Mehmet Yılmaz

Mehmet Yılmaz

YazarÇevirmen
8.1/10
144 Kişi
·
5
Okunma
·
0
Beğeni
·
202
Gösterim
Adı:
Mehmet Yılmaz
Unvan:
Dr. Akademisyen, Yazar
Kilis Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz
Bulmadım cahanda doğru yârı men,
Onun üçün çağırıram haray men,
Ne ġuyu ġazmışam, ne düşerem men,
Doğruya zaval yox, od düşse yaxmaz.
Mehmet Yılmaz
Sayfa 116 - Zemge Yayınları
80 syf.
·8/10
İnsan psikolojisinin tahlillerini ustaca gerçekleştiren Dostoyevski’den, gencecik bir kızın hüzünlü hikayesi.

Annesini ve babasını kaybetmiş, yapayalnız bir genç kıza ‘zaten muhtaç’ gözüyle bakıp, evlilik teklifi eden ve genç kızın bunu geri çeviremeyeceğini bilen bir adam. Kitabın ana konusu bu. Çok kısa süren bir evlilik. Genç kızın sonunu getiren evlilik. Ve onu aslında hiç anlayamamış, hiç anlamaya kalkışmamış olan kocası.

Hatta o kadar anlayamamış ki;

“Bilmiyorum benden nefret ediyor muydu, etmiyor muydu? Nefret ettiğini sanmıyorum. Çok tuhaf neden bütün kış bir kez olsun benden nefret ediyor mu sorusu aklıma gelmedi?” diye soruyor kendine.

Karakterin düşüncelerini okudukça, biraz daha nefret ediyorsunuz. Ve hatta insana olan güveninizi bir tık sarsıyor bu karakter. Çünkü hep genç kızı çok sevdiğini düşünüyor, ona aşık olduğunu. Ama aklından geçen düşünceler bir delininkiyle eş değer sanki.
Mesela; “Aksine benim gözümde öyle yenik düşmüş, öyle aşağılanmış, öyle ezilmiş bir haldeydi ki, her ne kadar arada bir onun aşağılanması düşüncesi müthiş hoşuma gitse de, bazen ona çok açıyordum. Eşit olmadığımız düşüncesi hoşuma gidiyordu.” Açıkçası bu oldukça hastalıklı bir düşünce biçimi. İnsanın söylediği ile düşündüğü arasında ki uçurum gerçekten çok tuhaf.

Kısaca Dostoyevski’nin kalıplaşmış tarzını bu eserinde de görmekteyiz. Bir solukta okuyabileceğiniz, kısacık bir kitap. Tavsiyedir, keyifli okumalar.
80 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Şüphesiz Rus klasikleri deyince aklımıza ilk gelen isimdir Dostoyevski. Benim de en sevdiğim yazarlardan biridir. Onu daha çok Suç ve Ceza, Budala, Kumarbaz gibi eserleriyle tanıyor olabilirsiniz ama bana kalırsa Uysal Kız'ı da en az diğerleri kadar önemli bir yer tutuyor yazın hayatında. Genelde eserlerini "günlük" şeklinde ele alan yazar, bu eseri uzun öykü şeklinde yazmış. Ayrıca yazar hikayeyi son derece gerçekçi bulsa da onu "fantastik bir öykü" olarak adlandırmış. Bunun nedeni ise hikayenin bir stenograf tarafından yazıya dökülmüş olması varsayımıymış. Yazar burda Victor Hugo'ya da atıfta bulunmuş. Bir İdam Mahkumunun Son Günü adlı eserde, Hugo da aynı tekniği kullandığı için. Dostoyevski diyor ki "Hugo bu fantastik varsayımını hayata geçirmeseydi, bütün yazdıkları arasındaki en gerçekçi, en samimi eserini ortaya çıkaramazdı." Belli ki kendisi de Hugo'dan ilham alarak böylesine gerçekçi ve güzel bir öyküyü bizlere sunmayı başarmış.
80 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Evlilik ne geçmişte ne de günümüzde sadece sevilen insanla bir ömür beraber olma amacıyla kurulan bir bağ değil. Kadınların eziyet gördüğü, hor görüldüğü, sığıntı gibi yaşamak zorunda kaldığı ailelerinden kaçış yolu olarak gördüğü resmî bir “kurtuluş yolu”. Erkeklerin ise sahip olma, kendisine parasız ve süresiz bir “hizmetçi edinme yolu”. Bu düşüncelerle yapılan evliliklerde anlaşmazlıklar, birbirini yaralayan ruhlar, kavgalar, evlilik çatısını bozmadan başka arayışlara girmeler kaçınılmaz oluyor. Hele bir de arada yaş farkı çoksa tarafların hayatı birbirine zindan etmesi, birinin pes etmesi ya da bir kaçış yolu bulmasına kadar sürüyor.

