1000Kitap Logosu
Resim
Marquis de Sade

Marquis de Sade

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.3
1.477 Kişi
5,1bin
Okunma
694
Beğeni
31,8bin
Gösterim
Tam adı
Donatien Alphonse François le Marquis de Sade
Unvan
Fransız Filozof ve Yazar
Doğum
Fransa, 2 Haziran 1740
Ölüm
Fransa, 2 Aralık 1814
Yaşamı
Donatien Alphonse François le Marquis de Sade (Fransızca okunuşu:maʁki: dəsad) (d. 2 Haziran 1740 - ö. 2 Aralık 1814), Fransız aristokrat ve felsefe yazarı. Erotik edebiyat'ın önemli yazarlarındandır, genellikle sert pornografik yazılar yazardı. Yaklaşık 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir ve en önemli eseri Sodom'un 120 Günü'nü hapishanede yazmıştır. Bir diğer önemli eseri de Justine'dir. Sadizm'in kökeninin onun yazdıklarına dayandığı bilinir. Yazılarında ahlakı, yasayı, dini öğeleri dikkate almadan aşırı özgürlüğü (hatta ahlaksızlığı) ve en iyinin zevk olduğunu savunuyordu. Sade, 32 yıl farklı hapishanelerde ve akıl hastanesinde hapsedildi; onbir yıl Paris'te (on yılı Bastille'de geçti), bir ay Conciergerie'de, iki yıl kalede, bir yıl Madelonnettes'de, üç yıl Bicêtre'de, bir yıl Sainte-Pélagie'de ve 13 yıl Charenton akıl hastanesinde. Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı. "Sadizm" kavramı adından türetilmiştir. Sade kitaplarında kişilerarası ilişkilerde insanın insansal yanı bir kez yitirildiğinde, neler olabileceğinin bilgisini verir. Kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizm"e varılır. Yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır. Eserlerinde ahlaksal eylemin belirleyicisi olarak etik değerler değil de, içgüdüler ya da "koşullu buyruklar" eylemin "ilkesi" yapılırsa neler olacağını anlatır.
224 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
Sadizimin babası
Öncelikle şunu söylemeliyim ki son derece rahatsız edici, sarsıcı ve ürpertici. Ama bu düşünceleri bir kenara bıraktığımda ışığı gördüm. Sade cesur, bağımsız, asi. Ahlakı, dini, gelenekleri, cinsiyetçiliği ve hayatımızı zorlaştıran her dogmayı sorgular. Çok acımasız ama etkileyici çünkü hayatımız boyunca kabul ettiğimiz kurallara sorgulamadan isyan ediyor. Bu nedenle, sert, gürültülü ve sarsıcı olmalıdır. Kitabı okurken beni rahatsız eden tek bir şey var: Kadınları zayıf tasvir etmesi. Kitaptaki kadın karakterler kadınlar gibi düşünmüyor ve konuşmuyor. Erkeklerin beyni ve ağzıyla konuşuyorlar. Yaşadığı ve yazdığı çağ itibariyle kabul edilebilir bir şey. Sade dönemi için muhteşem bir yazardır. Düşünen herkes Sade okumalı.
Okuyacaklarıma Ekle
152 syf.
