Mehmet Sabri Genç

Mehmet Sabri Genç

YazarDerleyen
8.8/10
68 Kişi
·
165
Okunma
·
24
Beğeni
·
1080
Gösterim
Adı:
Mehmet Sabri Genç
Tam adı:
Mehmet Sabri Genç
Unvan:
Yazar
Doğum:
Gaziantep, Türkiye, 1983
Mehmet Sabri GENÇ, 1983 yılında 16 kardeşin (altısı vefat etmiştir) sonuncusu olaracak Gaziantep’te dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Departmanı’nda ve Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. Buradaki öğrenimini yarıda bırakarak, eğitimini yurtdışında sürdürmeye karar verdi. Avusturya Salzburg Paris-Lodron Üniversitesi Kültür ve İnsan Bilimleri Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisans talebesi olarak Analitik Felsefe öğrenimi gördü (2004–2009). Peter M. Simons, Dale Jacquette, Paul Weingartner gibi mühim filozofların derslerine katıldı. Felsefenin yanı sıra Alman Dili ve Edebiyatı, Deneysel ve Sosyal Psikoloji, Sosyal Ontoloji gibi alanlarla da ilgilendi. Alman Edebiyatı’ndan bazı çeviriler yaptı. Yüksek lisans tezini, psikoloji felsefesi çerçevesinde, „Franz Brentano’da Yönelmişlik Teorisi“ [Theorie der Intentionalität bei Brentano]başlığıyla yazdı. Sosyal felsefede irade serbestliği [libertas voluntatis]sorununu irdeleyen ‘Aptal Puma Sendromu’ teorisinin müellifidir. Çevirileri, güncel yorumları, yazıları, makaleleri yurt içi ve yurt dışında çeşitli mecmua ve gazetelerde yayınlanmış olup; „Şey ve Tan“ (1. Baskı 2008, 2. Baskı 2014), “Karekök Hayat” (1. ve 2. Baskı 2014, 3. Baskı 2015) adlı iki telif kitabı, bunun yanı sıra „Sorun Çağı ve Anatomisi / Çağımızın Felsefece Teşrihi“ (1. Baskı 2009, 2. Baskı 2011, 3. Baskı 2015), „Deniz ve Kâşiflik“ (1. Baskı 2011) isimlerini taşıyan neşredilmiş iki derleme kitabı vardır. Uluslararası Franz Brentano Topluluğu, Salzburg Felsefe Topluluğu, Viyana Kültürlerarası Felsefe Topluluğu üyesidir. Mayıs – Eylül 2009 tarihleri arasında King’s College London (Londra Üniversitesi King’s College) Felsefe Bölümü’ne araştırmacı olarak davet edilmiştir. 2012 yılında bir süreliğine Amerika’ya giderek Harvard, Princeton, MIT (Massachusetts Institute of Technology), Boston College, George Town ve Teksas Arlington Üniversitelerinde bir dizi konferanslara ve çalıştaylara katılmıştır. Viyana Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde, Prof. Dr. Franz Martin Wimmer’in danışmanlığında “İbn Haldun’un Asabiye Teorisi ve Kitlesel Yönelmişlik / Kitlesel Yönelmişlik Teorisi, Asabiye’nin Evrimi mi?” başlıklı doktora tezi çalışmalarını yürütmektedir. En büyük ideali, memleketi olan Gaziantep’te felsefî bir kültürün oluşturulması ve yaygınlaşması olan Mehmet Sabri Genç, yurda dönerek Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün kuruluş ve oluşum sürecini başlatmış olup Öğretim Görevlisi olarak görevine devam etmektedir. Bugüne kadar Gaziantep Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerinde; Kültür Felsefesi, Siyaset Felsefesi, Bilim Felsefesi, Klâsik Mantık, Sembolik Mantık, İletişim Felsefesi, Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi, Etik, Felsefeye Giriş, Felsefe Tarihi, Estetik ve Psikolojiye Giriş derslerini vermiştir. Gaziantep Üniversitesi’nde çeşitli fakültelerde derslere girmeye devam eden Mehmet Sabri Genç Gaziantep’te yaşamaktadır.
