Mahmud Erol Kılıç

Mahmud Erol Kılıç

YazarÇevirmen
8.8/10
135 Kişi
·
454
Okunma
·
126
Beğeni
·
3.487
Gösterim
Adı:
Mahmud Erol Kılıç
Tam adı:
Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Mahmut Erol Kılıç
Unvan:
Türk Akademisyen, Araştırmacı Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1961
Mahmud Erol KILIÇ (Prof. Dr.) İstanbul'da doğdu. Sırasıyla Hırkaişerîf İlkokulu, Vefa Lisesi ve İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Ayrıca bazı alimlerden klasik tarzda dersler okudu ve bazı sufi üstadların özel derslerine devam ederek kendini geliştirdi. Yani hem mektepli ve hem de alaylı oldu. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra bir müddet yurtdışında araştırmalarda bulundu. Lisans sonrası çalışmalarını genel olarak manevî ilimlerde özel olarak da İslam Tasavvufu alanında yoğunlaştırdı. 1988'de asistan olarak göreve başladığı İslam Felsefesi Anabilim dalında "İslam Kaynakları Işığında Hermes ve Hermetik Düşünce" isimli yüksek lisans tezini hazırladı. Türkiye Üniversitelerinde "Tasavvuf Anabilim Dalı"nın kuruluşunun ardından bu anabilim dalında yapılan ilk doktora tezi sayılan "İbn Arabi'de Varlık ve Mertebeleri" isimli tezini savundu. Türkçe ve yabancı dillerde bir çok ansiklopedi ve dergilerde sahasıyla ilgili makaleleri yayınlandı. Tasavvuf düşüncesi merkezli uluslararası konferanslarda tebliğler sundu, radyo ve televizyon programlarına katıldı. Türkiye Yazarlar Birliği 2004 yılında Sufi ve Şiir isimli kitabını inceleme-araştırma dalında yılın kitabı seçti. Marmara Üniversitesi Tasavvuf Anabilim Dalı Sistematik Tasavvuf Bilim Dalı Başkanlığı ve İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi başkanlığı yaptı. Merkezi Tahran'da bulunan İslam Konferansına Üye Ülkeler Parlamentolar Birliği (İKÖPAB) Genel Sekreterliğine seçildi (2008). Bunun yanısıra merkezi Oxford’ta bulunan Muhyiddin Ibn Arabi Societynin şeref üyesi, Islamic Manuscript Association(TIMA)'nın da yönetim kurulu başkanıdır. Evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce, Arapça, Farsça ve Fransızca bilmektedir. Yayınlanmış Eserleri; Sufi ve Şiir- İnsan Yayınları, Evvele Yolculuk- Sufi Kitap, Şeyh-i Ekber- Sufi Kitap, Hermesler Hermesi- Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Anadolu'nun Ruhu-Sufi Kitap
Sadece manevilik veya sadece maddilik, hakikatin bir tarafıyla yetinmek anlamına geliyor; bu, yaraya merhem değildir. Dağda inzivaya çekilip şahsi derinlik yakalanabilir. Peki, aşağıda, ovada, sosyal hayatta yaşanan adaletsizlikler ve zulümler ne olacak!
247 syf.
·Puan vermedi
Yaratan ve Yarattıklarını başıboş bırakmayan aziz ve hakim olan Allah'ın adıyla;

Müslümanlar birkaç asırdır geçirdikleri buhranı başlarından defetmenin yolunu kendi içlerinde aramak yerine başka beşeri ideolojilere yönelerek giderme uğraşına kapıldılar.Kendi bağlı oldukları menba' dan uzaklaştıklarını göz ardı ederek zamanın tağayyürüyle haşa sanki Allah azze ve celle kainatı yoktan var ederken ve levhi mahfuza külliyatın hepsi kaydolunurken bugünu hesaba katmamış da bugün insanlık topyekun kendinden bir şey icad etmeliymiş zehabıyla hareket ettiler.

Kapıldıkları bu düşüncenin temelinde inandıklarından uzaklaşmanın verdiği inançsızlık varken materyalist batının yaptığı maddi manada ilerlemeleri de sanki meselenin aslıymışcasına mütaala ettiler.
Müslümanların geçirdikleri bu kriz aslında ilk değildi, Miladi 10.asırdan sonra Moğol İstilaları ve çeşitli gayri meşru (gayri meşru yani şeriate aykırı) mezheplerin türemesi Müminleri hem sosyal hem de ekonomik manada kuvvetlice sarstı. Bunun öncesinde asrı saadetten birkaç asır sonrasında Mutezilenin devleti de ele geçirmesiyle sarsılan ehli sünnet omurganın o günler de yegane müdafiisi Ahmet B.Hanbel idi. Mihne olayları diye de adlandırılan ve Kur'anın mahluk olup olmadığı mahluk değildir diyenlerin ise derhal ya tevkif yahut öldürüldüğü bir ortamda haktan taviz vermeyen ve zalimlere kıyam eden Ahmed B.Hanbel'e selam olsun.

