Merve Altıparmak

Merve Altıparmak

Çevirmen
7.8/10
301 Kişi
·
560
Okunma
·
0
Beğeni
·
33
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
374 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Doktor Ben Stevenson eşi Susan ve oğulları, Thomas ve Joel ile Ohai' nun bu mütavazi;komşulukların, dostlukların huzur verdiği bu kasaba da birlik ve mutluluk içinde yaşıyorlardı...
Doktor Stevenson' un işleri sakinlik ile devam ederken, Adli Tıp Bölümüne getirilen bir cesed ile tüm dünyası sarsılmaya başlamıştı. Bu cesed ne bir trafik kazası vakası ne de doğal yoldan ölmüş bir kişiye aitti...
Ormanlık alanda bulunan ve vahşice öldürülmüş olan genç delikanlı, rüyalarını ziyarete başlamış bilinçaltına yerleşmişti...
Hem komşusu hem arkadaşı olan dedektif Sam ile olayı çözmek için tüm bilgi ve yetkisini kullanmaya başlamıştı.
Araştırmalar derinleştikçe ailesi için endişeleri artıyordu. Doktor Stevson, bulduğu delilleri gün yüzüne çıkardıkça tüm hayatını bir anda büyük bir tehlikenin eşiğine getirdiğini fark ediyordu. Eşi Susan ile yaşadığı gerginliklerde onu etkilemeye başlamıştı...
Otopsi sonuçları ve DNA analizleri ile ortaya çıkan gerçekleri öğrendinde, yaşadığı hayatı hiç bir zaman eskisi gibi olmayacaktı...


İnanılmaz bir vahşet ile kurgulanmış, tıbbı terimlere yer verilerek zenginleştirilmiş bir eser...Heyecan ile okudum...
374 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap tam Sadist bir kimliği açıkça ortaya koyuyor. En güzel tarafı ise, tıbbi terimlere, tıbbi ihtiyaçlara, ceset analizine, ceset üzerinde en ufak ayrıntıya kadar bilgi verme gibi dikkat çekici tarafı öne çıkıyordu. Benim en çok sevdiğim taraf ise, cesedin üzerinde kemirilen noktaları olmuştu. ''Bu bir hayvan ısırığı mı? Hayır dedektif, korkarım ki bu bir insan ısırığı.''Bu şahaneydi.

Keyifli okumalar.
374 syf.
·2 günde·7/10
Kitap o kadar akici ki elime aldığımda bir türlü elimden birakamadim. Ben adlı tip uzmanı bir telefon gelir ve hayatı değişir. 16 yaşında erkek çocuk hunharca öldürülmüştür. Adli tabip uzmanı bir türlü anlam veremez. Çocuğun vücudunda derin kesikler ve ısırıklar mevcuttur . Küçük bir kasabada akıl almaz sırlarla dolu cinayet. Kasaba dehşete kapilmistir. Bütün karakol bu işi çözmek icin seferber olmustur. Ama ortada hiç bir iz yoktur. Ben ii oğlu ve karısı ile 13 yildir bu kasaba da yaşamaktadır. Bilinmezlik çıkan bu yolda 3 cinayet islenmistir. Acaba katil kim ? Belki uzaklarda aramamak gerekir. Soluksuz okuyacaginiz güzel bir eser iyi geceler kitap dostları tavsiye ederim.
344 syf.
Daha önce yazarın İlik kitabını okumuş ve yazarın dilini beğenmiş olmama rağmen Siyah Damar kadar sevememiştim. Yazar sizi gerçekten geriyor ve ne olacak diye merakla okuyorsunuz ilk 100 sayfa biraz sıktı ama sonra kitap öyle ilerliyor ki nasıl bittiğinin farkına varmıyorsunuz. Psikolojik gerilim olmasına rağmen aşkın da olduğu güzel bir hikâyeydi. Yazar her ne kadar kadın karakteri betimlemiş olsa da ben Isaac'ı daha çok sevdim. Değişik bir kitap arayışındaysanız tavsiye ederim.
344 syf.
·10/10
Bir kulübedesin. (kulübe dediğime bakma aslında ev)

Arkanda bir uçurum var.

Önünde ise sonu yokmuş gibi uzanan bir beyazlık.

Kar yağıyor. Ve asla durmuyor.

Gitmek istiyorsun ama etrafın elektrikli tellerle çevrili.

Tabii önceden dışarı çıkamıyordun. Çıkamıyordunuz.

