Meher Baba

Meher Baba

9.0/10
1 Kişi
·
4
Okunma
·
1
Beğeni
·
512
Gösterim
Adı:
Meher Baba
Tam adı:
Mervan Şehriyar
Unvan:
İran asıllı Yazar
Doğum:
Hindistan, 25 Şubat 1894
Ölüm:
31 Ocak 1969
25 Şubat 1894-31 Ocak 1969 yılları arasında yaşamıştır. 1894 yılında Hindistan Poona'da İran asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Gerçek adı Mervan Şehriyar'dır.
Mervan Şehriyar daha sonraki yıllarda sevenlerinin ona yakıştırdığı Meher Baba (Şefkatli baba) adıyla dünyanın dört bir
yanında tanınacaktı. Henüz 19 yaşlarında iken, bisikletiyle okula gidiyordu, gözüne bir ağacın altında oturan, battaniyesine bürünmüş oldukça yaşlı bir kadın ilişti. Kadın, dikkatli gözlerle ona bakıyordu, yoluna devam etmek istediyse de bunu başaramadı. Karşı koyamadığı bir güçle yaşlı kadına doğru çekiliyordu. Birden bütün seslerin yavaşladığını ve giderek kesildiğini duyumsadı, yaşlı kadının yanına vardığında ise, sanki zaman dur
muştu. Kadın onu alnından öperek gülümsedi. Mervan'ın, Tanrı ve insanlıkla yaşadığı aşk ilk öyle başladı. Bu kadın, 125 yıllık hayatı esnasında efsaneleşmiş Hazret Babajan adlı Müslüman bir evliyadan başkası değildi. Mervan'ın alnına koyduğu öpücükle, onun sonsuz ve ebedi varlığının tanrısal yanıyla tama- men bütünleşmesini sağladığı söylenir.
Daha sonraki dokuz ay boyunca Mervan, bilinci tamamen kapalı, ateşler içinde, nöbet ve sayıklamalarla dolu zor bir süreçten geçer. Bir şeyler yemesi ve düzelmesi için uğraşan annesi ise oğlu- nun delirdiğini düşünerek kapı kapı dolaşır, doktor arar. Ancak yapılan tüm tedavi ve müdahaleler fayda vermeyince umudunu kaybetmek üzere olan kadın Hazret Babajan'ı çağırır. Evliya kadın, anneye merak edilecek bir şey olmadığını, oğlunun çok sağlıklı olduğunu sadece seçilmiş biri olarak dünyayı uyandırmaya geldiğini ve onun gerçek varlığını kazandığını söyler.
Bu sözlerden en çok etkilenen ise Mervan'ın babasıydı. Çünkü yıllar önce memleketi İran'da yaşarken yaptığı bir meditasyon esnasında gayet açık ve net bir biçimde kulağına fısıldayan ses şöyle söylemişti. "Hindistan'a gitmelisin. Ora- da doğacak olan çocuğun Tanrı arayışına son verecek." Daha sonraki yıllarda Ba- bajan, Mervan'a oldukça yoğun bir eği- tim verdi. Bu eğitim esnasında Mervan'ın tamamen aydınlandığı söylenir.
Aydınlanmasını takip eden 7 yıl bo- yunca sürekli seyahat ettiği biliniyor. Dünya'nın en önemli ruhani liderlerini ziyaret etti, onlarla sohbet etti, birlikte
vakit geçirdi, öğretilerini inceledi. Daha sonraları ise onları överek yüceltmiş ve "Babajan'dan ilâhi mutluluğu, Shirdi Sathya Sai Baba'dan ilâhi gücü ve Upasni Maharaj'dan ise ilâhi bilgiyi öğrendim" demiştir.
Tarihler 1921'i gösterdiğinde Meher Baba fonksiyonunu tam olarak yerine getirmeye başlamıştı. Dünya'nın pek çok yerinden takipçileri vardı. Bir süre sonra adına kurulan aşram bugün hâlâ Ahmetnagar şehri yakınlarındadır ve adı Mererabad'dır. Her inançtan ve her sınıftan insanın çekinmeden gelebildiği, ruhu acıyanın, bedeni sızlayanın, yiyecek ekmeği, giyecek elbisesi olmayanın koşulsuz kabul edildiği ve hizmet veril- diği bu aşramda fakirleri barındıran sığınaklar, ücretsiz hasta tedavi eden bir hastane ve dispanser bulunuyordu.