Aslında akidevi bozulma mihne günlerinden de önce Efendimizin ahirete irtihalinin hemen akabinde ridde olaylarıyla da gün yüzüne çıkmıştı.O gün Hz.Ebubekir 'Hz.Peygambere verdiği devenin yularını zekat olarak bana vermeyen kim olursa savaşacağım' diye buyurarak firasetiyle ashaba önderlik ederek İslamı paramparça olmaktan kurtarmıştı.
Ridde olaylarında Hz.Ebubekir'imiz,
Mihne olaylarında Ahmed.B.Hanbel'imiz
Ekber Şah'ın fitnesinde İmamı Rabbanimiz
Moğol İstilalarının akabinde Gazzali,Nizamulmülk'ümüz var idi.
Bugün yeniden kriz geçiren ve geçirdiği krizin şiddeti en hat safhada olan,her türlü teknikayka kuşatıldığımız,sıkıldıkça sıkıldığımız,pınarın başında susuzluktan çatladığımız halde bizi pınarın başına götürecek İmamlarımız nerede?

Soru,asıl soru,meselenin bel kemiği...

Bu takdimden sonra kısaca kitaptan bahsedeyim,
öncelikle yazarı nereden tanıdın derseniz
Yusuf Kaplan'ın en büyük yaşayan Müslüman düşünür olarak kendisinden söz etmesiyle Nakip el Attas'a yöneldiğimi belirtebilirim.
Çeviriyi yapan Mahmut Erol Kılıç'ın fevkalade doyurucu bir çevirisiyle önümüzde duran kitap Müellifin yedi farklı tebliğinin kitap çapında neşredilmesinden müteşekkil. İslami eğitimden tutun da İslami dünya görüşünü temellendirmede sünnete olan ittibası, ehli sünnet inancına olan nüfuzu, batıyı tanıması ve olayları özgünce ele almasıyla beni mest eden bu kitabı tekrar mütaala etmek için kitaplığıma koydum.(Okumak değil mütaala etmek, derinlemesine kıraat,tefekkürle, çıkarımlarla donanmış bir okuma yani)

İnsan yayınlarından çıkan bu eşsiz eseri aziz dostlarım sizlerin de bir an önce okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Çalışma bizden başarı Allah'tandır.
208 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Önce söz vardı. Primo Verbum. Farklı dillerin ortak görüşüdür bu. Çünkü dil kendi imkânını bu ilk noktada bulmuştur. Nokta diyorum, çünkü bütün çizgiler bir tek noktanın çekirdeğinden sökün eder, dal, budak, çiçek ve meyve verir.

Eğer Allah bir şey yaratmayı murad ettiyse, ona yönelmesi yeterlidir. Bu yöneliş “kün” emri olarak tezahür eder. Aralarındaki ilk temas ve irtibat lisan marifetiyledir. Çünkü farklı iki şey arasında belirlen ilk şey lisandır. Bu hem bir irtibattır, hem de bir perde. Buna berzah da denilebilir. İki farklı şey arasındaki sınır olmakla birlikte ne birindendir, ne de ötekinden. İki farklı şey arasındaki gerilimi üzerine almış olan şeydir bu berzahta beliren. Lisan sanki böyle bir şeydir ilk düşünüşte.

Daha önce Anadolu’nun Ruhu isimli kitabın incelemesinde, Hoca’nın, şiiri bir kürsü olarak belleyip hitabını genellikle oradan gerçekleştirdiğini söylemiştim. Bu şiir bunun nedenini çok güzel açıklıyor.

Şair bütün öteki sanatlara da bir şekilde bağlıydı. Divanını yazıp bitirdikten sonra hattata veriyordu. Büyük çapta bir tekke mensubu olan o hattat ı divandan ta’lik hattın son kıvraklığıyla bir sanat eseri daha yaratıyordu. Mücellid deriden, sahtiyandan temasın hazzına daha misal gösteriyordu, müzehhib gözleri arapkari çizginin oyunlarıyla zevkiyle bir kere daha kamaştırıyordu. Sufi şairin divanındaki sözleri bestekar birer makamdan besteliyor, Rumeli ve Anadolu tekerini cûş u hurûşa getiriyordu. Naatleri naathan mevlidlerle okurken, bütün bir ümmet zevkinden “Allah” ve “Ya Muhamed” nidasıyla kubbeleri inletiyordu. Sufi şaire mimar, camilerin, mescidlerin, tekkelerin, dergahların, medreselerin, türbelerin, çeşmelerin cephelerinde bir yer arıyordu, taşçı taşını kesiyor, hattat kitabeyi yazıyor, hakkak oyuyurdu. Şair bütün dini ve milli hayatın bir şahidi mevkiinde idi. Peygamberlerden velilere kadar bütün şahsiyetleri şiirleriyle yaşatıyordu. Nef’i diyor ki Sultan Süleyman’ın nâmını haşre dek yaşatan Bakî’nin sözündeki âb-ı hayattır. Hz. Muhammed (S.A.V)’in hakikatini, mi’racını, Hz. Hüseyin’in trajik şehadetini, Hallac-ı Mansur’un dara çekilişini, Seyyid Nesimî’nin ten libasından soyuluşunu, Mecnûn’un aşkını, Zünnun’un cezbesini yaşatan da hep o şairin şiiri idi. Hasılı şair bütün sanatlara, bütün hayata böyle bağlarla bağlı ve o cemiyetin timsali idi.

