Memet Zencirkıran

Memet Zencirkıran

Yazar
9.5/10
4 Kişi
·
37
Okunma
·
1
Beğeni
·
599
Gösterim
Adı:
Memet Zencirkıran
Tam adı:
Yrd. Doç. Dr. Memet Zencirkıran
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Bursa, 1972
1972 doğumlu. Lisans, yüksek lisans ve doktorasını Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde tamamladı. Aynı bölümde Yönetim ve Çalışma Sosyolojisi Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisidir. Sosyoloji, Türkiye’nin toplumsal yapısı, çalışma ve örgüt sosyolojisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Futbol ve sinema özel ilgi alanlarıdır.
Türk Eğitim Sisteminden söz etmek hayallerden aynı zamanda hayal kırıklıklarından da söz etmek demektir. ''İyi eğitim, iyi okul, yüksek ücret, parlak unvan ve statüsü'' beklentileri, diğer tüm öncelikleri göz ardı edecek kadar seçeneksiz, tek yol gibi görülmektedir. Oysa eğitim ''educate'' kelimesinin iki kök anlamı da bunlarla ilgisiz. Birincisi, insanın içinde olanı dışa çıkarmak, ikincisi de biçimlendirmek demektir.
Weber, kapitalizmin ortaya çıktığı ve yaygınlık kazandığı yerlerde Katoliklik yerine Protestanlığın hakim inanç olduğunu belirtir. Kazanç hırsını, faizi, meslekte başarıyı, üretmeyi, sermaye birikimini meşrulaştıran, lüks tüketimden ve bedensel hazlardan kaçınmayı teşvik eden Protestanlık kapitalizmin gelişiminde itici bir rol oynamıştır. Zihniyette yani üst yapıda meydana gelen değişme, toplumsal değişmede belirleyici olmuş ve ekonomik yapının değişmesinde de temel rol oynamıştır.

Max Weber'in sosyolojinin zirve isimlerinden birisi olmasının nedeni sanayi toplumu ve kapitalizm üzerine yaptığı analizler değildir. Şüphesiz bu konulardaki analizleri sosyoloji tarihine önemli katkılar yapmıştır ama onu sosyoloji tarihinde eşsiz bir konuma getiren toplumsal eylem üzerindeki analizleri olmuştur. Max Weber de, Karl Marx da toplumsal eylemler ve bu eylemleri belirleyen faktörler konusunda, bütün sosyoloji tarihini ve kendilerinden sonraki sosyologları etkileyen öncü çalışmalarda bulunmuşlardır.

Max Weber, çalışmalarında özellikle toplumsal eylemler üzerinde ağırlıklı olarak durmaktadır. Bu yönüyle ilk dönem sosyologlarının tersine sosyolojinin yapılar üzerinde değil, toplumsal eylemler üzerinde yoğunlaşması gerektiğine inanıyordu.
(Giddens, 2008:52)

"Weber'e göre bireyler özgürce eyleme ve geleceği biçimlendirme gücüne sahipti. Durkheim ile Marx'ın inandıkları gibi yapıların bireyleri dışsal ya da onlardan bağımsız olduklarına inanmıyordu. Bunun yerine, toplumdaki yapılar, yapıların karmaşık bir etkileşimi tarafından oluşturmaktaydı. Sosyolojinin ödevi, bu eylemlerin gerisindeki anlamları anlamaktı."
(Giddens, 2008:52-53)
Kültür "insanların yaşamları boyunca edindikleri değerler, tutumlar, alışkanlıklar bütünü" olarak tanımlanabilir.
448 syf.
Kurgu çok iyiydi; Bursaspor tarihi süreçteki macerasıyla işlenmişti. Ayrıntılara dikkat edilmiş, önemli figürler kutucuklar içinde verilmişti. Bu gibi kitaplarda tek yazarın olması biraz da o takımın o yazarın penceresinden, onun beğeni ve görüşlerinden yola çıkarak anlatılmasına neden olur. Bu bir dezavantaja dönüşebilir. Ancak burada yazar, akademisyen olmasının getirdiği bir tarzla mümkün olduğunca yansıtıcı görevi görmüş ve kendi fikirlerini dayatmak yerine mevcudu vermeye çalışmış.
‘Nasıl şampiyon olduk?’ sorusuna da doğru cevaplar verilmiş. Ertuğrul Sağlam faktörü etkili ama tek başına yeterli değil, camianın Bursaspor tarihinde ilk defa tribününden, yönetimine, yerel basınından, şehir idarecilerine kadar yekvücut, Hoca’nın arkasında durmalarının etkisi iyi anlatılmış. Öyle ki, bu gibi bir destek Piontek’e dahi verilmemiş şehirde.
Bursaspor’un bazen itici bazen de frenleyici gücü olan tribünleri, Teksas merkezde tutularak çok iyi anlatılmış. Zaten röportajlarda da tribün liderleri geçmişte hatalar yaptıklarını açıkça ifade ediyorlar. Nitekim özellikle Birinci Lig’de geçirdikleri o iki sezon tribün anlamında pek çok şeyin değişmesine sebep olmuş.
Güçlü bir şehir takımının bütün özelliklerini taşıyor Bursaspor. Hatta kitabı okurken aradaki şampiyonluğu çıkardığınızda sanki bir başka şehir takımının da hikâyesini okuyor gibi oluyorsunuz. Çünkü şehir dinamikleri, sorunlar, konular birbiriyle oldukça benzeşiyor.
Gözden kaçan ufak tefek bilgi ve imla yanlışlarının varlığı bu hacimde bir kitap için son derece olağan bir durum. Emeği geçen herkesi tebrik etmek gerekiyor.
328 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Film ve kitap gibi kültürel ürünler ile konular arasında bağlantı kurması kitabı daha eğlenceli hale getirmiş.sosyoloji konuları ve kavramları somut hale getiren bir kitap.Bu alanda üniversite ve akademi öğrenciler, öğretmen ve araştırma yapan, meraklı arkadaşlara tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Adı:
Memet Zencirkıran
Tam adı:
Yrd. Doç. Dr. Memet Zencirkıran
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Bursa, 1972
1972 doğumlu. Lisans, yüksek lisans ve doktorasını Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde tamamladı. Aynı bölümde Yönetim ve Çalışma Sosyolojisi Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisidir. Sosyoloji, Türkiye’nin toplumsal yapısı, çalışma ve örgüt sosyolojisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Futbol ve sinema özel ilgi alanlarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 37 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 20 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.