Dostoyevski bu öyküsünde böyle bir evliliğin taraflarından olan kırk bir yaşındaki bir rehinci ile on altı yaşındaki bir kızın evliliğini anlatıyor. Tek taraflı anlatılmış hatta rehincinin kendini haklı çıkarma çabaları da ön planda ama okuması çok keyifli ve akıcı. Hatta okurken bana biraz Zweig’ın novellalarını hatırlattı. Can Yayınlarından çıkan bu kısa klasik için kitaplığınızda yer açın. Keyifli okumalar.


https://www.instagram.com/...igshid=1mcehazfp3rn5
80 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Uysal Kız'da anlatılanlar bir gazete haberindeki gerçek bir olaydan yola çıkmakla beraber Dostoyevski'nin kendisinin de belirttiği gibi tümüyle düşsel boyutlara da uzanıyor..
Karısının cansız bedeniyle karşı karşıya kalan ana karakterin çaresizlik, pişmanlık ve vicdan azabı içinde bütün yaşadıklarını ve karısıyla olan ilişkisini sorgulaması üzerine şekillenen bu uzun öyküyü beğenerek okudum..
80 syf.
·1 günde
Dostoyevskinin tərzini sevirəm. Kitabı çox bəyəndim. Əsərdə hadisələrin günahkar obraz(mənim gözümdə) tərəfindən danışılması əsərin mistikasını qoruyub saxlayır. Sonda düşündüm ki, kaşki əsər qısa olmayaydı. Hadisələrə bir də digər obrazın gözündən baxardıq. Belə isə hər şey oxucunun öhdəsinə qalır. Qarşı tərəfin niyələrini başa düşmək üçün hadisələri yenidən düşünməli olursan.
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yazarımızın uzun öykü şeklinde yazdığı bu kitap kendisi tarafından fantastik bir öykü olarak da adlandırılmış. Böyle adlandırmasının sebebi ise metnin bir stenograf tarafından yazıya dökülmüş olması varsayımı olarak belirtilmiş yazar tarafından. Tıpkı Victor Hugo'nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü gibi..
Hikayemize gelecek olursak; intihar eden bir kadının masanın üzerinde yatan cesedine bakarak kocasının kendi içinde yaptığı çeşitli sorgulamalar, tahliller, hatta psikolojik analizlerden oluşuyor. Kendinizi o kocanın yerine koyun, hem panik halinde hem de kafasında sürekli "neden?" sorusu dönüyor. "Neden yaptı bunu?" Aslında kadın boş yere intihar etmiyor, içten içe bunu kocası da biliyor aslında ama adam kafasını, düşüncelerini bir türlü toplayıp bunu bir nedene konduramıyor.
Çeşitli geriye dönüşlerle, psikolojik tahlil ve analizlerle gayet başarılı bir uzun öykü olduğunu düşünüyorum. Hem kadının hem kocasının iç dünyalarını bu analizler sayesinde anlayabiliyoruz. Tavsiye midir? Elbette!
80 syf.
·10/10
Tek kelimeyle harikaydı. Okurken heyecan ve gerilim o kadar yüksekti ki kitabın nasıl bittiğini anlamadım. Pişmanlıklar,çaresizlik durumu, aşk ve karakterlerin ruh halleri çok iyi yansıtılmıştı. Mutlaka okuyun derim.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Herkese merhaba ve iyi akşamlar.
Dostoyevski'nin okuduğum uzun hikaye tarzında yazılmış ,sayfa sayısı olarak ince olan kitabıyla karşı karşıyayız. Çok beğendiğim ve hemen bitirdiğim bir kitap oldu. Olaylar hızlı geliştiği için elinizden bırakamıyorsunuz. 16 yaşındayken yaşlı bir adamla evlenmektense,henüz tanıyamadığı 41 yaşında Goethe'den alıntılar yapan rehinciyle evlenmek kızımıza daha mantıklı geliyor ve evleniyorlar. Sorunlarda burada başlıyor zaten. Yanlış bir evlilik ve sonrasında ödenen ağır bedeller, huzursuzluklar... Mutlaka okuyun.
80 syf.
·Beğendi·8/10
Uzun uğraşlar sonucu aşık olduğu, 16 yaşındaki bir kıza evlenmeyi kabul ettiren bir rehincinin duygularının derin bir şekilde anlatıldığı bu romanda: Evlendiği karısıyla başlarda kötü araların sonraları -düzeldiğini sandığı sırada- karısının intiharı üzerine kendini suçlu bulup, sorgulaması üstün psikolojik çözümlemeler ile, Dostoyevski’nin kaleminden bizlere anlatmaktadır.
80 syf.
·9/10
"Başın Sağolsun."
Bizim iki kelimeye sığdırdığımız anı, insanlar bir ömürlerine sığdırıyorlar.

