daha şiddetlidir)."(13). Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn 2
AÇIKLAMA:
Böyle bir rivayete rastlamadım bu yüzden soru işareti ?

-Allah Teâlâ buyurur: "Ben, gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanı yarattım."(14)El-Acluni, Keşfül-Hafa 132.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kimseyi kırma. Biri seni kırar ve ayıplarını, kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma."(15) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- Hz. Muhammed "Allah Teâlâ bazı şeyleri farz kıldı, onları ihmal etmeyin. Bazı günahlara yaklaşılmaması için sınırlar koydu, o sınırları aşmayın. Bazı şeyleri haram kıldı, o haramları çiğnemeyin. Bazı şeyleri de unuttuğu için değil size olan merhameti sebebiyle dile getirmedi, onları da araştırıp kurcalamayın."(16).Darekutnı, Es-Sünen 184.
AÇIKLAMA: Delil yeterli değildir.Darekutni de de zayıf rivayetler mevcuttur.
- "Kim Allah'ın yarattıklarına karşı merhametli olursa, Allah da ona merhametli olur. İnsanların iyilik ve kötülüklerine bakmayarak onlara iyilik et. Başkalarına iyilik yap ki kö- tülüklerine engel olasın" (17). Tirmizi, Birr 16 -SAHİH- tir.
- "Hz. Muhammed'den sordular ki: "Dinin esası ne üzerine kurulmuştur?" O da şöyle cevap verdi: "Kendiniz için istediğinizi başkaları için de isteyin; kendiniz için istemediklerinizi başkaları için de istemeyin." (18). Buhari İman 6, Müslim İman 71 -SAHİH- tir.
-"Bir Müslüman'ın samimiyetinin ölçüsü, onun gücünün yetmediği şeylerde çaresiz kalmasıdır." (19) Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, her iki tarafına duvarlar yapılmış birtakım yollar yapmış, duvarların üzerlerinde perdeler asılmış, açık kapılar kurulmuş, bir yol yapmıştır. Bu yolun başlangıcında durmuş bir bekçi, kapılara doğru gidenlere şöyle diyor: "Doğruca gidin ve hiçbir tarafa sapmayın." Sonra yukarıda duran bekçi: "Şu kapıdan içeri girmeyin, yoksa içine dü- şersiniz." Bu yol, hayat yoludur. Açık kapılar Allah Teâlâ tarafının tehlikeli görülmüş amellerdir. Kapıları kapatan perdeler Allah'ın koyduğu sınırlardır. Birinci bekçi Allah'ın kelâmıdır. İkinci bekçi ise, her insanın kalbindeki Allah korkusudur." Tolstoy (Ç.n.: Tolstoy'un derlemesine koyduğu bu hadiste tercü- me ve nakil hatası ile ilaveler var. Hadisin kaynağından yaptığımız tercümesi şöyledir.) Bir adam; "Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber ona şu cevabı verdi: "Hz. Muhammed, bizi sırat-ı müstakimin bir başında bı- raktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine saparsa, yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) giderse, o da cennete ulaşacaktır." İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu âyeti okudu: "İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar..."(20). En’am, 6: 152
AÇIKLAMA: Delil yetersiz olup İsrailiyattan olma ihtimali mümkündür.
- "Her Müslüman'ın sadaka vermesi gerekir" buyurdu. Kendisine: "Ya bulamayan olursa?" diye soruldu. "Eliyle çalışır, hem şahsı için harcar, hem de sadaka verir" cevabını verdi. "Ya çalışacak gücü yoksa?" diye soruldu. "Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sahibine yardım eder" dedi. "Buna da gücü yetmezse?" dendi. "İyiliği veya hayrı emreder" dedi. "Bunu da yapmazsa?" diye tekrar sorulunca: "Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkoyar. Zira bu da bir sadakadır" buyurdu.(21) .Buhari, zekat 30, Edep 33 -SAHİH -tir.
- "Şehvetle bakmak zinadır. Erkek olan meclise bir kadı- nın kendini göstermek için süslenip gitmesi ve ihtirasla bakması da zinadır."(22).Müslim Kader 20, Ebu Davut, Nikah 44 -SAHİH- tir.

