Mehmet Özdemir

Mehmet Özdemir

Yazar
8.6/10
17 Kişi
·
54
Okunma
·
3
Beğeni
·
11
Gösterim
Adı:
Mehmet Özdemir
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Tokat, 1957
1982 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1983’te araştırma görevlisi olarak aynı fakültede, İslâm Tarihi Anabilim Dalı’nda göreve başladı.

Doktora derslerini tamamladıktan sonra, teziyle ilgili çalışmalarda bulunmak üzere 1 yıl süreyle İspanya-Madrid'de kaldı.

1989 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi Bilim Dalı bünyesinde ve Prof. Dr. Mustafa Fayda’nın danışmanlığında hazırladığı Endülüs’te Muvellidûn Hareketleri (180-320/ 796-932) adlı teziyle doktor oldu.

1993 yılında doçent oldu.

2000 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığına atandı. Aynı sene profesör oldu.

2005 yılında gittiği İngiltere’de bir yıl süreyle meslekî çalışmalarda bulundu.

2005-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi BAP destekli Türkiye’de Dinî Araştırmalar ve İlâhiyat Fakültesi adlı projede yer aldı.

2007 yılında İslâm Tarihi derslerine görsel malzeme temini amacıyla Prof. Dr. Nesimi Yazıcı başkanlığında düzenlenen, Suriye, Ürdün ve İsrail’e 15 günlük bilimsel araştırma gezisini gerçekleştiren heyet arasında yer aldı.

2008 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi İslâm Tarihi Anabilim Dalı Başkanı oldu.

2009 yılında Prof. Dr. Seyfettin Erşahin ve Prof. Dr. İbrahim Sarıçam ile birlikte hazırladıkları İngiliz ve Alman Oryantalizminde Siyer Çalışmalarının, Türklerin ve Avrupa Birliği Halklarının Hz. Muhammed Algısına Etkileri adlı TÜBİTAK projesini tamamladı.

Hâlen Ankara Üniversitesi BAP destekli Osmanlı-Latin Amerika İlişkilerinin Başlangıcı adlı projenin çalışmalarını sürdürmekte olan Prof. Dr. Mehmet Özdemir, lisans düzeyinde İslâm Tarihi I, İslâm Tarihi II ve Tarihte Usûl; yüksek lisans düzeyinde Hz. Muhammed’in Hayatı, İslâm Tarihi Metodolojisi ve Endülüs ve Mağrib Siyasî Tarihi; doktora düzeyinde de İslâm Tarihi Metodolojisi, Siyer ve Kaynakları ile Endülüs Medeniyeti derslerini vermektedir.

