Meryem Ural

Meryem Ural

Çevirmen
7.8/10
19 Kişi
·
42
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
119 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bu kitap keşke hiç yazılmasaydı ve var olmasaydı ya da yalnızca hayalgücü ile kurgulanmış bir distopya olabilseydi. Ama ne yazık ki gerçek. Öyle ki bu gerçeklik, sağlıklı bir insan beyninin idrak edemeyeceği, kolay kolay sindiremeyeceği derecede rahatsız edici. Okuduklarım beni hasta etti; kan, ölüm, vahşet, açgözlülük... Kötü insanlara ait olan bu çirkinliklerin, iyi insanların güzelliklerini darmadağın etmeleri ve onları yoketmeleri (keyifle) beni hasta ediyor. Rahatsızım! Geçmişte yaşanmış örneklerden, günümüzde yaşananlardan ve ne yazık ki gelecekte yaşanacaklardan. Çok rahatsızım; insanlardan, insan olmaktan. Utanç! Utanç duyuyorum. İnsanın karanlığı, ne yıldız bıraktı gökyüzünde, ne ay, ne de güneş. Kendimizi, kendi ellerimizle mahkum ettik karanlığa. Tıka basa kan içiyor, ölüm kusuyoruz. Abarttım mı? Evet, evet! Elbette hepimiz barıştan yanayız canım! Zaten barış için savaşıyoruz şurda!
120 syf.
Papa karşıtı kral yanlısı bir din adamının işgal edilen Latin Amerika'da İspanyol Katoliklerin yaptığı katliam, işkence ve vurgunları dönemin kralı Philip'e sunduğu bu raporun Osmanlı devrinin yükselme döneminde yazılmış olması da ayrı bir gerçekliktir. Yıllardır klişeleşmiş İstanbul'un fethiyle güneye kaçan hristiyanların İtalya'da Rönesansa neden olduklarına artık Latin Amerika'da da katliam yaptığını eklemek şart oldu. Latin Amerika'daki altın, elmas ve hatta inciye gözünü diken bu 'aydınların' köleleştiremediği yerli halkı böcek gibi ezmesi de zannediyoruz ki Sanayi Devrimini vacib kılmıştır...
119 syf.
Sözün bittiği kitaplardan birisi...Ne diyebilirim ki? Bu kitabın sömürgeciliğin masum insanlara verdiği zararın sadece küçük bir kesmini anlattığını düşünürsek, ne kadar kötülük dolu bir dünyada yaşadığımızı anlarız.
111 syf.
Bugünün şahşalı Avrupa toplumunun temelindeki karanlığı okudum ben. İnsan onurunun nasıl yok sayıldığı merhametten yoksun sömürgecilerin birkaç altın için nasıl vahşileştiğine tanık oldum. Günümüzde hala kızılderililer üzerinden pirim yaptılar. 60 - 70'li yılların filmlerinde onlar canavar kendileri masumdu. Toplumu böyle uyuşturdular. Medeni Avrupanın medeniyetsiz yüzünün siliuetlerine rastladım satır aralarında çığlıkları dinledim. Okunması gereken tanık olunması gereken bir kitap.
119 syf.
·Beğendi·9/10
Şimdi Amerikalı diye bahsettiğimiz Avrupa kırmaları. Amerikan yerlilerini katledip kendilerini Amerikalı diye isimlendiren bozuk Avrupalılar. Bunlardan birisi de bu kitabın yazarı. Yazarımız zamanında Amerikanın gerçek sahibi Kızılderililere yaptıkları katliamlardan dolayı vicdan azabı duymuş ve yaptıkları soykırımı gelecek nesillere aktarmak istemiştir. Güzelim Amerika kıtasının nasıl tahrip edildiğini, savaştan bihaber Yerlilerin nasıl katlediklerini, vahşeti tüm gerçekliğiyle ortaya koyan bir eser. Canilerin torunları da atalarından el almışlar 21. Yüzyılda hala bir yerlere demokrasi götürme peşindeler(!) Aslında çok da şaşırmamak lazım.

Okunmalı. Hatta nerede Kızılderilileri anlatan bir kitap varsa bulunup okunmalı.
119 syf.
·2 günde·2/10
İçerik olarak fazla bir bilgi yok ; sadece yaşanan zulümlerin boyutu anlatılmaya çalışılmış. Bölümlerde hep aynı şeyi okuduğunuzu düşünüyorsunuz. Beklentimi karşılamadı.
119 syf.
·Puan vermedi
Sözün bile bu kadar zalimliğin yanında anlamsız kalacağı bir durumun vehameti karşısındayız. İnsan doğasının bu kadar zalimlikle, barbarlıkla dolu olduğunu gören insanın kayda değer hiçbir şey söyleyemeceği bir kitlesel imhanın, soykırımın en ağırını yaşamış kızılderililerin yaşantısı bir papazın ağzından ve birebir olayların içinde olmuş insanın ağzından anlatılmış. Her ne kadar bu barbarlığı tasvip etmeyen bir insan durumunda olsa bile Casas monarşiye yönelik sempatik tavrı eleştiri hedefidir. Bu tavrı diğer taraftan korkudan kaynaklı bir tutum olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
119 syf.
·8/10
Saint Dominique tarikatından papaz Bartolome de Las Casas'ın İspanyol Kralı Philip'e rapor niteliğinde hazırladığı bir kitaptır. Yerlileri, maddi varlıklara sahip olmak istemediklerinden masum ve yardımsever olarak tanımlamıştır. İspanyollar ise bu bereketli topraklardan altın ve köle olarak nasip almaya çalışan zorbalardı. Esasen bu topraklara gitme sebepleri dini yaymak bir nevi misyonerlik yapmaktı.
Okurken kanınızı donduracak olaylar göreceksiniz. Bunların müsebbibi olarak da yazar Kolombu hedef almıştır. Bu kitap ışığında söylemek gerekirse haksız değildir. Bugün bir kahraman olarak gösterilen adamın sebep olduğu şeyleri okuduğunuz zaman iğreneceksiniz.
Kitap bitince keşke bir roman olsaydı diyorsunuz.
119 syf.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Bu kitap edebi amaçla yazılmış bir kitap değil. Bu sebeple yazım dilini, akışını görmezden gelmelisiniz. Bu kitabı yazmaya 1540'lı yıllarda başlıyor yazar ve kendisi Kolomb denen alçağın en yakın arkadaşının oğlu ve tüm bu zulümleri kendi gözleriyle görmüş ve olaylar esnasında bire bir tanıklık etmiş birisi.

İspanyolların gelişinden önce tam bir cennet olan yerlerde yaşayan milyonlarca insan var ve hepsi birbiriyle öyle güzel geçinip gidiyor, kötülük, ahlaksızlık nedir bilmiyorlar. Yardımsever ve paylaşımcılar. Fakat iyilikten maraz doğar derler ya. gelenleri baş tacı edip herşeylerini paylaşıyorlar, onları en güzel şekillerde ağırlıyorlar. Fakat Kolomb alçağının ilk düşüncesi şu oluyor: "Bunlardan iyi hizmetkar olur!" Çok kısa bir zaman zarfında milyonlarca insan delik deşik ediliyor, diri diri yakılıyor, uzuvları kesiliyor ve daha neler neler... Sonuçta dünyanın en güzel ve verimli yerlerinde yaşayan bu insanlar birazcık peynir uğruna mal gibi satılıp, aç köpeklere yem ediliyorlar.

Şu dünyada insandan daha aşağılık mahluk yoktur. Bu kitap kesinlikle okunmalı fakat çelik gibi sinirleriniz varsa okuyun. Ben okurken şuan o ülkelerde yaşayanların (Guatemala, Haiti, Jamaica, Meksika, Dominik Peru, Panama..) acaba eski atalarına yapılan bu zulümden haberleri var mı diye merak ettim ve ne acıdır ki atalarına hayvan muamelesi yapan İspanyolların dilini konuşup, onların dinine tabiler...
119 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tek kelimeyle VAHŞET. Sözde din uğruna bir ırkı katletmişler. Keşke okuduklarım gerçek olmasaydı, yaşanmasaydı!!! O kadar masum insanları katletmişler ki , savaşın ,silahın ne olduğunu bile bilmiyorlar. ''Amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti.Vahşet,hırsızlık,soykırım gitti.''

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 42 okur okudu.
  • 69 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.