Hâfız-ı Şirazi'nin dediği gibi, varlık eviniz tufana gark olsa da Nuh'u kaptan bellediğiniz sürece elem denizlerinin deli dalgaları sizi korkutamaz.
"Allah'ın bilgisi, onun peşinde koşandan sonsuza kadar kaçan bir seraptır. Onun marifeti ne üstündür! Ancak şeytanın bilgisi, onun peşinde koşanı hep kuşatan bir karabasandır..."
88 syf.
·Beğendi·8/10
Dört sene boyunca derslerine katıldığım, tanıma şerefine eriştiğim ve bereket versin ki hâlâ tanıyıp nasiplendiğim kıymeti bol Sabri Genç hocanın okuduğum ilk kitabı. Karekök Hayat'ı okurken elde edilen ufkun bu eseriyle iki katına çıktığı aşikâr. Diğer yandan öğrenim süresi boyunca edindiği tecrübelerin yaşamsal alana pratik olarak döküldüğü eserlerinde tıpkı derslerinde olduğu gibi kavramsal irdelemeye giriştiğinde göremediğimiz detayları, olgu ve olay arasındaki ince çizgiyi, farkındalık oluşturmak adına yerel anlatımın akademik ifadeyle bütünleşmesini ustaca becerebilen isimlerdendir. Tavsiye ederim.
167 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Üniversite de iki dönem dersime girmiş olan hocam Mehmet Sabri Genç bu kitabında, Salzburg'ta felsefe eğitimi görürken tanıştığı insanların hikayelerini anlatmış, bu hikayeleri anlatırken kendi tasavvufi ve felsefi fikirlerini de dile getirmiş. Yazarın kendi düşüncelerinden ziyade anlattığı hayat hikayeleri etkiledi beni insanın vay be dediği bile oluyor. Gerçek hayatlardan kesitler sunan bu kitap iyi bir tavsiye olabilir.
167 syf.
·1 günde·Puan vermedi
KAREKÖK HAYAT – MEHMET SABRİ GENÇ 20.08.2019
Dünya Bir Gelindir kitabını okuduktan sonra yazarımızı ziyarete gittik. Kendisi imzayla bu kitabı hediye etti. Diğerinden daha da hızlı bitireceksin, elinden düşmeyecek dedi. Yazarımız Avusturya’da okurken karşılaştığı enteresan insanların enteresan hayatlarını kitapta çarpıcı şekilde anlatıyor bizlere. Kimi zaman korku ve kimi zaman huzursuz eden birkaç karakterin hayatlarına ve tuttuğum notlara biraz değineyim.

BENJAMİN VE FERETLER ( SÖNMÜŞ ATEŞİN GÜLÜ )
Yazarımızın yurttan arkadaşı Benjamin bir kadınla evlenip çocuk sahibi olur. Yurtta kalmaya devam eder. Akli dengesi çok yerinde biri değildir. Kadın kıyafeti giyer makyaj yapar birkaç hafta. Karısı psikolojik sıkıntılarla doğurduğu çocuktan korkar. Kısa sürede ölür. Bu süreçte bebeği yurda getirip bakar Benjamin. Lanet olası feretler bir gece bebeğin ellerini yer. Gerçekten lanet olsun. Yüreğimi daraltan bir hayat.

MAİT – WİKTORİA – YASAK MEYVE VE YILAN
Yazar gibi beni de korkutan, üzerime gerginlik veren bir karakter, hayat. Yazarımız Mait isminde bir erkekle tanışıyor. Onun hayat hikayesini dinliyor. Mait’in 3 farklı kadından birer çocuğu vardır. Bunlardan ilkinde kadın çocuğun karnını doyurduktan sonra ilaç içerek intihar eder ve buzdolabının içine girer. Mait eve geldiğinde karşılaştığı manzara budur. Ve yazarımız daha sonra dehşetengiz bilgiler edinir. Mait aslında bir kadındır. Adı ise Wiktoria’dır O kadından olan çocuğu başka şehirde üniversite okumaktadır ve Mait ona babası olduğunu, annesinin ise onun doğumunda öldüğünü söylemiştir. Mait gerçekte şeytanın insan bedenine bürünmüş halidir. Sanat çevresi ve estetiği ile hoşlandığı kadınları ve erkekleri çevresine toplar uygun gördüklerini birleştirir ve sonra iki tarafın da psikolojisiyle oynar. Bu işler intihara kadar gider. Yazarımız üniversitede gerçekleştirdiği sunumunun ardından ‘Yasak Meyve ve Yılan’ tiyatro oyununu görür. Oyun Mait’indir. Oyunu izlemeye gider. Oyundan korku dolu ve tedirgin halde ayrıldığını söyler. Mait’in sahip çıktığı kızı, Afika kökenli biriyle beraber olur ve bundan bir oğlu doğar. Mait bunlara hep sahip çıkar. Çocuk 4 yaşına geldiğinde Mait’in evinde onun silahını alır ve Mait’i, Wiktoria’yı cinsel oranından vurur. Kan kaybından yolda ölen Wiktoria, cinsiyetsiz yaşamın sonunu cinsiyetsiz şekilde bitirir.

