Mehmed Said Hatiboğlu

Mehmed Said Hatiboğlu

YazarÇevirmen
9.7/10
18 Kişi
·
48
Okunma
·
7
Beğeni
·
156
Gösterim
Adı:
Mehmed Said Hatiboğlu
Tam adı:
Prof. Dr. Mehmed Said Hatiboğlu
Unvan:
Türk Akademisyen, İlahiyatçı, Yazar
Doğum:
Burdur, Türkiye, 25 Eylül 1933
Burdur’da doğdu (25.09.1933). Bölgesinin "Hatib Hoca" lakabıyla maruf âlimi olan babasının 1945’te vefatı üzerine, onun kütübhanesine sahib çıkmak gayesiyle okul değiştirdi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okudu (1954-1958). Tayyib Okiç’in (1902-1977) asistanlığına tayin edildi (1959). İslâmî Tenkîd Zihniyeti ve Hadîs Tenkidinin Doğuşu isimli teziyle Doktor (1962); Hz. Peygamber’in Vefatından Emevîlerin Sonuna Kadar Siyâsî-İctimâî Hâdiselerle Hadîs Münâsebetleri isimli teziyle Doçent (1967); Hilafetin Kureyşliliği isimli teziyle Profesör oldu (1978). 1986-1998 yılları arasında İslâmî Araştırmalar dergisinin Editörlüğünü yürüttü. Aynı fakülteden emekli oldu (2000). Çalışmalarına devam eden Hatiboğlu, hâlen, islâmiyât Üç Aylık Araştırma Dergisi’nin editörlüğünü yürütmektedir.
İbn Haldun'un demek istediği husus, Kureyşliler, şayed hilafetin gerektirdiği kudreti kaybetmiş iseler, hilafette Kureyşlilik şartının da kalkacağıdır.
Allah ve rasulu ne karşı gelen kimseleri, bunlar ister baba, evlad, kardeş ve kabiledaş olsunlar, mümin toplum sevemez, imanı olmayan bir akraba, kalbi yakınlığa lâyık değildir.

Mesela Hz peygamber, kendi müşrik akrabasına mağfiret dileyemez

"Ey iman edenler, babalarınızı ve kardeşlerinizi, eğer iman yerine küfrü seviyorlarsa, velîler edinmeyin, kim onları veli edinirse, onlar, zalimlerin ta kendileridir
(İnsanın) Kendisine karşı olan görevi, kulluğu yeterince yerine getirmekte ihtiyacı olacak ruh ve beden sağlığını, kültürel donanımını inşa etmesidir, bizzat dürüst ve adil olmasıdır.
"Allah katında en üstün olanınız, en müttakinizdir"

Maliki allame Gırnatalı İbrahim Şatibi meşhur eseri El İltisamda, insanların şerefinin şeriat hükümlerine uymaktan geçtiğine, akıllarıyla veya kavimlerindeki şerefleriyle olmadığına bu ayeti delil gösterdikten sonra şöyle diyor

