Mahmud Esad Coşan

Mahmud Esad Coşan

YazarDerleyenÇevirmen
9.5/10
351 Kişi
·
957
Okunma
·
248
Beğeni
·
5124
Gösterim
Adı:
Mahmud Esad Coşan
Tam adı:
Prof. Dr. M. Es'ad Coşan, Mahmud Es'ad Coşan
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar, Vaiz, Nakşibendi Şeyhi.
Doğum:
Ayvacık, Çanakkale, Türkiye, 14 Nisan 1938
Ölüm:
Dubbo, Avustralya, 4 Şubat 2001
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi Ahmetçe Köyü'nde doğdu. 1950'de Vezneciler İlkokulu'nu, 1956'da Vefa Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi'ne girdi. Arap Dili ve Edebiyatı, İran Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ile Türk-İslam Sanatı sertifikaları aldı. Ankara'da 1960'ta Klasik-Dini Türkçe Metinler Kürsüsü'ndeki asistanlık sınavını birincilikle kazandı. Asistanlığının ilk yıllarında fakülte yayın kurulunda iki yıl sekreterlik görevinde bulundu. 1965 yılında '15. Yüzyıl Şairlerinden Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri' konulu teziyle ilahiyat doktoru oldu. 1973 yılında ilahiyat doçenti unvanını aldı. Nisan 1973 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslam Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyeliğine atandı ve kürsü başkanlığını üstlendi. 1977-1980 yıllarında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi hocalığı yaptı. 1982 yılında, ilahiyat profesörü olan Coşan, yurtdışında misafir öğretim üyeliği görevlerinde bulundu.

Server İletişim Tarafından Basılan Eserleri:
İslâm Dergisi Başmakaleleri (Başmakaleler-1)
Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri (Başmakaleler-2)
İlim Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri (B.M.-3)
İdeal Yol (Başmakaleler-4)
Dilimiz ve Kültürümüz
Tarihi ve Tasavvufi Şahsiyetler
Mehmed Zahid Kotku (Rha)
İstanbul'un Fethi ve Fatih
Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri


Seha Neşriyat Tarafından Basılmış Eserleri:
Matbaacı İbrâhîm-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiye (1982)
Hacı Bektâş-ı Velî, Makalât
Gayemiz (1987)
İslâm Çağrısı (1990)
Yeni Ufuklar (1992)
Çocuklarla Başbaşa
Başarının Prensipleri
Türk Dili ve Kültürü
İslâm'da Nefis Terbiyesi ve Tasavvufa Giriş (1992)
Avustralya Sohbetleri-1 (1992)
Avustralya Sohbetleri-2 (1994)
Avustralya Sohbetleri-3 (1995)
Avustralya Sohbetleri-4 (1996)
Yeni Dönemde Yeni Görevler (1993)
Haccın Fazîletleri ve İncelikleri (1994)
Zaferin Yolu ve Şartları (1994)
İslâm, Sevgi ve Tasavvuf (1994)
Sosyal Çalışmalarda Organizasyon ve Başarı (1994)
Güncel Meseleler-1 (1994)
Güncel Meseleler-2 (1995)
Hazret-i Ali Efendimiz'den Vecîzeler (1995)
Hacı Bektâş-ı Velî (1995)
Yunus Emre ve Tasavvuf (1995)
Başarı Yolunda Sevginin Gücü (1995)
İslâmî Çalışma ve Hizmetlerde Metot (1995)
Sosyal Hizmetlerde Hanımlar (1995)
Ramazan ve Takvâ Eğitimi (1996)
Tebliğ ve İrşad Çalışmaları (1996)
İslâm, Tasavvuf ve Hayat (1996)
Haydi Hizmete!.. (1997)
İslâm'da Eğitimin İncelikleri (1997)
Tasavvuf Yolu Nedir? (1997)
İmanın ve İslâm'ın Korunması-1 (1997)
İmanın ve İslâm'ın Korunması-2 (1998)
Allah'ın Gazabı ve Rızası (1997)
Mi'rac Gecesi (1998)
Doğru İnanç ve Güzel Kulluk (1998)
Ramazan ve Güzel Ameller (1998)
"Hocam ben öyle de yapsam böyle de yapsam hatrımda tutamıyorum."
Bu da normal.
Onun da çaresi var: Al sana kalem al sana kağıt. Yazarsın, olur biter. "İlim avdır, avlanmaktır; yazmak da avı bağlamaktır."
Yazdın mı avı bağlamış olursun.
"Yahu bırakalım hadisleri..."
Şimdi birçok kimse var, hadislerden kaytarmak istiyorlar.
Neden?
Hadisler detayı öğretiyor. Detayı öğrenince tam İslam'ı öğreniyor; tam tarif edilmiş İslam'ı yapmak zor geliyor. Tarif edilmemiş olsa, boşluk kalsa o boşluğa göre gezecek. Ama İslam'ın tarifi tam olunca ona tam uyması lazım; uymayınca iyot gibi açığa çıkıyor. Hadis-i şerifte tarif edilen tam Müslümanlığa uyamayınca bu sefer hadis zor geliyor.
"Hadis-i şeriflerden doğan bir beraberlik, zevk birliği, davranış birliği, yaşam şekli birliği meydana getirmiştir."
Mahmud Esad Coşan
Sayfa 17 - Server Yayınları
Hadis-i Şeriflerin bu kadar kuvvetli bir şekilde korunması İslâm dinini, eski dinlerin başına gelen bozulmalardan, tahrifattan, tağyirattan korumuştur. İslâm dininin tahrifata uğramasını engellemiştir, dini muhafaza etmiştir."
Mahmud Esad Coşan
Sayfa 17 - Server Yayınları
456 syf.
·32 günde·Puan vermedi
Yarışma kitabını yeni bitirdim. ;) Sınava girememiş olsamda....
Esad Hoca'nın üslubunu çok beğendim. Ara ara Nureddin Yıldız Hoca'mız konuşuyor sandım. Çünkü kitap sohbet şeklinde sıkmadan ilerliyor. Hadisi Şerifleri açıklarken sahabelerin yaşantılarına, Kur'an ayetlerine de değinilmiş.Sık sık tokat yiyebilirsiniz. ( Bence gerekli tokatlar onlar) Dön bir bak kendine yaşamına , hareketlerine , ağzından çıkan sözcüklere , giyimine .... Nasıl yaşıyoruz. Hayat rehberimiz kim ? Kime uymaya çalışıyoruz.Tanımadan seviyoruz Efendimizi (s.a.v).
‎Kur'an-ı Kerim sünnet olmadan nasıl hayata geçirilebilirdi. En bariz örnek; namaz farz fakat nasıl kılacağımıžı nerden bilecektik... Aynı şekilde Oruç , hac ...
‎Şu hadisi de paylaşmak istiyorum.
‎Ümmetimin fesadı zamanında kim sünnetime temessük ederse (yapışırsa), ona yüz şehid ecri vardır."
‎Cihad durumunda şehit sevabı alabilmek için kimse durduramaz değil mi ? Peki sünnete uymaya gelince ? Yüz şehit Ecri...Yüz....

‎Hz. Âişe (r.a) sorulduğunda . ''Onun ahlakı Kur'an'dır." buyurmuştur. Kur'an-ı Kerim'i yaşamak için , Rabbim bizleri Sünneti Seniyeye ittiba edenlerden eylesin..
‎(Amin)
528 syf.
·33 günde
Ben ne güzel bi kitap okumuşum ya hû!..

Esad Coşan Hocam (radıyallahu anh, rahmetullahi aleyh), sesini radyolardan duya duya aşina olduğum, dinlemekten de pek hoşnutluk duyduğum muhterem insan. Tek bi alıntısına vurulup bu kitabı okumalıyım diye harekete geçtiğimde en ufak pişmanlık hissettirmedi. Gerektiğinde sakin, gerektiğinde celâlli, tam ashab-ı kiram usûlünce...