Seninle birlikte hapis hayatına sürüklenmiş biri var. Adı Isaac.

Onunla karşılaştığınız gün hayatının bittiğini düşündüğün gündü.

Bu evde neden onunla birlikte olduğunu anlayamıyorsun. Hiçbir şey mantıklı gelmiyor. Yiyecekler stoklanmış, elektrik var ama bir yandan da gitme ihtimali var. Çıldırmamak için kendini zor tutuyorsun.

Isaac’le hayatının bittiğini düşündüğün gün karşılaştınız demiştim ya. İşte o gün birisi sana tecavüz etmişti. Sen bağırmamıştın bile. İşini bitirip siktir olup gitmişti ve sen hayattan koparılmış bir şekilde, nereye gittiğini umursamayarak ilerlerken onunla karşılaştın. Isaac, doktor.

Seninle o ilgileniyor, yaralarını kapatıyor, iyileşmen için elinden geleni yapıyor. Yanında duruyor, seni yalnız bırakmıyor. Aslında onun da gideceği bir yer vardı ama sen çıktın karşısına. Seni bırakamadı. Bu anlattıklarım sana basit bir aşk hikayesi gibi gelmesin. Öyle düşünürsen çok yanılırsın.

Bir gün atlı karıncadayken sana hislerinden bahsetti, ertesi gün sen uzaklaştırma emri çıkardın. Çünkü sen ne yaptığını, nasıl hissettiğini bilmiyorsun. Kendini tanımıyorsun. Isaac’i kendi ellerinde uzaklaştırdın.

O, şimdi seninle birlikte kulübede ama evli. Karısı hamile. Yakında baba olacak. Peki öyleyse neden yanında?

O kulübede yaşadığınız günlerin yarısından çoğu boş geçiyor. Bazen sen ölecek noktaya geliyorsun, bazen de o. Birbirinizi kolluyorsunuz. Ölmeye izin yok.

O kulübede yaşadığınız günlerden birinde Isaac, seninle karşılaşmasının bir tesadüf olduğuna inanmadığını söylüyor. Konuşuyor, kaldıramıyorsun. Gözüne bir perde çekmişsin, çünkü böyle yaşamak daha kolay.

İşte bu kulübe senin gözlerinin önündeki o kalın, siyah perdeleri kaldırıyor. Biraz geç oluyor ama gerçekleri görebiliyorsun. Görüyorsun, bu evden nefret ediyorsun ama nefret edemiyorsun. Minnettarsın ama bir yandan da bunu yapanı öldüresin var.

Yukarıda anlattıklarım sadece kapak yazısı olur. Daha fazlası var ama detay vermiyorum. Çünkü rüya mı, gerçek mi diye düşünerek ikilemde kalman lazım. Aynı benim gibi.

Bu depresiflik akan, karınca adımlarıyla ilerlediği halde hiç sıkmayan kitabı okumalısın. Tarryn Fisher’ın bir konuyu alıp nasıl mükemmel hale getirdiğini görmeli, yarattığı karakterlerin gücünü hissetmelisin.

Ne kadar muhteşem bir kitap olduğunu sadece şu cümleyle anlatabilirim.

Ben kitabı bitirdikten sonra o uçurumdan aşağı düştüm.
336 syf.
·8/10
Romanın konusu 1850'lerin İngilteresinde geçmekte. Ana-karakterler Leydi Grace Warren ile Raeborn Dükü Vincent Germaine'in zorluklarla geçen ve en nihayetinde birleşen hayatlarını anlatmakta.

Kitap; kurgusu ile, anlatımında ki akıcılık ile, sürekli insanda merak uyandıracak şekilde gelişen olaylar örgüsü ile insanı alıp içine hapsediyor. Normalde bu tür kitapları pek sevmem ama ilginç bir şekilde bu kitabı sevdim, galiba tipik aşk kitaplarından biraz farklı geldi bana. Özelliklede 1800'lerin ingilteresinde varlıklı olduğu halde kızları ile evlenmek isteyen adamlardan yine de para ya da toprak isteyen bir babanın olması bu "başlık" denen saçma şeyin aslında sadece doğuda olmadığını gösteriyor.

DİKKAT! BUNDAN SONRASI SPOİLER İÇERMEKTEDİR.

