Melek Elif Eren

Melek Elif Eren

Çevirmen
6.0/10
107 Kişi
·
320
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yorum yapan herkesin gittiği kıyaslama yolundan gidersek Elli Ton serisi ile gerçekten benzeyen yerleri var, bazı yerlerde cümlelere kadar varan... Ama bir yandan da o kadar dallandırıp budaklandırmıyor, uzattıkça uzatmıyor. Bence zaten Elli Ton serisinden daha fazla seveni olması bu yüzdendir, Elli Ton çok seks, Havada ise orta seviye diyelim.

Kendi kişisel kıyaslama olmayan yorumum ise; çok iyi bir kitaptı. Okurken sıkılmadım, okuyamadığım zamanlarda merak ettim. Az sayfa olması da bir çırpıda bitirmemi sağladı. Tek sorun ana karakterler arası bir flört göremedim. Olmaaaaaazz, içimdeki Türk Kızı çok üzüldü :) Sen onca yıl kendini tut, tut, tut sonra ikinci kez gördüğün birine hoppala paşam malkara keşan, vur kırbacı kolonlar inlesin :D

Ayrıca genel olarak erotik kitaplarda ki bu sadist, mazoşist ilişki furyası nedir allasen? Adamlar elinde ıslak odunla geziyor, kadınlar "vur banağğ" diye dolanıyor. Neyse, herkesin popisine kimse karışamaz :)
Bu sitedeki bu kitaba dair tüm yorumları okudum ve şimdi onlara da dayanarak kendi yorumumu yapacağım.

Bu kitap BDSM içeriyor. Bunda zaten kitabı okuyan herkes hemfikir. Ama sıkıntı şurada. Neden kalkıp Gri serisiyle bu seriyi kıyaslama gereği duyuyorsunuz? Ben bütün aynı tarzda kitapları birbiriyle kıyaslasam piyasada orijinal kitap kalmaz. Ve özellikle bu türü kendi türünde ilk patlak veren kitapla kıyaslıyorlar. Yapmayın. Griden önce de böyle kitaplar vardı. Sadece Gri bu konuda sağlam bir reklam pazarı sayesinde ve her bölümünde BDSM içerdiği için piyasada adını duyurdu. Onun dışında bence grinin elli tonu kıyaslama yapılacak kadar iyi bir seri değildi. Benim için illa bir tür üzerinden kitap kıyaslaması yapılacaksa bu kıyaslanacak kitap gerçekten türünün en iyisi olmalı. Gri de iyi evet ama o olmasa da böyle bir tür ortaya çıkacaktı zaten. Başı o kitap çekti diye illa hep onunla kıyaslama yapmak tamamen gereksizlik.

Ama şimdi yorumlardan yola çıkarak Gri üzerinden değinmem gereken bir iki nokta var.

Christian Grey, bu kitaptaki James karakterinin yaptıklarının yanında sönük kalmış. Malum cümleyi görünce açıkçası aynı kitabı okumadığımızı düşündüm. James, Christian'ın tırnağı dahi olamaz. Gerçekten James karakterinde ne görüp bunu yazdı bilmiyorum.

Kitapta çok fazla BDSM varmış ve gençlik bu yüzden böyleymiş. Böyle derken gençliğin nesini beğenmemiş anlamadım. Madem gençlik bir kitap türüyle kolayca bozuluyorsa, bozulsun. Kan beynime sıçrıyor böyle yorumları görünce. Sanki kitabı eline tutuşturup zorla okuttuk. Okuma arkadaş. Sektörde bir sürü farklı türde kitap var. Bilmiyorsan açar interneti öğrenirsin bdsm dışında hangi türlerin olduğunu.

Ay neyse ben böyle devam edersem iyice kıyameti koparacağım. Kendi yorumuma geçiyorum.