"Bir hayata ancak sadelik yakışır". Dünya hayatı görkeme değecek kıymette bi hayat değil. Hele ondan bahsederken şatafatlı cümleler kurmaya, beylik laflar etmeye hiç mi hiç gerek yok diye düşününlerdenim. Elbet büyük insanların büyük sözleri olur ama bu her kelâmı süslemeleri anlamına da gelmez. Lafı bu kitaptaki üslubun sadeliğine getirmeye çalışıyorum.
Kalınca bir kitap, hatrı sayılır bir zât benim için kitabı makûl bi vakte erteleme sebeplerinden olsa da bu kitaba başladığımda beni zorlayacak bi yazı diline rastlamadım. Aksine Hocam tüm vakitleri kapsayan hususları, aynı sohbetlerindeki tadı vererek kaleme almış. Ben de günlük ihtiyacım olan dozu alarak kitabı bitirdim. Daha sonra nasip olur da bi daha okurum inşaallah diyerek kitaplığıma kaldırdım. Şimdilik alıntılarla özlem gideriyorum...

Okuduğum vakit de bu hislere bürünmüştüm lâkin yazacak cesareti kendimde bulamamıştım. Şimdi ne cüretle yazdım, bilmiyorum. Ama alıntıları tekrar okudukça eski bi dostumla karşılaşmış gibi olduğum bu kitaba olan muhabbetimi dile getirmemiş olmam da ayrı bi densizlik olmuş diye düşündüm. Ya da belki cümleleri ancak toparlayabilmişimdir, benim için kolay bi iş değil zîrâ..

Velhâsıl pek kıymetli insanlar var efendim, sözleri miras kalan.
Kıymetlerini bildirsin Rabb'im...
288 syf.
·41 günde·Beğendi·10/10
Peygamber (sav) buyurmuş :
"Birbirinize sırt çevirmeyin, buğz etmeyin, haset etmeyin, küsüp ilgi kesmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir,ona zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu küçük düşürücü hareketlerde bırakmaz. Kişinin Müslüman kardeşini tahkir etmesi kötülük olarak ona kafidir. "

İmam Gazzali'nin İhyâu Ulumi'd-Din adlı kitabının Dostluk ve Kardeşlik bölümünün çevirisi niteliğinde bir kitap fakat öyle muazzam bir kitap ki aslına uygunluğunun kanıtı olarak bir sayfası Türkçe aynı içerik olan karşı sayfası Arapça olarak yazılmış.

Okul, finaller, Bütünlemeler derken kitap okuma hızım çok düştü fakat aklım hep bu kitaptaydı öyle güzel öyle mutlu ediyordu beni. Ders çalışmaya ara verdiğinizde kitap okumaya yöneltmeyi her kitap başaramaz :))

Arkadaşlığın kardeşlikten farklı olmadığını Kuran ve Sünnetten delilerle öyle güzel anlatıyor ki insanın daha fazla arkadaş edinip güzel muamele edesi geliyor. Kısaca kardeşlik güzel şey...
456 syf.
·36 günde·Beğendi
Başta çok tekrarlar vardı ama olması gerekli tabi. Kitabın sonraını okurken sevinçten ölecektim bi ara. Ne güzel bir Peygamberimiz var. Aşığım O'na. Allah onun yolundan kendisine varabilmemizi nasip eylesin. Kitap çok güzeldi. Peygamberin olduğu Allahın anlatıldığı hangi kitap kötü olur ki..
400 syf.
Bir büyükten bir başka büyüğü dinlemeyi oldum olası sevmişimdir. Anılardan bahsederken bürünülen o mahzun hal, yüze konan o hafif tebessüm ve gözlerdeki o parlak şerit… Bu yüzdendir dedelerin ve ninelerin yanındaki dostane samimiyet. Bu yüzdendir odalarındaki enfes rayiha. Bu yüzdendir sobanın dahi onlar varken daha sıcak olması. Bu yüzdendir konuşmaları sırasında zamanın yavaşlaması. İnsanın onlara sarılıp ağlayası gelir bazen.