Uyarı: Din ve tanrı konusunda hassas olanlar incelememi okumayı şimdiden bırakabilir. Marquis De Sade'ın tanrı, cehennem, cennet gibi ütopik, kutsal kitaplarda bolca sözü edilen kavramlarla maytap geçtiği muhteşem kitaptır kendileri. Sade bu kitabı özel olarak yazmamış, diğer kitaplarındaki tanrıyla ilgili bölümler derlenerek bu hale getirilmiştir. Kitabın üslubu rahatsız edici ve sert. Sonra uyarmadı demeyin. Hiçbir sansür gerektirmeden yazar aklından ne geçiyorsa yazmış. Eh, nedir peki bu tanrı? İnsanın zavallılığının bir göstergesi, sığınacak bir liman mı? Hayatını anlamlandırmaya çalışan acizlerin son durağı mı? Kibrin evrilebildiği nokta mı? Yoksa cehaletten doğan öylesine bir cevap mı? Bilemiyorum. Belki de hepsi. Farklı toplumların kabul ettiği insanoğlunun ortak aptallığı, diye buyuruyor Sade. Bilinmezi başka bir bilinmezle açıklamayı bir cevap sayanların ortak noktası. "Bunlar kendi kendine mii oluştu aklınız yok mu?" diye hönkürürken "Tanrı kendi kendine mi oluştu?" sorusunu soramayanların veya da. Hiçbir kanıtı olmadığı halde dünya üzerinde milyonlarca can alan, milyonlarca beyni uyuşturan kocaman hayali bir katil. Devletlerin halk üzerinde egemen olmak için kullandığı, halkı en çok sömüren bir hırsız. Sefalet içinde yaşayan insanları en kolay mutlu etmenin yolu, bu sayede haklarını aramamalarını sağlayan muhteşem bir panzehir! Nedir tanrı? İnanmak için hiçbir sebep bulamadığım, zaman zaman bilimin en büyük düşmanı, zaman zaman insanlar arasındaki ayrışmaya en büyük sebebiyet veren ak sakallı bir dede. Dokunmanın, hakkında konuşmanın en büyük tabu olduğu, insan canından bile kutsal kabul edilen görünmez bir hayalet. Birkaç bin yıl önce mağaralarda birileriyle konuştuğu söylenen fakat gerçekte kimsenin hakkında bir şey bilmediği. Söylenenin aksine insan ateist doğar, bütün bu olgular ona daha sonradan zorla kabul ettirilir. Zaten bütün bu insanlar öğretilerine sonsuz bir güven içinde olsaydı, din ve tanrı denilen olgu 4-5 yaşlarında akledemeyen bir çocuğa dayatılmak yerine, 15 16 yaşlarında düşünebilen yarı çocuğa kavratılsaydı nüfusun büyük çoğunluğu bütün bunları zaten saçma bulurdu. Böylelikle tartışmalara "tanrının var olması kabulüyle" başlayacak kadar boş özgüven sahibi de olmazlardı. İspat yükümlülüğünün kendilerinde olduğunu baştan kabul ederlerdi. Tanrı nedir? Küçükken, ufak bir çocukken televizyonda gördüğüm hayali kahramanların varlığına inanır, onlarla konuşurdum. İşte tanrı da yetişkin bir insanın çocukluktan devam eden tek hayali kahramanıdır.
Okuyacaklarıma Ekle
108 syf.
·
1 günde
ENSESTİN KÖTÜ OLMASININ TEMELLENDİRİLMESİ MÜMKÜN MÜ?
Eski Mısır'da ensest ilişkiler hükümdar ailesi içinde oldukça sık görülürmüş. Nedeni ise hükümdar ailesinin kanının kutsal kabul edilmesi. Tevrat'ta ise şehirleri meşhur felaketle yok olduktan sonra Lut ile iki kızı bir mağarada cinsel ilişkiye girerler. Bu esnada Lut'un içkili olduğu için bilincinin yerinde olmadığı savı var olsa bu, mantıklı değildir; zaten insanların hatalarını sarhoş olmalarının arkasına gizlemeleri bana öteden beri mantıklı gelmez. Çünkü ben de çok sarhoş oldum lakin ne ayıkken zihnimden hiç geçirmediğim bir şeyi söyledim ne de tamamen kontrolüm dışında bir cinsel ilişkiye girdim. Alkol, sadece cesaret vererek, ayıkken otokontrolünüzü sağlayan bariyerleri daha