James, beni üzdün tatlı çocuk. Tamam çok açık yaklaştı, aslında fazla da belli değildi ne istediği. Genelde romantik tarafını gördük. Ve hayır bu türde en sert adam o değil kesinlikle değil. Hatta şu ana kadar okuduğum kitaplarla karşılaştırırsak, ki buna Bay Grey de dahil, fazla sevimli kalıyor. Okuyanlar iki kırbaç bir halat, kelepçe görünce "Ooo ağır mazoşist" demişler ama yok. İnanın ki yok. Adam kadın zarar gördü diye kendisini günlerce tuttu daha ne diyeyim spoiler mı vereyim onu mu istiyorsunuz?

Bianca, kitapta beni fazla sinirlendirmedi. Hatta kızı sevmiştim. Ama bir noktasına aşırı canım sıkıldı. Takıldığın adam ünlü bir iş adamı. "İş adamı" diyorum bak zaten "Ünlüydüm her yerim para" duruşu var adamda. Yani kızım anladık internetle aran yokmuş ama sanki her gün hayatına böyle bir adam giriyormuş rahatlığıyla nasıl araştırma yapmazsın? Sinir damarım da tam orada atmaya başladı zaten. Bir de diyor ki "İnternetle aram olmadığını düşünürsek bu affedilebilir bir durum." Hayır bence affedilir bir yanı yok bu durumun. Bir puanı sırf bu yüzden kırdım.

Bu kitap bana biraz fragmanmış gibi geldi. Ya da son zamanlarda bu türde fazla kitap okuduğum için biraz sönük kaldı. James için beklentim yüksekti. Ha beklentimi karşılamadı mı? Aslında karşıladı. Ama unutamayacağım karakterler listeme daha giremedi. Kendisini fazla açamadık. Yazarın bu işi diğer kitaplara sakladığını düşünüyor ve sabrediyorum.

Serinin diğer kitaplarını da okuyacağımı düşünürsek kitap beklentilerimi yeterince karşılamış. Bu türü seviyorsanız bence şans verebilirsiniz. Ben dün başladım, gece dayanamayıp birkaç bölüm daha okumak için uyandım ve sabah kalkınca kahvaltıda bitirdim. Yani bence akıcılığı konusunda bir sıkıntı yaşamadım. Ha tabi kitapta "Ne zaman aksiyon olacak?" diye merak ettiğim için de kitapta hızlı ilerlemiş olabilirim. Ama yine de pişman değilim. Tabi diğer kitaplarda beklentimi daha düşük tutacağım, belki o zaman daha çok severim. Bu arada yan karakterlere aşık oldum. Yazar tüm karakterleri güzel yazmış. Bölüm başlıklarını sevmedim. Hatta itildim. Sürekli Bay Mükemmel, Bay Sahiplenici, Bay şöyle, bay böyle diye diye gidiyor ve bir noktada içim şişti. Okumamak için direndim ama yok gözüm kaydı durdu bölüm başlıklarına. Bir puan da oradan gidiyor. Diğer puanlar da beklentimi tam karşılamadığı için gitti.

Son olarak tüm olumsuz yorumlara rağmen okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Seriden anladığım kadarıyla LA ve Vegas'da insanlar 1,70 cm den asla kısa değiller :) Yazarın boyla bir takıntısı olmalı, bir kitapta başka neden her yan karakterin bile ilk boyu belirtilir ki?

Ben genel okuyucunun aksine James'e daha sinir oluyorum. "Karun kadar zenginsin, maşallah yazarın gözümüze soktuğuna göre baya yakışıklı, karizmatik bir abimizsin. Ne işin var bu geçimsizin yanında Allasen?" diye bir çıkışım var ki görmelisiniz :)

