Michel del Castillo

Michel del Castillo

Yazar
8.6/10
42 Kişi
·
97
Okunma
·
9
Beğeni
·
803
Gösterim
Adı:
Michel del Castillo
Unvan:
Yazar
Doğum:
Madrid, İspanya, 2 Ağustos 1933
İspanyol asıllı Fransız yazarı Michel del Castillo, 2 Ağustos 1933'te, Madrid'de Fransız bir baba ile İspanyol bir anneden doğdu. Annesiyle birlikte iç savaş sırasında İspanya'dan ayrıldı. Kısa süre sonra kendini, birçok İspanyol sığınmacısı gibi, Lozère'deki Rieucros Kampında buldu, daha sonra tek başına Almanya'daki bir kampa gönderildi. 1945'te İspanya'ya geri döndüğünde, beş yılını Barselona'da bir ıslahevinde geçirdi, daha sonra Andaluzya'ya Cizvit papazlarının yanına gitti, bir süre Huesca'da kaldı. 20 yaşında, özlemini çektiği Fransa'ya sonunda gidebildi, orada edebiyat ve psikoloji öğrenimi gördü. 1957'de, verimli yazarlık döneminin ilk kitabı olan Çağımızın Çocuğu'nu (Tanguy) yayımladı. Yayınlarımız arasında çıkan Gitar, Karar Gecesi, Başına Buyruk Bir Kadın romanlarının yazarı Michel del Castillo, son romanlarından biri olan ve 1993 yılı RTL Ödülüne değer görülen İspanyol Kanı'nda (Le crime des pères) bizi, savaş sonrasının şaşkın ve yapay suskunluğuna bürünmüş İspanya'sına götürüyor.
*Hiç bir şey yıpranmamıştır: ne sözcükler ne de düşünceler. Çünkü her şey her gün yeniden doğar, her ölümden bir yaşam açar.

*Yaşamıb düşünüp taşınmak için yaratılmamıştır. Öyleyse işe onu yaşamakla başla.

