Mary Lynn Bracht

Mary Lynn Bracht

Yazar
8.6/10
79 Kişi
·
153
Okunma
·
5
Beğeni
·
156
Gösterim
Adı:
Mary Lynn Bracht
Unvan:
Yazar
"Nasıl gülüyordu ki?"
"Yaz rüzgarının esintisiyle hafif hafif uçan bir kuş gibiydi. Dalgalar gibi inip yükseliyor, üstünden geçtiği ağaçların tepelerine dokunuyordu. Aynı... Aynı özgürlük gibiydi."
392 syf.
·4 günde·10/10
İki farklı zaman ve iki kardeş. Emi ve Hana. 2. Dünya savaşı sırasında kardeşini kurtarmak için kendini feda eden Hana aynı zamanda ailesi için endişeliyken o küçük bedeni üstündeki baskıya kulak asmadan güçlü duruşu beni çok etkiledi. Savaş ve getirileri her zaman büyük izler bırakmıştır ama bunu Hana ile gözlemlemek farklı bi duyguydu. Elime aldığım an kitabı senin için bolca zaman ayırıp tadını çıkara çıkara okumalıyım diye düşündüm. O hüznü ,o esaretliği , çaresizliğin hat Safada olduğu küçük yüreği soluksuz okumalıydım. Japonya’nın işgali altında olan Koreli kadınların yalnız kalmamak ve aç kalmamak adına sergiledikleri duruştan biriydi Hana ve ailesindeki. Ben okurken boğazımda yumru olup kaldı. Dönem kitapları içerisinde bende yeri olarak kalacak bir kitap. Ne yazdığı değil ne anlattığı önemliydi
392 syf.
·Puan vermedi
Yazarin ilk kitabi imiş. Sanirim tecrube önemli. Konu cok guzel fakat kurgu cok sikici idi. Genelde savasi anlatan kitaplar heyecanli ve sürükleyici olur ama yazarin kalemi ilerlemiyor. Beklediginiz patlamayi yasayamadan kitap bitiyor...
392 syf.
·5 günde·9/10
"Bütün savaşlar, dünya kadınları ve kızları için bir suçtur!" der Mary Lynn Bracht. Esasen savaş, dünya üzerindeki her varlık adına bir suçtur. Yine de bu kitapta -kahramanları yine kadınlardan oluşan- bir kadın gözünden savaşın tüm iğrençliklerini, suçlarını ve ne amaçla olursa olsun; başlagıcı, oluş süreci ve bitişinde bile kimseye bir kâr sağlayamadığını görüyoruz.
Konu, Japonların 1940'lı yıllarda 'Büyük Japonya' hayallerinin kurban ülkelerinden biri olan Kore'de, o zamanlar kuzey - güney diye ikiye bölünmemişti, başlıyor. Jeju adasında dalgıçlık yaparak hayatlarını sürdürmeye çalışan bir ailenin en büyük kızı olan Hana dalgıçlık esnasında, henüz dokuz yaşında olan küçük kız kardeşini kurtarma pahasına bir Japon asker -Morimoto- tarafından kaçırılır. Ve olaylar 1943 (Hana'nın başından geçenler), 2011 (küçük kardeş Emi'nin başından geçenler) şeklinde bölümler halinde sunulması ile devam eder. Kore'den Mançurya'ya, oradan da Moğolistan'a uzanan yürek burkan bir hikaye...
Yazar eseri kurgulamış olsa dahi, yaşanmış olaylardan ilham almış. Japonların, 2. Dünya Savaşı sırasında birçok ülkeden kaçırdığı kızları, savaş esnasında Japon askerlerinin ihtiyaçları(!) için, 'seks kölesi' olarak kullanması... Bu kitaptan sonra belki de savaş dendiğinde akla ilk olarak askerler, silahlar, bombalar değil de yıkılan hayatlar, sesleri ve hikayeleri asla tam olarak bilinemeyecek kadınlar gelecek.
