1000Kitap Logosu
Mehmed Şemsettin Günaltay
Mehmed Şemsettin Günaltay
Mehmed Şemsettin Günaltay

Mehmed Şemsettin Günaltay

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.8
12 Kişi
48
Okunma
9
Beğeni
962
Gösterim
Unvan
Türk Politikacı, Yazar
Doğum
Erzincan, Türkiye, 1883
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 1961
Yaşamı
Mehmet Şemsettin Günaltay (1883, Kemaliye, Erzincan - 19 Ekim 1961, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. başbakanı, tarihçi ve eski Türk Tarih Kurumu başkanı. Çocukluk ve gençlik Bugünkü adı Kemaliye olan Eğin'de 1883 yılında doğdu. Babası, müderris İbrahim Edhem Efendi, annesi ise Sâliha Hanım idi. Küçük yaşta İstanbul'a gelerek önce Üsküdar'da Ravza-i Terakki Mektebi'nde, sonra Vefa İdâdîsi'nde okuyarak. Cumhuriyet devrinde adı Yüksek Öğretmen Okulu olarak değiştirilecek Dârülmuallimîn-i Âliye'ye devam etti. 1905 yılında bu okulun Fen Şubesi'nden birincilikle mezun oldu. Bu arada, özel olarak Arapça ve Farsça derslerine devam ederek dini ilimlerde kendisini yetiştirdi. Ayrıca Fransızca öğrendi. Kariyeri Akademik Meslek hayatına İstanbul Dârüşşafaka'da Hendese Muallimliği (geometri öğretmenliği) ile başlayan Mehmet Şemsettin, daha sonra Kıbrıs İdâdîsi'nde müdür muavinliği vemüdürlük yaptı. Başarılı bir öğretmen ve iyi bir idareci olan Şemsettin, tabii ilimler okumak üzere Maarif Nezâreti tarafından 1909 yılında İsviçre'nin Lozan Üniversitesi'ne gönderildi. Bir yıl sonra yurda döndükten sonra, bu defa Midilli İdâdisi'nde ve İstanbul Gelenbevi İdâdîsi'nde müdürlük yaptı. İstanbul Dârülfünunu'nda yapılan 1915 reformu sırasında Edebiyat Fakültesi'nde Türk Tarih ve Medeniyet Tarihi müderrisi olan Mehmet Şemsettin aynı zamanda dönemin en yüksek medresesi sayılan Süleymaniye Medresesi'nde de Dinler Tarihi müderrisi idi. 1919 yılında ise Edebiyat Fakültesi İslâm Kavimleri Tarihi ve Süleymaniye Medresesi İslâm Felsefesi müderrisliklerine tayin olundu. 1924 yılında Dârülfünun İlahiyat Fakültesi'nde İslâm Tarihi ve Fıkıh Tarihi müderrisi ve aynı zamanda Fakülte Sekreteri olmuştu. Ertesi yıl bu fakültede Dekanlık görevine getirildi. 1933 Üniversite Reformu'ndan önce İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi ile İlâhiyat Fakültesi'nde Türk Tarihi, İslâm Tarihi ve Medeniyet Tarihi dersleri vermekteydi. Milletvekilliği devam etmek suretiyle Dârülfünun'un İstanbul Üniversitesi'ne dönüşmesinden sonra da Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde Ortaçağ Tarihi dersleri vermek üzere Ordinaryüs Profesör olarak atandı. Bu sırada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kuruldu ve orada da dersler verdi. Ancak Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra, Hasan Âli Yücel'in Millî Eğitim Bakanlığı döneminde (1938-1941) ya milletvekilliği ya da hocalığı tercih etmesi istenmiş; bunun üzerine Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü (1890-1966) ve Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı (1888-1977) ile birlikte hocalıktan ayrıldı ve yalnız siyasetle meşgul oldu. Bununla birlikte tarihî konulardaki araştırmalarına aralıksız devam ettirdi. Mustafa Kemal'in isteği ile, 1931 yılında Türk Tarih Kurumu adını alan kurumun kuruluşundan itibaren kurucu üyesi oldu ve 1941 yılında bu kurumun başkanlığına seçilerek bu görevini vefat ettiği olduğu 1961 yılına kadar 20 yıl sürdürdü. Siyasî 1915 yılında İttihat ve Terakki Fırkası'ndan Ertuğrul (Bilecik) mebusu seçilerek Meclis'e girdi. Bu görevi Meclis-i Mebusan'ın kapatıldığı 1920 yılına kadar sürdü. Bu sırada Dârülfünun'un ıslahat çalışmalarında da görev aldı. Mütareke günlerinde, İstanbul Dârülfünunu'nda millî davayı kuvvetle savunan ve gençlere yol gösteren beşlıca hocalardan biridir. 1918 yılında Meclis-i Mebusan'da idare memuru oldu. 1920 yılında Teceddüd Fırkası'nın kurucuları arasında bulundu. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin İstanbul teşkilâtında da görevliydi. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle İstanbul'da Cumhuriyet Halk Partisi teşkilâtını kurmaya memur edildi. Daha sonra Kuvâyı Milliye içinde bulunan ve İstanbul Belediye Meclisi Üyeliği ve Reis Vekilliği'ne seçildi. Siyasi hayatının ikinci devresi ise, 1923 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası Sivas Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki görevi ile başladı. II. Dönem (Ara Seçim), III., IV., V., VI., VII. ve VIII. Dönem Sivas, IX . Dönem Erzincan Milletvekilliği, V. Dönem Teşkîlât-ı Esâsiye Encümeni Reisliği, VI. ve VIII. Dönem TBMM Başkanvekilliği yaptı. 1949 yılında Hasan Saka'nın istifası üzerine başbakanlığa getirildi ve Demokrat Parti iktidarına kadar bu görevini sürdürdü. CHP İstanbul il başkanlığı ve 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Kurucu Meclis Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciliği (6 Ocak 1961 - 25 Ekim 1961) da yaptı. 1961 yılında İstanbul senatörü seçildi, ancak göreve başlayamadan vefat etti.