Leydi Grace Warren varlıklı bir ailenin en büyük kızı, annesini en küçük kardeşinin doğumu esnasında kaybeder. Annesine ölümünden hemen önce verdiği sözden dolayı 6 kardeşinin 6'sını da büyütüp sevdikleri adamlar ile evlenmeleri için kendini feda eder.. Tabi bu fedakârlığı kendisine de büyük bir aşk kazandırır, hem de hiç beklemediği bir şekilde.

Raeborn Dükü Vincent Germaine ilk evliliğinde olduğu gibi ikinci evliliğinde de aynı şekilde karısını ve çocuğunu doğum esnasında kaybeder. Aynı acıyı ikinci kez yaşamış biri olarak kendini lanetlenmiş gibi hisseder, ve her iki karısının da ölümünden kendini sorumlu tutar. Doğumda kaybettiği her iki karısı ve çocuklarından sonra bir daha evlenmemeye yemin eder.. Bu yeminini bozmak zorunda kalıp kalmayacağını merak eden varsa artık kitabı okuyup kendisi öğrenir :)

Herkese keyifli okumalar..
456 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Karanlık Sırlar
Sarah Maclean
Ya bu kadını seviyorum seviyorum
Öyle güzel öyle harika yazıyor ki
Nefes almadan okudum yine
Mizah neşe eğlence ve o aşk
Bu sefer fena halde eğlenceli bir kitap olmuş . İkisinin karşılaşması konuşmalarına bayıldım bayıldım
Öyle güzel anlatmış ki
Kızımız tam bir yaramaz bence ve sıradan olmayan hersey
Ve king yerim çok şekerdi ya her şeyi ile
Skandalların basında olan ailenin en küçük kızının hikayesi
Ablalarına hiç benzemeyen Sophie harikaydı
Ya o kitap düşkünü hali
Sevdim çok hoş bir romandı kesinlikle serinin diğer kitaplarını heyecan ile bekliyorum
344 syf.
·8/10
Etrafta ses sade yok, insan yok, sadece kar ve hem de bol bol kar.Dışarıda kar, içeride iç hesaplaşmalar olarak ilerliyor kitabımız.

Senna, otuz beş yaşında bir yazar.Tek başına yaşamakta.Birlikte hapsedildiği adam ise eskiden birlikte yaşadığı,onu hem bedenen hem de ruhen tedavi eden doktor Isaac.

İkisi birlikte hayatta kalmaya çalışıyorlar.Onları hapseden "bakıcı" yiyecek bırakmış, bir süre idare edecek kadar.Bu süre içerisinde Senna'nın anılarına tanıklık ediyoruz.Daha derine inecek olursak ; (hafif spoiler içerir) Senna tecavüze uğramış ve meme kanserine yakalanmış bir kadın.Gerisi siz düşünün.

Kitap yaklaşık 350 sayfa ve oldukça akıcı.İlk yüz sayfada biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim; ama daha sonra işler ilginçleşmeye başladı ve bir anda kitap beni yuttu.Ne olduğunu anlayamadan bitiverdi.

Dram, romantizm, vazgeçiş ve hayata tutunma...

Mutlaka okuyun :'')
374 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitap harikaydı. Tadı damagimda kaldı. Kitaptan bahsetmeyecegim arka kapak yeterince bilgi veriyor. Hızlıca okudum. Akıcı ve heyecanlı bir kitaptı. Ilk başta tahmin edilebilir sanıyordum fakat tahminimde yanilinca daha da içine girdim kitabın.

Tek sorun sonu. Biraz bilgi verebilirim okuyacak olan devam etmesin.
...

Sonunda daha net bir şeyler görmek istiyordum. Ama ucunu açık bıraktı. Keşke devam etse yani seri kitap değil biliyorum ama katilimiz ne olacak? noel ne olacak bunlar hakkında bir sey yoktu. Kitap bittiğinde boslukta kaldim yani.

...

Yani okuyun. Gerilim aşıkları, kaçırmayın.
344 syf.
·15 günde·Beğendi
Çok bunalım, tam anlamıyla SİYAH DAMAR.
Bu tarz kitapları sevdiğim için çok zevk alarak okudum çalışmıyor olsaydım iki günde biterdi ama doğruyu söylemek gerekirse bitsin istemedim.
Yazarın anlatımını sevdim sonunu çok daha farklı bekledim şok olmasamda biraz şaşırmayı isterdim, sesiz sakin bitti ama kirabı sevdim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Merve Altıparmak

Yazar istatistikleri

  • 560 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 338 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.