Yaşanılmadığı sürece muhakkak anlaşılmayacak bir acının adıdır savaş. Ve tek dileğimiz bu acıyı hiç kimsenin yaşamamasıdır.
392 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Bir savaşta geleceğe dair tüm ümitleri yerle bir etmek için en güçlü şeye saldırmalısınız.
Öyle bir şey olmalı ki bu, dili de kültürü de toprağı da bölmeli.
Öyle bir şey olmalı ki dünü de bugünü de yarını da almalı.
O yüzden her savaşta önce kadınlar seçildi. Rahimlerini, ellerini, bedenlerinin her bir zerresini çaldılar onlardan.
Bosna’da, Filistin’de, toplama kamplarında önce kadınları ele geçirdiler.
Erkekleri süngüyle alt edebilirlerdi, kurşun nedir ki? Ama tamamen sahip olmak için zihinlere zerk etmelisiniz zehrinizi. Yavaş yavaş, ağırdan.
Ve Japonya ‘comfort women’ dedi onlara. Rahatlamak için, omuzlarındaki o savaş yüklerini kocalarını, babalarını, evlatlarını katlettikleri kadınlara. Çünkü onlar bunu, kendilerine hak gördüler.
Kore’yi resmi olarak sömüren Japonya, ‘yükselen güneş’ bayraklarını sallamaya devam etti. Ona yardım edenlerle..
Özür dilenmedi.
Ağıtlar, kaleme alınanlar, boş bir sandalyenin yanında, omzunda kuşlarıyla, yüreğinde kocaman deliklerle, saçları kısacık kesilmiş kızların heykelleri kaldı geriye.
.
Mary Lynn Bracht, unutmayalım istiyor. Hana’nın hikayesini anlatıyor bize. 16 yaşında, 9 yaşındaki kardeşini almasınlar diye kendini veriyor askerlere.
Askerler de ona Sakura ismini . Japon askerleri ele geçirdikleri kadın ve kız çocuklarına çiçek isimleri takıyorlar çünkü.
Bir çiçeği kopardıklarında yerlerinin çoraklaşacağını bildiklerinden..
Hana ve kardeşi Emi, savaşın-sömürünün-sonrasında ayaklanmaların gölgesinde yaşamaya çalışıyorlar.
Pek çokları gibi.
Sadece onlar değil acı çeken, ama biz onların acılarından, evlerinde temiz olan pencerelerinden kirli bir manzaraya bakıyoruz.
Lanetler de okuyoruz, içimiz de kavruluyor, iki kardeşin sevgisiyle de ısınıyoruz.
.
Dilek Parsadan çevirisi ve İlknur Muştu kapak tasarımıyla..
392 syf.
·16 günde·Puan vermedi
..
Kitabı içimde bir sızıyla kapattım. Bizler ufak tefek şeyleri dert ediyoruz ama ne acılar yaşamış bu hayatta insanlar! Alırken kitabın konusu hakkında bilgim yoktu. İkinci Dünya Savaşı ve Kore Savaşı sırasında yaşanılan zorluklar anlatılmış romanda. İkinci Dünya Savaşı Hana'nın, Kore Savaşı Emiko'nun hayatını alt üst etmiş. Hana ikinci Dünya Savaşı sırasında Japon askerleri tarafından kaçırılıp seks kölesi olmuş, kardeşi Emiko Kore Savaşı'nda istemediği bir adamla zorla evlendirilmiş..