"Kim şeriata uymaya en fazla dikkat ederse, kerem ve şerefçe en önde olan odur"
Peygamber istismarı, İslam dünyasının her yerinde elden ele dolaşan eserlerle, günümüzde de bütün canlılığıyla hüküm fermadır. Mesela günümüz Mekke'sinin Ummu'l-Kura üniversitesinde tez olarak kabul görmüş ve halen yirmiye yakın baskısı yapılmış bir kitapta, Hadis dedikleri bir söze dayanarak İstanbul'umuzun halen kafirler elinde olduğunun yazılı oluşu bu kabildendir.
İbni Haldun: Kureyş, Araplar arasında siyasi istikrarı temin edecek en kudretli kabile idi. Müslümanların işlerini görecek olan adamın arkası kuvvetli olmalı ki, hedefine ulaşabilsin. Şeriat sahibi, ahkamını, herhangi bir boya, bir asra, bir millete has kılmış değildir. İslam'a davet işi umumidir. Halife, kulların işlerini görmekle vazifelidir ve bir işe de ancak ona kudretli olan getirilir...
Halifeye yakınlaşmak isteyen nice kudretli emirler ona ancak kızlarını verebilmişlerken, dört asır boyunca, hiçbir gayrı Kureyş'inin alamadığı Halife kızını hilafet sarayından sökebilmek, ancak asırlar sonra bir Türk'e nasip olmuştur. 454/1062 senesinde hayatta olanlar, Abbasi saltanatını yıkılmaktan kurtaran Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'e, Kureyşli Halife Kaim Biemrillah'ın kızını gelin gönderdiğine şahit oluyorlardı.
Biz, risalet hayatı boyunca çeşitli yerlerde gıyabında cereyan eden sayısız hadiseleri Hz. Peygamberin şahsen bilmekte olduğunu iddia etmenin, onu beşer hüviyetinden çıkarmak demek olacağı inancını taşıyor ve muhiti haricindeki hadiseler şöyle dursun, Hz. Peygamberin kendi çevresinde fakat gıyabında cereyan eden şeyleri, söylenen sözleri, zihinlerden geçirilenleri, Kurani vahiy olmadan da bildiğine delil olabilecek hiçbir ayet bilmiyoruz.
162 syf.
·Puan vermedi
Müslümanlar niçin dinlerini tatbik etmiyorlar ? Acaba tatbik edecekleri İslamı mı bilmiyorlar ? Yahut bildikleri İslam geçerliliğini kaybettiği için başka sistemlerden meded umar hâle mi geldiler ?
162 syf.
·10/10
Peygamberimizin vefatı sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte ortaya çıkan hadisleri ortaya koyarak; din ve hadis konusuna açıklık getiren değerli bir eser.
168 syf.
·Beğendi·10/10
Akademia da ciddi bir değer görülen said hatipoglunun bu eseri, aynı şekilde hilafetin kureyşliligi ile ilgili musluman ullemanin bu mevzudaki fikirlerini iktibas ederek bu meselenin çözümü noktasında kendince ciddi araştirmalar yapmiş.. okunmali..
168 syf.
·Puan vermedi
İslam’ın, insanın öznesi olduğu her konuda bir bakış açısı vardır. Bize düşen de bu bakış açısına göre hareket etmek ve Allah'ın rızasını kazanmaktır. Yönetim/Hilafet insanlar arasında düzeni sağlayan barışı tesis eden, insanların bir araya gelerek oluşturduğu bir kurumdur. Bu noktada akla "İslam bir yönetim biçimi belirlemiş midir ?",İslam bir yönetici seçimi belirlemiş midir?" gibi sorular gelmektedir. Bu soruların cevaplanmasında Said hoca, kısmen başarılı olsada tam bir tatminiyet sağlayamamıştır. Hocamızın yaşı ve sağlığı göz önünde alındığında, okuyucu tatminiyet hocanın haleflerine kalmış gibi duruyor. Bir başka husus ise bu rivayeti mutevatir hadis olarak kabul görülmesi ve o dönem İslam dünyasında büyük bir kabul görmesidir. Bu rivayetin sened tenkidini işin ehli hocalara bırakarak bu hususta naçizane bir şeyler söylemek gerekirse; bu rivayet Hz. Muhammed tarafından söylenmediğini düşünüyorum. Çünkü bu rivayet İslam’ın her konuda insan ve ırk ayrımı yapmadığı hepimizce malum. Bir