Mehmet Ulusel

Mehmet Ulusel

YazarÇevirmenTasarımcı
7.5/10
253 Kişi
·
424
Okunma
·
0
Beğeni
·
72
Gösterim
Adı:
Mehmet Ulusel
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
96 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Mavi Sakal, İsviçreli yazarın son romanı, daha çok günlükleri ve tiyatro oyunlarıyla ünlü ve bu özelliği, kitabın formu her ne kadar roman diye belirlense de, bu eserine de sirayet etmiş. Adını Perrault’un aynı adlı masalından almasının sebebi, baş karakterin defalarca evlenmiş ve eski eşlerinden birinin cinayete kurban gitmiş olması. Soruşturma sürecinden çok, yargı sürecini anlatması, eylemle kanıtlanamamış suç karşısında, modern toplumun ahlaki açmazları ve kişinin kimlik sorunsalı üzerine kurulu. Bir anlatıcıya sahip olmayan, tanık, savcı diyalogları, nadiren de yargılananın anlar/anılar şeklindeki silik kafa sesinden oluşan akış, hakimiyet ve takip açısından rahatsızlık verici. Ve bu özelliğiyle de, yazarın ustalık sahası olan tiyatro ile benzeş. Hem zaman, hem “tanık” figürü değişken sekmeler halinde. Birinci eş şahitliğinden, üçe geçerken, henüz birincinin bittiğini idrak için bir es istiyor. Yazarının olgunluk ve ustalık çağı ürünü olmasını, okurken zaten hissediyorsunuz. Üsluba sinmiş bir rahatlık ve dinginlik var. Baş karakterin, soğukkanlı duruşu, tüm hayatı altüst olurken, olanlara neredeyse tepkisiz tavrı enteresan.
Açıkça ben alırken, cüssesinden ötürü, çanta kitabı olarak düşünmüş, lakin kalabalık yerlerde okuduğumu anlamakta zorlanınca evde bitirmiştim:) Yayınevinin çeviri ve baskı konusunda temiz olduğunu söyleyebilirim. Saygılarımla..
80 syf.
·1 günde·5/10
Gelelim Nursel Duruel'in almış olduğum "Geyikler, Annem ve Almanya" adlı ikinci kitabına.
Bu da diğer kitabı gibi kısa bir süre de bitti. İçinde yine toplamda 8 adet öykü mevcut ve yazarımız bu kitabı ile 1981'de Akademi Kitabevi Öykü Ödülü'nü ve 1983 Sait Faik Hikaye Armağanı'nı almış.
İnsanın iç dünyasını güzel bir dille anlatmayı başaran bu öykülerinde genel olarak kadın karakterlerin baş role sahip olduklarını görmekteyiz. O kadınların iç dünyalarını öykünün konusu içinde anlık olarak anlatmakta ama bu anların konuya etkilerini bulmak konusu biraz bize bırakılmaktadır. Bir iki öyküsünde ise direkt olarak konunun ne olduğunu anlayıp bulmak, "Yazılı Kaya" kitabındaki gibi yine tam olarak bize kalıyor. Sanırım biraz şiirimsilikten oluyor bu konuların net olmamaları durumu yada "İyice okuyun, düşünün ve anlamaya çalışın ne anlatmak istediğimi !" diyor yazar.
Beğendiğim öyküsüne gelince ise kitaba da adını vermiş olan ve bir çocuğun ağzından anlatılan öyküsü oldu. Hatta öykünün içindeki geyikler kısmını çok samimi ve tatlı buldum.
308 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Çok severek okuduğum bir kitap oldu İşin Aslı Judith ve Sonrası. 20.yüzyıl başlarında Orta Avrupa’da yaşayan bir çiftin hikayesi. Kitapta olaydan ziyade insanların içsel, duygusal dünyalarına yolculuk var ve bunlar sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk ediyor bol bol. Fakat son derece akıcı, hem içine alan hem de kolay okunan bir kitap. Çok doğru ve vurucu tespitler var kitapta. Ama salt bir aşk romanı da değil. O dönemin sosyal sınıflarını ve bunların insan ilişkilerine etkisini çok hoş bir şekilde aktarmış yazar. Tavsiye edeceğim bir modern klasik.
80 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Nursel Duruel'in temiz bir dili var. Öyküleri ise ince, hassas yerlere dokunan izleklerde. Yazarın oluşturduğu üslup benim için biraz fazla duygusal. Öyküler ise yer yer fazlalıklar taşıyor. Belki yazarın Yazılı Kaya'sını da okuyup bütüncül bir yaklaşım geliştirmek gerekir.
Ben kitabı bir arkadaşımın armağanı ile ilk baskıdan okudum. Kitabın ilk sayfasında "1987, Kadıköy, Koray" diye bir not vardı. 32 yıllık bu yazı kitabı benim için zaten oldukça özel kılıyor.
160 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Faruk Duman'ın son eseri ve ikinci başyapıtı Kaptan Kanca, bir yıl önce basılan ve hem Orhan Kemal hem de Cevdet Kudret en iyi roman ödülü alan Sus Barbatus!'un bıraktığı yerden devam ediyor: kar, ovalar, hayvanlar, çakallar, kurtlar ve her yer, her yanımız orman; hem dil, hem orman.