Meher Baba, burada cüzzamlıları elleriyle yıkıyor, hastalara bakıyor, yok- sullarla birlikte sofraya oturuyor ve Hindistan'ın kast sisteminin en alt sınıfının tuvaletlerini temizliyordu. Kendisinden ve fikirlerinden yararlan- mak için onunla beraber olmaya özen gösteren Mahatma Gandhi, Meher Baba için "Ben onun tırnağındaki kir bile olamam" demiştir. Halen tüm dünyada Sufizmin ve Tasavvuf öğretisinin en büyük üstadlarından sayılan Meher Baba, öğretisinin kuramsallaşmasını istememiş, ölümünden sonra ise aşramın yıkılmasını istemiştir. Bugün sadece mezarının bulunduğu Meherabad'a binlerce ziyaretçi gitmektedir. Kendisi ve takipçi- leri tarafından kaleme alınan pek çok kaynak olmasına rağmen bunlardan sadece iki tanesi dilimize çevrilmiştir.

1925 yılında henüz çok gençken aldığı bir kararla tüm sevenlerini şaşırtacaktı Meher Baba. "Cehaletin muazzam gücünden insanlığı kurtarmak için susu- yorum" demiş ve tam 44 yıl boyunca buna sadık kalarak hiç konuşmamıştır. Kendisini izleyenlerle bir kara tahta üzerinde alfabe harfleri ve şekillerle çizimler vasıtasıyla iletişim kuruyordu. Oruç ve inzivalarını ileriki yaşlarında sağlığının bozuk olduğu dönemlerde de sürdüren Meher Baba aslında 1952 ve 1956 yıllarında geçirdiği iki trafik kazası nedeniyle yürümekte oldukça zorlanıyordu. Buna rağmen uyuşturucuyla mücadele etme konusunda oldukça önemli çalışmalar yürütmüş, 1962 yılın- da ise Batılı ve Doğulu takipçilerini Hindistan'da toplayarak bir Doğu Batı buluşması gerçekleştirmiştir. Meher Baba'nın düşünsel ve günlük yaşamını merak edenler için ise yine kendi ifade tarzıyla anlattıkları ilgi çekicidir: "Benim düşünce ve uğraşlarımı bilmek isteyen- lere ancak şunu söyleyebilirim: Benim içsel dünyam ve yaşantım hakkında ancak Tanrıyla bir olmayı deneyimleyebilenler ve istekli olanlar fikir sahibi ola- bilirler. Dış etkinliklerim ise, bir öğrencim tarafından 'Yayan Yürüyenler' kitabında açıkça anlatılmıştır. Oyun oynamaktan çok hoşlanırım, kriket, bilye, uçurtma uçurmak, dans etmek ve müzik dinlemekten. Bunlar için seyrek fırsatım olmasına rağmen bu zamanları değerlendiriyorum. Sinema filmleri seyrederim, özellikle komedi filmlerine ilgim var ve mizah öyküleri dinlemeyi çok rahatlatıcı buluyorum. Ayrıca, sonsuz gücün ve ilâhi görkemin kaynağı olan insan ruhunun türlü ikilikler içerisinde,
bilgisizce ve bencilliğinin esiri olarak öylesine çaresiz görünmesindeki mizahı da izler dururum. Arada sırada sohbetlerimde sevenlerime şarap ikram ederim. Tanrısal esriklik veren ve O'nunla bir olmaya yardım eden şarabın üzüm şarabı değil de, aslında aşk şarabı olduğunu anlamaları için. Ben hiçbir dine karış- mam ve herkesin kendi inancını yerine getirmesine taraftarım Tanrıya duyulan sevgiyle karşılaştırıldığında, yapılan ayinlerin ve şeklinin fazla bir önemi yoktur. Tanrıya duyulan sevgi, insanın kendi- ni bilmesi ve özünü bulmasıyla sonuç- lanır, bu hale gelmiş bir insan ayırt etmeksizin herkesi ve her şeyi sever.
