M. Hayri Kırbaşoğlu

M. Hayri Kırbaşoğlu

YazarÇevirmen
8.6/10
63 Kişi
·
231
Okunma
·
36
Beğeni
·
1546
Gösterim
Adı:
M. Hayri Kırbaşoğlu
Tam adı:
Hayri Kırbaşoğlu, Mehmet Hayri Kırbaşoğlu
Unvan:
Türk İlahiyat Profesörü, Araştırmacı Yazar, Akademisyen
Doğum:
Manisa, Türkiye, 1 Haziran 1954
İlahiyat profesörü, akademisyen, yazar. 1 Haziran 1954, Manisa doğumlu. Ali Rıza Çevik İlkokulu (1965), Manisa Lisesi
(1972), Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1978) mezunu. Doktorasını Ankara Üniversitesi SBE’de “Ashabu’l Hadis’e Göre
Allah’ın Sıfatları Problemi” (1983) adlı tezi ile tamamladı. Akademik kariyerini tamamlayarak profesör oldu. DİB Başkan
Danışmanlığı (1988-1989) yaptı. Çalışmalarını AÜ İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi olarak sürdürdü.
Makaleleri, kurucuları arasında yer aldığı İslâmi Araştırmalar (editör yardımcılığı ve yayın kurulu başkanlığı), İslâmiyat,
Bilgi ve Hikmet, İslâmiyat (yayın kurulu başkanlığı, yazı kurulu üyeliği), AÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, İlim ve Sanat, Diyanet
Gazetesi, Liberal Düşünce, Yeni Türkiye’de yayımlandı. OSTİM TV ve TRT’de birer yıl haftalık dini programlar hazırlayıp sundu.
Çok sayıda bilimsel toplantıya katıldı. Özellikle hadis, sünnet gibi konulardan hareketle çağdaş İslâm düşüncesi üzerine
yorumları oldu. Çok sayıda mezuniyet, yüksek lisans, doktora tezi yönetti.
Âhâd hadislerin Kur'an'ı hiçbir şekilde tahsis ve takyit edemeyeceği veya bazı şartlar dahilinde tahsis ve takyit edebileceği görüşünde olanlar açısından ise, birtakım hadiselerin, Kur'an'a aykırılığı ortaya çıktığında reddedilmesi pekala mümkündür.
Özellikle recm cezası, mürtedin öldürülmesi gibi insan hayatının söz konusu olduğu durumlarda, bu konuları, Kur'an da ele aldığı ve ölüm cezası öngörmediği için, Kur'an esas alınıp bu tür rivayetler ona ters düştüğü gerekçesiyle reddedilebilir ki, ihtiyata muvafık olan da budur.
Özetle iman bir defa kazanıldıktan sonra, ona ne kadar aykırı davranılırsa davranılsın, kaybedilmesi asla söz konusu olmayan tapulu bir mülk değildir. Tam aksine İman Salih amellerle sürekli ispat edilmesi gereken, bu yapılmayıp, tam tersi istikamette hareket edildiğinde, kaybedilmesi ihtimal dahilinde olan bir şeydir.
İslam düşüncesiyle ilgili her alanda bugün yapılanlar, ileriye doğru atılmış adımlardır; ancak bu adımlar, hiçbir zaman durmamalı veya yerinde saymamalı, her yüzyılda Müslüman ilim adamları ve münevverler, daima ileriye doğru yeni adımlar atmalıdır. Aksi takdirde ne hâllere düşebileceğimizi görmek için ister tarihe, ister tarihin bir uzantısı olarak günümüze bakın, size yeterli dersi verecektir.
İslam '' Bütün Müslümanlar kardeştir'' diyor ama toprak ağaları ile köylülerin, petrol zengini ülkelerle, fakirlik, açlık ve sefalet pençesinde kıvranan İslam ülkelerinin ne kadar kardeş oldukları ortadadır.Bazı istatistiklere göre bir takım İslam ülkelerinde açlıkla karşı karşıya bulunanların oranı %20' le re varmaktadır ama onların '' Din Kardeşleri'' sıcacık ve yumuşacık yataklarında, karnı tok ve huzur içerisinde uyuya bilmekte, üstelik bunu yaparken de ne vicdan azabı çekmekte, ne de bu sebeple uykuları kaçmaktadır.
Bırak çalışmayı, emret oturduğun yerden,
Yorulma, öyle ya, Mevlâ ecîr-i hâsın iken!
Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini,
Birer birer oku tekmîl edince defterini;
Bütün o işleri Rabbim görür: Vazîfesidir…
Yükün hafifledi… Sen şimdi doğru kahveye gir!
Çoluk, çocuk sürünürmüş sonunda aç kalarak…
Hudâ vekîl-i umûrun değil mi? Keyfine bak!
Başın sıkıldı mı, kâfi senin o nazlı sesin:
” Yetiş!” de kendisi gelsin, ya Hızr´ı göndersin!
Evinde hastalanan varsa, borcudur: Bakacak;
Şifâ hazînesi derhal oluk oluk akacak.
Demek ki: Her şeyin Allah… Yanaşman, ırgadın O;
Çoluk çocuk O´na âid: Lalan, bacın, dadın O;
Alış seninse de, mes´ûl olan verişten O;
Denizde cenk olacakmış… Gemin O, kaptanın O;
Köyün yasakçısı; şehrin de baş muhassılı O;
Tabîb-i âile, eczâcı… Hepsi hâsılı O.
Ya sen nesin? Mütevekkîl! Yutulmaz artık bu,
Biraz da saygı gerektir… Ne saygısızlık bu?
Hudâ’yı kendine kul yaptı, kendi oldu Hudâ;
Utanmadan da tevekkül diyor bu cür´ete… Ha?

Mehmet Akif Ersoy

(Alıntı kitaba sadık kalınarak yapılmıştır.)
Yahudilik ve Hıristiyanlıkta olduğu gibi, İslam geleneğinde de, kaynağından çıkan her suyun akarken kirlenmesi gibi, orijinal İslami öğretinin de bir tür kirlenmeye maruz kaldığı tarihen sabittir.
Birtakım rivayetlerin eleştirilmesini 'küfür-iman' alanına çekmek, son derece yanlış ve tehlikelidir. Bilakis aynı hadisi bazıları gerekçelerini beyan ederek kabul, bazıları da gerekçelerini beyan ederek reddedebilir ve her iki tarafın bu durumda söyleyebileceği tek söz, "Bana göre sen hata ediyorsun," olabilir, yoksa birbirlerinin din ve imanına ilişmek Müslümanın şiarı olamaz.
Kur'an, Hz. Peygamber'in düşüncesi, amaçları ve metodu konusunda bize bilgi verecek en güvenilir dini-tarihi bir dökümandır.
272 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Kitap bir çok önemli ismi bir arada barındırıyor.
12 kişinin görüşlerinden oluşuyor bakış acılarından aile kurumunu değerlendirme şekillerinden.
Bu da bi avantaj bence farklı farklı olan ama aynı konuya değinen yazıları okumuş ve beyin fırtınası oluşmuş oluyor bu sayede .
Kitabın içinden şu şahane bölümle devam ediyim incelememe:

Allah teala insanı yaratmış, ona bilgi edinme ve bilgiyi kullanma kabiliyeti vermiş (Rahman,4)
Onu başıboş bırakmamış ( kıyamet, 36)
Yeryüzünün halifesi kılmış (Enam,165 ;yunus,14)
Kokuşmuş çamur mertebesinden kainatın gözbebeği mertebesine kendi irade ve çabasıyla
Yükselmesini amaç kılmış (Tin ,5;Şems,10)
Erkek olsun kadın olsun kim salih bir amelde bulunursa , bunun karşılığının kendisine eksiksiz ödeneceğini (Nisa,124) ifade buyurmuştur.