2016 Lice notuyla kütüphanemdeki istirahat mahalline ayrılmış. Sadrında ve satırlarında altı çizili satırların daktilo edilmesi tamamlandı. Şimdi başkaları da istifade etsin diye paylaşıldı.
210 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
ibrahim kalın'ın da hocası olan üstad Nakıb'ın bu kitabı, Farukî'nin (Fehmi koru tarafından tercüme edilen) "Bilginin İslamileştirilmesi" kitabının devamı gibi. dünyevileşme ve sekülerleşme üzerinde durup, medeniyeti kuran dinamikleri inceleyerek kitaba giriş yapıyor. Kitabın çoğu, yeni bir sistemin Yeni bir dilin inşasınin gerekliliğinden bahsediyor. Tavsiye olunur.
176 syf.
·9 günde·6/10
Kitap, hayatın içinden modern-güncel ile geçmiş-ananevî irtibatını kurarak günümüz meselelerine ışık olmanın gayesini taşır. Bunun da Anadolu'da hakim olan eski tasavvuf geleneği ile gerçekleşebileceğini ileri sürer. Fakat daha ilerisi için birşeyler söylemez. İlk bölümler biraz yüzeysel kalırken, sonlara doğru daha iyiydi diyebilirim. Yazarın daha önce "sufî ve şiir" kitabını okumuştum. O daha derinlikli bir kitaptı benim için.
Bunu haricinde kapak tasarımı geleneksel islam sanatında çokça kullanılan geometrik desenlerdendir. Kitabın muhtevasıyla da uyumludur.
232 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Timaş Yayınları’nın bir kolu olan Sufi Kitap’tan çıkan eser, farklı zaman ve farklı kişilerle yapılan ve Mahmut Erol Hoca’nın tasavvuf, felsefe ve siyasete dair düşüncelerini muhtasar bir şekilde ifade ettiği söyleşilerden oluşuyor. Elbette kitap telif olmadığı için Hoca’nın üslubunu tanıma ve yakalama noktasında okuyucuya yeterli ipuçlarını vermeyebilir. Ancak zeki bir okur hocanın yüklü olduğu derdin ayırdına varacaktır. Şunu da belirtmem gerekiyor kitap ile hocanın üslubunun ayrıldığı en önemli nokta sanırım şiirler. Hoca ifade-i meramda sık sık şiire başvurduğu halde bu kitapta bu “huyu”nun yansımasını göremedim.


Kitabın bir hülasası niteliğinde şu iktibası da şuracığa kaydedeyim: Aristo: “Kendini tanı, Rabbini tanırsın.” İslami versiyonu “Men arefe nefsehu, fekad arefe Rabbehu” yani “Kendini bil, Rabbini de bilirsin”. Veyahut Delf Mabedi’nin girişinde yazıldığı şekliyle “Noverim me, noverim te”. Hepsi aynı manadadır.
336 syf.
Sohbet tadında olan bir kitap zaten kitabın başında bundan bahsedilmiş. Sohbetlerinden ve konferanslarından derlenmiş. Çok akıcı. Eğer tv programlarında Mahmud Erol Bey'i dinlediyseniz sanki hocanın önünde oturmuş onu dinler gibisiniz.. Zaten eksik olan bu değil miydi ruh!
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Mahmud Erol Kılıç hocamız günümüz alimlerimden gerçekten alanında üstad bir isim. Tasavvufa dair bilgi sahibi olmak ve tasavvuf ile alakalı aklında soru işaretleri olan arkadaşların mutlaka takip etmesini tavsiye ediyorum. Ben daha çok videolarını izlemeyi tercih ediyorum ama arada bir iki kitabını alıp kütüphaneme eklemeye gayret ediyorum.
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Üsküdar ikindilerini çok severim. Kızılın iç kanaması artıp gökyüzünü erguvanın dip akıntıları kapladığında, akşamın kıyamı yaklaşmış demektir. Renklerin arasındaki muhayyel sınırlar, işgalci dakikaların karşılıklı taarruzuyla karşılıklı geçildiğinde segâh ezanlar okunmaya başlar. Bu dakikalarda mesela Çinili Camii’de iseniz ve abdestiniz varsa Sufi ve Sanat isimli kitabın söylediklerini çok farklı boyutlarda anlayabilirsiniz.