Hayatımızda bazı sahneler de bir giden ve bir kalan vardır. Etrafında birkaç dinleyici ya da okuyucusu olur. Sonra bir sessizlik oluşur ve ardından "Gidene mi birşey oluyor, kalana mı?" diye bir iç hesaplaşma. Hayatımızın her evresinde bu sorunun yanıtını arıyoruz. Bu sorunun yanıtı için kaç kitap, şiir yazıldı, kaç film oynadı, kaç tecrübe yaşandı, yaşanılıyor ve yaşanacak ...

İki beden, iki ayrı iç hesaplaşma ve ortak bir hayat. Geride kalan bir adam, bütün cesareti ve ruh hali ile kayıp bir kadın ve birkaç görgü tanığı. Kendi içerisinde gerçekleşen sevgi hesaplaşması, kurtardığını zannettiği bir hayat, kendisi için doğru zannettiğini aldığı kararlar ve sonuçları.

Uysal kelimesi. Bazılarımız bu kelime ile yaratılmıştır ama bazılarımız içinde "Büyüdükçe uysallaşır." kalıbı ile tanımlanır. İçimizdeki iyi ya da kötü duygular dışarıya yansıdığı zaman hemen bir kalıba sokuluyoruz ama gerçekten içimizdeki yaşananları, yıpranmışlık payımızı, neden- nasıl bu hale geldiğimizi kim öğrenmek istiyor?
Sevgili olay kahramanımızın da bir görüşü var bu konuda: "Uysallığı, yine de ona engel oluyordu. Böyle bir kadın çılgına dönüp ölçüyü kaçırsa bile, yalnızca kendi kendine kurup kendi kendini tahrik ettiği, kendi saflığı ve utangaçlığıyla baş etmenin mümkün olmadığı çok açık görülür. Bundan dolayı da böyleleri bazen ölçüyü fazla kaçırdıklarından gözlerinize inanamazsınız. Oysa ahlaksızlığı alışkanlık haline getirmiş bir ruh, tam tersine, hep alttan alır, daha da iğrencini yapar ama bunu üzerinizde üstünlük kurma hakkı varmış gibi uygun bir biçimde ve nezaketle yapar." diye tanımlıyor.

Siz peki iç hesaplaşmalarınız bittikten sonra giden mi olacaksınız, kalan mı?

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Yılmaz
Unvan:
Dr. Akademisyen, Yazar
Kilis Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz

Yazar istatistikleri

  • 5 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.