Prof. Dr. Mehmet Özdemir, İngilizce, Arapça ve İspanyolca bilmektedir..
Engizisyon mahkemeleri, papalığın emirleri doğrultusunda Katolik Hıristiyanlığın safiyetini korumak dolayısıyla da Katoliklikten ayrılan veya farklı düşünen kişi, grup ya da mezhepleri cezalandırmak maksadıyla Dominikan rahipler tarafından XIII.Yüzyılda Fransa'da kurulmuş daha sonra öteki Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
Mehmet Özdemir
Sayfa 294 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
749 senesinde Abbasiler tarafından başlatılan geniş çaplı ayaklanma 750 senesinde bu hanedanın sonunu getirdi. Abbasiler iktidarı ele geçirir geçirmez Emevilere karşı geniş çaplı tasfiye hareketi başlattılar. Bu kıyımdan Emevi Hanedanının çok az sayıda mensubu kurtulabildi ki bunlardan birisi de Son Emevi hükümdarı Hişam'ın sorunu Abdurrahman bin Muaviye'dir. Abdurrahman, Abbasilerin takibinden kurtulmak için önce Kuzey Afrika'ya kaçtı. Fakat o anki Kuzey Afrika Valisi de Emevi aleyhtarı olduğundan Abdurrahman Endülüs'e geçmeye karar verdi. Onun bu kararı verirken canını kurtarmaktan çok doğuda yıkılan Emevi Hanedanını batıda yeniden ihya etmeyi hedeflendiğini bilhassa belirtmek gerekir.
Mehmet Özdemir
Sayfa 87 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
Cahiliye dönemi Arap toplumunun en bariz özelliklerinden birisi irili ufaklı bir çok kabileye ayrılmış olması ve daha da önemlisi bu kabilelerin birlik fikrinden uzak olarak sık sık birbirleriyle savaşmalarıydı. Kimin haklı kimin haksız olduğu dikkate alınmaksızın her kabilenin kendi menfaatlerini her değerin üzerinde görerek iştirak ettiği bu savaşlar Eyyamül Arab diye bilinmektedir. Arap toplumunun bu durumda olduğu bir dönemde miladi VII.Yüzyıl başlarında İslam dininin zuhur etmesi gerçek anlamda bir İnkilaptı. Bu inkilapla insanları birbirine bağlamada dar çerçeveli kan ve kabile bağları yerine din kardeşliği bağı getirildi. Ne var ki vaziyet hep böyle devam etmedi. Emevilerin iktidarı ele almalarından ve özellikle de fetih hareketlerinin yavaşlamasından sonra kabilecilik anlayışı Cahiliye dönemindekine benzer biçimde yeniden ortaya çıkmaya başladı.
Mehmet Özdemir
Sayfa 75 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
Araplar ve Berberiler, Endülüs'e kabileler halinde yerleşmişlerdi. Bu yerleşme şekli, bir taraftan kabile yapısının korunmasına ve askeri faaliyetlerde kabile bağının kullanılmasına imkan sağlarken öte taraftan Endülüs toplumunda içtimai kaynaşmanın gecikmesine ve sık sık asabiyet faktörünün ön plana çıktığı iç ihtilaflara yol açmıştır.
Mehmet Özdemir
Sayfa 65 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
275 yıl Endülüs Emevileri(756-1031)'nin idare ettiği coğrafya, 1031'de Endülüs Emevilerinin yıkılması sonucu bölünerek yirminin üzerinde küçük devletçiğe dönüştü ve bu suretle Mülükü't Tavaif Dönemi (1031-1090) olarak bilinen küçük emirlikler devri başladı. XII. ve XIII. Yüzyıllarda Endülüs siyasi coğrafyasına Mağrib'den gelen Murabıtlar(1056-1147) sonra da Muvahhidler(1130-1269) hükmetti. Her iki hanedan da Berberi kökenliydi. Bu devletlerin amacı Endülüs siyasi coğrafyasını kuzeydeki Hristiyan krallarca başlatılan Reconquista(yeniden fetih hareketi) Hareketine karşı korumaktı. Hristiyan krallar ise Reconquista ile Müslümanları Endülüsten atmayı amaçlamaktaydılar. Müslüman hanedanların bütün çabasına rağmen XIII. Yüzyılın ikinci çeyreğiyle birlikte Reconquista hızlı bir ilerleme kaydetti. Müslümanların elinde kalan Son topraklarda ise 250 yıl yaşayacak olan Nasriler/Ahmeriler Devleti kuruldu. 1232-1492). 1492 yılında Gırnata'nın düşmesi ve Nasrilerin Son bulmasıyla Endülüs siyasi coğrafyası da miladını doldurmuş oldu.
Mehmet Özdemir
Sayfa 32 - TÜRK DİYANET VAKFI YAYINLARI
1469 yılı Reconquista süreci açısından bir dönüm noktası oldu. Bu senede Kastilya Prensesi İzabella ile Aragon Prensi Ferdinand'ın evlenmesi daha önce gerçekleştirilmesi düşünülen İspanya siyasi bütünlüğünün sağlanması ülküsü açısından hayati öneme sahip bir gelişme olarak öne çıktı. Evliliğe kutsallık kılıfı kazandırmak için Toledo Piskoposu tarafından papalık adına uydurulmuş bir muvafakat belgesi de hazırlanmıştı.
Mehmet Özdemir
Sayfa 259 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
Müslümanların iş savaşa sürüklenmeleri Kastilya -Aragon Krallığının zaten öteden beri istediği ve beklediği bir sonuçtu. Zira bu suretle Müslümanlar adı geçen Krallığa karşı kullanabilecekleri enerji ve kaynakları birbirlerine karşı kullanmış dolayısıyla da Kastilya Aragon kuvvetleri karşısında sergileyebilecekleri direnç kendiliğinden zayıflamış olmaktaydı. Hristiyan kuvvetleri için bundan sonra alması gereken adım iç savaşla bitkin düşmüş şehir ve kaleleri çok fazla zorlanmadan istila etmekten ibaretti.
Mehmet Özdemir
Sayfa 261 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
İspanya'da Katolik Kilisesi dini hayatı adeta tekeline almış vaziyetteydi. Katoliklerin baskıları 589'da Vizigot idarecileri kendi mezheleri olan Arianizim'i bırakarak Katolikliğe girmeye mecbur etmişti. Katolik Kilisesi Arianizm karşısında kazandığı zaferi Yahudiler karşısında da tekrarlamak istemiş ve bu istek istikametinde siyasi otoriteyle birlikte zora dayalı bir Hristiyanlaştırma faaliyeti başlamıştı. Hatta 694 senesinde toplanan bir konsil Yahudilerin Hristiyanlaştırılmalarından da öte köleleştirilerek Hristiyan ailelere dağıtılmalarını veya satılmalarını kararlaştırmıştır.
Mehmet Özdemir
Sayfa 67 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
Murabıtlar'ın Endülüs'e girişlerinin iki temel gayesi bulunuyordu. Bunlardan ilki, ülkeyi Hristiyan istilasından kurtarmak ikincisi ise dini hassasiyetlerini kaybetmiş ve halklarını baskıyla sindirmiş olan taife sultanlarının varlıklarına Son vermekti. Endülüslüler, bu sebeplerle Murabıtlar'ı kurtarıcı olarak görmüşler ve onların ülkenin idaresini kendi ellerine almalarını istemişlerdi. Endülüslüler nazarında Murabıtlar ancak Hristiyan istilasına mani oldukları ve de taife emirlerine benzemedikleri sürece Endülüs'te kalıcı olabilirdi. 1118'de Sarakusta'nın Aragon Krallığı tarafından istila edilmesi ve Murabıt kuvvetlerinin bu tarihten itibaren peş peşe yenilgiye uğramaları Murabıtlar'ın Endülüs'teki itibarını ağır bir darbe indirmiştir.
Mehmet Özdemir
Sayfa 200 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI
384 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Prof. Dr. Mehmet Özdemir tarafından kaleme alınan Endülüs Müslümanları Siyasi Tarihi, Endülüs'ün 711'de İslam orduları tarafından fethedilmesinden 1492 yılında Hıristiyan krallar tarafından yeniden ele geçirilmesine kadar olan siyasi süreci anlatmaktadır.   Araplarda var olan katı kabilecilik anlayışının Araplara ve Müslümanlara verdiği zararı kitapta çok sık göreceğiz. Peygamber Efendimiz, Arap toplumundaki bu katı kavmiyetçilik ve asabiyet kendi kabilesini üstün tutma anlayışını kaldırmak istemiş ancak bir türlü başaramamıştır.  



