Merve Çakmak

Merve Çakmak

Çevirmen
8.2/10
303 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
118
Gösterim
Adı:
Merve Çakmak
Tam adı:
H. Merve Çakmak
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
68 syf.
·Beğendi·10/10
Bir kadın düşünün ki platonik aşık , her şeye rağmen sevmeye devam eden ama hiçbir şekilde umursanmayan, hatırlanmayan, tanınmayan, her seferinde aynı hayal kırıklığını yaşamasına rağmen asla vazgeçmeyen...
Ve bir adam düşünün yakışıklı, zengin, kibar(?) ama bir o kadar da narsist, umursamaz, bencil...
Bilinmeyen kahramanımız tüm acılarını, umutlarını, korkularını, masum sevinçlerini ve koşulsuz şartsız aşkını bu mektuba yazar ve bu mektubun öldüğünde Bay R.’ye ulaştırılmasını ister ve ulaşır..
Beni en çok etkileyen 2 kitaptan biri bu kitap (Diğeri Kürk Mantolu Madonna). Kitabı yaklaşık 2 yıl önce 1-2 saat içinde okudum ve boğazımda bir yumruyla bitirdim hâla bu kitap aklıma geldiğinde kalbim aynı şekilde ağrır ve boğazıma aynı şekilde bir yumru oturur. 68 sayfa ancak bu kadar etkileyici olabilirdi sanırım. Ama dikkat! Aşk acısının üstüne sakın okumayın!!!!
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Eser, 1881 yılı Avusturya'da doğan gazeteci , romancı ve biyografi yazarı Stefan Zweig'ın 1920'lerde yazdığı gerek teknik başarısı , gerek karakterin derin psikolojik yönünü oldukça iyi yansıtması yönünden modern edebiyatta unutulmaz bir yere sahip olabilmiş muhteşem bir aşk hikâyesi.
Eserde karşılıksız bir aşkın ızdırabıyla tutuşan ve kimliği belirsiz bir kadının yaşadıkları ele alınmış . Kimliği belirsiz bu genç bayan , kendisine duyduğu derin aşktan habersiz sevgilisine , onu tanıdığı günden itibaren neler hissettiğini , neler yaşadıklarını uzun bir mektupla anlatılıyor.
Kitapta baş karakterin, yaşamı boyunca süren derin sessizliğini, sevdiği adama bu kadar yakın olup aynı zamanda bir o kadar da uzak olmanın verdiği elemi kederi lakin kadının çektiği bu acılara zam zıt olarak aşık olduğu adamın kadının tam anlamıyla hiç farkına varmaması okuyucuya başarılı bir şekilde aktarılıyor.
Sevdiği adam tarafından hiçbir zaman bilinmemenin, önemsenmemenin sonucu yaşanan silinmişlik hissi derin psikolojik tahliller bir aşk hikayesi üzerinden aktarılmış .
Benim adıma çok kısa ama oldukça etkileyici bir eserdi . Kısacık kitapta altını çizilmedik yer bırakmadım, bırakamadım. Boş bir günümüzde kitaba tüm benliğinizi vererek okumanızı , şiddetle tavsiye ederim.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
-Spoiler içerebilir:))

Bilinmeyen, hissedilmeyen, farkında dahi olunmayan bir aşk öyküsü. Ama nasıl bir Aşk!

13 yaşında bir çocuk ve karşı daireye taşınan ünlü roman yazarı.
Bir mektuba sığan saf, platonik, belki de doğru kelime “saplantılı” bir aşk...

“Sana, beni hiç tanımamış olan sana” diye başlayan, “Seni seviyorum, seni seviyorum... Elveda...” diye biten bir mektup.

Bir önceki Zweig kitabı incelememde, Zweig hayranı olma yolunda ilerliyorum demiştim. Evet:)) artık Zweig kitaplarını seviyorum ve okumaktan keyif alıyorum.

Uzun zamandır çantamda taşıdığım bir kitaptı. Okuduğum kitabımdan sıkılırsam açar bakarım diye. Dün okulda nöbetçiydim, çantama elimi attım bu kitap denk geldi. Başladım koridorda okumaya. ( Bu arada Müdürüm beni kameradan görmüş olabilir, Nöbetçi öğretmen nöbet yerinde kitap okuyarak volta atıyor ) Neyse:)))

Ahh... R. Sen gününü gün ettin, sana feda edilmiş, hatta hayatın sana tanıma şansı verdiği bu kadını nasıl hatırlamazsın!!
Hadi birincide çocuktu unuttun tamam, ikincide de unuttun daa, üçüncü karşılaşmada nasıl hatırlamazsın? Aptal mısın sen!!!!

Ayy bir an kendimi dizi izlerken başrol oyuncusuna kızan yaşlı kadınlar gibi hissettim, tövbe yaa:))) Ama çok kızdım sana R.

Neyse... Kitabı yeni bitirdiğim için hala etkisinden kurtulamadım, en iyisi incelemeyi bitireyim.