- Hz. Muhammed Vâbisa İbni Ma'bed diyor ki, Resul-i Erkem'in huzuruna varmıştım. Bana: "İyiliğin ne olduğunu sormaya mı geldin?" dedi. "Evet" dedim. O zaman şunları söyledi: "Kalbine danış." "İyilik, kalbin uygun gördüğü ve yapılmasını onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye nice nice fetvalar verse bile içinde şüphe ve tereddüt uyandı- ran şeydir."(23). Ahmet B. Hanbel,Müsned 227-228- SAHİH- tir.
-"İman etmedikçe cennete giremezsiniz ve Allah rızası için birbirnizi sevmedikçe kamil imana ulaşamazsınız." (24). Tirmizi, Kıyamet 46. Müslim, Cennet 63 -SAHİH -tir.
- "Alçakgönüllülük ve tevazu imandandır, boş sözler ve boş ameller riyakarlıktandır." (25) Tirmizi, Kıyamet 64, Tirmizi ,Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Zalimlerle birlikte olmaktansa, kendi başına, yalnız kalmak daha iyidir. Kendi kendine olmaktansa hayırlı insanlarla birlikte olmak daha iyidir. İlim öğrenmek isteyene ilim öğretmek susmaktan iyidir. Boş konuşmaktansa susmak iyidir." (26). Tergib ve Terhi Tercümesi, 431-446.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Öfkelendiği zaman öfkesini yenenleri Allahu Teala mükâfatlandırır." (27). Taberani, Mücemü’s Sağir Tercüme ve Şehri 289.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Herkesin ameli, onun davranışlarındaki niyetine göre değerlendirilir. (Ameller niyetlere göredir)" (28).İman 41,Nikah 5, Eyman 23, Talak 24, Eyman 19 –SAHİH- tir.
-"Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenleri sever."(29).Mürşid, 3.0, Hadis no:7212
AÇIKLAMA.SAHİH değildir.
- "Zorluklarda ve hastalıklarda sabreden ve küsmeyen kimse kamil imana erişen kimsedir. (30). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"Gerçek tevazu, bütün iyiliklerin başıdır." (31). Tirmizi, Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Tevazu ve anlayış olmadan iman olmaz." (32). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"İyilikleri paylaşma konusunda ısrarlı olun." (33). Kaynağı bulunamadı.SAHİH değildir.
- "Nura ulaşmak isteyen nurun içindedi. (34). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "En hayırlınız odur ki, iyilik bulunca Allah'a şükreder, kötülüğe maruz kalınca sabreder. O daima Allah tarafından mükâfatlandırılır." (35). Müslim, Zühd 64. SAHİH tir.
-"Hidayeti bulanlar tartışmalardan uzak dursunlar." (36). Tirmizi, Tefsir, Zuhruf, İbnu Mace. SAHİH tir.
- "Allah'ın en büyük düşmanları, mü'min oldukları halde fitne çıkaran ve insanların kanını akıtan kimselerdir. (37). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Kabir, sonsuzluğa ilk basamaktır.( 38) Tirmizi, Zühd 5. SAHİH tir.
-"En büyük cihad, (nefse) karşı yapılan cihattır. (39) Fedaiıu’l- Cihad 2. SAHİH tir.
- Allah rızası için geçirilen bir saat, boş geçirilen bir yıldan daha değerlidir. (40). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- "İbadet, dua eden mü'minin ruhunun yükselmesi ile Allah'a kavuşmasıdır." (41) Tirmizi, Daavat 112.SAHİH tir.
- "Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur." (42). Süyuti, Kabir Alemi Tercümesi S.39.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Allah bütün işlerde yumuşaklığı sever." (43) Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Mü'min, Allah ‘a tevekkül ederek ve bağışlanacağını umarak ölür. " (44)Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Gözlerin zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar. Uzuvlar da bunu doğrular veya yalanlar."(45)Buhari, İsti’zan 12,kader 9, Müslüm, kader 20. SAHİH tir.
-"Zina yapan kadın ve erkekler Allah’a ibadet etmekten kaçınanlar, Allah’ın sevmediği kimselerdir." (46)Buhari, tefsir, nun ve’l- kalem2. –SAHİH- tir.
- "Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenlere merhamet eder, dilenerek geçinenlere değil." (47).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Kim daha çok sıkıntı içindeyse, onun mükâfata da bir o kadar büyük olur. Kim daha fazla belâlara maruz kalmışsa onun mükâfatı daha fazladır. Gerçekten Allah Teâlâ, kimi daha çok severse onu daha fazla belâlara uğratır." (48) Muvatta,kelam 8, Tirmizi. SAHİH tir.
- Hz. Muhammed namazını kılınca arkasından âdeti olarak şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Sana imanımın sağlamlığı için dua ediyorum. Doğru yolla gideceğime hazır olduğum için dua ediyorum. Senin merhametine ve yardımına güvenerek sana secde ediyorum. Sana dua ediyorum ki, beni hatalarımdan temizleyip, temiz bir kalp, doğruyu konuşan bir dil verdin. Sana dua ediyorum ki, bana iyilik yapmayı tavsiye edip kötülükten ve hatalardan koruyorsun. Senden gizli ve açık yaptığım günahlarımı bağışlamanı istiyorum." (49). Buhari, Teheccüt 1, Daavat 10 Tevhid 8, 24,35.SAHİH tir.
- İmana zarar veren kimseleri size bildireyim mi? Ayetleri yanlış tefsir edenler, yalan sözler söyleyen münafıklar ve dalalete düşen yöneticiler."(50). Benzer bir hadise rastlanmadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kadın helal olan erkeğin ikinci parçasıdır."(51). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"İlim, unutulursa kaybolur, liyakatsizlerin elinde yok olur. Gerçek âlim odur ki, bilgisini hayata tatbik eder." (52) Buhari, ilim 34, İ’tisam 7, ilm 13. SAHİH tir.

- "Bir kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur." (53). Mace, cilt 10 Syf.462.
AÇIKLAMA: Delil yetersizdir ve kaynak teşkil etmez.
- "Öyle günler gelecek ki, kendi dininizin adından başka bir şey kalmayacak. Kur'an'dan, onun görüntüsünden başka bir şey kalmayacak. O zaman camilerde artık ilim ve din öğrenilmeyecek, Allah'a kulluk yapılmayacaktır. Din adamları, ilim adamları, insanların en kötüsüne dönecek, münakaşa ve münazaralar onlardan çıkacak ve insanlar dinden çıkıp geri dönecekler." (54). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "İlim öğrenmek her Müslüman'a farzdır. İlmi, ehil olmayana öğretmek, domuzların boyunlarına cevher, inci ve altın takmaya benzer." (55). İbnu Mace ve Diğerleri, Tergib ve Terhi Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Üç çeşit nasihat vardır: Şüphesiz hakikat içeren nasihatlarıdr. Bunlara kulak ver. Doğru yoldan saptıran nasihatlardır.Bunlardan uzak dur.Belirsiz nasihatlardır.Bunların açıklanmasını Allah’tan iste’’ (56). Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Hiçbir beşer ölmez. Ölümden sonra ahirette ebedi olarak yaşamaya devam eder." (57). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- ". ..Peygamber (SAV) bana: "Ya Hakim! Şüphesiz bu mal yeşildir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliği ile hırssız olarak alırsa, o mal kendisi için bereketli, meymenetli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa, mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına tutulmuş) kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!" buyurdu. " (58). Sahih-i Buhari, Cilt 14 Syf. 6376.
AÇIKLAMA:Her ne kadar kaynak olarak Sahih-i Buhari gösterilse de usul-ü hadiste SAHİH lik için geçerlilik şartlarını taşımıyor,bu yüzden soru işaretini ( ? ) uygun gördük.
- "Allah'a tevekkül et (güven), ancak deveni sağlam kazığa bağlamayı da ihmal etme." (59). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Dünya ve dünyanın bütün nimetleri değerlidir. Ancak onun nimetleri içinde en değerlisi, Saliha (iyi) kadınlardır." (60). Müslim, Rada 64. SAHİH tir.
- "Biliyorum ki, 'Allah'tan başka her şey fanidir.' Sözünü 'Lebid'den başka kimse söylememiştir." (61). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir hadis olmayıp orijinali şu şekildedir;
Sahih hadis kitaplarında nakledildiğine göre Arapların söylediği en doğru söz, şair Lebîd’in;
Elâ küllü şey’in mâ hala’llâhu bâtıl.
“Biliniz ki Allah’tan başka her şey boş ve batıldır.
Ayrıca;
Lebîd, hem cahiliye devrini hem de İslâmiyet’i idrak etmiş, uzun ömürlü bir Arap şairidir; muallâka sahibidir. Bu mısranın devamı şöyledir: "Ve küllü na’îmin lâ mehâlete zâ’il” (Her nimet ve saadet de hiç şüphesiz fâni ve yok olucudur).
Bk. Buhârî, “Edeb”, 90; Müslim, “Şi’r”, 2-6; Tirmizî, “Edeb”, 70, hadis no: 2849; Ahmed b. Hanbel, II, 248, 391, hadis no: 7377, 9072.

- "Her zaman hakikatten yana ol, yalandan kaç!" (62). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Mü’min olan kimse başkasının gıybetini yapmasın, başkasını lanetlemesin,boş söz söylemesin." (63) Tirmizi, Tefsir, Hucurat, Ebu Davud, Edeb 71. SAHİH tir.
- "İnsanların kusurlarını, özellikle böyle kusurlar kendinde varsa, onların yüzüne vurmaktan sakın!" (64). Buhari, Edeb 57-58, Müslim, Birr28-34.SAHİH tir.
"-Ya doğruları söyle ya da sus." (65). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-Altı şeye dikkat edin: "Konuşunca doğru söyleyin; söz verince yerine getirin; borçlarınızı ödeyin; kendi fikir ve işlerinizde sapıklığa düş meyin; ellerinizi israftan ve kötü şeylerden koruyun." (66).Buhari , İman 24, Mezalim 17.SAHİH tir.
- "Allah Teâlâ, tevekkülü,saygılı,gururdan uzak ,başkalarını ezmeyen kulu sever." (67).Buhari, İstitabe 4, edeb 35; Müslim , Birr 48. SAHİH tir.
- "Kötülük yapan ,zalimlerden yana olan,küfür adına ölen kimse bizden değildir." (68).Müsli, İman ,164. Tirmizi , Büyü 74.SAHİH tir.
-"Boş söze dalmak, insanı sevdiğine karşı sağır ve dilsiz yapar." (69).Ebu Davud, Edeb 125.SAHİH tir.
- Allah katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır.Allah nezdinde en sevimsiziniz arkadaşların arasını açanlardır"(70). İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.


- "Boş sözden men etmeyen , temiz kalpli ve güzel sözlü olmayan kimse iman etmiş olamaz."(71). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Çirkin söz eden birisinin ibadetleri kabul edilmez.72).Tirmizi , Birr 85.SAHİH tir.
-"Allah kardeşler arasını düzelten kimseyi sever. Bu tutum, namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetten sayılır."(73).Tirmizi Salat266. Müslim Birr 36. SAHİH tir.
-"Allah Teâlâ, akıl ve zekâdan daha güzel, daha iyi bir şey yaratmamıştır. İnsanlara verdiği nimetleri de onların hatırına veriyor. Allah'ı anlamak da akıldan doğar."(74).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, halimdir, halim olanı sever,ona bol ecir verir. Gaddar kimseyi de mükafatlandırmaz ." (75). Buhari, İstitabe 4, Müslim, birr 48. SAHİH tir.
- "Güçlü olan,insanları yenen değil,öfkelendiği zaman öfkesini yenendir."(76).Buhari, Edeb 76, Müslim, Birr 107. SAHİH tir.
-"Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile istişare ederse ALLAH onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar."(77) Kütüb-ü Sitte 16. Cilt.
AÇIKLAMA:
En muteber hadis kitabı dahi olsa bu şekilde genel bir kaynak geçersizdir.

-Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse , kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.."(78) Ebu Davud, Edeb,39. SAHİH tir.
- "Kendinizden fazla zengin ve güzel insanları seyrederken, kendinizden aşağıda olanları da unutmayın." (79).Tirmizi Kıyamet 59. SAHİH tir.
- "Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir.Böbürleneni Allah alçaltır.Allah’ı çok ananı Allah sever" (80).İmam Gazali, cilt.4,s.655.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.

- "Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar.Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (81) Müslim. Birr 33 SAHİH tir.
-"İnsanın her bir eklemi için her Allah'ın günü bir sadaka vermesi gerekir: Hz. Muhammed İki kişinin arasını bulman, (haklarında adaletle hükmetmen) bir sadakadır. Bir kimseye bineğine binerken yardımcı olman veya yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmen bir sadakadır. Güzel bir söz söylemek sadakadır. Namaza giderken attığın her adıma bir sadaka sevabı vardır. Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan alıp atman bir sadakadır."(82) (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56) SAHİH .tir.
-Beni seveni kulağından işitirim, gözlerinden görürüm,kolunu hareket ettiririm,ayaklarını yürütürüm.." (83). (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56)SAHİH tir.
- "Yerin sürtünme kuvvetiyle demiri temizlediği gibi, Allah Teâlâ'yı bilip iman etmek de insanın kalbini temizler." (84)
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Her bir maruf (iyilik) sadakadır." Başka bir rivayette: "Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur (iyiliktir)." Şeklindedir. (85).Müslim, Zekat 52, Buhari, Edeb 68. –SAHİH- tir.
- "(Bir keresinde) Rasülullah'a (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da aralarında bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Resul-i Ekrem çevresindekilere (o kadını işaretle): "Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?"diye sordu. "Asla, atmaz!" dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "İşte Allah Teâlâ kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir" buyurdu. (86).Buhari, Edeb 18.-SAHİH- tir.
- "Başkalarının malllarını yiyen kimse günahkar ve fasıktır." (87). Buhari, İstikraz2 , Buhari, Hums 7. -SAHİH- tir.
- "İşçinin hakkını alnının teri kurumadan (yorgunluğu geçmeden) veriniz."(88). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: Kaynak yanlış verilmiş olup doğrusu İBN MACE/ 2-817 olup SAHİH tir.
-"İnsanlara nezaketli ol, kabalık etme. Onlarla iyi geçin, onlardan nefret etme. Sana Yahudiler ve Hıristiyanlar rast gelip cennetin anahtarını sorsalar, onlara anlat ki, cennetin anahtarı, 'Allah'ın varlığına ve birliğine, şahadet etmektir' de." (89) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Kardeşine karşı göstereceğin tebessümün bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır."(90)Tirmizi,Birr 36.-SAHİH- tir.
- Allahı seviyorsanız, müminleri de sevin!" (91). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:Böyle bir rivayet SAHİH olmayıp Al-i imran 31.ayet mevcuttur.
‘’De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin’’

-"Kalbini yumuşamasını sever misin? Yetime merhamet et, başını okşa,ona yediğinden yedir.Kalbin yumuşar." (92).Abdülaziz Bekkine, cilt 1, 11-9.
AÇIKLAMA: Net SAHİH bir rivayete rastlamadım kaynaklar ravi ile sınırlı kalmış.
- "Allah katında en sevimliniz size kötülük yapanı bağışlayan kimsedir. (93). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir rivayet olmayıp bu konu babında ilgili ayet şu şekildedir;
"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz." (Fussilet, 41/34-35)

mehmet temiz, Anna Karenina'yı inceledi.
 21 Şub 07:58 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bence, Tolstoy okumanın keyfi, uzun yazılmış bir kitabını okurken çok daha fazla hissediliyor. Daha önce bunu Savaş ve Barış'ı okurken yaşamıştım. Şimdi de Anna Karenina'da aynı duyguları yaşadım.

Oysa yıllar öncesinde filmini seyredip , olayların nasıl gelişeceğini ve konunun nasıl bir şekilde sonlanacağını bilmeme rağmen , sanki filmi hiç seyretmemiş hissine kapılarak, yine de sıkılmadan, farklı bir merak içerisinde ve aynı duyguları yaşayarak, kitabı keyifle okudum. Sadece bu kitaba ait olmayan bu durumun , sanırım filmlerde karakterlerin iç dünyasının yeterli olarak yansıtılmamasından ve filmlerin, kitabın ancak özetinin, özetinin... özeti olarak yapılmasından kaynaklandığı kanaatindeyim.Burada bunu daha çok hissettim.

Yazarın bir konuyu ele alışı ve anlatışı adeta insanı mest ediyor. Basit, ve sade bir şekilde, her kesin kolayca anlayacağı bir uslupla , deyim yerindeyse tane tane anlatımı her kitabında aynı. Bu yüzden Tolstoy kitaplarını okurken insan bırakın yorulmayı, adeta dinleniyor. Sizleri bilmem ama ben kendimi hep böyle hissediyorum.
Yazarın şimdiye kadar okuduğum kitaplarında gördüğüm diğer bir özelliği ise, konuyu anlatırken mümkün olduğu kadar olaylara objektif yaklaşması. En kötü olayda da, en güzel olayda da verilen olumlu ya da olumsuz tepkileri tüm gerçekliğiyle aktarıp, esas yargılamayı ise tamamen okuyucuya bırakmasıdır.

Anna Karenina'nın konusuna gelirsek, kitapta, toplumun sosyal yapısı gereği ve ahlaki olarak insanlar tarafından yanlış kabul edilen ve hoş karşılanmayan bir aşk anlatılıyor. Konu 1800'lü yılların ikinci yarısında Çarlık Rusyasın'da geçiyor. Esas itibariyle ülkenin zengin ve burjuvatik yaşam koşulları ön plana çıkartılıyor. Ama zaman zaman da ülkedeki alt tabaka olan köylüler ve işçilerin yaşam koşulları hakkında da hem bilgi veriliyor hemde bu konudaki çeşitli görüşler tartışılarak okuyucuya yansıtılıyor.

Kitapta anlatılan aşk o kadar geniş ve kapsamlı anlatılıyor ki, hem bu aşkı yaşayan iki kişi ve hem de bu aşk yüzünden olumlu veya olumsuz etkilenen etraflarındaki kişilerin yaşadığı olaylar muhteşem bir şekilde okuyucuya aktarılıyor.

Kitap ve konusu hakkında çok daha fazla bilgi vermenin doğru olacağını sanmıyorum. Uzun ve kapsamlı olması hiçbir şeyi değiştirmez. Kesinlikle sıkıcı olmayan ve akıcı bir kitap. Ben büyük beğeniyle ve keyif alarak okudum. Okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bütün İncelemeleri Göster