"Benimle yakın ilgisi olanlara ve isteyenlere tanrısal bilgi sunabilir ve ruhsal öğütler verebilirim. Başlangıcı olmayan başlangıçtan bugüne ben, ney- sem oyum. Başkalarının övgülerinin ve karşı çıkışlarıyla bunun bir ilgisi yoktur. Son otuz bir yıldır korumakta olduğum sessizlik, taşıdığım gerçeği örtmeye değil, onu göstermeye yöneliktir. Gerçeği, varlığınızın özü olarak görmeye başladığınızda tüm korkularınızdan çare- sizliğinden kurtulursunuz. İşte o zaman siz, yaşama sahip olan her şeyle bir ve bütün olduğunuzu bilirsiniz. Tüm çekiş- me ve çelişkiler anlamsızlaşır. İnsanlığa diyorum ki: "İman edin" tam bir boyun eğmeyle Tanrıya dönün ve tanrısal sevgiyi alın. Keza siz, bir ve bölünmez olan ilâhi yaşamın parçasısınız. Bu tanrısal yaşamla birlikte titremeyen tek bir zerre yoktur. Kimsenin umutsuzluğa kapıl- masına gerek yok. Ermişlerin en uluları kadar, günahkârların en büyükleri de aynı şaşmaz tanrısal güvenceye sahiptir."
(Sevgi Dünyası Dergisi 2012 derleyen Nihal Gürsoy)
"düşünürler, tanrıtanımazlar ve diğerleri tanrı'nın varlığını çürütebilirler de, kabul edebilirler de, ama kendi varlıklarını yadsımadıkları sürece O'na ilişkin inançlarını kanıtlamayı sürdürürler. çünkü şunu tüm tanrısal yetkiyle söyleyebilirim ki, tanrı varoluş'tur, sonsuz ve ölümsüzdür. O HERŞEYDİR..."
herşeyi bilen
hiçbir şeyi dışlamaz.
her bir bireye ben
onun aklından geçtiği gibi görünürüm.
doğru anlar isen yaşam bir şaka;
yanlış anlar isen cefadan cefa.
bir kez kır zinciri, sonra oh keka.
bu "yol" der, eskiler, benzer sınava.

herşeyi etmektir aşk'a feda,
yaşanacak gerçek zevk u sefa
Sonsuz saadet ebedi ve ezeli ve süreklidir ve daimi olduğundan herhangi zıt bir niteliği yoktur. Diğer yandan mutluluk, sonsuz saadetle bağlantılı olmasına rağmen,kalıcı değildir bu nedenle ızdırabın zıtlık özelliğini içerir. Bu sonlu mutluluk insanoğlunun hayatının temelini oluşturmasına rağmen ortadan yok olur çünkü hayatın kendisi geçicidir. İllüzyonun hayatı, Hiçlik’in hayatı olarak tezahür eden Hiç’in sonucu olduğundan, bu hayat yok olmalıdır.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Meher Baba
Tam adı:
Mervan Şehriyar
Unvan:
İran asıllı Yazar
Doğum:
Hindistan, 25 Şubat 1894
Ölüm:
31 Ocak 1969
25 Şubat 1894-31 Ocak 1969 yılları arasında yaşamıştır. 1894 yılında Hindistan Poona'da İran asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Gerçek adı Mervan Şehriyar'dır.
Mervan Şehriyar daha sonraki yıllarda sevenlerinin ona yakıştırdığı Meher Baba (Şefkatli baba) adıyla dünyanın dört bir
yanında tanınacaktı. Henüz 19 yaşlarında iken, bisikletiyle okula gidiyordu, gözüne bir ağacın altında oturan, battaniyesine bürünmüş oldukça yaşlı bir kadın ilişti. Kadın, dikkatli gözlerle ona bakıyordu, yoluna devam etmek istediyse de bunu başaramadı. Karşı koyamadığı bir güçle yaşlı kadına doğru çekiliyordu. Birden bütün seslerin yavaşladığını ve giderek kesildiğini duyumsadı, yaşlı kadının yanına vardığında ise, sanki zaman dur
muştu. Kadın onu alnından öperek gülümsedi. Mervan'ın, Tanrı ve insanlıkla yaşadığı aşk ilk öyle başladı. Bu kadın, 125 yıllık hayatı esnasında efsaneleşmiş Hazret Babajan adlı Müslüman bir evliyadan başkası değildi. Mervan'ın alnına koyduğu öpücükle, onun sonsuz ve ebedi varlığının tanrısal yanıyla tama- men bütünleşmesini sağladığı söylenir.