Okumayı düşünenler! Okuyun, çok güzel...
68 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
KESİNLİKLE OKUYUN, OKUTUN!!

Adı bilinmeyen kadının, mektubunda, hayatta kalmasının anlamsızlığından bahsetmesi, Zweig’ in 20 yıl sonra, ölmeden önce yazdığı mektuptaki ifadelerine ne kadar da çok benziyor. Aslında her yazar, öykülerinde ara sıra kendi hayatlarından kesitlere ya da anlara yer verirler. Acaba Zweig bu kitabı yazarken, kendi sonunun da bilinmeyen kadının sonu gibi olacağını hayal etmiş midir? Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
96 syf.
·1 günde·10/10
Tek seferde okunan harika bir öykü. Vicdan, gurur ve sır üzerine... Senelerdir bu kitap gerçek bir yarış anlatıyor sanıyordum isminden dolayı meğer temsili bir koşuymuş. Okunması gereken bir kitap. Çok beğendim.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Stefan Zweig, su gibi akıp giden, hayatın gerçekliğini tüm doğruluğuyla omuzlarımıza yükleyip kalbimize öyküleriyle keskin izler bırakan, eşsiz diliyle, betimlemeriyle hayran kalmamanın pek de mümkün olmadığı bir yazar. Bu, kitapta yeterince fark ediliyor. Özellikle kitaptaki karakterlerin kişilik özellikleri, öykülerin finali uzun süre düşünmemizi sağlıyor. Ele alınan konular yazarın iç dünyası ile bağlantılı olduğuna inandığım yalnızlık, çaresizlik, savaş yorgunluğu ve tüm bunların ekseninde dönen yetim kalmış bir "umut" parçası. Psikoloji sevenler mutlaka okumalı.
Kitabın kötü olan tek kısmı, bitmesi :d

•Ayrıca,
"Bir kadının yaşamından 24 saat"i de şiddetle tavsiye ederim.♡
112 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Zweig’in dört kısa öyküsünün bulunduğu bir kitap. Öykülerin isimleri ;
Lyon’da düğün
Leporella
Kaçak
Görünmez koleksiyon
Daha önce Zweig okumuş olanların bildiği gibi insanın bam teline dokunuyor yazar yine. Ben anlatım tarzını sevdiğim için olay örgüsüne çok takılmıyorum açıkçası yazarda.
Bu 4 kısa öyküde beni en çok etkileyen Lyon’da düğündü.
Günlük okumaları ara vermek kafa toparlamak ya da tek seferde okumalık bir kitap isterseniz bence makuldür.
İyi okumalar.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap,aşkın insana kendini bile unutturabildiğini bir kez daha göstermiş oldu bana.Ana karaktere okurken hep kızdım çünkü bir insan nasıl olurda ölürken bile aşık olduğu adamı üzmemek için kelimelerini bu denli seçer.Nasıl olurda bütün hayatını hiçe sayar.Onu sevmediği için bir kez olsun nasıl olur da ona kızamaz...
Ama hayatta bir kere bile aşık olduysanız kendi cümlelerinizi,düşüncelerinizi bu kitapta bulursunuz...
80 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Stefan Sweig'ın sürükleyici üslubu olmasa 6 puan bile vermezdim. Kitap, açıkçası beni rahatsız etti. Karşılıksız aşkın insanı nasıl sefil bir duruma sürüklediği anlatılmasına rağmen yine de karşılıksız da olsa aşkta kutsal bir şeylerin var olduğu iması rahatsızlık vericiydi. Kim bilir belki de yazar, karşılıksız aşkın kötülüğünü anlatmaya çalışıyordur.

Bu arada yakaladığım iki ufak çelişkiyi de belirtmek istiyorum.

Çelişkilerden biri, kadının yaşı ile ilgili. Çocuğunun yaşı ve çocuğun anne rahmine düştüğünde kadının yaşı toplandığında, kadının şimdiki yaşı etmiyor. İkinci çekişki de kadının ikinci kez adamla birlikte olduğunda giydiği kıyafeti ile ilgili. Kadın paltosunu alamamıştı ama ertesi sabah kadının paltosundan bahsediliyor.

Belki de Zweig gibi büyük bir yazar, bu çelişkileri bilerek yerleştirmiştir ve bize önce karşılıksız ve ruhani bir aşk tablosu çizmiş fakat bunun yalan olduğunu göstermek istemiştir.
96 syf.
·Puan vermedi
Kısa ve öz anlatımın üstadı Stefan Zweig yine bu eserin de döktürmüş efenim.Hayatını bir hiç uğruna mahvetmiş bir adamın hikayesini anlatmış.Bir solukta okuyabileceğiniz bir eser olarakta ayrı parantez açmak gerekli aslında.d
Keyifli seyirlerrr...

Yazarın biyografisi

Adı:
Merve Çakmak
Tam adı:
H. Merve Çakmak
Unvan:
Çevirmen