İslam'ın ilk dönemleri ve Hazreti Ebubekir ile Hazreti Ömer'in dönemlerinde frenlenen bu anlayış Hazreti Osman döneminde tekrar yükselişe geçmiş devam eden yıllarda Endülüs'te koca bir medeniyetin yok olmasına sebep olmuştur. Çünkü Endülüs'teki Müslümanlar kör kabilecilik anlayışı ile sürekli birbirleriyle savaşmıştır. Kitabın bir çok noktasında bunu görmekteyiz. Şam merkezli Emevilerin, "Mevali" politikası kavmiyetçilikten daha farklı bir konudur. ve bununla karıştırmamak gerekir. "Mevali" tartışmasında ana nokta Arapların, Arap olmayandan üstünlüğü iken kavmiyetçilikte ana nokta Arapların kendi içindeki üstünlük mücadelesidir.  Türkiye'de İslami kesim belki bilerek belki de bilmeden Araplardaki kavmiyetçilik anlayışı üzerinden Türk Milliyetçiliği'ne yıllarca haksız bir suç yüklemiştir.  Ziya Gökalp'in sınırlarını çizdiği Türk  Milliyetçiliği'nde ana nokta  ortak kültür, ortak tarih ve ortak mefküre iken Arap Milleti'ni oluşturan kabilelerin kendi arasındaki birbirlerine üstünlük kurma anlayışını bir milliyet statüsüne çıkarmak çok yanlış değil  midir?


