Lindsay Hawdon

Lindsay Hawdon

Yazar
7.2/10
19 Kişi
·
39
Okunma
·
2
Beğeni
·
272
Gösterim
Adı:
Lindsay Hawdon
Unvan:
Yazar
Kurgusal metinler ve seyahat yazıları kaleme alan Lindsay Hawdon, okulu bıraktıktan sonra üç senesini dünyayı gezmeye ayırdı. Bu zamana kadar 60 ülkeyi ziyaret eden Hawdon'ın seyahat yazıları düzenli olarak The Sunday Times, the Sunday Telegraph, The Australian ve The L.A. Times'da yayımlandı.

“An Englishwoman Abroad” başlıklı köşesi, Sunday Telegraph'da 2007 yılında kadar devam etti. Bu süreçte tüm kıtaları ziyaret etti, tüm iklimleri tattı. Bu süreçte yaşadıklarını ve tanıştığı kişilerle olan anılarını köşesine taşıdı. The Sunday Times için kaleme aldığı “Have Kids Will Travel” başlıklı yazı dizisinde iki oğluyla birlikte Güneydoğu Asya seyahatindeki tecrübelerine yer verdi. Yakup'un Renkleri romanından ilhamla çıktıkları son seyahatlerinde 7 ülkeyi ziyaret ettiler, 7 rengin peşine düştüler, Independent gazetesinde aylık olarak “The Rainbow Hunters” başlığıyla tecrübelerine yer verdiler ve savaş çocukları yararına çalışan bir hayır kuruluşu için yardım topladılar.

Edebiyat çalışmalarına ve seyahatlerine devam eden yazar iki oğluyla Bath'ta yaşıyor.
”Mantarlar karıncaların şemsiyesidir,“ derdi babası. Geçip giden bir karınca olmayı okadar çok istiyordu ki.
Hayatta en hoş şeyler hep acıların ardından gelmez mi? Gaddarlığın ardından kibarlık. Savaşın ardından Barış. Kaybetmenin ardından aşk.
Kadın olmak harika bir şey, anlıyor musun? dedi ona. Anlaşılmaz bir gücümüz var ve anlaşılmaz bir güçsüzlüğümüz.
Hayatta da en hoş şeyler hep acıların ardından gelmez mi? Gaddarlığın ardından kibarlık. Savaşın ardından barış. Kaybetmenin ardından aşk.
Sen sevdiğin insanları yakarken dünya değişir, diye öğretmişti babası. Sadece bir avuç toprak kalır sana; güneşte kavrulmuş, yağmurda ıslanmış yahut kırağı düşmüş bir avuç topraktır bu insana duyduğun tüm sevgi.
Kadın olmak harika bir şey, anlıyor musun? Anlaşılmaz bir gücümüz var ve anlaşılmaz bir güçsüzlüğümüz.
Koleksiyon yapardım ben. Pul koleksiyonu yapardım… Savaş başlayana kadar iki binin üzerinde biriktirmiştim. Dört tane deri kaplı defteri dolduruyordu pullarım. Hepsini aldığım tarihlere göre sıralayıp yapıştırmıştım. Şimdi ne kadar da gereksiz görünüyor; ama işte bunları hayal etmek rahatlatıyor beni, onları koyduğum kitaplığın başında oturduğumu hayal etmek rahatlatıyor.
Hayatta en hoş şeyler hep acıların ardından gelmez mi? Gaddarlığın ardından kibarlık. Savaşın ardından Barış. Kaybetmenin ardından aşk.
Artık hiçbir şeyden emin değildi. Ne zaman terk etmişti metanet onu? Ne vakit düşmüştü gökyüzü yere?
Bir duvar kilimindeki güve oyukları gibi boşluklar vardı hikayesinde ve elindeki berrak anlar, onu bir adım daha ileri taşıyan anı yumakları, ipek kumaşlar üzerinde sürünen bir salyangoz gibiydi, öylesine yavaş çözülüyordu.
352 syf.
Arka planında 1945 yılına kadar yapılan çingene soykırımı bulunan kitap.Çevirisinden mi bilmiyorum ama akıcı birbiriyle bağlantılı geçişler olduğu söylenemez.
352 syf.
·Beğendi·9/10
Kitapta sıkça söylenildiği gibi Yakup, bir çingene çocuğu. Yarı Roman, yarı Yeniş. Henüz on yaşında bile değil.

Roman bugün, eskiden ve eskiden, çok eskiden bölümlerinden oluşuyor. Bu zaman geçişleri sırası ile değil. Bu ilk başta biraz kafa karışıklığı yaratıyor ama kitap ilerledikçe aşılıyor bu durum. Olaylar bugün Yakup'un koşmasıyla başlıyor. Elbette koşmasının bir sebebi var ve bu sebep insanları ve dünyayı sorgulatıyor bizlere.

