Makdisi

Makdisi

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
Makdisi
Tam adı:
Muhammed b. Ahmed Makdisi
Unvan:
Coğrafyacı Yazar Düşünür
Doğum:
946
Ölüm:
1000
335 (946-47) yılı civarında Beytülmukaddes (Beytülmakdis) adıyla da tanınan Kudüs’te doğdu; bu sebeple nisbesi kaynaklarda Makdisî veya Mukaddesî olarak geçer. Hayatı hakkında bilinenler, Aḥsenü’t-teḳāsîm fî maʿrifeti’l-eḳālîm adlı eserinde anlattıklarından ibarettir.
Makdisî’nin Ortaçağ İslâm coğrafyasının en orijinal ve en önemli eserlerinden biri olan Aḥsenü’t-teḳāsîm fî maʿrifeti’l-eḳālîm’inin iki versiyonu vardır. Birincisi 375’te (985) Fars’ta (Güneybatı İran) tamamlanmıştır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2971; Leiden Bibliothek der Rijksuniversiteit, Cod. Or. nr. 2063); Michael Jan de Goeje’nin neşri (Leiden 1877) buna dayanır. İkincisi 387’de (997) yazılan ve Yâkūt el-Hamevî tarafından istinsah edilen versiyondur. Daha sonra da neşirleri yapılan eser (Gāzî Tuleymât, Dımaşk 1980; Muhammed Mahzûm, Beyrut 1987) Batı dillerindeki bazı kısmî çevirileri yanında tam olarak Farsça, Urduca ve İngilizce’ye çevrilmiştir.(Kaynak: DİA Makdisi Maddesi)
Yüzölçümüne göre en fazla yünü, ipeği ve geliri olan ülke Deylem’dir. Süt ve balın en kalitelisi, ekmeğin en lezzetlisi ve zağferanın en dayanıklısı Cibâl’dedir. Meyvesi en bol, fiyatları en düşük, eti mebzul, insanları ağırkanlı olan yer, Rehab’dır. İnsanları en aşağılık, en şirret ve belalı olan ülke Huzistan’dır. Hurması en tatlı, insanları en aşağılık olan yer Kirman’dır. Şeker kamışı, pirinci, misk ve kâfuru en bol olan ülke Sind’dir. Halkı zeki ve tacir ruhlu, ama bir o kadar da fasık olan ülke, Fars’tır. En sıcak ve en kurak, fakat hurması en bol ülke, Arap Yarımadası’dır. Toprakları en bereketli, salihleri, zahitleri ve kutsal ziyaret yerleri en çok olan ülke Şam’dır. Abid ve kurrası en bol, mal, ticarethane, özel nitelikler ve hububat yönünden en zengin ülke Mısır’dır. Yolları en tehlikeli, atları en kaliteli, halkı orta sınıf olan yer Akûr’ [Mezopotamya] dur. Toprakları en kurak, halkı en ağırkanlı ve hilekâr, şehirleri en çok ve toprakları en geniş olan yer Mağrib’tir.
Bölgeye Şam denmesinin sebebi Ka’be’nin şâmesi (sol tarafı)nda
yer almasıdır. Kimilerine göre uğursuz olduğu için Şam denilmiştir. Kimileri kırmızı, beyaz ve siyah benekli taşlarından dolayı Şam denildiğini söylerler.
Abdurrahman b. Ahi’l Esmaî anlattı: Bir defasında Câhiz’e uğramıştım. Bana ülkelerin güzel özellikleriyle ilgili bir şeyler anlat dedim. Bana şu cevabı verdi: “Şehirler şu on özellikleriyle tebarüz ederler: Mürüvvet Bağdat’ta, fasih dil Kûfe’de, sanat Basra’da, ticaret Mısır’da, zulüm Rey’de, kabalık Nisabur’da, cimrilik Merv’de, böbürlenme Belh’te, zanaat Semerkand’dadır.” Allah için, doğru söylemiş!
Nisabur, rezil erkeklerinin çokluğuyla bir numaradır. Mekke halkından daha tamahkârı, Yesrib [Medine] halkından daha fakiri, Beytü’l Mukaddes halkından daha müsamahakârı, Herat ve Biyar halkından daha edeplisi, Rey halkından daha zekisi, Sicistan halkından daha temizi, Omman halkından daha cimrisi, Aman halkından daha cahili, Kûfe halkından daha mevzun yapılısı, Humus ve Buhârâ halkından daha yakışıklısı, Harezm halkından daha çirkini, Deylemlilerden daha güzel sakallısı, Ba’lebek ve Mısır halkından daha ayyaşı, Siraf halkından daha fâsıkı, Sicistan ve Irak halkından daha körü, Semerkand ve Şaş halkından daha hırlısı, Mısır halkından daha aşağılığı, Bahreyn halkından daha eblehi, Humus halkından daha ahmağı, Fesâ, Nablus, Rey ve bir de Bağdat halkından daha hünerlisi, Bağdat halkından daha şirin dillisi yoktur.