Severek okudum altını çizdiğim cok fazla yer oldu daha çok kadın eksenli bakan kişilerin de yazıları mevcuttu. Kadın toplumda sürekli (maalesef)ezilen olduğu için bunun daha önde tutulması bana normal geldi.
Yeni bir çalışma, soruşturma bu yüzden
Çok geniş bir perspektifle bakabilmek adına kesinlikle okuyun derim.
Iyi okumalar dilerim ;)
272 syf.
·Beğendi·10/10
Herkese her bireye tek tek tavsiye ederim. İçinde farklı görüşleri barındıran özellikle kadın, modernizm, İslam arasındaki ilişkiyi çok güzel açıklayan bilgiler var. İslamda var olduğu sanılan ve kadınları küçümsemek dışlamak için uydurulan hadislere yer yer değinilmiş. Ayrıca ailenin psikolojik olarak ele alınması konusunda Kemal Sayar da birtakım düşüncelerini yazmış yani kitap sosyolojik psikolojik dini ictimai olarak her yönden aile kavramını detaylıca açıklamış. Mükemmeldi..
224 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Muhammed İkbal Hz Peygamber(sav) için şöyle demektedir: "İslam peygamberini Eski dünya ile modern dünyanın ortasında durmuş görmekteyiz Hz Peygamber sallallahü ve sellem bildirmiş olduğu Vahyin kaynağı bakımından eski dünyaya, fakat bildirmiş olduğu Vahyin ruhu bakımından modern dünyaya bağlıdır." yazar Muhammed Abduh 'un bu sözünden esinlenerek Hz Peygamberin (sav)sünnetinin her çağda ,yeniden yorumlanması gerektiğini bildirmektedir. Kitapta sünnetin 21. yüzyıl şartlarında yaşanılabilir bir hale getirilmesi ve hayata geçirilmesi konusunda teorik ve pratik deneme çabaları anlatılmaktadır.
432 syf.
Eser, klasik ilmihallerden oldukça farklıdır. İslam’ın günümüze ne demek istediğini herkese anlatmayı, İslam’a dair bir bilinçlenme süreci başlatmayı amaçlamaktadır..
320 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ben bir hocamın vesilesiyle bu kitabı okudum. M.Hayri Kırbaşoğlu'yla da bu kitabı ile tanışmış oldum. Okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu.
Ama şunu söylemek isterim ki bu kitabın 1k'da okunma duruma bakınca çok üzüldüm, benden önce sadece bir kişi okumuş, alıntı yapan olmamış, böyle bir kitap nasıl okunmaz,
demek ki M. Hayri Kırbaşoğlu da kadri bilinmeyenlerden. Bence kesinlikle keşfedilmesi, istifade edilmesi, okunması gereken bir ilim adamı. Şahsen beni aydınlatan bir kitap oldu, bana yeni düşünce ufukları açtı.
Kitabın içeriğine gelecek olursak; kitap 3 bölümden oluşmaktadır:
1.bölüm: Tarihte ve Günümüzde Ehl-i Sünnet
Bu bölümde Ehlu'sunne kavramının ne anlama geldiğini, Ehl-i Sünnet'in ne zaman ortaya çıktığı anlatıyor.
Ondan sonra "Selefilik"ten bahsediyor.
Yazarın mezhepler karşısındaki tutumu çok hoşuma gitti çünkü yazar hiçbirine fırkayı naciye, fırkayı dalle gözüyle bakmıyor, hangisi Kur'an Sünnetin yolundan gidiyorsa kurtulan odur; her fırkada, mezhepte, akımda doğrular da yanlışlar da vardır, kimse hakikati tekeline alamaz. Kırbaşoğlu bir mezhebi, fırka'yı anlatırken toptancı davranmıyor, hiçbirini silip süpürmüyor eleştirel akılla yaklaşıyor ve hem doğrularını, katkılarını hem yanlışlarını gösteriyor.
2. Bölüm: Mezhepler ve Mezhepçilik
Bu bölümde Alevilik, Şiilik'ten bahsediyor.
3. Bölüm: Yenilikçi İslam Düşüncesi
Yenilikçi İslam Düşüncesi, her asırda ortaya çıkan yeni durumlar karşında İslam'ın sürekli olarak yeniden yorumlanması, değişen şartlar karşında yeni durumlara yeni cevaplar verilmesi ve yeni çözümler peşinde koşması ve bu surette kıyamete kadar sürekli olarak kendisini yenilemesi ve güncellemesi gerektiğini söylüyor.
Bunu yaparken geleneği redd etmiyor, ondan faydalanması gerektiğini ancak geleneğe eleştirel yaklaşılması böylece kör taklitten kurtulup geleneğin doğrularını alıp geleştirmeyi, yanlışlarının bırakılması gerektiğini çok güzel bir şekilde anlatıyor.
Yazarın kendisi de Yenilikçi İslam taraftarı.