Olay yoktu, sıkıcı ilerledi. İçimizdeki entrika açlığını azıcık yemledi. Bir de şu seks anlatımlarında midemize oynamasa! Arkadaşım nasıl bir hayal gücün var senin? Nedir bu hortumla döverim, kırbacı şaklatırım, tavana kulaklarından asarım rüyası?
Eh aşkın herkese aynı geleceğini söyleyende yoktu zaten :) Ben aşk olunca şefkat arıyorsam bu benim sorunum, yoksa James aşık oldukça kadını kırbaçlıyorsa, tavana asıyorsa, ağzını-gözünü bağlıyorsa bana ne :D İlk kez bir kitabın bu kadar iğrençleştiğini gördüm. Bazı kısımlar o kadar iğrençti ki atladım. Son 30-40 sayfası olmasa çekilecek çile değil :)
Şiddetli bir çocukluk geçirmiş Bianca, artık 23 yaşına gelmiş bir kabin görevlisidir. En yakın arkadaşı Stephan bir homoseksüeldir ve Bianca'nın sahip olduğu tek ailedir. James ise yaşı belirsiz oteller sahibi milyarder çocuğumuz... O da ailesini 13 yaşında trafik kazasında kaybetmiş. Adam tam bir BDSM'ci. Bunun neden kaynaklandığını da ailesinin ölümünden sonra bakımı için verilen adamdan kaynaklanıyor. Tacize hatta daha ağırına uğramış bir çocuk. Ama bu yinede onun bu sert eğilimleri olmasına neden değil bence. Çünkü söylemeliyim ki erkek karakteri ne zaman okusam aklıma sadece Gideon Cross geldi ve o da küçük yaşta tecavüze uğramış biri ve Allahtan Gideon'umun böyle saçma sapan eğilimleri yok. Hatta bazı yerlere geldiğimde Christian Grey bile gözüme masum göründü hani. Kadına köle tasması yerine geçen bir şey bile taktı yani! Girişi zaten çok hızlı buldum daha ilk satırları okurken hop bir baktım bunlar zaten ilk görüş olayını atlatmış, tanışmışlar bile.. James karakterini başına gelmiş bir iki olay dışında bilmiyoruz. Yani tam olarak kimdir, necidir belli değil.. En azından Bianca hakkında daha fazla bilgi sahibi olduk. Yazarda çok çakal hani kitabın %70'in bizi uyut sonra kitabın bitmesine 30-40 sayfa kala birden daya aksiyonu ve en olmadık yerde de kitabı bitir. Oldu mu yani şimdi? Umarım Aspendos bizi ikinci kitap için çok bekletmez. Gerçi ben sonuna çok sinir oldum birazdan gider İngilizcesini okumaya başlarım eminim.. Kitaptaki en çok sevdiğim şey Bianca ve Stephan'ın dostluğu idi. Herkese öyle bir arkadaş nasip olsun diyorum. Ama gerçi son sayfalarda James'e kayması sinirimi bozmadı da değil. Yani her ne durum olursa olsun hep Bianca ile olup, O'nu ve aldığı kararları desteklemeli. Neyse, okuyun işte :)

"I'm going to ruin you. I"ll be your first, and I'll fuck you so thoroughly that I'll be your last, too. You won't want any other man after I've gotten my hands on you. Every last inch of you."

Up in the Air serinin diğer kitapları:

1. In Flight - Uçuşta
2. Mile High
3. Grounded
4. Mr. Beautiful ( Erkeklerin gözünden anlatılıyor bu kitapta. 2014 diye gösteriyor yayın tarihi ama kesin tarih elimizde yok daha )
Havada isimli serinin 3.kitabı. Serinin tamamı yetişkinlere hitap ediyor. 3.kitap da aynı şekilde işlenmiş. Seriye uygun bir sondu. Aksiyonu da fena sayılmazdı. Yalnız bu hayatı söz konusu olan kadın karakterlerin başına buyruk hareketlerini hiç anlayamadım, anlayamayacağım da.
Seri bitiremediğimin farkındayım ama bu roman o kadar kötüydü ki yarım bırakmak zorunda kaldım konu çok saçma ve üstün körü yazılmıştı. Ve bu kitap BDSM'ye giriş 101 gibiydi. Bizim o tatlı james olmuş bize vahşi tuhaf bir şey. Üzüm lafın kısası ilk kitapta benden güzel bir puan alsa da bu seriyi önermiyorum. Gidin Elli Ton serisini okuyun.
Kitaba puanım: 1/5
Bu kitabı okurken "nesil neden böyle yetişiyor?" sorusunun cevabının ip uçlarını yakalıyor sanki. Bir yandan TV'lerin empoze ettiği yaşam tarzı, diğer yandan kendini bu tür yozlaşmadan biraz olsun sıyırıpta kitap okumaya veren gençlerin karşılaştığı bu tür eserler. Bu iki kıskacın arasında kalan gençlerin ister istemez işleri çok daha zor. Bu tür dizi, film, ve kitaplarda verilmek istenen mesaj çok net. Asla ulaşamayacağın zenginlikte bir hayatın sana sunduğu kolaylıklar. Bu tür yapımların etkisinde kalan gençlik para, güç ve seks üçlüsü için gözünü karartacak duruma geliyor. Bariz şekilde toplumu sınıf ayrımcılığına iten, paranın dünyada tek geçerli güç olduğunu gösteren bu tür dizi, film ve kitapların artık pirim yapmaması umuduyla...
Uçuşta ve Yükseklerde kitapları güzel olsa da bu kitap ne yazık ki tam bir hayal kırıklığı idi. Yazar da bu seriden sıkılmış olacak ki birçok şeyi oldu bittiye getirmiş.

İlk kitapta James'i sevdim, ikinci kitapta Bianca'yı aşırı şaşaaya boğması yüzünden biraz soğudum, üçüncü kitapta iyice soğudum. Elli Ton serisinde Christian'ın karakteri saçma bir şekilde çok değişmişti ama BDSM'yi tam olarak bırakmasa da artık kıza daha az acı verir olmuştu. James'in hem karakteri değişiyor hem de BDSM olayını çığırından çıkarıyor. Nerede o ilk kitaptaki tatlı aşık, nerede bu sırf kız üzerinde hakimiyet kuracağım diye şiddetin her türlüsünden çekinmeyen adam?

Olaylar çok gelişi güzel anlatılmıştı. Ve kitapta bir şey dikkatimi çekti, yayın evinden mi yazardan mı kaynaklanıyor anlamadım. Bianca, James'in zamanında Jolane ile yapmış olduğu seks görüntülerini izliyor, sonra James izlediğini öğreniyor ve bir yerlere kayboluyor, o sırada araya Japonya'ya yapmış oldukları yolculuktan bazı kesitler geliyor ama kitaba göre bu yolculuğu yapmalarına daha var, sonrasında yine James'in nerede olduğuyla alakalı sahneye geri dönüyor. Yayın evi bile bıkmış seriden.

Sonuç olarak seri iyi başladı ama kötü bitti. Son kitabın faciasından dolayı bence almasanız da olur.
Ben hayatımda bu kadar itici bir kadın karakteri olan başka bir kitap daha okuduğumu hatırlamıyorum! Bianca'yı ilk kitapta tanıma evresinde olduğum için çok fazla yorum yapamamıştım fakat bu romanda karakterin ne kadar sığ olduğunu farkettim. Beni sinirlendiren ilk şeylerden biri James'in duygularını bilmesine rağmen ilişkilerine bir isim koymama konusunda ısrar etmesi. Yani eyvallah aklın karışık olabilir kardeşim ama bu kadar karışık olmaz ki. Bianca'nın bu tutumunun göze bu kadar batmasına sebep olan bir diğer şey James'in aşırı aşık ve kibar davranışlarıydı bir süreden o sonra ona da sinir olmaya başladım. Sen ne biçim dominantsın be?! Bir diğer sinir olduğum şey ise Bianca'nın uçuş ekibinden pek hazzetmediği halde her aktivite de onları çağırması gözüme takılan diğer şeylerden biri.
Bu kitapta cinselliğin çok çok fazla abartıldığını düşünüyorum yani Elli Ton serisine fazla diyenlerin bir de gelip bu romanı okumasını tavsiye ederim tavşan gibiler anam babam hiç durmuyorlar. Bir de bu kitap öbürü kadar akıcı değildi. Yani yazar sırf yazıyor olmak için yazmıştı. Dediğim gibi ben bu kitabı beğenmedim ilk kitabı okuyup bırakmanı öneririm yani.
Kitaba puanım: 1,5/5

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 320 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 71 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.