Tarık bin Ziyad komutasındaki 300 civarı Arap, kalan kısımları ise Berberilerden olan toplam 7 bin kişilik ordu tarafından Vizigotlar'ın yenilgiye uğratılmasıyla Endülüs'te İslam tarihi başlar. Sonrasında O dönemde İslam dünyasını yöneten Emevilerin Kuzey Afrika Valisi olan Musa bin Nusayr beraberindeki Arap ve Berberi karışımı bir orduyla Endülüs'e girer. Endülüs'teki Vizigot hakimiyetine tamamen son verilerek Endülüs, Emevilerin bir eyaleti haline getirilir. Musa bin Nusayr ve Tarık bin Ziyad, Emevi başkanti Şam'a dönerken Endülüs'e vali olarak Musa bin Nusayr'ın oğlu bırakılır. Böylece Endülüs siyasi tarihinin ilk evresi olan Valiler dönemi başlar. 740'lı yıllardan itibaren Emevilerin yönetimi çatırdamaya başlar ve 750 yılında tamamen yıkılır. İslam dünyasında Abbasilerin yönetimi başlarken Abbasiler, Emevilere karşı bir imha projesine girişir. Abbasilerin imha projesinden kurtulan son Emevi Halifesi Mervan'ın torunu olan Abdurrahman, önce Kuzey Afrika'ya ardından ise Endülüs'e geçer. Yönetimi ele geçiren Abdurrahman, Şam'da yıkılan Emevi Hanedanı'nın yerine 756 yılında Endülüs Emevilerin yönetimini başlatır. Böylece 1031 yılına kadar varlığını sürdürecek olan Endülüs Emevileri kurulur. Endülüs Emevileri, ilk zamanlar Abbasilere bağlı olarak faaliyetlerini sürdürür.  Bir süre sonra ise bu bağlılıktan vazgeçilir. Bunun üzerine Abbasiler sık sık, bölgedeki Müslüman gruplar üzerinden Endülüs'teki Emevi yönetimini yıpratmaya çalışır. 



Emevilerin, ilk İslam coğrafyasında uyguladıkları Mevali, politikası Endülüs'te de kendini gösterir. Arap olanlara ayrıcalıklar tanınırken Arap olmayanlara ve Berberilere yapılan farklı muameleler Arap olmayan Müslümanların tepkisine ve zaman zaman isyan etmesine neden olur. Arap- Berberi çatışması veya Endülüs'teki Müslümanların birbiri ile olan çatışması 1492 yılında Katolik kralların  bölgeyi tamamen ele geçirmesine kadar devam eder.  Zaman etkili isimlerin yönetime geldiği Endülüs'te bu çatışmalara son verilse de bu dönemler oldukça azdır.  Müslümanlar Endülüs'te kuzey bölgeleri hariç tüm bölgeyi ele geçirir. Ele geçirilemeyen kuzey bölgesindeki Katolik Hıristiyanlar zaman içinde güçlenerek Müslümanların kendi içindeki çatışmalarından da yararlanarak Müslüman idaresine karşı saldırılar düzenlerler.


Endülüs Emevileri tarihi 756- 929 yılları arasında  "Emirlik" olarak anılmaktadır.  912'de yönetime gelen III. Abdurrahman, Endülüs'te tam hakimiyeti sağladıktan ve iyice güçlendikten sonra 929 yılında "Halifelik" ilan ederek Endülüs Emevileri'nin ilk halifesi olur.  961 yılında ölen III. Abdurrahman'dan sonra bir süre daha devam eden istikrarlı dönem  sonrasında Arap- Berberi ve Endülüs'teki diğer Müslüman gruplar arasında çatışmalar başlar. Bu çatışmalar sonucunda yaşananlardan bıkan halk, Emevi hanedanını bölgeden çıkartır. Böylece 1031 yılı itibariyle Endülüs'teki Emevi hakimiyeti sona erer.