Daha sonraki dokuz ay boyunca Mervan, bilinci tamamen kapalı, ateşler içinde, nöbet ve sayıklamalarla dolu zor bir süreçten geçer. Bir şeyler yemesi ve düzelmesi için uğraşan annesi ise oğlu- nun delirdiğini düşünerek kapı kapı dolaşır, doktor arar. Ancak yapılan tüm tedavi ve müdahaleler fayda vermeyince umudunu kaybetmek üzere olan kadın Hazret Babajan'ı çağırır. Evliya kadın, anneye merak edilecek bir şey olmadığını, oğlunun çok sağlıklı olduğunu sadece seçilmiş biri olarak dünyayı uyandırmaya geldiğini ve onun gerçek varlığını kazandığını söyler.
Bu sözlerden en çok etkilenen ise Mervan'ın babasıydı. Çünkü yıllar önce memleketi İran'da yaşarken yaptığı bir meditasyon esnasında gayet açık ve net bir biçimde kulağına fısıldayan ses şöyle söylemişti. "Hindistan'a gitmelisin. Ora- da doğacak olan çocuğun Tanrı arayışına son verecek." Daha sonraki yıllarda Ba- bajan, Mervan'a oldukça yoğun bir eği- tim verdi. Bu eğitim esnasında Mervan'ın tamamen aydınlandığı söylenir.
Aydınlanmasını takip eden 7 yıl bo- yunca sürekli seyahat ettiği biliniyor. Dünya'nın en önemli ruhani liderlerini ziyaret etti, onlarla sohbet etti, birlikte
vakit geçirdi, öğretilerini inceledi. Daha sonraları ise onları överek yüceltmiş ve "Babajan'dan ilâhi mutluluğu, Shirdi Sathya Sai Baba'dan ilâhi gücü ve Upasni Maharaj'dan ise ilâhi bilgiyi öğrendim" demiştir.
Tarihler 1921'i gösterdiğinde Meher Baba fonksiyonunu tam olarak yerine getirmeye başlamıştı. Dünya'nın pek çok yerinden takipçileri vardı. Bir süre sonra adına kurulan aşram bugün hâlâ Ahmetnagar şehri yakınlarındadır ve adı Mererabad'dır. Her inançtan ve her sınıftan insanın çekinmeden gelebildiği, ruhu acıyanın, bedeni sızlayanın, yiyecek ekmeği, giyecek elbisesi olmayanın koşulsuz kabul edildiği ve hizmet veril- diği bu aşramda fakirleri barındıran sığınaklar, ücretsiz hasta tedavi eden bir hastane ve dispanser bulunuyordu.
Meher Baba, burada cüzzamlıları elleriyle yıkıyor, hastalara bakıyor, yok- sullarla birlikte sofraya oturuyor ve Hindistan'ın kast sisteminin en alt sınıfının tuvaletlerini temizliyordu. Kendisinden ve fikirlerinden yararlan- mak için onunla beraber olmaya özen gösteren Mahatma Gandhi, Meher Baba için "Ben onun tırnağındaki kir bile olamam" demiştir. Halen tüm dünyada Sufizmin ve Tasavvuf öğretisinin en büyük üstadlarından sayılan Meher Baba, öğretisinin kuramsallaşmasını istememiş, ölümünden sonra ise aşramın yıkılmasını istemiştir. Bugün sadece mezarının bulunduğu Meherabad'a binlerce ziyaretçi gitmektedir. Kendisi ve takipçi- leri tarafından kaleme alınan pek çok kaynak olmasına rağmen bunlardan sadece iki tanesi dilimize çevrilmiştir.