Evren, senin kendisini uyandırmanı umut ederek bekliyor.
Hiç kimse, Tanrı bile hayallerini gerçekleştiremez. Tanrı'nın bütün insanların iyiliğini ve hepsinin cennete gitmesini istemesi gerekirdi, ama bu böyle değil.
Mutsuz insanlar da toplumsal bir sınıf oluşturur. Her isteyen mutsuz olamaz, mutsuzluk kendiliğinden gelir. Kendini mutsuzluğa adamak mutsuz olmaya yetmez.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
"Çirkinim. Korkutan bir çirkinlik bu"
Anlatıcı bir cüce, aynı zamanda kambur ve yüzü de iç açıcı değil. Doğumundan sonra annesi reddediyor. Babası da ilgiyle ilgisizlik arasında. Bakıcısı büyütmüş.
Hep iyi bir insan olmak istiyor. Başkalarınca kabullenilmek... Ancak birkaç denemesi son derece kötü sonuçlanıyor ve o da uzunca bir süre kendine biçilen "kötü" “canavar” rolünü oynamaya başlıyor.
Ta ki, bir gitarın sesini duyuncaya, bu sesten büyüleninceye kadar. Gitar çalmayı öğrenmek ve belki de bu yolla daha önce beceremediği kabullenilmeyi, iyi bir insan olmayı başarmayı istiyor bütün gönlünce. Artık hayatının bütün anlamı gitarı "Linda" oluyor.
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Galiçya'da yaşayan cüce, kambur, korkunç bir adamın hikayesini anlatıyor eser. Fiziki özelliklerinden dolayı insanlar tarafından dışlanmış, dövülmüş.. Bir insanla konuşabilmek ve anlaşabilmek için hep iyi kalmaya direnmiş. Olaylar onu bazen öyle noktalara getiriyor ki istemeye istemeye olsa da kötülüğü öğrenmek zorunda kalıyor. Bir şey tek tesellisi oluyor gitarı yani Linda'sı . En sonunda hikayem hüzünlü mu değil mi bilmiyorum demiş karakter bende anlamadım açıkçası verdiği mesajları çok sevdim yinede.
111 syf.
·Beğendi·4/10
Bir gitardan çok müziğin doğasını anlatan ve daha çok ; bazı içsel, derin ve bilinçsizce harekete geçen duyguların yoğun yaşandığı bu eski döneme ait roman ve başrolünde sizi etkisi altında bırakacak müthiş bir kişilik var. Bu , her okur tarafından kendisinin iç güdüsel olarak yıkmak istediği tabularına karşın birer eş değerlik taşıyor. Hafif bir roman olduğunu düşünmüyorum. Sakince okumanızı tavsiye ediyorum.
96 syf.
·Beğendi·10/10
BU KİTABI MUTLAKA OKUYUN. AMA SAKİNCE BİR KENARA ÇEKİLİP KENDİNİZLE BAŞBAŞA KALARAK OKUYUN.
Felsefi mesajları çok kuvvetli, insanı hem kalbinden hem beyninden vuran bir kitap. Çok daha fazla tanınmalı, çok daha fazla bilinmeli ve çok daha fazla okunmalı. Ve hatta üzerinde çokça düşünülmeli. Anlatım tekniğinin kurgunun başarısı üzerindeki etkisi çok büyük. Hiç unutmayacağım kitaplardan biri oldu.
Gerçekte iyi kalpli olduğu halde mecburen kötü olmak zorunda kalan ama neticede yüreğindeki sevginin varlığını yok edemeyen, o sevgiyi göstermek isteyen özel bir insanın öyküsü. Bence muhteşemdi.
96 syf.
·1 günde·10/10
Böyle ince ama alt metni dolu, felsefi yönü ağır kitapları seviyorum.
Kitabın ismi sizi yanıltmasın.
Yazar yer yer ironi, yer yer metafor yaparak, insanların bedenen de ruhende nasıl çirkinleşebildiklerini, topluluğun nasılda çıkarları uğruna karşı tarafı iftira ile yerle bir edebileceğini anlatmış.
96 syf.
·Beğendi·9/10
Toplum tarafından dışlanmış, canavar olarak nitelendirilen bir cüce ve bu cücenin kendini topluma kabul ettirme çabasını anlatıyor kitap. Ana karakter olan cücenin değişimini o kadar net anlıyorsunuz ki hatta acısını içinizde hissediyorsunuz.
96 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Günaydın dostlar bugün incecik olmasına rağmen derin felsefi duygular uyandıran çok etkileyici, düşündüren, sorgulayan, sorgulatan, hüzünlü bir kitap olan "Gitar" yorumuyla geldim. Yazarla tanışma kitabım oldu aynı zamanda, yazarın dilini, duygusunu da çok sevdim. Bir çok yerini çizdim incecik kitabımın, boğazım yumru oldu okurken, ön yargının ne kadar kötü olduğunu bir kez daha anladım. Müziğin mucizevi gücüne tanık oldum, empati yapabiliyorsak bu kitaptan öğrenecek çok şeyimiz var. Kitabı okurken aklıma quasimodo geldi. Mutlaka okuyun tavsiyemdir
.
#kitapyorumu
Galiçya' da babasının kaptığı hastalık yüzünden bir ucube gibi doğan, bir ismi bile olmayan bir cücenin yaşama savaşı anlatılıyor. O canavardır insanlara göre... Sevgiyi arayıp da kötülüğü bulmaktan daha acı bir şey olamaz. Kötülük peşini bırakmıyor, kötü olmaya zorlanıyor. Çok çarpıcı bir kitaptı.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
İlk 30-40 sayfayı, anlatıcıyı çözümlemeye çalışarak geçirdim diyebilirim. Ayrıca gitar alegorisi kitabın neresinde ve nasıl geçecek diye düşünmeden edemedim bir türlü.
Sonrasındaysa beklediğim her şeyi misliyle gördüm, hissettim kitapta... Uzun zamandır böylesine enteresan, tanıdık ve aynı zamanda da distopik bir eserle karşılaşmamıştım sanıyorum.
Muhteşemdi.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Az sayfalı olmasına rağmen okuduğunuzda oluşan hislerle onlarca ciltlik ansiklopedi yazılabilecek bir eser Gitar. Yazarın önsözü ve son sözü de özellikle günümüz edebiyatçıları için kulak ardı edilmemesi gereken önemli yönlendirmelere yer veriyor. Girişte Thomas Mann’ın sözü aslında hikayenin çatısını da net bir şekilde vermiş. “Bir insan yalnızca yazgısını ister” Yazarın anlatım dili çok akıcı. İspanyol coğrafyasını, belli bir bölgeye ait yaşama biçimini, gelenekleri, insanın iyi ve kötü olma çabasını lafı dolandırmadan anlatıyor. Pastoral tasvirlerin güzelliğinin yanı sıra gitarın sesini adeta bize dinletmesi çok gerçekçi. Dilimize çevirisini yapan İnci Kaplan Gül’ü de çok başarılı buldum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Michel del Castillo
Unvan:
Yazar
Doğum:
Madrid, İspanya, 2 Ağustos 1933
İspanyol asıllı Fransız yazarı Michel del Castillo, 2 Ağustos 1933'te, Madrid'de Fransız bir baba ile İspanyol bir anneden doğdu. Annesiyle birlikte iç savaş sırasında İspanya'dan ayrıldı. Kısa süre sonra kendini, birçok İspanyol sığınmacısı gibi, Lozère'deki Rieucros Kampında buldu, daha sonra tek başına Almanya'daki bir kampa gönderildi. 1945'te İspanya'ya geri döndüğünde, beş yılını Barselona'da bir ıslahevinde geçirdi, daha sonra Andaluzya'ya Cizvit papazlarının yanına gitti, bir süre Huesca'da kaldı. 20 yaşında, özlemini çektiği Fransa'ya sonunda gidebildi, orada edebiyat ve psikoloji öğrenimi gördü. 1957'de, verimli yazarlık döneminin ilk kitabı olan Çağımızın Çocuğu'nu (Tanguy) yayımladı. Yayınlarımız arasında çıkan Gitar, Karar Gecesi, Başına Buyruk Bir Kadın romanlarının yazarı Michel del Castillo, son romanlarından biri olan ve 1993 yılı RTL Ödülüne değer görülen İspanyol Kanı'nda (Le crime des pères) bizi, savaş sonrasının şaşkın ve yapay suskunluğuna bürünmüş İspanya'sına götürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 97 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 102 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.