Emevi hakimiyeti sonrasında sırasıyla 1031 - 1090 yıllar arasında irili ufaklı Mülükü't Tavaif denilen büyük  beylik tarzı yapılan Endülüs'te varlık gösterirken sonrasında Kuzey Afrikalı Murabıtlar ve Muvahhidler Endülüs'e hakim olur. 1085 yılında Endülüs'ün kuzeyinde Müslümanların hakimiyet kuramadığı bölgede güçlenen  beylik tarzındaki yapı Müslümanlar arasındaki çatışmadan yararlanarak, Endülüs'ü yeniden Müslümanların elinden alarak Hıristiyan  hakimiyetini kurmak amacıyla, "Reconquista" denilen yeniden fetih  projesi başlatılır. Müslüman idaresinin güçlü olduğu dönemde başarı gösteremeyen bu proje Müslümanların güçten düşmesi veya birbiriyle çatıştığı dönemlerde önemli kazanımlar elde etmiştir.Endülüs'e hakim olan Murabıtlar ve Muvahhidler'in istikrarsız yönetimleri nedeniyle çekişmelerden ve istikrarsız yönetimden bunalan halk, bu yönetimin temsilcilerini bölgeden kovar.Muvahhidler sonrasında bölgede Nasriler veya Ahmeriler denilen aile yönetime gelir. Parlak dönemleri olmakla birlikte Reconquista hareketi bu dönemde önemli bir kazanım elde eder.



1469 yılında Kastilya Kralı'nın kız kardeşi İzabella ile Aragon Kralı'nın oğlu Ferdinand evlenir. 1474 yılında Kastilya Kralının ölmesi üzerine İzabella Kastilya Kraliçesi olur. 1479 yılında da Ferdinand babasının ölümü üzerine Aragon Kralı olunca Endülüs'te Hıristiyanların siyasi birliği sağlanmış olur. Bundan sonra Aragon- Kastilya Krallığı tüm gücünü Müslümanların Endülüs'ten atılmasına harcar. Zaman zaman Müslümanların arasındaki iç çatışmaları körükleyerek Müslümanları iyiden iyiye güçten düşürür. Sonrası malum iyice kuşatılan Müslümanlar,  can ve mal güvenliği sağlanacağı sözü ile anlaşma yaparak Beni Ahmer Devleti'nin başkenti Kastilya - Aragon Krallığı'na teslim edilir. Şehri ele geçiren Hıristiyan krallık, bir süre sonra anlaşma şartlarını ihlal ederek Müslümanlara eziyet etmeye başlarlar.