kolay aşmanızı sağlar. Neyse, kısaca ensest ilişki her toplumda çok sıkı bir tabu olsa da yine her toplumda tarih boyu kendine yer bulmuş bir konudur. Sade, bu konu üzerinden iyilik ve kötülük, mutluluk, ahlakın kaynağı gibi olguları tartışmaya açmış bu eserinde. Sokrates'ten itibaren erdem felsefenin üzerine eğildiği temel mesele oldu. Erdem mutluluktur ve bunun yolu da bilgiden geçer. Ancak insanlar henüz neyi bilip bilmediklerinin farkında bile değillerdir; bundan dolayı at sineğimiz Atina meydanında insanları taciz eder. Nihayetinde de "kendini bil" diyerek mottosunu ortaya koyar. Yetmez ve ekler "Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir," der. O halde öğrenmek gerekir der öğrencileri Platon ve Aristo, onun açtığı yoldan devam ederler. Öte taraftan fırtınanın havaya kaldırdığı çölün kumları görüş mesafesini epeyce kısıtlamışken Musa adlı bir kişi elinde on emrin yazılı olduğu bir tabletle, altından bir buzağıya tapan halkının yanına gelir; tek tek okumaya başlar, tabi önce kardeşi Harun'u fırçalayıp buzağıyı kırdıktan sonra. Öldürmeyeceksiniz, çalmayacaksınız... Aradan zaman geçer Nasıralı çıkar ve aranızdan günahsız kim ise ilk taşı o atsın diyerek tarihe geçen ilk thug life'ı yapar. Sonu çarmıhta biten bu kardeşimizden sonra ise ortaya Hira mağarasından koşa koşa inip eşi Hatice'ye, Musa'nın, İsa'nın Tanrısının kendisine de seslendiğini söyleyen Muhammed çıkar. Tüm bu isimlerin ortaya koydukları yasaların ortak özelliği ise iyi ve kötüye ancak ve ancak Tanrının karar verebileceğidir. İnsan ise bunlara mutlak surette uymalıdır. Gel zaman git zaman, çamaşır makinesinin devir sayısını ona katlayan insan zihni yavaş yavaş bu kadim anlatıları mantıklı bulmamaya başlar. Akıl her şeye egemen olur. Onun açtığı yolda kendisini, diğer canlıları ve evreni daha iyi anlamaya başlar. Pos Bıyıklı'ya ise Tanrının öldüğünü ilan etmek düşer. Ama o, bundan daha önemli bir noktaya işaret eder: Tanrının ölümünün bırakacağı boşluk acilen yeni değerlerle doldurulmazsa insanlık nihilizm bataklığına saplanacaktır. Böyle oldu mu artık siz karar verin. Geldiğimiz noktada artık iyi ve kötü kavramlarının göreceli olduğunu biliyoruz. Öldürmek kötüdür ama savaşta iyidir; çalmak kötüdür ama açsan iyidir; Türkiye'de çıplak dolaşmak kötüdür ama Afrika'nın ilkel bir kabilesinde ise giyinmek kötüdür... Peki ensest? Buna evrimsel açıdan yaklaşabiliriz: ensest ilişkiden doğacak çocukların genetik rahatsızlıklara uğrama ihtimali oldukça yüksek olduğu için kötüdür. Bu tarz ilişkiye girenler çocuk yapmayacaklarını belirtirlerse peki? Teolojik açıdan bakabiliriz: Tanrı bunu yasaklamıştır. Ama önce hangi Tanrıdan bahsettiğimize karar vermeliyiz. Yehova'dan bahsediyorsak, Lut ile iki kızının cinsel ilişkisini nereye koyacağız? Diğer semavi olarak addedilen dinlerin tanrılarından bahsediyorsak, insanlığın ilk yaratım olayında, yani Adem ile Havva'dan soyun gelme sürecinde, ensest ilişki söz konusudur. Toplumsal normlar buna engel olur diyebiliriz. Sonuçta toplum uzun yıllar sonucunda belli kabulleri sözlü kural haline sokar. Bunlar sayesinde toplumun sağlıklı gelişimi, huzuru ve devamı sağlanır. Ancak, yine çocuk yapmayı düşünmeyen ensest ilişki içinde bulunan insanlara, bu olayın evrensel şekilde yasak bir şey olduğu ne kadar açıklanabilir, yine muamma olarak kalıyor gözüküyor. Sade'nin kitabında baba, kızını küçüklükten beri kendisine hazırlamaktadır; bunun için onu her açıdan manipüle ederek kendisine tapar hale sokar. Yani kitap özelinde, bu ensest ilişkide köken itibariyle sağlıksız ve hukuksuz bir durum söz konusudur. Öte taraftan, bildiğim kadarıyla Batı'da kuzenler arası ilişki de ensest kapsamındadır ancak bizim toplumumuzda sıklıkla kuzenler evlenir hatta eskiden bu tarz evlilikler daha cazip görülürmüş. Yanlış anımsamıyorsam dinen de kuzenler arası evliliğe mani olacak bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, biliyoruz ki bu tarz evliliklerden doğacak çocuklarda genetik hastalık oluşması yüksek ihtimaldir; bu açıdan tanımı itibariyle her şeyi bilen Tanrı'nın bu bilgiyi es geçmiş olması mı söz konusudur yoksa bunda da bir hikmet var mıdır? Ya da Tanrı da çocuk yapmadan ensest ilişki içinde bulunacak insanları düşünerek böyle bir açıklık mı bırakmıştır, bilemiyoruz. Sade'nin kitapta kızına aşık kahramanı, bedensel hazza dayalı mutluluk argümanını öne sürer. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayarak haz duymasının tek evrensel gerçek olduğunu söyler. Bir açıdan haklıdır; çünkü her insan için beslenme, içme, cinsel ilişkiye girme, boşaltım sistemi süreci ortaktır. Bunların hepsini yerine getirirken insan haz da duyar. Ancak haz duymak, illa abuda kalkarak sıçmamızı, yarasa yememizi, sidik içmemizi, ensest ilişkiye girmemizi de meşru bir seçenek kılar mı? Son olarak, Sade'nin edebiyatçı yönü çok zayıf. Bundan dolayı okurken insan sıkılabiliyor. Yani, sağlam bir kurgu beklemeyiniz. Aklında belli hassas konular ve bunun üzerine sorgulamaları var Sade'nin ve bunları yüzeysel bir kurguyla anlatmaya çalışıyor. Kitapta, açık şekilde cinsel anlatım bulunmamaktadır ve Sade, ensesti övmüyor. Aksine bunu yapan karakteri ve olayı olumsuz sıfatlarla niteleyerek cümle içinde kullanıyor. Keyifli okumalar..
Ensest
7.3/10 · 192 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
88 syf.
·
1 günde
·
6/10 puan
En Çok Kendisine Yabancıdır İnsan - Marquis de Sade
"Neyin iyi neyin kötü olduğunu ilan etmek size mi düştü?" (s. 7) Okuma yönünden verimliliğini yitirdiğim dönemlerde akıp giden kitaplara sığınırım genelde. Bir şiir, bir özdeyiş kitabı ilaç gibi gelir hep. Sıcaktan odaklanma problemi yaşadığım şu günlerde de karşıma çıkan özdeyişler okumaya yeniden tutunmama vesile oldu. El alemin canı cehenneme! Hep kendi içimizde kurarız şu cümleyi. Uygulamaya koyabilsek ne çok şey değişecek aslında. Koyamaya koyamaya biz de elalem olur çıkarız. "Hayatının en mutlu zamanlarını iyi değerlendir: bu zamanlar öyle kısa ki!" Yanlış hatırlamıyorsam
Edip Cansever
'indi: "Ve mutluluk, bir kibrit çöpü. Ne kadarcık yanarsa..." Ne kadar yanar ki? Göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidiyor. Değerlendirmeye pek fırsatımız olmuyor. Yazarın eserlerindeki sözler derlenerek oluşturulmuş bir kitap. Kalemiyle tanışmamıştım daha önce. Ama "el aleme" büyük bir aykırılığı olduğu sözlerinden anlaşılıyor. Kısa, birkaç saatlik bir zaman dilimini bile almayacak bir kitap. Siz de benim gibi sıcakların etkisinde kalıp okumakta zorlanırsanız deneyebilirsiniz. İçinizi de dışınızı da ısıtmaz, merak etmeyin. Huzurlu bir gün dileğimle...
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.