Yazılışında “sad” ( ص) harfi bulunan her ülkenin halkı ahmaktır ve bundan Basra ( بصرة ) istisnadır. Eğer Massisa ve Sarsar gibi, bir şehrin adında iki “sad” varsa, Allah onun şerrinden korusun. Kişinin ait olduğu şehri gösteren iki harf vardır: Râzi, Mervezî ve Siczî’de olduğu gibi “z” ve “y”. Curcân, Mukan ve Errecân gibi sonu “ân” (ان) ile biten her memleketin bir özelliği veya iyi bir tarafı vardır.
Deniz sahilinde veya bir nehir kenarında bulunan her şehirde oğlancılık ve zina yaygındır. Sîrâf, Buhârâ ve Aden’i buna örnek olarak verebiliriz.
Mekke’de mezhep kavgaları terzilerle kasaplar arasındadır. Çünkü terziler Şii, kasaplar Sünnidir. Benzeri kavgalar Aden’de reyhan satıcıları ile denizciler, Yanbu’da Sünnilerle Şiiler arasında da vardır.
Mekke halkı kibirlidir. Yemen halkı naziklikten nasibini almamıştır. Omman halkı hilekârdır; teraziden çalar ve fâsıktır. Aden’de alenî zina yaparlar. Ahkâf halkı sapık heretiktir. Hicaz halkı ise fakirdir ve toprakları verimsizdir.
Kûfe, Ömer zamanında Sa’d b. Ebî Vakkas tarafından kurulmuştur. Çakılla karıştırılan her kuma kûfe denilir. Bu, toprağına bakınca da anlaşılır.
519 syf.
Kitabı okudum güzel fakat sürümü bitmiş tarihi bilgiler veriyor. Zaten ilk coğrafya eseri olması dolaysıyla önemsiyorum. Çevirisi fena sayılmaz akıcı okurken okuyucuyu zorlamıyor zira önemli olan akıcılık. Çeviri yapan çevirmen 2 şeyi çok iyi bilmesi gerek. İlki çevirdiği dillerin ikisinede tam vukufiyet. İkincisi ise çevirdiği kitabın konusuna ve kitab hangi disipline ait ise o disipline hakim olma. Dolaysıyla çevirmen disipline ait özel kavramlara vakıf olmalıdır. Bu çeviride benim gördüğüm ve ciddi bir hata olarak karşımıza çıkan şey tercümanın anokranizm ve presentizm gibi ciddi hataya düşmüş olması. Örneğin Mukaddesi kitabını hicri 4.yy yazmış o çağda garson, parfüm, ofis, cemevi ne arar. Hasılı kelam "traduttore, traditore" durumuna düşmemek için daha dikkatli olmak lazım diyorum ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Makdisi
Tam adı:
Muhammed b. Ahmed Makdisi
Unvan:
Coğrafyacı Yazar Düşünür
Doğum:
946
Ölüm:
1000
335 (946-47) yılı civarında Beytülmukaddes (Beytülmakdis) adıyla da tanınan Kudüs’te doğdu; bu sebeple nisbesi kaynaklarda Makdisî veya Mukaddesî olarak geçer. Hayatı hakkında bilinenler, Aḥsenü’t-teḳāsîm fî maʿrifeti’l-eḳālîm adlı eserinde anlattıklarından ibarettir.
Makdisî’nin Ortaçağ İslâm coğrafyasının en orijinal ve en önemli eserlerinden biri olan Aḥsenü’t-teḳāsîm fî maʿrifeti’l-eḳālîm’inin iki versiyonu vardır. Birincisi 375’te (985) Fars’ta (Güneybatı İran) tamamlanmıştır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2971; Leiden Bibliothek der Rijksuniversiteit, Cod. Or. nr. 2063); Michael Jan de Goeje’nin neşri (Leiden 1877) buna dayanır. İkincisi 387’de (997) yazılan ve Yâkūt el-Hamevî tarafından istinsah edilen versiyondur. Daha sonra da neşirleri yapılan eser (Gāzî Tuleymât, Dımaşk 1980; Muhammed Mahzûm, Beyrut 1987) Batı dillerindeki bazı kısmî çevirileri yanında tam olarak Farsça, Urduca ve İngilizce’ye çevrilmiştir.(Kaynak: DİA Makdisi Maddesi)

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 4 okur okuyacak.