Mehmet Ali Ayni

Mehmet Ali Ayni

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Mehmet Ali Ayni
Unvan:
Bürokrat
Doğum:
25 Şubat 1868
Ölüm:
30 Kasım 1945
Ailesi aslen Konyalıdır. Serfiçe Sıbyan Mektebi'ne devam etti. 8 yaşlarında iken ailesiyle birlikte önce Selanik'e, ardından İstanbul'a geldi. Bir müddet Çiçekpazarı Rüşdiyesi'ne devam etti. Babasının görevi dolasısıyla Sana, Yemen'e gitti, burada Askeri Rüşdiye'ye devam etti, dışarıdan Fransızca dersleri aldı. 2 sene sonra ailesiyle İstanbul'a döndü, Gülhane Askeri Rüşdiyesi, Mülkiye'nin İdadi kısmı ve yüksek kısmından mezun oldu ( 1888). Mülkiye'de Edebiyat hocası Recaizade Mahmud Ekrem, tarih hocası Mizancı Murad Bey idi.



İstanbul Hukuk Mektebi, Edirne İdadisi (1889), Dedeağaç (1890), Halep (1892), Diyarbakır (1893) da öğretmenlik ve Maarif Müdürlükleri yaptı. Diyarbakır'da Süleyman Nazif'le dost oldu. İstanbul'a dönüşünde (1895) Maarif Nezareti İstatistik Başkatibi oldu. Maariften ayrılarak idareciliğe başladı; Kosova (1897) ve Kastamonu (1899) vilayet mektupçusu oldu. Sinop Sancağı Mutasarrıf vekilliği yaptı (1902). Kastamonu'da görev yaparken Kastamonu Vilayet Matbaası'nı kurdu. 1903-1912 yılları arasında Taiz, Yemen, Ammere, Basra, Karesi (Balıkesir), Lazhiye Mutasarraflığı; Elazığ, Yanya, Arnavutluk, Trabzon valiliği yaptı. Bu son görevinden Talat Paşa'nın emriyle 1913 yılında emekliye sevkedildi.

Emrullah Efendi'nin tavsiyesi üzerine Darulfunun Edebiyat Fakultesi Felsefe Müderrisliğine getirildi (1914). Edebiyat Fakultesi Reisi seçildi (1915), bu görevde iken Edebiyat Fakultesi Mecmuası'nı kurdu. Istılahatı İlmiye Encümeni'nde görev aldı ve Felsefe terimlerinin tespitinde büyük emekleri geçti. Bu görevlerine ek olarak Çamlıca Kız Lisesi'nde, Daru'l-Funun Tasavvuf Şubesi'nde ve Medresetu'r-Reşad'da hocalık yaptı. Mürareke'den sonra İttihatcılardan diye Şeyhulislam Mustafa Sabri tarafından görevine son verildi. 1922 yılında TBMM Hükümeti tarafından Medresetu'r-Reşad'daki görevine iade edildi. Ankara'ya çağrıldı ve Şeriye ve Evkaf Vekaleti bünyesinde kurulan Telifat ve Tetkikatı İslamiyye üyeliğine getirildi. 1924 e kadar bu görevde kaldı. İstanbul'a döndü. İlahiyet Fakultesi'nde Tasavvuf, Harbiye'de Ahlak, Harp Akademisi'nde Siyasi Tarih okuttu. Türkiye'yi temsilen Uluslararası Felsefe Kongrelerine katıldı. 1935 de ikinci defa emekliğe sevkedildi. 1937 yılında tedavi için gittiği Paris dönüşünde, İstanbul Kütüphaneleri Tasnif Komisyonu Reisliğine getirildi.