Müslümanların bir kısmı Gırnata, elden çıkınca Endülüs'ten ayrılmışken kalanlar yapılan eziyetler üzerine Kuzey Afrika'ya dönmeye başlar. Her şeye rağmen orada kalmayı yeğleyenler ise aşama aşama şiddeti artırılan eziyet ve cezalarla baş başa kalır. Müslümanların, yapılan işkenceden kurtulmak için Hıristiyanlığa geçenlerine, "Morisko" denilir. Moriskolaron gerçekten Hıristiyanlığa geçip geçmediği her tartışma konusu olagelmiştir. Endülüs Tarihi bir yandan kültür ve medeniyet tarih iken bir taraftan da Araplar ve Berberiler özelinde Müslümanların birbirleri ile yaptıkları kanlı savaşların tarihidir.
415 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Endülüs hakkında daha önce hiç okuma yapmadıysanız bu kitaptan başlamanızı tavsiye ederim. Hem tarihi hem medeniyeti özet denilebilecek kısalıkta fakat gerekli ayrıntıları da vererek aktarmış yazar.
Fazla objektif bile olabilir. İyi okumalar.
415 syf.
·7 günde·10/10
Bir medeniyeti sembolize eden eserleri inşa eden (Müslüman) eller farklı bir medeniyetin hizmetine girmişti artık. Tarihin yakıcı çelişkisi olarak Endülüs ışığını kaybederken, ufukta onu hatırlatan eserler yükseliyordu. (Akif Emre)
Bazen hayıflanıyorum kendime. Çoğu şeye geç kaldığım için. İşte bunlardan biri de Endülüs. 2 yıl önce tanıdığım 9 asırlık bir müslüman devleti ve içinde yaşanan görkemli hayat. Akabinde de çöküşü. Adını dahi sadece lisede bir kaç kez duyduğum ama haberdar olmadığım bir devlet. Ama müslüman bir devlet. Kitap başlı başına akıcı bir şekilde ilerledi yeri geldi yahu nasıl olur dedirtti, üzdü, tebessüm ettirdi. Çoğu yerin altını çizer gibi kalbe de nakşeyledi. Çoğu yer gibi şu yer aklımdan çıkmaz oldu kaç gündür.
Mustariblerde ki araplasma, Arap kültürüne alışıklık, cami ve mescit inşaları İslam dininin onlarda da hızla yayıldığını gösteriyor. Şimdi günümüzde onların bize kendi adetlerini empoze etmeye çalıştıkları gibi. Nasıl ki Endülüs'teki zimmiler çocuklarına Doğuya ait isimler koydular. Arap mutfağını benimsediler. Müslüman kıyafetleriyle donandılar. Dahası atalarının Latince eserleriyle değil de Arap şairlerinin eserlerini ezberlediler, benimsediler ve şimdi onların kıyafetleri, müzikleri, düşünceleri bizi hapsetmiş durumda. Onlar doğuyu örnek alırken biz batıya ayak uydurma halindeyiz.
Rabbim kendi kültürümüzden ayırmasın bizi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Özdemir
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Tokat, 1957
1982 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1983’te araştırma görevlisi olarak aynı fakültede, İslâm Tarihi Anabilim Dalı’nda göreve başladı.

Doktora derslerini tamamladıktan sonra, teziyle ilgili çalışmalarda bulunmak üzere 1 yıl süreyle İspanya-Madrid'de kaldı.

1989 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi Bilim Dalı bünyesinde ve Prof. Dr. Mustafa Fayda’nın danışmanlığında hazırladığı Endülüs’te Muvellidûn Hareketleri (180-320/ 796-932) adlı teziyle doktor oldu.

1993 yılında doçent oldu.

2000 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığına atandı. Aynı sene profesör oldu.

2005 yılında gittiği İngiltere’de bir yıl süreyle meslekî çalışmalarda bulundu.

2005-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi BAP destekli Türkiye’de Dinî Araştırmalar ve İlâhiyat Fakültesi adlı projede yer aldı.

2007 yılında İslâm Tarihi derslerine görsel malzeme temini amacıyla Prof. Dr. Nesimi Yazıcı başkanlığında düzenlenen, Suriye, Ürdün ve İsrail’e 15 günlük bilimsel araştırma gezisini gerçekleştiren heyet arasında yer aldı.

2008 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi İslâm Tarihi Anabilim Dalı Başkanı oldu.

2009 yılında Prof. Dr. Seyfettin Erşahin ve Prof. Dr. İbrahim Sarıçam ile birlikte hazırladıkları İngiliz ve Alman Oryantalizminde Siyer Çalışmalarının, Türklerin ve Avrupa Birliği Halklarının Hz. Muhammed Algısına Etkileri adlı TÜBİTAK projesini tamamladı.

Hâlen Ankara Üniversitesi BAP destekli Osmanlı-Latin Amerika İlişkilerinin Başlangıcı adlı projenin çalışmalarını sürdürmekte olan Prof. Dr. Mehmet Özdemir, lisans düzeyinde İslâm Tarihi I, İslâm Tarihi II ve Tarihte Usûl; yüksek lisans düzeyinde Hz. Muhammed’in Hayatı, İslâm Tarihi Metodolojisi ve Endülüs ve Mağrib Siyasî Tarihi; doktora düzeyinde de İslâm Tarihi Metodolojisi, Siyer ve Kaynakları ile Endülüs Medeniyeti derslerini vermektedir.

Prof. Dr. Mehmet Özdemir, İngilizce, Arapça ve İspanyolca bilmektedir..

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 54 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 34 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.