Manuel Serrano Y Sanz

Manuel Serrano Y Sanz

Yazar
7.9/10
8 Kişi
·
9
Okunma
·
1
Beğeni
·
38
Gösterim
Adı:
Manuel Serrano Y Sanz
Unvan:
Yazar
Doğum:
İspanya, 1 Haziran 1866
Ölüm:
İspanya, 6 Kasım 1932
Bütün ev halkını bir tek insan kalmadan doyuracak kadar pişen yemeklerden köpeklere, kedilere ve kuşlara da birşeyler kalır. Onlara kalmaması hem günahtır, hem de uğursuzluk.
PEDRO — Bütün ev halkını bir tek insan kalmadan doyuracak kadar pişen yemeklerden köpeklere, kedilere ve kuşlara da birşeyler kalır. Onlara kalmaması hem günahtır, hem de uğursuzluk.
PEDRO: Padişah, bir subayın kötülük işlediğini öğrenirse kendisine siyah kadifeden yapılmış bir kaftan gönderir. Bu, idam edilebileceğini gösterir.
PEDRO: (..) Kadınların oturdukları yer ne kadar uzakta olursa o kadar kibarlık sayılır. Dinleri dört kadınla evli bulunmayı mübah sayar. İstedikleri kadar cariye de tutabilirler. (..)
PEDRO: (..) Bize benzememek için sokakta ters yürüyebilseler onu da yapacaklardır. Onları bu yola sevkedenler de evliya gibi saydıkları hocalardır.
Türkler haklı olarak temizliğimiz konusunda bizi tenkid ediyorlar. İspanya'da hiç bir erkek ve kadın ömründe iki defadan fazla yıkanmamıştır.
156 syf.
Kanuni devrinde Türk hayatını anlatan bu eser bir İspanyol tarafından, İspanya kralı II. Filip'e takdim edilmiş. Yabancı birinin gözünden Osmanlı'nın en parlak devrini okumak çok zevkli ve güzel bir duygu.

Pedro adındaki İspanyol genç bir deniz savaşında Sinan Paşa'nın eline esir olarak geçer. Hekimlikten anladığı için kısa sürede Paşa'nın gözüne girer. Sinan Paşa, meşhur Rüstem Paşa'nın kardeşidir. Bir gün Mihrimah Sultan hastalaninca Pedro tavsiye edilir Rüstem Paşaya; istemeye istemeye karısını bir erkeğe tedavi ettirmeye razi olur. Pedro, nabza bakmak, kan almak ve diline bakmak için izin ister ve Rüstem Paşa kıyameti koparır ancak Mihrimah Sultan'ın sert bir şekilde araya girmesiyle tedavi yapılır ve sultan iyileşir. Aklınıza Muhteşem Yüzyıl gelmiştir. O sahneler birebir yaşanmış demek ki.

Pedro İstanbul'daki başından geçen olayları iki arkadaşı Juan ve Mata'ya anlatır. Şu an biz nasıl ABD'den falan gelen bir arkadaşımız olduğunda merakla sorular sorarsak Juan ve Mata da aynı şekilde soruları peşpeşe soruyorlar. Tabi o zamanlar internet vb yoktu. Bunun için merak kat be kat fazla oluyor. Pedro oldukça samimi, delikanlı, adil, özgürlüğüne düşkün biri. İnsanın kanı hemen kaynıyor kendisine. Arkadaşları onun anlattıklarına "Ama onlar barbar" gibi tepki gösterince Pedro'nun güldüren cevapları insanı kitaba daha çok bağlıyor.

Anlatilanlardan birkaç alintiya o döneme ışık tutacak olursak;

"JUAN: Oraları Türk’lerin idaresi altında. Kim sataşabilir?"

Juan'in Pedro'nun anlattığı bir aniya tepkisi o zaman Türklerin ne kadar güçlü olduğunu; Türklere saldirmanin ne kadar zor ve cesaret isteyen bir şey olduğunu ortaya koyuyor.

"PEDRO: Sokağa çıkarken sımsıkı örtünürler. Dışarda kendilerini gören, babaları, kardeşleri bile tanıyamazlar. (..) Kadınların oturdukları yer ne kadar uzakta olursa o kadar kibarlık sayılır. Dinleri dört kadınla evli bulunmayı mübah sayar. İstedikleri kadar cariye de tutabilirler. (..) "

Bu anlatilardan Osmanlı'nın en iyi devrinin ne yazık ki kadınlar için en iyi devir olmadığını ortaya koyuyor. Geçen günlerde okuduğum ve 10. yy a ait olan İbn Fadlan seyahatnamesinde Türklerde kadın çok daha iyi bir konumdayken Osmanlı'da konumunun ne kadar düştüğüne şahit oluyoruz.

"PEDRO: Seçimi üniversite kürsülerindeki gibi imtihanla yapmıyorlar ki. Araya giren yakınlar, nedimler ve daha başkaları kendi adamlarını öne sürerler, arkası kuvvetli olanlar karışırlar ve kralı kandırırlar. (..)"