ALFRED – KARDAN ERİMEYEN ADAMLAR
2. Dünya Savaşında savaşmış olan Alfred Hitler’i de görmüştür. İki bölge arası uçuş yaparken onlara öfkeye orak sallayan sivil insanlara ateş açıp öldürmüşlerdir. Yıllar sonra Alfred’in 2 oğlu bu bölgede trafik kazasında ölmüştür. Alfred der ki: “ ölememek en büyük azap 90 yaşındayım. O bölgede katlettiğim kişilerin bedelini 2 oğlumla o bölgede ödedim. Artık ölme vaktim geldi. Katlettiğim o iki insanı bulup özür dilemeli ve beni affetmeleri için ayaklarına kapanmalıyım. (Ahiret inancı)

KİTAPTAN NOTLAR:
• İnsanlara oldukları gibi davranırsak onları daha kötü kılarız. Eğer onları olması gerektiği gibi ele alırsak olabilecekleri kadar iyi yaparız. ( Geothe )
• Suçlu insanlar işitme orucu tutarlar.
• İnsan kendini öldürmek isteyip öldüremiyorsa, korkudan öcünü başkalarından alır.
• Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insandan herke korkar.
• Ölüm, bir birliktelikten geriye kalan yalnızlıktır; sönmüş ateşin külü de desek, olur.
• Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz; kaderin, kalbin, ölümün.
• Her kim bir kişiyi seviyorum derse hiç kimseyi sevmiyor demektir. Erick Fromm
• Rahim’de doğduğunu bilen, Rahman’a kavuşacağını da bilir.
• Tanrı, insanla şeytanın ayrıntıda dövüşmesini izleyen bir hakemdir.
• Ölüm, aklın tek başına savaştığı ve kendi kendine yenildiği bir meydandır. Metafizik, akıl yenildikten sonra meydanı zafer naralarıyla teslim alır.
182 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
MEHMET SABRİ GENÇ – DÜNYA BİR GELİNDİR 13.05.2019
Telefonumun ya da not defterimin ücra köşelerine yazıp da unuttuğum, hatta unutmayıp bir türlü başlatamadığım bir notum vardı. Büyüklerinden eski hikâyeleri dinle, biraz süsle ve hikâye haline getir. Kim derdi bir kitap çıkacak karşıma ve beni utandıracak diye. Yazar hem Gaziantepli hem de Gaziantep üniversitesinde öğretim üyesi Felsefe Bölümünde. Kitaptan sonra tanışmak istedim yazarımızla. Müsait bir gününde odasında oturup muhabbet etme fırsatı yakaladım. Tuttuğum notları ve kitapla ilgili duygularımı paylaştım. Benim söylediğim sözlerin benzerini Trabzon'dan bir akademisyenin de aynen kendisine ilettiğini söyledi. Çalıştığım kuruma yazarımızın 50'ye yakın kitabını aldırdım. Özellikle Gaziantep'li olup okumaya gönül vermiş her gencin mutlaka okuması gereken bir kitap. Kaleminize, yüreğinize sağlık hocam.

Özet:
Eser kahramanlarını bir yazalım önce; Gassal Mavaş, Çoban Zeyni, Haşim al Kudsi, Hacı Ağa ve yazarın dedesi Gedro. Yazar tam yüz yıl önce bu topraklarda Gaziantep’e bağlı Yazlıbecer kasabasında geçen olayları anlatır. O zamanlar Gaziantep Halep’e bağlı tabi. Gassal Mavaş isimli bir derviş gördüğü rüya vesilesiyle bu köye gelir ve buradan ölecek birinin cenazesini yıkayacağını söyler. Çoban Zeyni çok korkar kaçar. Mavaş başka rüya görür ve ölümden kaçanın peşinden gider. Çoban Zeyni Haşim Al Kudsi’ye yalanlar söyler. Orayı da terk edince rüya üzerine Haşim de yola çıkar. Bu süreçte Hacı Ağa kasabaya gelen misafirleri ağırlarken onların kanlısı olduğunu öğrenir ve kalpten gider. Ölebilmesi için Çoban Zeyni’nin de ölmesi gerekir çünkü onlar bir kızı zorla elde etmişlerdir. Ruhani olarak Çoban Zeyni Haşim Al Kudsi’yi şeytanlaştırdığı köye getirtir hilelerle. Fakat Haşim Allaha sığınarak kurtulur ve Çoban Zeyni’yi öldürür.
Kitapta her şey sembolik olarak anlatılmıştır. Kitaptan çıkardığım birkaç nota göz gezdirecek olursak her şey sözlerle daha anlamlı olacaktır.
Kitaptan Notlar:
• Yeniden hayata başlasaydınız en büyük hatayı o zaman yapardınız.
• Ölmeden önce ölebilenler, nefsini dizginleyebilenlerdir.
• Allah’ın bilgisi, onun peşinde koşandan sonsuza kadar kaçan bir seraptır. Ancak şeytanın bilgisi, onun peşinde koşanı hep kuşatan bir karabasandır.
• Arayan bulmazmış, bulan ararmış.
• Vakti gelen her bilgiyi, müthiş merakların iştiyakı ortaya çıkarırmış.
• Kendinizi ancak dünyaya bakan gözlerinizi kör ettiğiniz zaman görebilirsiniz
• Dünya malı zayıf kuşların tuzağıdır. Dünya develerin çiğnediği acı bir ot olan kekredir.
• Âlem bir hayal, kuşku yok buna, o da haktır aslında, kişi bunu anlamışsa, haizdir yolun sırlarına.
Enteresan İki Anekdot
Yarasa: Hz Süleyman evladı için yarasanın gözlerini ister. Yarasa canım feda der. Gözlerini ve tüylerini verirken tüm soyumdan bunu al der ve Hz Süleyman alır. Bu halinizden utanmamanız için sizleri geceyle saklayacağız der. Yarasa bu sebeple kör ve tüysüzdür.
Katır: Hz İbrahim’in ateşine odun taşımayı kabul eden tek hayvan olduğu için soyu kesiktir.
182 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Nefis mertebelerinin tek tek sûretlere bürünmüş bir şekilde ve hikayeleştirerek bu kadar güzel anlatabilmeyi başarabilmiş güzel insan.Hiç böyle bir sonuca varılabileceği aklıma gelmemişti başlarda okurken.Hem çok akıcı hem de düşündürücü tek tek son sahnelerde taşların yerine oturtulmasıyla insanı tefekküre sevk eden bir kitap.
88 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın yazarı; fakültede "hukuk felsefesi" dersini kendisinden aldığım için özel hissettiğim, kıymetli hocam.
Kitaptaki düşünceler, benzetmeler, olayların bağlanışı, akış.. her biri, yazarın ufku ile sayfalarda buluşturuyor bizi. Düşünmeye sevk ederken farklı birçok olayı öğreten bir kitap. Anlatımı kısa etkisi uzun süren çeşitli bilgileri serpiştirmiş yazar hayal dünyasının aralarına. "Akıl bağlamaktır" derdi hocamız her dersimizde. Okuduğum ilk eserinde (Şey ve Tan) hocamızın bu konudaki başarısına şahit oldum. Kitapta bazı filozoflar ile tanıştım, sorguladım, düşündüm, öğrendim. Hayatıma birkaç saatte çok şey katan 88 sayfanın sizin hayatınıza da en kısa zamanda katkıda bulunması, sizlerle de buluşması dileğim ile.
167 syf.
·Beğendi·8/10
... hayat nedir kimine kelek yediriyor kimine... işte kelek yiyenleri anlatmış..türkiyeden çalışmak için giden türkiye vatandaşlarımızın dertlerini sıkıntıları varoluşsal yaşamlarını anlatıyor . kitabı okuduktaan sonra gözlerimimi yumunca şöyle renkli ama birbirine geçmiş nahoş bur renk cümbüşü beliriyor... hep intihar acı yokluk görmüş adeta kültürden uzak hayata tutunmak için gelen insanları anlatmış .gurbetçi hikayesi desek yeridir heralde ama sadece türkiyeden değil diğer alt tabaka avamı da yazmış
en farklı hikaye hikayesi gardiyanın cebindeki anahtar gibi farklı ilgi çekici mait in hikayesi, baba mı anne mi anneanne mi ...
tam sıkılıp bırakıtyorum derken hikaye yine canlanıyor adeta okutmak için kıvranıyor.
ali uralı bilenler bilir deneme ve hikaye yazanlar için okurların hikayesini okur eleştirisini yapardı .. bu eser de o eleştiri süzgecinden geçmiş ...
felsefik ve düşündürücü ironik yazılarını yedirmiş hikayelere....
yazarımız felsefe doktorası için gittiği avrupada hem çalışıp hem eğitimini tamamlamış. ve gördüğü yaşadığı olayları hikayeleştirip kitap haline getirmiş belki hikaye tekniği olarak zayıf olabilir ama deneme tarzı yazılarını başa ve hikayenin sonuna koyup bağlantı kurmuş.
167 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Sen kaderin ve dünyanın sana sunduğu dar kalıplar içinde doğru bildiğin, aslında başka türlüsünü bilmediğin için doğrusu bu sandığın hayatı yaşarken yanlış yolda olanları eleştiriyor musun? Peki sana sunulan kader yanlış yaşayanların kaderi olsaydı yine de aynı doğru hayatı yaşayabilecek miydin? Gaziantapli 8 çocuklu bir ailenin son çocuğu olan yazarın felsefe eğitimi almak için gittiği Avusturyada kaldığı yurtta ve üyesi olduğu felsefe klübünde karşılaştığı insanlar hüzünlü hikayelerine felsefi ve islami bir pencereden baktığı bu ince ama yoğun kitap kendini sorgulaman için iyi bir fırsat olacaktır.
182 syf.
·Beğendi·10/10
Dünya bir gelindir ve bu gelin kimseyle nikahlanamaz.
Mehmet Sabri hocamın kaleminden roman dinlemek ne kadar da hoş bişey. Okurken kendimi bir mekteb-i irfan da gibi hissettim. Nefis muhasebesi ölüm hakikatı rüyalar arasında git gel yaşadım. Sürekli yeni hakikatlere kapı açılıyor ve bunu kendi nefsinde aleminde düşünüyorsun. Bizler uykudayız ve öldüğümüz zaman uyanırız. Söylenecek çok şey var ama lisanım yetersiz kalıyor. Kitaptaki şu dua ile bitireyim:
"Allah hepimize hangi yolun yolcusu olduğumuzu bilme iradesi versin."
167 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Ölüm hayatımızın yalanlığını unutturan, her an her yerde hazır olmamız gerektiğini hatırlatan tek gerçek.
Bu kitabı okumaya başladığımda, çok fazla duyguyu bir arada yaşadım. Hayatta bu da mı oluyormuş dediğim çok yer oldu. Ne insanlar, ne yaşamlar, ne yaşamak isteyipte yaşayamamış insanların olduğunu gösterdi bana ve halimize ne kadar şükretsek az dedim. Deriz de, bunu her zaman söyleriz lakin bazen o da yetmez olur. Çünkü bencillik edip sadece kendimiz için şükrettiğimizde diğer insanların akıbeti değişmez. Onların da ellerinden tutup yaşamdaki hayatın güzelliklerini beraber yaşamalıyız. Zorda kalmış çaresizlere çare olmalıyız.
Bu kitapta çok acı var ve kimseden çare bulamayan insanların hazin sonları var. İşte böyle insanların ellerinden tutmalıyken bizim yaptığımız onlara deli muamelesi yapıp yanımıza bile yaklaştırmamak.