Bir Faruk Duman kitabı okumaya başlayan bir okurun eline yüzüne, gözüne değecek ilk şey bu ormanın yaprakları olacaktır: bu yapraklar, kökleri toprakta sürünen, direnen bir ağacın eline dönüşmüştür; çakal patilerinin odada bıraktığı izler, ya da bir kırlangıç sesi olmuştur, ya da uykulu bir ayının ormanda yürüyüşüne polis ve asker sesleri, ve KAPTAN KANCA'nın ya da JULİA'nın sözleri de karışır burada. Artvin'de avcılardan dinlediği hikâyelerden sonra bütün o geniş, uçsuz bucaksız, derinlemesine ya da sığ, engebeli ve düz akan topraklarda bir anlatı ovası gören yazar, bunca yılın edebi yetkinliğiyle bir kez daha dilini kıvrak, kıpır kıpır anlatmak için kullanıyor ve bütün Faruk Duman edebiyatı içerisinde ilk kez böylesine yalın, sade, hakikaten berrak bir dille yazarın seneler boyunca kurmaya çalıştığı kendi özel dilini, cümle dizimini de en etkileyici haliyle karşımıza getiriyor: doğaya, ormana, hayvanlara, yaşamaya ve ölmeye dair bu güzellemenin, edebiyat güzelliğinin hakiki tadını almak için kesinlikle yazarın öncelikle diğer eserleri okunmalı ve yazarın son eserinde seçtiği sadeliğin tadı öyle çıkarılmalı, çünkü ilk kez bu eseriyle Faruk Duman okuyan bir okur yazarın dil ormanı hakkında yanlış izlenimlere kapılabilir. Kaptan Kanca'da senelerce sürmüş orman gezilerimizin, pars izlerinin kötü niyetli avcıların dolaşmalarına karıştığı zamanların ardından bütün soğuğuna, bütün kötü niyetlilere, yanlış anlamalara rağmen ormanın artık berrak, aydınlık, açık seçik belirişini görüyoruz. Belki de biz artık, hakikaten bu ormanda yaşıyoruz. Bu ormanda: dilin böylesine akabildiği, kurabildiği, durup yeniden başlayabildiği bu yerde. Benim için sadece Cortazar'da görebildiğim bir hayret duygusuyla, bu akıp giden, bu sakin ve bu çağlayan dil, Faruk Duman'ın dili, bize bu ormanda yaşadığımızı anlatıyor. Parslar, kırlangıçlar, yapraklar ve ağaçlar, biz hepimiz bu ormana aitiz. Ve burası, hakikaten bizim evimiz. Bu orman. Ve bu dil.

Kaptan Kanca'yı bütün edebiyat severlere öneriyorum.
MUTLAKA.
88 syf.
·Puan vermedi
Kafka'nın vasiyetidir Dönüşüm'ün kapağında herhangi bir böcek tasvirinin olmaması. Vasiyetiyken neden birçok yayınevi böcek tasvirini kullanmış bilinmez fakat eğer kitabı almayı düşünüyorsanız buna dikkat etmenizi ya da çevrenizle bu bilgiyi paylaşmanızı rica ederim.

Dünya Edebiyatının en ünlü giriş cümlelerinden birine sahip bu kitap, "Gregor Samsa bir sabah huzursuz uykusundan uyandığında kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş buldu." Dönüşmek, üstelik bir böceğe dönüşmek o kadar ürkütücü geliyor ki. İnsan ruhuyla, insan duyguları ve düşünceleriyle bezenmiş bir böcek... Ne kadar yalnız ve anlaşılmaz hisseder kim bilir, sesini ne güçlüklerle duyurmaya çalışır..

Kafka öyle bir yazar ki, bir böcekle empati kurdururken aynı zamanda bir böceğe dönüşen insanla empati kurmamıza imkan sağlıyor. Bir ailenin bile hareketlerinin menfaatle şekillenebileceğini gösteriyor.

Daha önce Kafka okumadıysanız ya da Kafka okumak istiyorsanız Dönüşüm ile başlayabilirsiniz, iyi akşamlar, iyi okumalar.
104 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Farklı sınıflardan gelen Edward ve Florance, cinsel tabuların güçlü olduğu bir dönemde ilk gecelerini tutku, şehvet, korku, utanç arasında geçirirken, trajik bir sona doğru sürükleniyorlar.Sabırsızlık ise en büyük düşmanları oluyor.
1962 yılında balayına çıkmış bir çiftin birkaç saat süren evliliğini anlatan Sahilde , kısacık ama etkileyici bir kitap.
103 syf.
·2 günde·7/10
Sadece sekiz saat süren bir evliliği anlatıyor. İki bireyin de birbirlerine karşı duydukları soru işaretlerini, aile hayatlarını, yetişme tarzının aslında bireyin tüm hayatını aslında nasıl etkilediğini çok rahat bir şekilde görmenize yardımcı oluyor. Altmışlarda geçiyor roman bu sebeple dönem şartlarını göz önünde bulundurarak okumanızı tavsiye ederim. Edward ve Florance kahramanlarımız. Balayılarının ilk gününü konu alıyor...
Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Anlatımında öyle bir yol izliyor ki sizi neye götüreceğine büyük bir merak duyuyorsunuz.
104 syf.
·Beğendi·9/10
Incecik ama içi dolu dolu bir kitap. Henüz kendini tanımayan ama birbirlerine aşık olduklarından emin olan iki gencin hikayesi. Sonu cok cok beklenmedik ve hüzünlü... Ian McEwan her zamanki gibi cok güzel yazmis, ilknur özdemir çok güzel çevirmiş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Ulusel
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 424 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 358 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.