Vee keşfedilmesi, faydalanılması gerken çok güzel aydın ilim adamlarını anlatıyor:
Mantığın sınırlarını zorlayan adam: Aliya'dan
Ruh ikizleri olan: Nureddin Topçu ve Ali Şeriati'den.
İkisinin ne kadar benzer yönlerinin olduğunu, Nureddin Topçu'nun değerinin bilinmediğini oysa Nureddin Topçu'nun Türkiye'nin Ali Şeriatisi olduğunu söylüyor.
Muhammed İkbal ve Mehmet Akif'te iman ve İslam anlayışı'ndan bahsediyor.

Ben sadece taslağı verdim eser çok daha güzel, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim, size yeni bir bakış açısı kazandıracaktır.
288 syf.
Şimdi size kitaptan sadece bir paragraf alıntı yapacağım ve kitabı neden okumanız gerektiğini anlatmış olacağım :)

İslam Marksın afyonuna dönüştürülüyor.

%99'u Müslüman olduğu söylenen ülkemizde, siyasetin ticaret haline geldiği, mücahitlerin mütahitlere dönüştüğü, tasavvuf ehlinin tasarruf ehli hâlini aldığı, israfın, lüks tüketimin, tüketim çılgınlığının, kazandığından fazla harcamanın, şatafatlı ve gösterişli iftar sofralarının yaygınlaştığı, kısacası bir "abdestli kapitalistler" sınıfın doğmaya başladığı, buna mukabil işsizliğin %9-10 larda seyrettiği, fakirlik sınırında 25 milyon insanın yaşadığı, açlık sınırında 2,5 milyon insanın süründüğü, buna mukabil lüks tüketim arttığı, içki tüketiminin ve uyuşturucu kullanımının baş döndürücü bir hızla yükselişe geçtiği, alkolizmin yaygınlaştığı, özellikle yönetici tabakaların yolsuzluklara bulaştığı bir toplumda, dinin yani İslam'ın bütün bu ahlaksızlıklara karşı bir başkaldırı kaynağı olacak yerde, kitlelerin bunları kanıksamasını sağlayan bir afyon haline getirildiği veya getirilmek istendiği gün gibi ortadadır.
432 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Başta anlatımı güzel gelen kitap özellikle ibadetler konusunda kurmuş olduğu bazı cümleler kitaba karşı güveni mi sarstı.
İçime sinmeyerek bitirmek için okudugum bir kitap oldu.
343 syf.
·2 günde·7/10
Sünneti anlamak için öncelikle ilk dönem klasik eserleri okuyup anlayıp idrak etmemiz gerekiyor ki, yenilikçi olarak addedilen görüşlerle karşılaştırılmasını sağlıklı bir bakış süzgeçinden geçirdikten sonra idrak edebilelim..Kur'an ve Sünnet dışınaki bilgiler eleştirilebilir tenkit edilebilir. Onun haricinde bütün eserler eskide olsa yenide olsa tekrar tekrar baştan yazılabilir..Sünneti anlamak için Kur'an ı bilmek gerekir. Veda Hutbesi nde Peygamber Efendimiz iki şey bırakıyorum bunlara sımsıkı sarılın ki boşluğa düşmeyip yolunuzu şaşırmayasınızdır diye. Asrı saadet zamanında efendimizin sözlerini kayıt altına almak isteyen sahabilerin istekleri olmuş bu konuda herkese ruhsat verilmeyip sadece bir kaç sahabi efendimize yapabilirsin denilmiştir. İlk dönemde bile bunun önemini Peygamber Efendimiz anlamış ve ümmeti de sıkıntıya sokmak istememiştir..Hadisleri hicri 1 ve 2 yy larda sistematiğini oluşturmak için birçok çaba sarf edilmiş çok çok önemli klasik eserler meydana gelmiştir..Ciddi ciddi bir hadisi öğrenmek için yolculuklar yapılmış ve yeminler verdirilmiştir.. Peygamberler hariç diğer insanlar İsmet sıfatı ile korunmamışlar ve hatalara düşme ihtimalleri olmuş, hataya da düşülmüştür. Hafızayı beşer şaşar mükabilinde..Sonuçta hafızası kuvvetli olan kişiler silsile ile aktarımını gerçekleştirip Ravi zincirlerini oluşturmuşlar ve Kütübi Sitte gibi muazzam bir külliyat ortaya çıkmıştır.. Bu külliyatın içinde Hasen hadisler olduğu gibi mevzu hadislerde olmuştur, bunlarla da içtihat edilmiştir..Yazarın söylemek istediği daha çok şekile değil öze inilmesi gerektiği, ilk yıllarda da sahabi efendilerimizin tabiin ve tebei tabiin efendilerimizin de hata yapabildiğidir..
375 syf.
·33 günde·8/10
Hadis ilmi, Kur"an'ı Kerim'den sonra ki kaynaktır. Asr-ı Saadetten bugüne yüzlerce yıl geçmiştir ve bu konuda onlarca eser kaleme alınmıştır. Kimisi çok yükseklere (Kütüb-i Sitte) çıkartılıp kimisi aşağılanmış (Mutezile-Şia-Kaderiyye-Harciyye) tır. Sünnet ilmini belirli bir standarta oturtmak için belirli kurallar konulmuştur, bunlara değişik isimler verilmiştir. Kudsi hadis, merfu hadis, mevkuf hadis, maktu hadis, hasen hadis, meşhur hadis ve zayıf hadis gibi sıralandırmalar yapılmıştır. Bunlar da kendi içlerinde alt etmenlere doğru sıralanmıştır.Yani şu şekilde açıklayabiliriz; hadisleri farklı açılardan çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmuştur. Metnin ait olduğu kimseler, râvî sayısı ve sıhhat derecesi açısından hadisleri üç başlık altında incelemek mümkündür diye kısa ve özet verebiliriz.
Hazreti Peygamberin söz, fiil ve takrirleri sahabi tarafından genellikle şu kalıplarla rivayet edilmiştir:
"Allah'ın Rasûlünden işittim, şöyle buyurdu",
"Allah'ın Rasûlü bu­yurdu ki",
"Allah Rasûlünü şöyle yaperken gördüm." şeklinde başlayan hadislere giriş yapılır. Son olarak bir mevzu hadisten örnek vermek istiyorum neden hadisin önemli olduğunu ve uydurma olmaması gerektiğini Alemlere Rahmet olarak gelen Yüce bir Peygamberin ağzından çıkmışcasına söylenenler;
Mevzu hadislerde bulunan bir takım kusurlar onları tanımaya yardımcı olur. Bunlardan birkaç tanesini şöyle maddeleyebiliriz;

"Kıyametin ne zaman kopacağım bilmek Allah'a mahsustur" buyurduğu halde, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in "Dünyanın ömrü yedi bin senedir. Biz yedinci binin içinde bulunmaktayız" dediğini ileri sürmektedir. Kur'an’a ve sahih sünnete aykırı olan bu ifadenin Mevzu olduğu ortadadır.