Mahmud Es’ad Coşan hocaefendinin ismini hemen herkes duymuştur. İskenderpaşa cemaati deyince üstadı ve babası olan Mehmed Zahid Kotku hazretleriyle birlikte o gelir akla. Kendisi akademisyen biri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. 27 yaşında İlâhiyat Doktoru, 34 yaşında Hacı Bektâş-ı Velî ve Makâlât adlı teziyle doçentlik unvanını almıştır. Bir dönem fakültenin Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsünün başkanlığı yapmıştır. Arapça, Farsça, İngilizce ve Almanca bildiği diller arasında. Kimisinde dersler dahi vermiştir. Emekli olduktan sonra yurt içi ve yurt dışında sağlık alanından hanımların eğitimine kadar çeşitli dernekler kurmuş ve bunların yaygınlaşması için çabalar sarf etmiştir. Tabii aynı zamanda mutasavvıf, yüzlerce hadis dersi de var. Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker uğrunda yaşamını ortaya koyan çok değerli bir büyük, bizim büyüğümüz.

Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler adlı bu kitabı ilk gördüğüm zaman belki de bundan 1 hatta 2 yıl öncesiydi. İçindekiler kısmı harikalarla doluydu; Hz. Ali, Mevlânâ, Yunus Emre, Necip Fazıl ve diğerlerini görünce sevinçten gözlerim parlamıştı. Fiyatını sorunca o gün için ertelemek zorunda kalmıştım. Kısmet bu ramazanda Kocatepe avlusunda yapılan kitap fuarınaymış. Aldım. Konferans ve sohbetlerinden oluşan kitabı okumaya başlayınca ilk paragrafta bahsettiğim hâl üzerime çöktü. Artık ben de o camiinin, mecidin halılarında dizlerim üzerinde, salonun koltuklarında oturur vaziyetteydim. Bir şekilde orada, o insanlarla o cemaatleydim.

“Ahmed-i Yesevî hazretleri de kaşık yontar, tahtadan kepçe yapardı… Onları satmaya kendisi gitmezdi. Bir öküzü olduğu rivayet ediliyor. Öküzünün heybesine koyar, hayvanı dehlermiş… Hayvan çarşıda pazarda dolaşır, isteyenler kaşıklarını, kepçelerini alır, parayı heybenin içine koyarlarmış. Alışverişe bile tenezzül etmiyor. Kim ne verirse tamam, içine koysunlar; ondan sonra onunla geçiniyor. Helal lokma yemek, kimseye yük olmamak, bilakis başkalarına fayda sağlamak…”

İnsanlara ilmin değerini, ahlakı, hikmeti öğretmek istiyor Es’ad Hoca. Bu nedenle bir kişiden bahsederken dahi ta en temelden başlıyor. Tuğla üstüne tuğla koyuyor ve cemaatin oradan adım adım çıkmasını kolaylaştırıyor. Konumuz Yunus Emre mi? Tasavvuftan başlıyor; ayet ve hadis derken Yunus Emre hazretlerinin isminin manasını, onun nereli olduğu, nereden geldiği, kimlerle hemhal olduğu hakkında uzun mülahazalarda bulunuyor; son olarak eserlerinden ve onların nasıl anlaşılması gerektiğinden bahsediyor. Muazzam.

Muhabbetten Muhammed oldu hasıl..
Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl?

İlgimi çeken ve büyük bir merakla okuduğum kısım olarak Hacı Bektâşı Velî bölümünü söylemeliyim. Üzerinde son derece ciddi bir çalışma yapmış Es’ad Coşan Hoca. “Hayatını araştırmak için o kadar gayret ettim ki; ‘Ah o devirden bir kitabe bulsam!.. Ah yeni bir şey çıkarsam oraya!..' diye mezar taşlarını bile araştırdım." diyor. Nereli olduğu, kimlerle olduğu, neler yazdığı, nasıl yaşadığı hepsi, hepsini tek tek anlatıyor. Alevî kardeşlerimiz diyor, biz Alevî’yiz diyorsunuz ama Hz. Ali efendimiz şunu şunu yapmış mı diye, içki içmiş mi, namazı terk etmiş mi diye soruyor. Bektaşî’lere de soruyor aynılarını. Bektaşî hazretlerinin Osmanlılardan önce yaşadığını, dolayısıyla yeniçeri olayında yer almadığını, şeriat ahkamına bağlı bir seyyid olduğunu, Şiîlik, Batınîlik veya şamanlık ile alakasının olmadığını söylüyor ve tabii bunları bir bilim adamı edasıyla ispatlıyor. Fuad Köprülü, İsmail Hakkı Ertaylan gibi isimlerin görüşleri de buna dahil. Bu bölümleri gerek Alevî kardeşlerimizin gerçeği görmesi için gerek bir takım önyargılara sahip kimselere, herkese ama herkese öneriyorum.