Her bölümün bende bıraktığı duygu farklıydı. Yakup'un annesi Lor'un gençliğinin anlatıldığı bölümler depresif, çalkantılı. Yakup'un hayata tutunmaya çalışması içgüdüsel ve aile özlemi ile dolu. Her karakter ilmek ilmek işlenmiş. Görsel zekası olan okuyucular için renklerin anlatımı tam bir şölen.

Bazı okuyucular için okuması zor gelebilir bu kitabı ama sabredip okursanız pişman olmazsınız.


https://www.instagram.com/p/BXd5EQEBA0m/
352 syf.
·Beğendi·10/10
Basta zorlayan ama ilerleyen sayfalarda insanin elinden birakamadigi bir kitap. 2. Dünya savaşı yılları ve hitler tarafından cingenelere uygulanan soykırım. Hep yahudiler konuşulur ama cingeneler de bu savaştan en agir yara ile ayrılan bir gruptur. Küçük bir çingene gözünden anlatılıyor olay. Kesinlikle okunmaya değer.
352 syf.
·21 günde·5/10
Roman; yarı Çingene, yarı Yeniş melez bir çocuğun (Yakup) II. Dünya savaşı sırasında Nazi katliamından, önce ailesiyle, daha sonra tek başına sürdürdüğü kaçış hikayesini konu alıyor.
Aslında roman 3 zamana bölünmüş. Eskiden Çok Eskiden; Yakup'un anne ve babasının (Lor ve Yavi) çocukluk yılları ve yollarının kesişmesi. Eskiden; Yakup'un anne ve babasıyla geçirdiği kaçış hikayesi. Bugün; Yakup'un tek başına kaçış hikayesi.
3 zaman da kendi başına ayrı bir hikaye, ayrı bir kitap olabilecekken tek bir kitapta anlatıldığı için eksik kalmış, istenen duygu verilememiş bana kalırsa. Daha uzun ve ayrıntılı anlatıldığında çok güzel 3 hikaye çıkabilirmiş. Ama aynı kitapta olunca zaman zaman dikkatim dağıldı. Hatta Yakup'tan ziyade, Lor ve Yavi'nin kişisel hikayeleri beni daha çok etkiledi diyebilirim.
Kitabın çevirisinin başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Tam hikayeye kendimi kaptırdım derken çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm kopukluklar yaşadım, tam olarak olaylara kendimi kaptıramadım. Çingene şivesini verebilmek adına 'h' ile başlayan kelimelerde 'h' düşürülmüş ama bunun da pek etkili olduğunu söyleyemeyeceğim.
Genel olarak çok beğendiğim ve tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Yarım bırakmamak adına bitirdim:(

Yeniş : Ağırlıklı olarak başta Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Fransa ve Belçika'da yaşayan Yeniş dili konuşan Avrupa'da Romanlar ve Sintilerden sonraki 3.büyük göçebe topluluğu oluşturan bir etnik grup.
346 syf.
·4 günde·5/10
Yani kitabı okudum okumasına ama çingene katliamı gibi elinde mükemmel bir konu olmasına rağmen yazarin bu konuyu ele alış tarzını beğenemedim. Çevirisinden mı kaynaklanıyor anlamadım ama derinlere inemedim. Sadece Yakup'un 1944 yılında başından geçen olaylar ilgimi çekti. Ne annesinin geçmişi ne de babasının geçmişi ilgimi çekmedi. Konu güzel kurgu kötü. Okumasanız da olur derim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Lindsay Hawdon
Unvan:
Yazar
Kurgusal metinler ve seyahat yazıları kaleme alan Lindsay Hawdon, okulu bıraktıktan sonra üç senesini dünyayı gezmeye ayırdı. Bu zamana kadar 60 ülkeyi ziyaret eden Hawdon'ın seyahat yazıları düzenli olarak The Sunday Times, the Sunday Telegraph, The Australian ve The L.A. Times'da yayımlandı.

“An Englishwoman Abroad” başlıklı köşesi, Sunday Telegraph'da 2007 yılında kadar devam etti. Bu süreçte tüm kıtaları ziyaret etti, tüm iklimleri tattı. Bu süreçte yaşadıklarını ve tanıştığı kişilerle olan anılarını köşesine taşıdı. The Sunday Times için kaleme aldığı “Have Kids Will Travel” başlıklı yazı dizisinde iki oğluyla birlikte Güneydoğu Asya seyahatindeki tecrübelerine yer verdi. Yakup'un Renkleri romanından ilhamla çıktıkları son seyahatlerinde 7 ülkeyi ziyaret ettiler, 7 rengin peşine düştüler, Independent gazetesinde aylık olarak “The Rainbow Hunters” başlığıyla tecrübelerine yer verdiler ve savaş çocukları yararına çalışan bir hayır kuruluşu için yardım topladılar.

Edebiyat çalışmalarına ve seyahatlerine devam eden yazar iki oğluyla Bath'ta yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 39 okur okudu.
  • 22 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.