Mabedin içinde ve dışında sizinle bütünleşip, ruhunuzu sınırlı bir zaman zarfında bedeninizden ayırıp başka bir âleme intikal ettirebilir. Segâh ezanla başlayan titreşimler, mavinin derinleşen sessizliğinde çinilerden size aksetmeye devam eder. Kuşakta yazılı ayetlerin manası sizi secdeye davet ederken, vakitsiz bir boşlukta sehl-i mümteni bir hendeseye göre asılı duran harfler size, yer çekiminin olmadığı asude bir iklimin eşiğini sunar. Duvarları, kubbesi, minaresi, mihrabı, minberi, bir şiirin vezni ve kafiyesi gibi birbirini tamamlar.

“Sufi ve Sanat” isimli bu kitapta mimari, musiki, hat, şiir gibi konuların farklı açılardan ele alındığı makaleler ve konferans metinleri yer alıyor. Ben çok istifade ettim. İnanıyorum ki ilgi duyanlar da çok istifade edecektir. Çinili Camii’nin sadece çinili bir camii olmadığını, parçalarını bir bütün içerisinde değerlendirdiğimizde bambaşka bir şiirin matla beyiti olarak okunabileceği anlaşılacaktır.

22 Ocak 2017- Marmara İlahiyat – Üsküdar
336 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Tasavvuf konusunda yazılmış en güzel ve en açıklayıcı kitaplardan bir tanesi olup yazarın sohbetlerinden alınmış ve çok güzel şekillendirilmiş. Özellikler ariflerin şiirlerinden yola çıkarak tasavvufun anlatıldığı kısım harika olmuş.

Tasavvuf konusuna adım atacakların yada bu konuya meraklı olanların kesinlikle okuması gerektiğine inanıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mahmud Erol Kılıç
Tam adı:
Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Mahmut Erol Kılıç
Unvan:
Türk Akademisyen, Araştırmacı Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1961
Mahmud Erol KILIÇ (Prof. Dr.) İstanbul'da doğdu. Sırasıyla Hırkaişerîf İlkokulu, Vefa Lisesi ve İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Ayrıca bazı alimlerden klasik tarzda dersler okudu ve bazı sufi üstadların özel derslerine devam ederek kendini geliştirdi. Yani hem mektepli ve hem de alaylı oldu. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra bir müddet yurtdışında araştırmalarda bulundu. Lisans sonrası çalışmalarını genel olarak manevî ilimlerde özel olarak da İslam Tasavvufu alanında yoğunlaştırdı. 1988'de asistan olarak göreve başladığı İslam Felsefesi Anabilim dalında "İslam Kaynakları Işığında Hermes ve Hermetik Düşünce" isimli yüksek lisans tezini hazırladı. Türkiye Üniversitelerinde "Tasavvuf Anabilim Dalı"nın kuruluşunun ardından bu anabilim dalında yapılan ilk doktora tezi sayılan "İbn Arabi'de Varlık ve Mertebeleri" isimli tezini savundu. Türkçe ve yabancı dillerde bir çok ansiklopedi ve dergilerde sahasıyla ilgili makaleleri yayınlandı. Tasavvuf düşüncesi merkezli uluslararası konferanslarda tebliğler sundu, radyo ve televizyon programlarına katıldı. Türkiye Yazarlar Birliği 2004 yılında Sufi ve Şiir isimli kitabını inceleme-araştırma dalında yılın kitabı seçti. Marmara Üniversitesi Tasavvuf Anabilim Dalı Sistematik Tasavvuf Bilim Dalı Başkanlığı ve İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi başkanlığı yaptı. Merkezi Tahran'da bulunan İslam Konferansına Üye Ülkeler Parlamentolar Birliği (İKÖPAB) Genel Sekreterliğine seçildi (2008). Bunun yanısıra merkezi Oxford’ta bulunan Muhyiddin Ibn Arabi Societynin şeref üyesi, Islamic Manuscript Association(TIMA)'nın da yönetim kurulu başkanıdır. Evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce, Arapça, Farsça ve Fransızca bilmektedir. Yayınlanmış Eserleri; Sufi ve Şiir- İnsan Yayınları, Evvele Yolculuk- Sufi Kitap, Şeyh-i Ekber- Sufi Kitap, Hermesler Hermesi- Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Anadolu'nun Ruhu-Sufi Kitap

Yazar istatistikleri

  • 126 okur beğendi.
  • 454 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 408 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları