Merve Özcan

Merve Özcan

Çevirmen
8.1/10
621 Kişi
·
1.276
Okunma
·
0
Beğeni
·
11
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Öncelikle belirtmeliyim ; kitap aldığı bütün övgüleri hak ediyor...
Düşünün,evlilik kararınız verilmiş ve sizin hiç bir söz söyleme hakkınız yok...
16 yaşında ki İvy'nin evliliği Westfall'de yaşayan herkes ile hemen hemen aynıydı bir farkla,o başkanın oğlu olan Bishop ile evlenmek zorundaydı...
İvy,babası ve ablasının planlarını uygulamak zorundaydı demokrasi adına.Oysa ailesinin hesap edemediği bir gerçek ile yüzleşecek ve yapılan tüm planlar tehlikeye girecekti...
Westfall'de suç işlediğinde şehrin duvarının dışına atılacağını tüm kasaba halkı biliyordu,tabi ki İvy'de onlardan biriydi.Burada barış içinde yaşamanın kuralları vardı.İvy,Bishop ve intikamı arasında karar vermekte zorlanacak mıydı?
Ailesinin dışında birine güvenmenin ona nasıl bir zararı olabilirdi?
Son sayfasına kadar heyecan ve merak ile okudum.Kesinlikle devamı olmalı dediğim ender kitaplardan birtanesi.Yazarın akıcı dili ve kurgunun sonu sizi de şasırtacak...
"İhanetin bu kadarı fazla," diyeceğinizi duyar gibiyim...
Distopya tarzında kitap severlere kesinlikle tavsiye ederim...
Üzerine çok düşünmeden okuyabileceğim hafif bir kitap okumak isterken karşıma Kurucunun Kızı çıktı. Hakkındaki yorumlarda hayli cezbedici olunca başladım. Açıkçası büyük beklentilerim yoktu iyi ki de yokmuş. Dili akıcıydı okurken sıkılmadım ama çok sürükleyici değildi de.
Sürükleyici olmamasının sebeplerinin;
-bu türün diğer kitaplarından çok farklı olmamasının hatta bir çoğundan basit kalmış olması,
-kızla oğlan arasındaki ilişkiye fazla önem verip hikayenin geri kalanının gözardı edilmiş olması,
-kız ve oğlan arasında yaşananların genel olarak basit ve klişe olması,
olduğunu düşünüyorum.
Distopik bir roman olmaktan hayli uzaktı, distopik ögeler çok geride kalıyordu ki bence yazar daha fazla ağırlık vermeliydi. Bu kitabı okurken aklıma Kiera Cass'ın Beni Seç serisi geldi o seride de distopik ögeler geri planda kalırken yazar kurduğu dünyanın sadece evlilik ve ilişkiler üzerine olan kısmıyla ilgilenmişti, burada da ortalama aynı durum yaşanıyor.
Son sayfalarda yaşananların okur üzerinde iyi bir etki bırakması gerekirken ben etkilenmedim sanırım bu da yazarın sunumundan kaynaklanıyor. Yazarın dilini biraz basit buldum.
Genç yetişkin türü artık beni pek sarmadığı için sanırım çok beğenemedim ancak zaman geçirmek için rahatlıkla okuyabileceğiniz kitaplardan. Kitaptaki aşkta güzeldi (ben çok sevemedim çünkü aşk romanlarıyla aram yok), kızın ikilemleri ve Bishop'la arasında geçenler zaman zaman klişe zaman zaman güzeldi.
Daha fazla uzatmadan, bu türü seviyorsanız ve çok beklentiniz yoksa iyi zaman geçirmek için okuyabileceğiniz güzel bir kitap.
Kurucunun Kızı beni böyle etkileyeceğini bilmiyordum, aslında biliyordum çünkü okuyan yakınlarım sürekli beni uyarmıştı. :)
Kitap bitti ve ben hüzün doluyum merakla 2.kitabı bekliyorum.
Ivy karakteri çok güçlü bir karakter. Yıllar boyunca ailesi ne derse ona inanmış, ailesi ne derse onu yapacak olan kızımızın planını bozan, tahmin etmediği bir şey vardır ki o da aşk!
Bishop karakterine hayran kaldım, cok ince ruhlu, ailesinin aksine yardımsever ve sevgi dolu.
Ivy ve Bishop aşkı sizi derinden etkileyecek. Yazarın yarattığı bu dünyaya kapılıp gideceksiniz benim gibi. Hala okumadıysanız daha beklemeyin. :)
Kitabi bitirdim:) ödevler yuzunden ara vererek okudum yoksa 2-3 saatte bitirilecek bir kitapti. Çok akici ve sürükleyiciydi. Kitabin adina baktiğimda "Bin Öpücük" kafamda çok farkli şeyler canlandi. Sonunun boyle biteceğini hiç duşünmemistim. Bir aldatma ve ya ayri duşupte 20 yil sonra bir araya gelecekler diye dusundum hep. Bu canlandi kafamda:)
Ilk 15 sayfa bir az sıkıci ama diğer sayfalar o kadar guzel ve akici ki:) kesinlikle okurken sıkılmayacaksiniz. Aksine çok keyif alacaksiniz ve kesinlikle kitap size çok şey katacaktir. Rune Norveç'e gittiğinde ve Poppy onunla ilişkisini kestiğinde az çok tahmin etmistim neden ayrildiğini. Ve tahminlerimde de yanilmadim. Yine bir Ölum soz konusuydu. Evet klişeydi ama yazar o kadar guzel yazmisti ki. Kendimi bir anda Poppy'nin yerinde hissettim. Rune'un Oslodan geri donduğunde nasil degistigini yazdiği sahneyi de kafamda kolayca canlandirabildim:) Poppy ona öleceğini soylediginde gozyaşlarimi tutamadim. Ilk inanasim gelmedi ama sonra olayin ciddiyetinin farkina vardim. Hep icimde bir umut vardi Poppy'nin iyileşecegine dair. Acaba bir mucize olur mu diye bekledim hep. Bin öpücüğün film ve ya dizi degil de kitap oldugunu unutmusum. Rune'un elinden hiç birşey gelmemesi, sevdiği kizin gozleri onunde eriyip gitmesi canimi çok yakti. Kendimi onun yerine koydukta çok caresiz hissettim. Kendimi hep hikayenin başkarakteri olarak gördum:) o duygulari bana hissettiren Tillie Cole'a sonsuz teşekkur ederim. Diğer kitaplarini da okumayi çok istiyorum..
Hikaye dört dörtlüktü. Tek beğenmediğim nokta 15 yaşinda ilişkiye girmeleriydi.. onun dişinda herşey mukemmel.:)
Bana çok şey ogretti bu kitap..
'Her gunu sanki son gunumuzmuş gibi yaşamaliyiz, değerlendirmeliyiz, etrafimizdaki guzellikleri gormeliyiz. Doğadan keyif almaliyiz. Sevdiklerimizi affetmesini bilmeliyiz. Bencil olmamaliyiz. Sirf kendi bencilligimiz yuzunden sevdiklerimizin yapmak istedigi şeyleri engellememeliyiz. Her anın tadini çikarmaliyiz. Her yaşin kendi guzelliği vardir. Ve daha bir çok şey..
Kitabi okurken Rune'a hayran kaldim.
Poppy'ye çook guzel anlar yaşatti. Kisacik omru kalmasina rağmen tum hayallerini gerceklestirdi:) ne diyeyim insallah ilerde bizide boyle seven biri çikar:) Allah herkese Rune ve Poppy gibi seven nasip etsin.
Sizi asla unutmayacagim Poppy&Rune
#Tillie Cole sonsuz teşekkurler:)
Bize boyle guzel kitap yazip ve duygulari boyle derinden hissettirdigin icin.
Bu kitap bi harika. Bi solukta okudum. Zaten elime aldıktan sonra bırakamadım. Ivy nin kendi içindeki mücadelesi sonra kendini feda etmesi duygusal bir boyut kazandırmış kitaba. Yıllarca ailesi hayata yön vermiş kendi kararlarını dinleyen olmamış hatta kendi kararlarını bile verememiş iken şuan kendini bulma arayışına çıkıyor. Tabi Bishop sayesinde. İkisi harika bir ikili olmuş. Okurken arada bir duygusallaşırken buldum kendimi. 2. kitabi merakla bekliyorummmmmm.
Okumaya çok büyük bir kararsızlıkla başlamıştım. Çünkü sevmeyeni çoktu. Ama okudukça anladım ki bir distopya gibi değildi her şekilde güzel bir kitaptı. Bishop çok iyi bir karakterdi. Bir erkek olmasına rağmen evdeki bütün işleri yapıyordu. Kitabın sonu çok heyecanlı ve güzel bir yerde bitti. Bir de kızın babasıyla ablası neydi öyle okuyanlar bilir. Ben bu kitabı beğenenlerdenim. Bence çok güzeldi yani.
Kitaba nasıl yorum yapacağımı bilmiyorum. Aylar sonra ilk kez bir kitabı okurken ağladım ve bu yüzden gerçekten mutlu hissediyorum. Kalbimdeki tüm kırgınlığa rağmen gülümsemek istiyorum. Çok tuhaf hissediyorum anlayacağınız.

Arkadaşlarımdan gördüğüm yorumlar, goodreadste gördüklerim ve kitabın kapağı bana kitabı seveceğimi düşündürüyordu. Böyle renkli, sevimli kitaplar beni kendine çekiyor. Yabancı yayınlarından çıktığı için biraz önyargılıydım, itiraf ediyorum. Bir sürü kitaplarını okumuş olmama rağmen sevdiğim çok az kitapları var, beni hayal kırıklığına uğratmasından çekiniyordum.

Başta biraz öyle hissettim. Kitap gerçekçi başlamıyor. Karakterlerin yaşları, konuşmaları, düşünceleri birbirine uymuyor. Neresinden bakarsak bakalım ütopik geliyor, fantastik hatta. Hala da öyle hissediyorum. Edebi açıdan bir çok eksiği olduğunu da kabul ediyorum ama kitaba tam puandan aşağısını vermek, bana hissettirdiklerine haksızlık olurdu.

Kolay kolay ağlayamam, kitaplarda samimiyeti hissetmem için gerçekten yazan kişinin bunu hissetmiş olması gerektiğini düşünürüm. Abartılı olmamalı, göze batmamalı ama zoraki cümlelerle de anlatılmamalı. Samimiyet, aşk hikayesi anlatmak için en önemli esas bana sorarsanız. Ve bunu hissettim. Gerçekten kalbimin içine işleyen bir aşk hikayesiydi, cümleler hiç sırıtmıyordu. Alayla dudak bükmeme sebep olmadılar. Mutlu oldum, kırıldım, ağladım ve huzurluyum. Ütopik yönüne ve fantastik sonuna rağmen kitabı çok sevdiğim kitaplar arasına aldım ve yıllar sonra tekrar okuyup tekrar ağlayabilmek istiyorum.

Eğer yorumlarımı takip ediyorsanız ve zevklerimizin uyduğunu düşünüyorsanız gözünüz kapalı alabilirsiniz bu kitabı. Sizi temin ediyorum, seveceksiniz.
Kitap ellerimden kayıp gitti. Bazı yerlerde sinir krizi geçirdim. Hala aklım ermiyor olanlara. Ivy nasıl öyle bir sona razı olabilir! Uzun lafın kısası okumalısınız! Çok beklentiler içine girmeniz normal okurken ama ikinci serisinin oluşu göz önüne alıp okumalı ben ne yazık ki ikinci serisi olduğunu kitap bitince öğrendim ve sipariş verdim sabırsızlıkla bekliyorum. İyi okumalar arkadaşlar..
Kitap tamamen ikilem üzerine kurulmuş. Saf sevgi,kendinden vazgeçebilme özelliği göz önünde. Çok beğendiğim bir kitap oldu. Sonu biraz umduğum gibi bitmese de ikinci kitabında güzel şeylerin olacağına inanıyorum.
Kurucunun Kızı yayınevi tarafından bolca reklamı yapılmış bir kitap.Güncel edebiyat seviyorsanız mutlaka karşılaşmışsınızdır.Lakin reklamlarına o kadar aldanmayın.Genel olarak Ivy'nın yeni evlendiği eşinden intikam alma planlarıyla geçiyor.Kişisel hiçbir yönü yok bu planların tamamen siyasi içerikli.
Olayın içine girdikçe işlerin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını kavramaya başlıyor , babası tarafından işlenildiğinin farkına varıyor.
Eşini öldürmek o kadar kolay değil artık.
Güzel bir kitaptı.İki üç saatte bitirebilirsiniz.Distopik açıdan yepyeni bir dünyaya dalmıyoruz , olan dünyanın kurallarla çevrili bir distopyasına adım atıyoruz.
Distopya severler kaçırmasınlar :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Merve Özcan
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1.276 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 484 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.