Mağcan Cumabay

Mağcan Cumabay

Yazar
10.0/10
2 Kişi
·
4
Okunma
·
4
Beğeni
·
156
Gösterim
Uzaklarda azap çeken kardeşim
Lale gibi boyun büken kardeşim
Kuşatılmış zalim düşman içinde
Sel gibi gözyaşı döken kardeşim

Ufkuna karanlık çöken kardeşim
Ömür boyu cefa çeken kardeşim
Diri diri derinizi yüzerler
Ağır işkenceden bıkan kardeşim

Anamız değil miydi altın Altay
Oynaşır dururduk iki deli tay
Onun kucağında, yaylalarında
Aydınlık yüzümüz sanki dolunay

Boyalı altın aşık atmadık mı?
Bir döşekte tepişip yatmadık mı?
Altay adlı anamızın sütünden,
Birlikte emip birlikte tatmadık mı?

Dağların bağrından billur pınarlar
Şırıl şırıl bizim için akarlar
Sularından kuşlar, koyunlar içer
İstesek hazırdı Burak'la Tulpar.

Altayların altın suyundan içtin
Zamanla bir yiğit parsa dönüştün
Akdeniz'le Karadeniz ardına
Kardeşini burada bırakıp göçtün.

Ben kaldım burada yavru kuş gibi
Sanki kanadından vurulmuş gibi
Yol gösteren, kanat geren kalmadı
Avcılar peşimde kor ateş gibi

Yavru yüreğime bir ok saplandı
Yanım yörem al kanımla sulandı
Kalmışım burada halsiz mecalsiz
Atıldım zindana kapı kapandı

Görmüyorum artık kırı obayı
Gündüz günü, gece gümüşten ayı
Kundaklayıp has ipeğe sarardı
Esirgeyen altın anam Altay'ı

Ayrıldık mı kuzu gibi sürüden
Yağmur gibi yağan oktan, çeriden
Pars yüreği Er Türkümün yüreği
Korkar olduk şimdi cinden periden

Hürriyete aşık olan Türk hani
Gerçekten hasta mı dondu mu kanı
İçindeki harlı ateş söndü mü
Kim söndürür o ebedi volkanı

Sen orada, ben burada uzakta
Kaygımızdan kan kusarız tuzakta
Layık mı kul olmak yekin gidelim
Ata mirasımız o altın tahta
Karanlık bassa da dinse hevesim
Zalim dert elinden kesilse sesim
Can gelir gövdeme gönlüm açılır
Şiir benim tan yıldızım güneşim
Asil kandır haysiyetli Türk kanı
İbn'i Sina ulemalar sultanı
Onun irfanını sihir sandılar
Namı tuttu İran'ı ve Turan'ı

Kimmiş küçümseyen musikimizi
Silinmez bu yolda Farabi izi
Tutar doksan dokuz tavır sergiler
Sonra için için ağlatır bizi
Arslanım ben var mı karşı çıkacak
Bir parsım ben engelleri yıkacak
Gökte bulut, yeryüzünde borayım
Hükümdarım, var mı hesap soracak

Ben güneşim halka ışık saçarım
Bir istesem hemen arşa uçarım
Bir denizim mavi sonsuz bir deniz
Bunalırım çalkalanır taşarım

Bir alevim yaklaşırsan yanarsın
Küheylanım beni nasıl yenersin
Gök kül olmuş yer yıkılmış ne çıkar
Göz ucuyla şöyle bakıp gülersin

Ölümsüzüm milletim de ebedi
Nadan adam bu sırrı hiç bilmedi
Ben sultanım, ben gaziyim, beyim ben
Hangi aptal bana gitme dur! Dedi

Şefkatliyim sekiz cennet elimde
Kahırlansam odlar yanar yolumda
Benzerim yok bu dünyada yalnızım
Baş eğmek yok benim ana dilimde
Sıradan bir ülke değildir Turan
Anlarsın ne imiş tarihe baksan
Geçmişte Keyhüsrev ile Zülkarneyn
Bu fikre hız veren iki kahraman
Ant içelim mihnet bize yol olsun
Çıkalım aç susuz kısmet bol olsun
Sığınalım Rahmetli bol Allah'a
Kanlı gözyaşımız aksın sel olsun

Dileğimiz kabul olmaz mı dersin
Bu yolda çilemiz dolmaz mı dersin
Dün bizi avutan talih kuşumuz
Tekrar başımıza konmaz mı dersin
Türkistan iki dünya eşiğidir
Türkistan Türklerin ilk beşiğidir
Ulu Türkistan gibi yerde doğan
Türkoğlu'na Tanrı'nın ışığıdır

Bir adı Türkistan bir adı Turan
Bu topraktır Türkoğlu'nu doğuran
Turan'ın takdiri hep fırtınalı
Yarısı tufandır, yarısı bayram
Sonsuz yaylalara bak kana kana
Yeşil otlar dönmüş ipek yorgana
Pınarların baldan tatlı suyu var
Bu dağlardı beni doğuran ana
143 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kazakların en büyük şairlerinden ve aydınlarından birisidir Mağcan Cumabay, Kitabın adı olan "Uzaktaki Kardeşime" şiiri Türk halkının Kurtuluş Savaşında verdiği mücadeleye atfen yazılmış bir şiirdir. Bu nedenle bu kitabı okumak, benim için ayrı bir histi. 7 düvelin üstümüze çöreklendiği bir dönemde, Rus baskısına rağmen canı pahasına bu tarz şiirler yazmaktan korkmayan bir kalemdir Mağcan Cumabay. Bu şiirleri yüzünden hapse atılmış ve Maksim Gorki'nin yardımıyla hapisten kurtulmuştur ancak daha sonra tekrar yakalanıp 1938'de kurşuna dizilerek birçok aydın ve şair gibi Stalin'in emriyle öldürülmüştür. Kutlu tini şad olsun...

Mehmet Emin Yurdakul'un dediği gibi;
Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir...
Şükürler olsun ki şairlerimiz dünyanın dört bir yanında haykırmış bizim kılavuzumuz olmuşlar.

Ben de şaire seslenmek istiyorum; Uzaktaki Kardeşim Mağcan, sen Türklüğün ve fikirlerin uğruna bizler için canını feda ettin ama unutmaki kardeşlerin seni unutmadı, kardeşlerin çocuklarına senin yazdığın ninnilerini okuyor, sen rahat uyu...

Dışarda yel
Uyudu el
Gel uyku gel
Ninni

Ilık döşek
Yumuşak beşik
Söndü ışık
Ninni

Nazlı balam
Kızıl elmam
Yavru ceylan
Ninni

Nazlı kuzum
Tadım tuzum
Baht yıldızım
Ninni

Bin tulpara
Sür dağlara
Keklik ara
Ninni

Kaynar kanın
Yiğit canın
Hür doğanım
Ninni

Can erime
Hür börüme
Kim direne
Ninni

Gayret senin
Heybet senin
Devlet senin
Ninni

Dökerim yaş
Edip savaş
Olasın baş
Ninni

Uykun tatlı
Gecen kutlu
Ol sıhhatli
Ninni

Canımda sen
Tenimde sen
Uyu bebem
Ninni

(normalde daha uzun ama ben dörtlükleri karışık seçerek kısalttım)

Yazarın biyografisi

Adı:
Mağcan Cumabay
Unvan:
Kazak Şair

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 4 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.