“Ben kimseyi üzmek de istemiyorum; kurnazlık yapıp da, bir takım insanları bir yerden bir yere transfer etmek de istemiyorum. (…) Yalnız, bir bilim adamı olarak, bir kardeşiniz olarak, tespit ettiğim bir gerçeğin mütalaasını rica ediyorum sizden”

Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri, İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri, Mevlânâ Hazretleri, Hacı Bektâşı Velî Hazretleri, Yunus Emre Hazretleri, Ahmed-i Yesevî Hazretleri gibi büyüklerimizi Es’ad Hocadan okumayan onları tanıyorum demesin. Biliyorum demesin.

Okuyun, okutun. Sarılın.

Allah Teala Es’ad Hocaya rahmetiyle muamelede bulunsun. Derecesini âli eylesin. Makamını yükseltsin.
456 syf.
·55 günde·10/10
Kitap beni bu dunyanın soguklugundan koparıp sıcacık bir alem içinde yaşattı.Kalbimi yumuşattı.Allha yakınlastırdı.Peygamberimi sav sevdirdi.okumanızı tavsiye ederim adeta yudum yudum içtim şifa buldum
456 syf.
Mahmud Esad Coşan Hoca'dan okuduğum ilk eser. Kitapta meseleler çok basit anlatılıyor gibi gözükse de Mahmud Esad Coşan Hoca öyle güzel kelimeler, cümleler kullanmış ki lafı tam gediğine oturmayı başarmış. Kesinlikle tavsiye ederim.
456 syf.
·25 günde·9/10
Çocuklarımın katılacağı sınav için hazırlanmış bu kitapta Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan Hocamızın akıcı ve yumuşak üslubu satırlara olabildiğince sinmiş.
Aslında özet niteliğinde olması bir o kadar da faydalı olmuş. İşin özü fazla detaya inmeden aktarılmış.
Ümmetin hali hepimizin gözü önünde deveran edip duruyor. Uzun zamandan beri süregelen bu durum hepimiz gibi Hocamızın sağlığında da derdi olmuş. Ümmetin şifasının ancak Sünnet ve sünnete ittibasıyla olacağı merkezinde, bid'at ehlinin reform kaygısıyla dini tahrip etmeleri, itikat ve ibadetteki yanlışlarımızın normal gibi hayatımıza yerleşmesi, yeni neslin, evlatlarımızın terbiyesi gibi önemli mevzulara hassasiyetle değinilmiş. Öğrenmekten öte hayatımıza, yaşantımıza geçirmemiz, yaşamamız gereken Sünnet-i Seniyye kaideisini Hocamız ağzından bal damlayarak anlatmış.
Rabbim öğrenmeyi, azmetmeyi, yaşayabilmeyi nasip etsin. Amin.
Ayrıca kitap konusu ve bu mübarek gecenin de idraki hasebiyle Peygamber Efendimize haasseten salavat getirmemiz gerektiğine binaen;
"Allahümme Salli ve Sellim ve Barik Ala Seyyidina Muhammedin Nebiyyül Ümmi. El Habibil Alil Kadri El Azimil Cahi ve Ala Alihi ve Sahbi. AMİİİN."
456 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Tam sohbet havasında. Ya da bir camide vaaz dinler gibi. Fakat sıkmıyor. Çok istafede ettim kendi adıma. Yarışma vesile oldu, güzel de oldu. Sonuç hiç önemli değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mahmud Esad Coşan
Tam adı:
Prof. Dr. M. Es'ad Coşan, Mahmud Es'ad Coşan
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar, Vaiz, Nakşibendi Şeyhi.
Doğum:
Ayvacık, Çanakkale, Türkiye, 14 Nisan 1938
Ölüm:
Dubbo, Avustralya, 4 Şubat 2001
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi Ahmetçe Köyü'nde doğdu. 1950'de Vezneciler İlkokulu'nu, 1956'da Vefa Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi'ne girdi. Arap Dili ve Edebiyatı, İran Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ile Türk-İslam Sanatı sertifikaları aldı. Ankara'da 1960'ta Klasik-Dini Türkçe Metinler Kürsüsü'ndeki asistanlık sınavını birincilikle kazandı. Asistanlığının ilk yıllarında fakülte yayın kurulunda iki yıl sekreterlik görevinde bulundu. 1965 yılında '15. Yüzyıl Şairlerinden Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri' konulu teziyle ilahiyat doktoru oldu. 1973 yılında ilahiyat doçenti unvanını aldı. Nisan 1973 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslam Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyeliğine atandı ve kürsü başkanlığını üstlendi. 1977-1980 yıllarında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi hocalığı yaptı. 1982 yılında, ilahiyat profesörü olan Coşan, yurtdışında misafir öğretim üyeliği görevlerinde bulundu.