Hana. 16 Yaşındaki Haenyeo yani dalgıç kız, 9 yaşındaki kız kardeşini korumak için Japon askerlerine esir düştüğünde tecavüz kelimesinin anlamını biliyordu. Annesinden öğrenmişti bu kelimenin anlamını... Ancak birçok erkeğin tecavüzüne uğrayacağını nasıl olur da aklına getirebilirdi! Onun adı artık Sakura'ydı ve yeri Mançurya'da bir randevueviydi. .

Emiko. Yaşlı, dul, iki çocuklu bir kadın. Annesi, babası ve ablasının acılarıyla yaşamak zorunda kalan, sevmediği bir adamın eşi olmuş çaresiz kadın. Hayatının son günlerinde tek isteği kardeşine kavuşabilmek. Bu mümkün olacak mıdır?

Günümüzde savaş içinde olan ülkelerin hikâyelerini okuyun. Sizce kölelik son buldu mu? Livaneli'nin Huzursuzluk kitabını hatırlatırsam sanırım ne demek istediğimi anlarsınız..
Çok çok çok üzgünüm..

Beyaz Kasımpatı Mary Lynn Bracht
.
392 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Çok ama çok etkilendiğim kitaplarda yorum yazarken zorlanıyorum, şu an da olduğu gibi...

"Beyaz Kasımpatı" kitabını okurken, birçok duyguyu bir arada yaşadım. Yeri geldi hüzünlendim yeri geldi tebessüm ettim.. Fakat birçok sayfasında, özellikle -Hana'nın kız kardeşini korumak için kendini feda etmesinden sonra başına gelenleri okurken- resmen kanım dondu.. Gerildim.. Buna rağmen soğukkanlı olmaya çalışarak kitabı okumaya devam ettim. Kitabın içerisine resmen giriş yaptım. Sanki onları uzaktan izleyen bendim.
O kötü Japon askerlerini öldüresiye dövesim geldi. ( Ki fiziksel yada psikolojik her türlü şiddete karşıyım, lakin ne kadar uyuz oldum siz düşünün.)
Ayrıca Emi'de ablası gittikten sonra kolay bir yaşam sürmüyor.
Japonlar, Güney Kore ve Moğolistan hakkında bilmediğim birkaç şeyi de bu kitap sayesinde öğrenmiş oldum.. Her ne kadar uyuz olsam da tabii ki de verimli bir okuma oldu benim için.. Savaşın insanlar üzerindeki etkisini bir kez daha anladım.
Zaten savaşı erkekler çıkartıyor olan kadınlara ve masum çocuklara oluyor. Acı ama gerçek.
Kitapta aynı zamanda aile bağlarının önemini özellikle kardeş olmanın nasıl bir duygu olduğunu(Ki benim kardeşim yok olsa idi Hana gibi cesur olabilir miydim, Emi gibi yıllarca ablama bir gün kavuşacağım inancına sahip olabilir miydim, bilmiyorum.) arkadaşlık ve sevginin ne denli önemli olduğunu görüyorsunuz..
Çevirisi her zamanki gibi güzeldi. Bize yazarın vermek istediği duyguları güzel bir çeviriyle sunduğu için sevgili "Dilek Parsadan'a" teşekkür ederim.
Bu tarz kitapları okurken zaten ister istemez etkileniyorum. Hatta her zaman dile getirdiğim üzere "Leyla" ve "Incir Kuşları" kitaplarında baya etkilenmiştim.
Ve üstüne daha fazla beni etkileyecek bir kitap yoktur diyordum.
Varmış "Beyaz Kasımpatı".
Bu kadar sözden sonra diyorum ki kesinlikle okuyun, okutun.(Özellikle bu tarz kitapları sevenler ve Japonya, Kore hayranları) Ve halinize bir kez daha şükredin.
392 syf.
Blogumdan alintılama yapıyorum.Akıcı ve yalın bir kitap.1943 yılına gidiyoruz,hemde Kore’ye.Büyük Kore savaşını ve etkilerini gördüğümüz tarih ve aile anlatılıyor.On altı yaşındaki Hana,tüm hayatını Japon istilasında geçirir.Hanna Kore’nin bir köyünde büyümektedir ve köyün geleneği nedeniyle iyi bir dalgıçtır.Muhteşem hayatı ta ki Japonların ayak basmasına kadar sürer.Hana,kız kardeşini korumak için fedakarlık yapar ve esir düşer.Bu esir hayatında Japonya’ya Mançurya’ya gönderilir ve bütün sevdiklerinden ayrılır.

2011 yılında Hana’nın kız kardeşi Emi ise bu yaşananları unutmaya çalışarak geçirir,son altmış yılını.Vicdan azabından kurtulmak içinse geçmişiyle barışmaya karar verir.Tüm ailesini kaybetmek yerine ve mutsuz evliliğine rağmen çocukları için yapmaya karar verir.

Kölelik ve işkenceler de yer almış.Akıcı ve keyifli bir kitap.Gerçek olaylardan esinlenmiş.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar. :)
392 syf.
·Beğendi·7/10
Selam arkadaşlar
Beyaz Kasımpatı Mary Lynn Bracht.
.
Hana; bir haenyeodur. Yani okyanusa dalabilen, ekmeğini denizden çıkaran kadın... Annesi, babası ve kardeşi ile huzurlu iken Japonya'nın Kore ye saldırısında askerler tarafından kaçırılır, kendini feda eder. Hana'nın hayatı artık çok zordur. Kardeşi Emi ise arkada kalıp farklı şartlarda ki zorluklarla hayatına devam eder. Etmeye çalışır. Ama hep kalbinde ablası vardır. . Okurken kardeşim geldi hep gözümün önüne ve kalbim sıkıştı...
Savaşın hangi ırkta olursa olsun bıraktığı hüsran, hezimet ve yaralar çok büyük... Hiçbir kadın Hana'nın yaşadıklarını yaşamamalı... Birilerinin iğrenç egosundan, kendi toprağı ile yetinmemesinden, acımasızlığından dolayı milyonlarca insanın hayatı yaşanılmaz hal alıyor.. .
.
Kitapta Morimoto japon bir asker karısı ve oğlu Amerika'nın Japonya'ya attığı bomba da ölmüş, savaşın acı yüzünü görmüş ama yine de başka masumlara kötülük yapmaktan geri kalmamış böyle bir karakterin kitap da olması şu yönden güzel, bu zihinde insanlar savaşın en acımasızları olabiliyor..
.
.

Güzel bir kitap okudum yazarın emeğine sağlık.. her kitap çok büyük hisler hissettirmez, unutulmayacak etkiler bırakmaz belki bu kitap da onlardan biri benim için ama çok büyük emek istiyor yazmak bu yüzden saygı sonsuz... .
.

Zaten @arkadya_kitap ın birçok kitabı, kitapların kapakları muazzam ve keyifli, insanın gözünde yaş, dudağında tebessüm bıraktıran kitaplar....
392 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Japon ordusu 1931 yılında Mançurya'yı işgal ederek dünyaya hükmetmek için etrafa saldırmaya başladı. Bu saldırıyı 1937'deki İkinci Sino-japon Savaşı takip etti ve saldırılar 1945 2. Dünya Savaşı'nda Müttefik devletler tarafından bozguna uğratılarak son buldu. Bu sırada iki yüz bin kadar Koreli kadın ve kızın Japon askerleri tarafından kaçırılarak
seks kölesi olarak askeriyeye satıldı.

16 yaşındaki Hana bunlardan biriydi. Küçük kız kardeşini korumak için kendini feda eden Hana Japon askerlerine esir düşer ve Japon ordusuna hizmet etmek için Mançurya'ya gönderilir.

Ablasının onun için yaptığı fedakarlığı asla unutamayan Emi ise geçmişi ile barışmak için ablasının izinin peşine düşer.

Yazarın annesinin çocukluğunun geçtiği köyü ziyaret ettiği sırada köle kadınlar hakkında öğrendikleri ve 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek hikayelerden esinlenerek yazılmış hikaye aynı zamanda yazarın ilk kitabı. Kardeş sevgisini, umudu, utancı, vahşeti bir arada iliklerinize kadar hissederek okuyacağınız bir tarihi roman.
392 syf.
·Beğendi·10/10
Boğazımda aşağı yutamadığım bir yumru, kalbimde acı ve elimde mendil ile kitabı bitirdim. Dönem kitaplarını her okuduğumda hep içim acırdı ama bunun kadar içimi yakan olmamıştı. 400’e yakın sayfayı bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap. 1945 yılı ve 2011 yılı olarak ilerliyor.
.
Japon askerlerinin Güney Koreli kız çocuklarını kaçırıp seks kölesi olarak çalıştırmasını anlatıyor. Güney Kore tarafından yaptırılıp Japonya Konsolosluğu’nun önüne yerleştirilmiş, seks kölesi kızları temsilen diğer adıyla Barış Heykeli olarak geçen heykel büyük tepki toplamış. 1910-1945 yılları arasında kaçırılan 200.000 kadından sadece 46 tanesi geri dönebilmiş. Ve şu an 20 küsür tanesi hala hayatta. 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan, insanlık tarihinin en büyük utancı olarak geçiyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mary Lynn Bracht
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 153 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 52 okur okuyacak.