Merve Tokmakçıoğlu

Merve Tokmakçıoğlu

Çevirmen
6.6/10
137 Kişi
·
353
Okunma
·
0
Beğeni
·
106
Gösterim
Adı:
Merve Tokmakçıoğlu
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·10/10
Merhabalar Melankolinin Anatomisi kitabın incelemesine başlamadan önce melankoli ne anlama geldiğini belirteyim.Melankoli ; Eğilim veya alışkanlık anlamına gelmektedir.Yani üzüntü,endişe ve huzursuzluk gibi gelip geçici olan durumlara denilmektedir.Kitabı okuyacaklara ilk tavsiyem Önsöz’ü okumadan okumaya başlamamaları olacaktır.İkinci tavsiyem ise kitabın 1600 yıllarında yazıldığını unutmadan ve o dönemin şartlarından etkilendiğini unutmadan okumalarını tavsiye ederim.Kitabın yazılış aşamalarından biraz bahsedecek olursak yazar bu kitap için senelerce çalışıp,binlerce kitapları inceleyerek derlemiş.Yazar daha sonra ise kitap üzerinde düzeltmeler ve eklemeler yapmıştır.Kitap tam tamamlanamamıştır diyebiliriz çünkü yazar vefat ettikten sonra kitaba ekleyeceğim notlar bulunmuştur.Kitap konu olarak ise vücudumuzda kara safranın fazlalığı ve yazarın melankolik oluşundan kurtulmaya çalışması yer almaktadır.Kitabın ilk kısımları karışık gelebilir ancak okudukça karışıklığı çözüp okuyorsunuz.Kitapta bahsedilen konularla alakalı alıntılara da yer verilmiştir bu kitabı da etkili ve okunur kılmıştır.Ayrıca yazar psikoloji,felsefe,tarih,edebiyat ve astronomi gibi bilim dallarından da faydalanmamıştır.
Keyifli Okumalar Dilerim
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Polifonik bir insan olma mücadelem hava muhalefeti yüzünden askıya alındı ki bunu yapana deli diyorlar. Neymiş efendim yolun karşısından geçen bir arkadaşına oradan bağırılmazmış. Sebep ne diye sorduğunda ise adap kuralları, ahlak kuralları, lisans, eğitim, doktora, yaş gibi birçok zırva sunuyorlar. Belki de ben eğitimli bir deliyim, bunu bilebilir misin? İşte suskunluğum tamda burada başladı. Ve ben sustuğum içinde onlar için hastayım. Eee bağıranda deli diyorsun ama susunca ise adam olmuyor musun? dediğinde “melankolik” deyip deliliğin tam karşıt halini teşhis ediyorlar bedeninde… Hüzünlü bir adam olup çıkıyorsun.

Aslında bu delilik ve gülme hali için size çok iyi bir Hippokrates ve Demokritos ile alakalı hikâye anlatabilirim ancak uğraşmak istemiyorum. Belki bir gün hikâye ederim ve hatta yeniden okuma şansım olursa Hippokrates’in kitabını, size inceleme dahi yazabilirim.

“Nefret ediyorum, ama ne kadar istesem de, nefret ettiğim şey olmaktan kurtulamıyorum.” (Alıntı #47485023 )

Yukarıdaki her iki paragrafı da ben yazdım. Eğer ki halen okuyorsan bu yazıyı ki muhtemelen okuduğunu düşünmek istiyorum. Melankoli halleri az çok buna benzer. Hüzün zaten işin vazgeçilmezidir. Bunun yanında ise kısa sürede aşırı uç noktalara iniş ile çıkışlarda bu rahatsızlık ile alakalandırılabilir. Hatta çevrene dikkat kesilmen ve en ufak ayrıntıları büyütmende bir işaret olabilir. Uykudan uyanınca dinlenmemiş bir bedeni ile karşılaşmanı da sayabiliriz, keyifli anlarda hüzünlenmekte buna tabidir. Bir genelleme yapılacak ise bu bir depresyondur ve ilgi alanı psikoloji bilimidir.

Robert Burton İngiliz yazar ve akademisyendir. 17. Yüzyılda yaşamamış ve Oxford Üniversitesi’nde “melankoli” başta olmak üzere birçok bilim dalında araştırmalar yapılmıştır. Aynı zamanda çok imanlı bir din adamıdır. Ancak imanlı kısmını az açmak istiyorum ve ölüm nedenini intihar olması imanını sorgulamama neden oluyor. Buradan ise araştırdığı konunun kurbanı olduğu izlenimini çıkarıyorum. Sonuç olarak yine aklıma gelen ise günümüzde ve geçmişimizde terzi hiçbir zaman kendi söküğünü dikememişti demekten alıkoyamıyorum kendimi.

“İrade ya da akıl nebati ve hissi olanı kontrol eder ve gem vurur; ya da vurmalıdır zira çoğunlukla insanoğlu arzularına sahip çıkamaz ve onlar tarafından tutsak alınır. Böylece insan tıpkı hayvanlar gibi içgüdüleri tarafından yönetilir ve dizginleri şehvetine ve çeşitli arzularına teslim eder.” (Alıntı #47481259 )

Kitap Burton’un kendi öz yaşamı, okudukları, gördükleri ve duyduklarının kâğıda dökülmüş halidir. İyi bir gözlemci olduğu inkâr edilemez ve o tarihte günümüze ışık tutacak birçok harika tespitlerini biz okurlarına sunmuştur. Bedeni ruhbilimi ile harmanlamak ve bunu yaparken de modern çağ bilgini havası vermesi ve insan anatomisinin o çağda bu kadar harika bir şekilde betimlenmesini muazzam buldum. Özellikle felsefi yaklaşımları muhakkak okumalı ve üzerine düşünmelisiniz.

Asıl sorunun kalabalıklar içerisinde yalnız kalmak olduğunu görmekle kalmayıp Hz. Davud ile örneklendirmesi gayet şaşırtıcıydı. Örneğinin doğruluğuna hemfikirim, lakin bu alanın kısalığı beni üzen taraf oldu. Çünkü bundan ötesi insan anatomisi ve harikulade diyebileceğimiz anatominin çalışma hali. Dipnotların aşırı fazlalığı ise okurda konudan kopma gibi durumlar yaratsa da az bir geçmiş bilgisi bunun üzerini kapatıyor. Her şeye rağmen kitap benim için önem arz edecek türde ve saygınlıkta olan bir kitaptı.

“Biri için sinek ısırığı olarak nitelendirilen şey, diğeri için dayanılmaz bir acı kaynağı olabilir.” (Alıntı #47457018 )

Kitabım Aylak Adam Yayınları’ndan iki cildin birincisi ve çevirisi gayet yerinde. Zor bir kitap olması ve bazı terimlerin okurlar tarafından bilinmemesi ek birkaç bilgiye uzanmayı gerektirmektedir. Sayfa kalitesi gayet yerinde, kısa bir çevirmen önsözü ile başlayıp, 50 sayfa yazarın şiirsel bir dille yazdığı kitap hakkındaki girizgâhını okuyoruz. Kitabı ve yazım amacını iyice kavradıktan sonra iki bölüm halinde kitap bizlere sunulmaktadır. Birinci başlığa ben hastalıklar ve dışsal faktörler, ikincisine ise anatomi ve diğer şeyler demek istiyorum.

Sözün özü; melankolinin ve üzerine söylenmiş düşüncelerin tamda düşündüğüm gibi olması ve beni desteklemesi bende ciddi bir heyecan yarattı ve kitabın daha kolay okunmasına sebebiyet verdi. Kitap kesinlikle meraklısına okunulası ve tavsiye edilesidir. Sizde “ben niye böyleyim?” diyorsanız ve duyduğunuz bir oyun havasında dahi hüzünleniyorsanız lütfen okuyunuz.

Sevgi ile kalın…..

Size bir hediye ek sunmam sizi, bunu okumanız ise beni mutlu eder.

“Bu tamburların sesi değil mi? Gece karışmış gündüze, bulutlar neden gri. Keşmekeş olan kaldırımlarda biriken sular bir yandan yıkar pabuçlarımı, kim bu diyarın bekçisi? Sigaranı yakarken rüzgârda durup beklediğin kadar, dikkat eder misin çevrene? Etmem tabi. Bununda tadı değişti, sigara değil zehir sanki. Sen ne bekliyordun ki? Kaldır kafanı göğe, biraz daha bak. Gör sonra seni bu denli deli edeni. Bulutlar neden gri.

Hey sen şaman tipli, dur bekle! Sana diyorum bekle. Neden ardına bakmadan kaçıyorsun? Bir ayinin son demine mi yetişeceksin? İtme be! Söyle bulutlar neden gri? Takım elbiseli beyler geçiyor üzerimden, sizleri kim bey etti? Bu parayı neden verdin bana? Kurtulmak istersin değil mi benden? Neydi bu kurtulmanın sadakası mı? Saatin kaç para? Kolundaki değil! Seni bir saatliğine kiralama bedeli? Al o zaman şunu şimdi söyle bulutlar neden gri?

Buz gibi binalarda çalışıyor, taş duvarlar arasında kalmaktan zevk alıyorsunuz belli. Daha çok çalışıp çok para kazanmak istiyorsunuz, neden? Sizi kim bu şekilde makineleştirdi? Ooww bak yeni araba alışmışsın, eskisi eskimiş miydi? Bu kadınlarda çok güzel, söylesene birisi beni de sevebilir mi? Hesabımda bin üç yüz lira var. Kaç sevimlik eder? Birazını ayır ama birde şu bulutlar neden gri?

Kopuz çalan deli zenci, solaryumdan hiç çıkmadığın belli? Bacağım kadar kolun var, sizin vücutlarınız neden bu kadar iyi? İçimdeki tenya uluyor, sabah ki yemeğini beğenmedi mi? Yine sinirlerim bozuldu, acaba bedeni servise çeksem mi?

Sıvazladım, bir kere daha sıvazladım. Öteden bağırıyor biri hey dayı hacı, söyle dedim canım taksi. Bineceksen bin kaynıyor her yan müşteri. Hadi be kerkenez, uçarsın yükseklerde bilmezsin bulutlar neden gri?” (İleti #34191347 )
250 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Maraton koşusu adını veriyorum artık James Joyce ile olan okuma serüvenime. Bu koşuda ilerlediğim anda durarak geriye baktım ve Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi öncesi basılması reddedilen Kahraman Stephen ı tanıyayım istedim. Portre ile aynı karakterler aynı konu olabilir. Sadece başka bir Joyce anlatımı var. Kitabı yanmaktan son anda kurtaran, Joyce'nin kıymetli eşi Nora ; bazı bölümleri kurtaramadığı için eksik olan, bu sebeple yer yer kopukluklar ile karşılaştığım bu eserdeki farkı şöyle anlatayım:

Hazır tatil dönemi ya nasıl olsa şöyle düşünelim: Deniz kenarında tatildesiniz. İki araç var denizde. Birisi sandal, sadece küreği olan. Diğeri ise tekne, elektronik mekanik türlü türlü aksesuarı olan. İşte Kahraman Stephen o sandal, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi da tekne...

Bu eser dil bakımından daha sade ve düz. Portre ise betimleme açısından daha yoğun. Kurguda da biraz değişiklik var. Ama fikir aynı, karakterler aynı...

Gelelim içeriğe:
Tutucu bir aile Dedaluslar. Stephan; bu aileden sıyrılmış bambaşka bir bakış açısıyla, kendini sanata adamış, baskıcı- otoriter aileye karşı çıkmış, özgür düşünceye yönelerek aykırı davranışlara sahip( topluma nazaran) birisi.

Joyce bize gözlemci bir yazıyla yazıyorum diyip, sanki karakterleri bir lazer ışını ile tarayarak, iç dünyalarını bize aktarmış. Bu konuda zaten üstat kendisi.

Basılmasına karşı olunma sebebi ise yine müstehcen olarak görülmesi. Ulysses gibi kiliseye baya giydirmiş bu kitapta da. Katı kuralları olan toplum o zamanlarda kendine göre haklı kabul etmemekte eseri. Tabiki ben ise Nora'ya minnettarım. Bu eseri bize kazandırdığı için...

Düzenleme: 01.03.2019

Bu eseri yakmaktan kurtaran eşi Nora değildir. Nora ile tartışma sonucu sinirlenip kitabı yakan Joyce'un bunu başarmasına engel olan kız kardeşi Eva'dır.
Kaynak:

James Joyce - Hayatı ve Eserleri
160 syf.
·Beğendi·10/10
Eğer derin bir okur iseniz, bu kitap tam size göre; ruhunuza ve bedeninize bir de Burton'un "Melankolinin Anatomisi" adında açtığı pencereden bakın! Göreceğiniz manzara sizi yer yer mest edecek, yer yer dehşete düşürecek ama her yerde, gördüğünüz her nokta da mutlaka düşündürecek. Okumuş olduğum bu 1.Fasikülün ardından hemen 2.Fasikülün siparişini verdim ve merakla bekliyorum ve bu ikinci kitabın artık seyirlik bir pencere değil, bizi farklı bir boyuta geçirecek, geniş bir kapı olacağına inanıyorum.
"Bir şeyi bilmek ve onu dile getirmemek, o şeyi bilmemekle aynıdır. Bir diğeri senin bildiğini bilmedikçe; bilginin hiçbir faydası yoktur."
160 syf.
·1 günde·2/10
Beklentilerimin çok altında kaldığını ilk satırdan belirtmek istiyorum. Kitabı internet üzerinden almıştım, yani evire çevire içeriğini incelemeden kör bir alış. (isminin etkisi diyebilirim.) Melankoli hakkında içsel deneyimler, düşünceler beklediğim bunlara gözlemler hatta kişiler üzerinde yapılmış deneyler ile destek verilmiş hayatın içinden sunulan bir kitap hayal etmiştim. Bulduğum ise insan anatomisi, vücudun genel işleyişi ve kişilere özgü düşüncelerdi. Melankoli ile Eski Ahit ile bağ kurulup içsel melankoliyi Adem ve Havva'nın günahına bağlama denemesi ise beni yıktı diyebilirim.

Kitabın akışına gelirsek dönemin edebiyatını ve dilini göz önüne alınca ağır olması normal karşılanabilir. Dipnotlar ve alıntılar ise kitabın hatırı sayılır bölümünü kaplıyor, bu da benim pek sevmediğim bir nokta.

Kitabı okuduğuma pişman mıyım? Net cevap vermek zor, her kitaptan birşeyler öğrenmeye çalışan biri olarak bu kitaptan ne öğrendiğimi sorgulayacak olursam verebileceğim cevap bir daha bu tip kitaplar söz konusu olduğunda kör alış yapmayacağımdır. Bu kitabı okumaktansa güncel bir bilim dergisi okumanın çok daha bilgilendirebileceğini düşünüyorum.
70 syf.
·8/10
Minik bir yorum ve tavsiye:
Kitabın çevirisi kötü, açıklamaları iyiydi.
Başka bir çevirmeni varsa ya da olursa ondan okumayı deneyin derim.

James Joyce’un bu uzun öyküsünde biraz da olsa S. Zweig tadı aldım. Zweig sevenler varsa bu kitabı da sevecektir.
Ölüler / James Joyce
250 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Joyse' un ilk romanı. Yayınevleri tarafından kabul görmemiş ve basılmamış zamanında.. Diğer kitaplarına hayat veren karakterler bu ilk romanda oluşmuş.
160 syf.
·1 günde·2/10
Çeşitli düşünürlerin fikirleri dahilinde melankoli , nedenleri ve insan fizyolojisi üzerindeki etkileri değerlendirilmiş , buraya kadar teorik karmaşıklığı olsa da ilgi çekici. Bir yerden sonra kitabımız dayanılmaz bir hal alıyor , melankolinin kaynağı olarak cadılar, büyücüler, burçlar, fizyognomi, metoposkopi ... gibi bir çok metafizik konu başlıkları ile değerlendiriliyor. Kitapta Kuran’ı Kerim i saçma ve gülünç olarak değerlendirirken , melankoliyi kendi inanç sistemi çerçevesinde değerlendirmiş yazar . Okurken bir çok yeri atlamak zorunda kaldım. Kesinlikle bir psikoloji kitabı değil.
160 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Güzel bir kitap. İnsan nedir? Varlık gerçekten var mıdır? Sorularının cevabını bulabileceğimiz güzel bir yazım dili vardı.
Lakin çok fazla sayısal ve bilimsel yazılar ile karşılaştım. Pek tarzım değildi. Ama yine de okunabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Merve Tokmakçıoğlu

Yazar istatistikleri

  • 353 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 343 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.