Server İletişim Tarafından Basılan Eserleri:
İslâm Dergisi Başmakaleleri (Başmakaleler-1)
Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri (Başmakaleler-2)
İlim Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri (B.M.-3)
İdeal Yol (Başmakaleler-4)
Dilimiz ve Kültürümüz
Tarihi ve Tasavvufi Şahsiyetler
Mehmed Zahid Kotku (Rha)
İstanbul'un Fethi ve Fatih
Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri


Seha Neşriyat Tarafından Basılmış Eserleri:
Matbaacı İbrâhîm-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiye (1982)
Hacı Bektâş-ı Velî, Makalât
Gayemiz (1987)
İslâm Çağrısı (1990)
Yeni Ufuklar (1992)
Çocuklarla Başbaşa
Başarının Prensipleri
Türk Dili ve Kültürü
İslâm'da Nefis Terbiyesi ve Tasavvufa Giriş (1992)
Avustralya Sohbetleri-1 (1992)
Avustralya Sohbetleri-2 (1994)
Avustralya Sohbetleri-3 (1995)
Avustralya Sohbetleri-4 (1996)
Yeni Dönemde Yeni Görevler (1993)
Haccın Fazîletleri ve İncelikleri (1994)
Zaferin Yolu ve Şartları (1994)
İslâm, Sevgi ve Tasavvuf (1994)
Sosyal Çalışmalarda Organizasyon ve Başarı (1994)
Güncel Meseleler-1 (1994)
Güncel Meseleler-2 (1995)
Hazret-i Ali Efendimiz'den Vecîzeler (1995)
Hacı Bektâş-ı Velî (1995)
Yunus Emre ve Tasavvuf (1995)
Başarı Yolunda Sevginin Gücü (1995)
İslâmî Çalışma ve Hizmetlerde Metot (1995)
Sosyal Hizmetlerde Hanımlar (1995)
Ramazan ve Takvâ Eğitimi (1996)
Tebliğ ve İrşad Çalışmaları (1996)
İslâm, Tasavvuf ve Hayat (1996)
Haydi Hizmete!.. (1997)
İslâm'da Eğitimin İncelikleri (1997)
Tasavvuf Yolu Nedir? (1997)
İmanın ve İslâm'ın Korunması-1 (1997)
İmanın ve İslâm'ın Korunması-2 (1998)
Allah'ın Gazabı ve Rızası (1997)
Mi'rac Gecesi (1998)
Doğru İnanç ve Güzel Kulluk (1998)
Ramazan ve Güzel Ameller (1998)

Yazar istatistikleri

  • 248 okur beğendi.
  • 957 okur okudu.
  • 82 okur okuyor.
  • 696 okur okuyacak.
  • 30 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları