Mehmet Sait Yıldırım

Mehmet Sait Yıldırım

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
12
Okunma
·
4
Beğeni
·
134
Gösterim
Adı:
Mehmet Sait Yıldırım
Unvan:
Yazar
Genellikle 'uygarlık' öncesi dönemler için 'barbarlık çağı' denilip geçiliyor. Oysa insanlığın barbarlıktan önce bir 'vahşet dönemi' yaşadığı unutulmamalıdır. Vahşet çağlarının tipik özelliği ise, insanın kendi ölü hemcinslerini yemesidir. İşte ölülerin gömülmesi, ölüye saygı bilincinin gelişmesi, aynı zamanda vahşet döneminin sona ermesi, insanlığın vahşetten barbarlığa geçiş aşamasının da ifadesi oluyor.
... parmak basılan gerçeklik, içinde bulunduğumuz bu kaos aralığında, bir değişimin zorunlu olduğu, arayış içinde olan insanlığa mevcut kapitalist uygarlığın ve bu uygarlığın önde gelen aktörlerinin bir çıkış yaptırma yetenek ve olanağına artık sahip bulunmadığıdır.
Kürdistan'da egemen olan resmi ideolojilerin temel iddiası, kürt denen bir olgunun olmadığıdır. Bunun aksi en küçük bir söylem veya iddia, en ağır suç olarak kabul edilmiştir. Kürt olgusunu kendi ideolojik politik çıkarları doğrultusunda ele alan Türk, Arap ve Fars egemenlerinin oluşturduğu statükoya göre Kürt yoktur "Dağ Türkü", "Yemen Arabı", "Fars soylu topluluk" vardır.
... çağı doğru kavrayıp geleceğin rotasını yetkince belirleyebilmenin neredeyse olmazsa olmaz kabilindeki bir koşulu doğru bir tarih bilincine sahip olmaktır. Yeni, daha bilimsel, daha gerçekçi, egemenlerin mitolojisi olmaktan kurtarılmış ve aynı zamanda adaletli bir tarih anlayışına ve yaklaşım yöntemine ihtiyaç olduğunu düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle Kürt halkı gibi, çağın kendisi hakkındaki yargısı yok sayma ve inkâr olan, bütün tarihsel zenginlikleri yağma ve talan edilen bir halkın mensupları için bu ihtiyaç çok daha yakıcı bir zorunluluktur.
"Tarihçinin üzerinde çalıştığı geçmiş, ölü bir geçmiş değildir, belli bir anlamda bugün hâlâ yaşayan bir geçmiştir...
Geçmiş bizim için bugünün ışığında anlaşılabilir ve bugünü tümüyle geçmişin ışığında anlayabiliriz. İnsanın geçmiş toplumu anlamasını ve bugünün toplumuna daha çok egemen olmasını sağlamak tarihin çifte işlevidir."

- E. H. Carr
Gelecek arayışı her zaman olduğu gibi, aynı zamanda bir geçmiş arayışıdır; insanlığın kendi köklerine, köklerinin mümkün olan en uzak derinliklerine doğru yaptığı bir arayıştır. Çünkü bütün canlılar gibi, insanlık ve uygarlıkta ancak kendi kökleri üzerinde filizlenebilir ve ancak kendi kökleri üzerinde yeni bir yaşam inşa edebilir.
Her ne kadar uygarlaşmanın diğer bir adı medeniyet (arapça şehir düzeni) ise de, yol açtığı temel sorunlar açısından şehir ve şehircilik, uygarlığı en çok tehdit eden düzen yaşamının, ama aynı zamanda toplumun da temel kaynağı durumundadır. Uygarlığın adı ve sembolü olduğu kadar, temelini çürüten kaynağıdır da...
İnsanın ve tarihin gerçek anlamda başlangıcı; kronolojik açıdan, Neolotik Tarım ve Köy Devrimi'nin başladığı tarih olan M.Ö. 12 ile 10 bin civarına tekabül eder; mekanı Ortadoğu bölgesi yani "Altın Hilal"dir.
464 syf.
·Puan vermedi
Müthiş bir inceleme, ağırbaşlı bir anlatım ve sade bir dil. Halen daha tutuklu bulunduğu cezaevinden eserlerini bekliyorum. Öldükten sonra değeri anlaşılacak bir duayen. Bu kitap bi ara toplatılmıştı. Toplatılmíş olması ayrı bir mana katiyor kendine. Sümerlerden hurilerden birçok mezopotamya uygarliklarindan bahsederek kültûr kavrami uzerinde geleneksel olmayan bir üslup ile durmuş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Sait Yıldırım
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 2 okur okuyacak.