Burada kral derken padişahi kastediyor. Buradan anlıyoruz ki en iyi devirde olsa torpil her zaman oluyor malesef.

"PEDRO: Söylenecek fazla bir şey yok. Türkler Hıristiyan, Müslüman herkese adaleti eşit olarak tatbik ederler. (..)"

Pedro'nun anılarında Türk'ün adaletinin ne kadar iyi olduğuna sıkça rastliyoruz. Bunda en büyük pay adaleti kısa sürede sağlamaları; yani davayı kısa sürede sonuclandirmalari diyip kendi ülkelerinde onlarca yıl süren davalardan bahsediyor. Mata da 'elin kâfiri uygular, biz bakarız' diye imreniyor bu duruma.

Ayrıca kadınların böyle kisitlanmalarina da ozeniyor Mata ve keşke bizim ülkelerde de öyle olsa çünkü kadınlar torpil düzeninin temelindeler ve yönetimi bozuyorlar gibi şeyler söylüyor. Pedro da ona katılıyor lakin Juan, 'kadinlarla bu sorunların ne alakası var' deyip akıllıca bir tavır ortaya koyuyor.

"MATA: (..) Bunlara nasıl barbar diyoruz? Onlara böyle demekle asıl biz barbar oluyoruz."
ve
"JUAN: Demek vahşi insanlar?
PEDRO: Hayır. İyi ve cesur insanlar."

gibi bu iki diyalogtan Avrupalinin Türke bakışını görebiliyoruz. Ancak bu bakışın şehri, insanları hiç görmemiş sadece kürek çeken Hristiyan kölelerin memleketlerine döndülerinde yaptıkları abartılı anlatım olduğunu sıklıkla dile getiriyor Pedro.

Pedro ayrıca, Avrupada Büyük Türk'ün gücünün çok abartıldigini ve kendisinden önce abartılan gücünden ötürü duyulan korkunun gittiğini söylüyor. Ve kendilerinin sürekli kaybetmesinin nedenini bu olduğunu söylüyor.

Mata, bir yerde 'Kâfirler, bizim aramızdaki anlasmazliklari çok güzel kullanıyorlar ancak biz kullanamıyoruz' diye serzeniste bulunuyor; Büyük Türk'ün İran seferi hakkında konuşurken. Şu an biz, Abd veya bir başkası bizi bölüyor, İslam alemine fitne sokuyor gibi tepkiler gösteriyoruz onları şeytan ilan ediyoruz. O zamanlar da bu şeytanligi biz yapıyorduk ;)

Keyifli okumalar
184 syf.
·2 günde·10/10
Kitap Kanuni devri Türk hayatını anlatıyor. İsmi bilinmeyen bir yazar tarafından 1557 yılında yazılarak İspanya Kralı İkinci Felipe'ye sunulmuş. Kitap soru cevap şeklinde ilerliyor. Türklere esir düşmüş ve doktorluk yaoarak zamanla ünlenip azad olan Pedro'ya, Juan ve Mata isminde iki İspanyol arkadaşı Türkler hakkında sorular sorararlar. Pedro'da başından geçenleri ve izlenimlerini anlatarak onlara Türkleri tanıtır. Hemen hemen her alanla ilgili bilgiler verir. İspanyollarin Türklerle ilgili doğru bilinen yanlışları düzeltmeye çalışır. Ancak tabi ki kendisi bir Hıristiyan olduğu için mesela din kısmında Türklerin cehenneme gideceğini söyler. Ben bir tarihçi olarak esere baktığımda İspanyol yazarın çoğu yerde doğru bilgiler verdiğini gördüm. Kanuni döneminde insanların yaşayışlarını merak edenlerin kesinlikle okuması gereken bir eser. Dili oldukça iyi ve soru cevap şeklinde ilerlediği için kitap bir çırpıda bitiyor.
%21 (37/184)
·1/10
Kitabın yarısını geçmiştim ki artık dayanamadım ve bıraktım. Bu adam bunca esaretten sonra düpedüz Türk dostu olmuş, hatta diğer iki arkadaşı da hayranlık içinde kalmış. Pedro sanki kitabın basıldığı tarihteki bir Türk ve günün insanının hoşuna gidecek övgüler düzüyor ardı ardına.
Böyle biri gerçekten yaşamış mı? Böyle bir eser vermiş mi? Yaptığım basit araştırmadan bir sonuca ulaşamadım.
Bana ikna edici gelmediğini ifade etmeliyim; "sakallı bebek" türü haberler okuyan nesilden biri olarak "Neden uydurma olmasın?" endişesini taşıyorum.
Umarım uydurma değildir. Umarım gerçekten böyle biri yaşamış ve el yazması eserinden tercüme edilmiştir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Manuel Serrano Y Sanz
Unvan:
Yazar
Doğum:
İspanya, 1 Haziran 1866
Ölüm:
İspanya, 6 Kasım 1932

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.