Geri Bildirim
Lindsay Hawdon

Lindsay Hawdon

7.3/10
11 Kişi
·
18
Okunma
·
1
Beğeni
·
248
Gösterim
Adı:
Lindsay Hawdon
Unvan:
Yazar
"Bir insanın birçok evi olur Yakup. Unutma, günler günleri kovalar ve zaman her şeyi değiştirir. Her şeyi var eder. Her şeyi bozar. Ona karşı koyamazsın. Sadece bunu öğren yeter, kabullen bunu. "
Lindsay Hawdon
Sayfa 280 - Markus..
"Bizim bir deniz kabuğuna ihtiyacımız var anne. Büyük bir kabuğa, kıvrılıp içine girmek için," dedi Yakup. "İçinde yatabiliriz, denizin sesini dinler, o sesle uykuya dalarız."
Lindsay Hawdon
Sayfa 20 - Timaş Yayınları
O sadece hayatta kalmak için koşuyordu.ormandan araziye, araziden ormana gidip geliyor; mantarları, karahindibalari, ısırgan otlarını toplayıp, taşla ezip sularını çıkarıyordu. Örümcek ağlarının sardığı kuytularda, köşelerde örümceklerin kırağı düşmüş kıymetli ağlarının altında yosundan yastigiyla uyuyabiliceğini biliyordu. Burada örümceklere de ona da değmezdi rüzgar. Bulutların ne anlattığını da bilirdi. Ne zaman bir sığınak araması gerektiğini, ne zaman gerekmediğini bilirdi. Buluttan kuleler göğü kaplayıp gittikçe ısınan havayla birlikte büyüyorlarsa fırtınanın yaklaştığını anlardi. Yahut hafif bir rüzgarla gelen küçük dalgalara ve dalgaların renklerindeki değişime bakardı; renkleri koyuysa hava açık olacak demekti, koyuysa kar yağacak.
"Üzülme. Seviyorum bunu ben. Kadın olmak harika bir şey, anlıyor musun?" dedi ona. " anlaşılmaz bir gücümüz var ve anlaşılmaz bir güçsüzlüğümüz."
Te den, ca, te maren, de-nash.
Bu öğretilmişti Yakup'a. Kulağında yankılanıp duruyordu bu söz. Koşabildiğin kadar koş! Her zaman koşabildiğin kadar koş.
Hayatta olmaktan korktuğum kadar, olmamaktan da korkuyorum. Biri olmadan diğeri mümkün mü?
"Biliyor musun bir zamanlar, bundan birkaç yüzyıl önce lale soğanları altından daha değerliymiş. Bir düşün. Çiçeklerin dünyadaki en değerli şey olduğu bir dönem..."
Lindsay Hawdon
Sayfa 117 - Timaş Yayınları
Arka planında 1945 yılına kadar yapılan çingene soykırımı bulunan kitap.Çevirisinden mi bilmiyorum ama akıcı birbiriyle bağlantılı geçişler olduğu söylenemez.
Kitapta sıkça söylenildiği gibi Yakup, bir çingene çocuğu. Yarı Roman, yarı Yeniş. Henüz on yaşında bile değil.

Roman bugün, eskiden ve eskiden, çok eskiden bölümlerinden oluşuyor. Bu zaman geçişleri sırası ile değil. Bu ilk başta biraz kafa karışıklığı yaratıyor ama kitap ilerledikçe aşılıyor bu durum. Olaylar bugün Yakup'un koşmasıyla başlıyor. Elbette koşmasının bir sebebi var ve bu sebep insanları ve dünyayı sorgulatıyor bizlere.

Her bölümün bende bıraktığı duygu farklıydı. Yakup'un annesi Lor'un gençliğinin anlatıldığı bölümler depresif, çalkantılı. Yakup'un hayata tutunmaya çalışması içgüdüsel ve aile özlemi ile dolu. Her karakter ilmek ilmek işlenmiş. Görsel zekası olan okuyucular için renklerin anlatımı tam bir şölen.

Bazı okuyucular için okuması zor gelebilir bu kitabı ama sabredip okursanız pişman olmazsınız.
Basta zorlayan ama ilerleyen sayfalarda insanin elinden birakamadigi bir kitap. 2. Dünya savaşı yılları ve hitler tarafından cingenelere uygulanan soykırım. Hep yahudiler konuşulur ama cingeneler de bu savaştan en agir yara ile ayrılan bir gruptur. Küçük bir çingene gözünden anlatılıyor olay. Kesinlikle okunmaya değer.
Yani kitabı okudum okumasına ama çingene katliamı gibi elinde mükemmel bir konu olmasına rağmen yazarin bu konuyu ele alış tarzını beğenemedim. Çevirisinden mı kaynaklanıyor anlamadım ama derinlere inemedim. Sadece Yakup'un 1944 yılında başından geçen olaylar ilgimi çekti. Ne annesinin geçmişi ne de babasının geçmişi ilgimi çekmedi. Konu güzel kurgu kötü. Okumasanız da olur derim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Lindsay Hawdon
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 11 okur okuyacak.