1925 yılında henüz çok gençken aldığı bir kararla tüm sevenlerini şaşırtacaktı Meher Baba. "Cehaletin muazzam gücünden insanlığı kurtarmak için susu- yorum" demiş ve tam 44 yıl boyunca buna sadık kalarak hiç konuşmamıştır. Kendisini izleyenlerle bir kara tahta üzerinde alfabe harfleri ve şekillerle çizimler vasıtasıyla iletişim kuruyordu. Oruç ve inzivalarını ileriki yaşlarında sağlığının bozuk olduğu dönemlerde de sürdüren Meher Baba aslında 1952 ve 1956 yıllarında geçirdiği iki trafik kazası nedeniyle yürümekte oldukça zorlanıyordu. Buna rağmen uyuşturucuyla mücadele etme konusunda oldukça önemli çalışmalar yürütmüş, 1962 yılın- da ise Batılı ve Doğulu takipçilerini Hindistan'da toplayarak bir Doğu Batı buluşması gerçekleştirmiştir. Meher Baba'nın düşünsel ve günlük yaşamını merak edenler için ise yine kendi ifade tarzıyla anlattıkları ilgi çekicidir: "Benim düşünce ve uğraşlarımı bilmek isteyen- lere ancak şunu söyleyebilirim: Benim içsel dünyam ve yaşantım hakkında ancak Tanrıyla bir olmayı deneyimleyebilenler ve istekli olanlar fikir sahibi ola- bilirler. Dış etkinliklerim ise, bir öğrencim tarafından 'Yayan Yürüyenler' kitabında açıkça anlatılmıştır. Oyun oynamaktan çok hoşlanırım, kriket, bilye, uçurtma uçurmak, dans etmek ve müzik dinlemekten. Bunlar için seyrek fırsatım olmasına rağmen bu zamanları değerlendiriyorum. Sinema filmleri seyrederim, özellikle komedi filmlerine ilgim var ve mizah öyküleri dinlemeyi çok rahatlatıcı buluyorum. Ayrıca, sonsuz gücün ve ilâhi görkemin kaynağı olan insan ruhunun türlü ikilikler içerisinde,
bilgisizce ve bencilliğinin esiri olarak öylesine çaresiz görünmesindeki mizahı da izler dururum. Arada sırada sohbetlerimde sevenlerime şarap ikram ederim. Tanrısal esriklik veren ve O'nunla bir olmaya yardım eden şarabın üzüm şarabı değil de, aslında aşk şarabı olduğunu anlamaları için. Ben hiçbir dine karış- mam ve herkesin kendi inancını yerine getirmesine taraftarım Tanrıya duyulan sevgiyle karşılaştırıldığında, yapılan ayinlerin ve şeklinin fazla bir önemi yoktur. Tanrıya duyulan sevgi, insanın kendi- ni bilmesi ve özünü bulmasıyla sonuç- lanır, bu hale gelmiş bir insan ayırt etmeksizin herkesi ve her şeyi sever.
"Benimle yakın ilgisi olanlara ve isteyenlere tanrısal bilgi sunabilir ve ruhsal öğütler verebilirim. Başlangıcı olmayan başlangıçtan bugüne ben, ney- sem oyum. Başkalarının övgülerinin ve karşı çıkışlarıyla bunun bir ilgisi yoktur. Son otuz bir yıldır korumakta olduğum sessizlik, taşıdığım gerçeği örtmeye değil, onu göstermeye yöneliktir. Gerçeği, varlığınızın özü olarak görmeye başladığınızda tüm korkularınızdan çare- sizliğinden kurtulursunuz. İşte o zaman siz, yaşama sahip olan her şeyle bir ve bütün olduğunuzu bilirsiniz. Tüm çekiş- me ve çelişkiler anlamsızlaşır. İnsanlığa diyorum ki: "İman edin" tam bir boyun eğmeyle Tanrıya dönün ve tanrısal sevgiyi alın. Keza siz, bir ve bölünmez olan ilâhi yaşamın parçasısınız. Bu tanrısal yaşamla birlikte titremeyen tek bir zerre yoktur. Kimsenin umutsuzluğa kapıl- masına gerek yok. Ermişlerin en uluları kadar, günahkârların en büyükleri de aynı şaşmaz tanrısal güvenceye sahiptir."
(Sevgi Dünyası Dergisi 2012 derleyen Nihal Gürsoy)

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 4 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.