zaimoğlu mehmet
Hurafeler ve İslam Gerçeği'yi inceledi.
368 syf.
·
Puan vermedi
Yuf olsun! Bir Fransız şairinin “ıstırabımı görmeyen körün yüzüne tükürmek istiyorum!” mısraındaki nefretle bütün çilesizlere, hissizlere; televizyonda gurup manzarası seyreder gibi, batan bir tarih ve toplumun son çöküntülerini rahat rahat seyredenlere, gözleri uyku tutan, karnından gurultu sesi ve dudaklarından (demagoji) irini gelen bilcümle, (A)'dan (Z)'ye kadar bilcümle politikacılara!.. Necip Fazıl Kısakürek / Çerçeve 6 / YUF OLSUN!
Hurafeler ve İslam Gerçeği
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
Mustafa Bilican
Hurafeler ve İslam Gerçeği'yi inceledi.
368 syf.
·
14 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yaklaşık bir asır önce kaleme alınan bir kitap. Asırlardır Müslümanların yaşadığı sıkıntıların sebebini inceleyen çözümlerin ne olduğu anlatılıyor. İslam alemi hurafe batıl ve inanışlardan kurtulduğunda özüne döndüğünde sıkıntıların biteceği öngörülüyor. Hurafelerin ve batıl inanışların nerden geldiğini anlıyoruz ve islamın güzelliğini bozmaya çalışan bir takım mezhep ve tarikatları öğreniyoruz. Müslüman isek çok okumamız gerek çünkü cehaletimizden faydalanıp uydurma hadisler ile iyi niyetimiz kullanılıyor ve ayrıca inancımız yara alıyor. Bu kitapta bize bir naçizane uyarı niteliğinde. İyi okumalar keyifli anlar olsun.
Hurafeler ve İslam Gerçeği
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
1
Kübra
İslam Öncesi Arap Tarihi'yi inceledi.
272 syf.
·
9 günde
·
Puan vermedi
İslam dininin doğuşunu ve İslamın insanlığa katkısını daha derinden anlamak için İslam öncesi Arap tarihi hakkında temel bilgilere sahip olmak gerekiyor. Bu düşünceden dolayı Arap tarihi üzerine okumalar yapmaya karar verdim. Bu konuda akademik olarak seçtiğim ilk kitap da bu oldu. Şemseddin Günaltay'ın bu kitabı yazmasından epey zaman geçmiş ve eminim ki bu kitapta yer alan bilgilerin doğruluğunda değişim olmuştur. Bu durumda farklı yazarların İslam Öncesi Araplar hakkında yazdığı kitapları okumaya devam edeceğim. Kitaba eleştirel bakmak gerekirse şu konular üzerinde durmam isabetli olur zannımca. Öncelikle Arapların sami ırkına mensup olduğu bilinen bir gerçektir. Fakat İslam öncesi dönemde başta Arap yarımadası olmak üzere ortadoğunun merkezinde yaşamış olan Araplar, tarih boyunca güçlü bir devlet kuramamışlardır. Kabilecilik anlayışının baskın olması ve devlet yönetimi konusunda düzenli ve sabit kuralların olmaması bu duruma neden olmuş görülmektedir. Aynı zamanda Miladdan önce Babil, Asur gibi, Miladdan sonra da Bizans ve Sasani gibi güçlü devletlerle çağdaş olmalarının da tarih sahnesinde önemli bir konumda olmalarına engel olmuştur. Arabistanın farklı bölgelerinde Main, Sebe,Hire, Himyeri, Nebati, Tedmür gibi irili ufaklı Arap devletleri kurulmuştur. Kitap akademik dil ile kaleme alındığı için sindirerek okumak gerekmektedir. Ayrıca İslam öncesi Arap tarihi ile ilgili belge ve delillerin yetersizliğinden dolayı kitabın büyük bir bölümünü kesin olmayan bilgiler oluşturmaktadır. Ayrıca Arapların farklı gruplarını ele alırken karışık sınıflandırmaya gidilmiştir. Bu durum kitabın anlaşılırlığını güçleştirmektedir. Ara ara bilgilerde tekrara da gidilmiştir. Bu olumsuzluklarına rağmen kitap az da olsa İslam öncesi Arap tarihi hakkında genel bilgilere sahip olmamı sağladı. Bu alanda akademik araştırma yapanlar için önemli bir kaynak niteliği taşıdığını da eklemem gerekir. Çünkü kitaptaki kesin olmayan bilgilerin nedeni hakkında da geçmiş dönem eserlere başvurulmuş.
İslam Öncesi Arap Tarihi
OKUYACAKLARIMA EKLE
3