taraftan 'Hepimiz Adem'densiniz, Adem ise topraktan', 'Arap'ın Acem'e, Acem'in Arap'a üstünlüğü yoktur', 'İnsanlar bir tarağın dişleri gibi estir' gibi fıtrata ve Kur'an'a uygun sözler söyleyen bir peygamberim, diğer taraftan 'Hilafet Kureyş ‘indir', 'İki kisi kalsa bile Kureyşli olanı seçin' gibi nesep ayrımı yapması beklenemez. Varsayalım ki söylemiş olsun. Peki bunu hangi yönüyle(nebevi- insani) söylediği önem arz etmektedir. Bu söylemi dini/vahiy kaynaklı mı yoksa beşeri mi? Simdi burada bazıları "O konuştuğu zaman heva ve hevesinden" konuşmaz mealli ayeti delil olarak getirebilir. O ayetteki olay farklıdır(tefsirini vererek uzatmaya gerek yok, merak edenler bakabilir).
Sonuç olarak bana göre 'Hilafet Kureyş’tendir' söylemi, muhacir sahabeler tarafından dile getirilmiş, dini mahiyetli olmayıp siyaseten söylenmiş bir söylemdir. O zamanın şartlarında anlaşılabilir bir şeydir. Fakat kıyamete kadar gelecek her dönem için bir anlam ifade etmemektedir.
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap vahiy gayri metluv 'un olmadığını Nebi (s.a.v)'nin Kuran'ın haber verdiği gaybi bilgi dışında gaybi bilgi sahibi olmamasına bağlayarak vahiy gayri metluv'un yani Kuran dışı vahy'in olmadığını iddia ediyor ve bu iddiasını Nebi (s.av) dönemindeki hadiseler ve bazı ayetlerle destekliyor. Fakat müellifin reddettiği vahiy gayri metluv İslam düşüncesinde aşırı bir fikir olduğu düşünülen Nebi (s.a.v) 'nin, yanındakinin zihninin içinden geçen her şeyi bilerek veya sürekli vahye mazhar olarak yaşadığı iddiasıdır. Yoksa Nebi (s.a.v) 'nin bazı olaylardaki tutumu nedeniyle eleştirimesi( Ki bu konuda Kuran-ı Kerimde 14 yerde İtab dediğimiz kınama-uyarı ayetleri vardır.) onun tutumların ilahi nazar tarafından gözden geçirildiğinin ve onaylandığının delilidir. Kitabı bu konu hakkında bilgi edinmek isteyenlere öneririm.
192 syf.
·10/10
Eser Hz. Peygamber zamanından günümüze hadis aktarımını anlatmakta ve günümüz toplumunu hadislere yaklaşım konusunda bilgilendirmektedir. Bence hadis okumalarına başlamadan önce okunması gereken bi eser.
184 syf.
·10/10
Bizleriz dinimiz dediğimiz islamiyeti öğrenmeyen araştırmayan ve en önemlisi sorgulamadan anlatılanlara inanan, itaat eden. İslamı tanımanın ibadetleri bilmek olmadığı, islamın bilgi ve kültür hazinesi olduğu üzerine kıymetli bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmed Said Hatiboğlu
Tam adı:
Prof. Dr. Mehmed Said Hatiboğlu
Unvan:
Türk Akademisyen, İlahiyatçı, Yazar
Doğum:
Burdur, Türkiye, 25 Eylül 1933
Burdur’da doğdu (25.09.1933). Bölgesinin "Hatib Hoca" lakabıyla maruf âlimi olan babasının 1945’te vefatı üzerine, onun kütübhanesine sahib çıkmak gayesiyle okul değiştirdi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okudu (1954-1958). Tayyib Okiç’in (1902-1977) asistanlığına tayin edildi (1959). İslâmî Tenkîd Zihniyeti ve Hadîs Tenkidinin Doğuşu isimli teziyle Doktor (1962); Hz. Peygamber’in Vefatından Emevîlerin Sonuna Kadar Siyâsî-İctimâî Hâdiselerle Hadîs Münâsebetleri isimli teziyle Doçent (1967); Hilafetin Kureyşliliği isimli teziyle Profesör oldu (1978). 1986-1998 yılları arasında İslâmî Araştırmalar dergisinin Editörlüğünü yürüttü. Aynı fakülteden emekli oldu (2000). Çalışmalarına devam eden Hatiboğlu, hâlen, islâmiyât Üç Aylık Araştırma Dergisi’nin editörlüğünü yürütmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 48 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 25 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.