Bu kitap bana çok şey öğretti. Ölümü her zaman hatırlarım ama ne kadar az hatırladığımı da öğrenmiş oldum sayesinde. İmkanınız varsa alıp okumalısınız. Her insanın kitaplığında bulunması ve tekrar tekrar okunması gereken muazzam bir kitap...

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Sabri Genç
Tam adı:
Mehmet Sabri Genç
Unvan:
Yazar
Doğum:
Gaziantep, Türkiye, 1983
Mehmet Sabri GENÇ, 1983 yılında 16 kardeşin (altısı vefat etmiştir) sonuncusu olaracak Gaziantep’te dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Departmanı’nda ve Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. Buradaki öğrenimini yarıda bırakarak, eğitimini yurtdışında sürdürmeye karar verdi. Avusturya Salzburg Paris-Lodron Üniversitesi Kültür ve İnsan Bilimleri Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisans talebesi olarak Analitik Felsefe öğrenimi gördü (2004–2009). Peter M. Simons, Dale Jacquette, Paul Weingartner gibi mühim filozofların derslerine katıldı. Felsefenin yanı sıra Alman Dili ve Edebiyatı, Deneysel ve Sosyal Psikoloji, Sosyal Ontoloji gibi alanlarla da ilgilendi. Alman Edebiyatı’ndan bazı çeviriler yaptı. Yüksek lisans tezini, psikoloji felsefesi çerçevesinde, „Franz Brentano’da Yönelmişlik Teorisi“ [Theorie der Intentionalität bei Brentano]başlığıyla yazdı. Sosyal felsefede irade serbestliği [libertas voluntatis]sorununu irdeleyen ‘Aptal Puma Sendromu’ teorisinin müellifidir. Çevirileri, güncel yorumları, yazıları, makaleleri yurt içi ve yurt dışında çeşitli mecmua ve gazetelerde yayınlanmış olup; „Şey ve Tan“ (1. Baskı 2008, 2. Baskı 2014), “Karekök Hayat” (1. ve 2. Baskı 2014, 3. Baskı 2015) adlı iki telif kitabı, bunun yanı sıra „Sorun Çağı ve Anatomisi / Çağımızın Felsefece Teşrihi“ (1. Baskı 2009, 2. Baskı 2011, 3. Baskı 2015), „Deniz ve Kâşiflik“ (1. Baskı 2011) isimlerini taşıyan neşredilmiş iki derleme kitabı vardır. Uluslararası Franz Brentano Topluluğu, Salzburg Felsefe Topluluğu, Viyana Kültürlerarası Felsefe Topluluğu üyesidir. Mayıs – Eylül 2009 tarihleri arasında King’s College London (Londra Üniversitesi King’s College) Felsefe Bölümü’ne araştırmacı olarak davet edilmiştir. 2012 yılında bir süreliğine Amerika’ya giderek Harvard, Princeton, MIT (Massachusetts Institute of Technology), Boston College, George Town ve Teksas Arlington Üniversitelerinde bir dizi konferanslara ve çalıştaylara katılmıştır. Viyana Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde, Prof. Dr. Franz Martin Wimmer’in danışmanlığında “İbn Haldun’un Asabiye Teorisi ve Kitlesel Yönelmişlik / Kitlesel Yönelmişlik Teorisi, Asabiye’nin Evrimi mi?” başlıklı doktora tezi çalışmalarını yürütmektedir. En büyük ideali, memleketi olan Gaziantep’te felsefî bir kültürün oluşturulması ve yaygınlaşması olan Mehmet Sabri Genç, yurda dönerek Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün kuruluş ve oluşum sürecini başlatmış olup Öğretim Görevlisi olarak görevine devam etmektedir. Bugüne kadar Gaziantep Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerinde; Kültür Felsefesi, Siyaset Felsefesi, Bilim Felsefesi, Klâsik Mantık, Sembolik Mantık, İletişim Felsefesi, Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi, Etik, Felsefeye Giriş, Felsefe Tarihi, Estetik ve Psikolojiye Giriş derslerini vermiştir. Gaziantep Üniversitesi’nde çeşitli fakültelerde derslere girmeye devam eden Mehmet Sabri Genç Gaziantep’te yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 165 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 84 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.