Sünnetler başımızın üstünde yeri vardır. Sırf sahabe olduğu için ( hafızayı beşer şaşar) veya tabiin veya tebei tabiin hatta daha sonraları bu ilme gereken hassasiyeti tam olarak gösterilmemiştir. Doğru olan ancak Allah'ın kitabı Kur'an Kerim ve Merfu Hadistir diğerleri değildir.
343 syf.
·Beğendi·9/10
Hayri Kırbaşoğlu Hocanın seri halinde başlattığı kitaplardan ilki bu eser.

Yeni Bir Hadis Tanımı, İslam'da Sünnetin Konumu, Sünnetin Mahiyetiyle İlgili Tartışmalar başlığıyla üç bölüm yer almaktadır.

Bu kitabın en önemli tarafları arasında şunları kaydetmek gerek :

1- Sünnet, şekil değil özdür. Hz. Peygamber'in hayatı yaşama ve dini uygulama şekli sünneti oluşturmaktadır.

2- Sünnetin kaynağını hadisler oluşturur şeklinde bir düşünce varsa da bu eksik bir düşüncedir. Çünkü sünnetin kaynakları arasında Kuran, Mütevatir Sünnetler ve üçüncü sırada hadisler vardır.

3- Sünnetin amacı üst düzeyde örnek bir ümmet oluşturmaktır.

4- Sünnet denince akla gelen şeyler genelde şekli ve tali konular olmaktadır. Halkın sünnet algısı da bu yöndedir. Bu ise tamamen yanlış bir şeydir. Sünnet denince sağ elle yemek, yanında tarak bulundurmak, besmele çekmek gibi şeyler algılamaktadır. Bunlarsa dini yaşamak için zevaid konumunda kalan şeylerdir. Bu algıya Fıkıh İlmindeki "sünnet" sözünün de etkisi vardır.

5- "Sünnetin Dindeki Yeri" hakkındaki iddialara da kapsamlı bir şekilde incelemede bulunmaktadır. Günümüze kadar gelen hadisi savunma ve reddetme eğilimlerinin ortaya koyduklarını incelemekte ve değerlendirmektedir. İddiaları desteklemek için kullanılan ayet ve Hadislerin geçerli olup olmadığını da sorgulamaktadır.

Bu kitap gerçekten de bütünsel bir sünnet algısı oluşturmak için gerekli malzemeyi okura sunmaktadır.

Sünnet algımızı düzeltmek ve geliştirmek için bu kitabı hararetle okumanızı tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
M. Hayri Kırbaşoğlu
Tam adı:
Hayri Kırbaşoğlu, Mehmet Hayri Kırbaşoğlu
Unvan:
Türk İlahiyat Profesörü, Araştırmacı Yazar, Akademisyen
Doğum:
Manisa, Türkiye, 1 Haziran 1954
İlahiyat profesörü, akademisyen, yazar. 1 Haziran 1954, Manisa doğumlu. Ali Rıza Çevik İlkokulu (1965), Manisa Lisesi
(1972), Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1978) mezunu. Doktorasını Ankara Üniversitesi SBE’de “Ashabu’l Hadis’e Göre
Allah’ın Sıfatları Problemi” (1983) adlı tezi ile tamamladı. Akademik kariyerini tamamlayarak profesör oldu. DİB Başkan
Danışmanlığı (1988-1989) yaptı. Çalışmalarını AÜ İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi olarak sürdürdü.
Makaleleri, kurucuları arasında yer aldığı İslâmi Araştırmalar (editör yardımcılığı ve yayın kurulu başkanlığı), İslâmiyat,
Bilgi ve Hikmet, İslâmiyat (yayın kurulu başkanlığı, yazı kurulu üyeliği), AÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, İlim ve Sanat, Diyanet
Gazetesi, Liberal Düşünce, Yeni Türkiye’de yayımlandı. OSTİM TV ve TRT’de birer yıl haftalık dini programlar hazırlayıp sundu.
Çok sayıda bilimsel toplantıya katıldı. Özellikle hadis, sünnet gibi konulardan hareketle çağdaş İslâm düşüncesi üzerine
yorumları oldu. Çok sayıda mezuniyet, yüksek lisans, doktora tezi yönetti.

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 231 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 155 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.