75. doğum yıldönümü dolayısıyla 1943 yılında Eminönü Halkevi'nde kendisine bir jubile yapıldı. Geçirdiği ameliyattan kurtulamayarak 29 Kasım da İstanbul'da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.
Pisagor üç şeyi tavsiye ederdi. Akıl yönünden hakikate bağlanmak, ruh ve kalp yönünden faziletle ahlaklanmak ve beden yönünden temizliğe özen göstermek.
Vedanta- Vedaları bir çok kişi tefsir etmiştir. Onlardan birisi de Badarayana'dır. bu zat, Vedaları gayesine göre açıklamış ve adını Vedanta koymuştur. "Anta" Sanskrit dilinde gaye demektir. Vedanta'nın öğretilerinin özü vahdet-i vücuddan ibarettir. Zira Brahman, yani bütün eşyanın ezeli başlangıcı yahut bütün alemleri yaratan, koruyan ve zatına döndüren kuvvet ile insan ruhunun birliğini bildirmekte, başka bir deyişle hakiki irfana nail olduğumuz zaman keşfedip kesin bilgiyle kavradığımız hakiki ve batıni hüviyetimizle Allah'ın bir olduğunu haber vermektedir.
Eflatun Megara'dan Mısır'a geçmişti. Orada 3 yıl kalmış ve özellikle tasavvuf ilimleri tahsil etmişti. Bundan başka kahinlerden batın ilmi de okumuş, fakat seyrü süluk hususunda Pisagor gibi en yüksek derecelere çıkamamış ve üçüncü derecede kalmıştı.
...tasavvuf, İslam'dan önce var mıydı? Varsa ilkeleri nelerdi ve ne şekildeydi? Ortaçağ ve yakın zamanlara nası intikal etti? ...
İslam'dan önce başka dinler ve NEbilerin Tamamlayacısı Efendimiz Hazretlerinden önce başka peygamberler gelip geçmiş olduğu gibi İslam'dan önce de tasavvuf vardı. "Zira tasavvuf (mysticisme), insan tabiatının son bulmaz bir neticesi olup bütün çağlarda binlerce şekillerde yüz göstermektedir."
Ünlü bilginlerimizden Taşköprülüzade Ahmed Efendi'nin Mevzuatü'l-Ulum'unda Eflatun için:
"Ömrünün sonunda ders verme işini, insanları irşad etme yeteneğine sahip öğrencilerine havale edip ve yetiştirdiği kimselerin hepsini kendi nefsini nasıl yeneceği hususnda bilgi sahibi olmaya teşvik ederek kendisini sürekli ibadete verdi, halktan ilgisini kesti ve terbiyecilerin terbiyecisi olan Allah'ın kapısına yapışıp ayrılmayarak dünyada seksen yıl yaşadı" demektedir.
"Asrımızın ileri gelenleri saadetsiz zevk arıyor. İlimsiz saadet ve hikmetsiz ilim istiyor. Eski zaman insanları, bu şeylerin birbirinden ayrılabileceğini kabul etmezlerdi..."
Buda mezhebinde hayırlı işler, ahirette bir mükafat elde etmek için değil, ancak tabiatın en yüksek gayesi hayır olduğu için işlenir.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Ali Ayni
Unvan:
Bürokrat
Doğum:
25 Şubat 1868
Ölüm:
30 Kasım 1945
Ailesi aslen Konyalıdır. Serfiçe Sıbyan Mektebi'ne devam etti. 8 yaşlarında iken ailesiyle birlikte önce Selanik'e, ardından İstanbul'a geldi. Bir müddet Çiçekpazarı Rüşdiyesi'ne devam etti. Babasının görevi dolasısıyla Sana, Yemen'e gitti, burada Askeri Rüşdiye'ye devam etti, dışarıdan Fransızca dersleri aldı. 2 sene sonra ailesiyle İstanbul'a döndü, Gülhane Askeri Rüşdiyesi, Mülkiye'nin İdadi kısmı ve yüksek kısmından mezun oldu ( 1888). Mülkiye'de Edebiyat hocası Recaizade Mahmud Ekrem, tarih hocası Mizancı Murad Bey idi.



İstanbul Hukuk Mektebi, Edirne İdadisi (1889), Dedeağaç (1890), Halep (1892), Diyarbakır (1893) da öğretmenlik ve Maarif Müdürlükleri yaptı. Diyarbakır'da Süleyman Nazif'le dost oldu. İstanbul'a dönüşünde (1895) Maarif Nezareti İstatistik Başkatibi oldu. Maariften ayrılarak idareciliğe başladı; Kosova (1897) ve Kastamonu (1899) vilayet mektupçusu oldu. Sinop Sancağı Mutasarrıf vekilliği yaptı (1902). Kastamonu'da görev yaparken Kastamonu Vilayet Matbaası'nı kurdu. 1903-1912 yılları arasında Taiz, Yemen, Ammere, Basra, Karesi (Balıkesir), Lazhiye Mutasarraflığı; Elazığ, Yanya, Arnavutluk, Trabzon valiliği yaptı. Bu son görevinden Talat Paşa'nın emriyle 1913 yılında emekliye sevkedildi.

Emrullah Efendi'nin tavsiyesi üzerine Darulfunun Edebiyat Fakultesi Felsefe Müderrisliğine getirildi (1914). Edebiyat Fakultesi Reisi seçildi (1915), bu görevde iken Edebiyat Fakultesi Mecmuası'nı kurdu. Istılahatı İlmiye Encümeni'nde görev aldı ve Felsefe terimlerinin tespitinde büyük emekleri geçti. Bu görevlerine ek olarak Çamlıca Kız Lisesi'nde, Daru'l-Funun Tasavvuf Şubesi'nde ve Medresetu'r-Reşad'da hocalık yaptı. Mürareke'den sonra İttihatcılardan diye Şeyhulislam Mustafa Sabri tarafından görevine son verildi. 1922 yılında TBMM Hükümeti tarafından Medresetu'r-Reşad'daki görevine iade edildi. Ankara'ya çağrıldı ve Şeriye ve Evkaf Vekaleti bünyesinde kurulan Telifat ve Tetkikatı İslamiyye üyeliğine getirildi. 1924 e kadar bu görevde kaldı. İstanbul'a döndü. İlahiyet Fakultesi'nde Tasavvuf, Harbiye'de Ahlak, Harp Akademisi'nde Siyasi Tarih okuttu. Türkiye'yi temsilen Uluslararası Felsefe Kongrelerine katıldı. 1935 de ikinci defa emekliğe sevkedildi. 1937 yılında tedavi için gittiği Paris dönüşünde, İstanbul Kütüphaneleri Tasnif Komisyonu Reisliğine getirildi.

75. doğum yıldönümü dolayısıyla 1943 yılında Eminönü Halkevi'nde kendisine bir jubile yapıldı. Geçirdiği ameliyattan kurtulamayarak 29 Kasım da İstanbul'da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.