Milel ve Nihal Dergisi

Milel ve Nihal Dergisi

Dergi
7.5/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
29
Gösterim
Adı:
Milel ve Nihal Dergisi
Tam adı:
İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi
Doğum:
2003
Milel ve Nihal Eğitim Kültür ve Düşünce Platformu Derneği, zengin bilim ve kültür mirasımızın sahiplenilmesi, ulusal ve uluslararası çevrelerde tanıtımının yapılması ve yapılacak kültür ve eğitim faaliyetleriyle bu mirasa katkıda bulunulması amacıyla 2007 yılı Şubat ayında kurulmuştur. Milel ve Nihal, aylık seri konferanslar, halka açık haftalık eğitim seminerleri, akademik yayınlar ve benzeri kültür ve eğitim etkinlikleri vasıtasıyla kültürel seviyenin yükselmesi, akademik çalışmaların desteklenmesi ve değerlerimizin sahiplenilmesi yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bir düşünce üretme merkezi bağlamında çalışmalarını sürdüren Milel ve Nihal bünyesinde yapılan etkinlikler, aynı zamanda sosyal ve kültürel alanlarda kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacını da taşımaktadır.


ETKİNLİKLERİMİZ

Milel ve Nihal derneği bünyesinde çeşitli eğitim ve kültür etkinlikleri yürütülmektedir. Faaliyetler üç ana kategoride toplanmaktadır.

Haftalık Eğitim Seminerleri
Aylık Konferanslar
Milel ve Nihal: İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi

Derneğimiz bünyesinde uluslararası hakemli akademik bir dergi olan Milel ve Nihal: İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi altı ayda bir yayımlanmaktadır. İlmî bir dergi olarak akademik bakış açısı yansıtan makalelere, kitap tanıtım ve tenkit yazılarına, sempozyum ve kongre değerlendirmelerine yer verilmektedir. Milel ve Nihal dergisi, 10 yılı aşan bir yayın geçmişiyle başta ULAKBİM ve EBSCO olmak üzere temel akademik indexlerde taranmaktadır.
İslami gelenek ilmi faaliyetlerde gerek sosyal gerekse doğal
çevreye yönelik hakikatin araştırılmasını ve hakkın idrak edilme-
sini hedefler. Bu yönüyle de İslami gelenekle Batılı bilim anlayışı
arasında belirgin bir ayrışma dikkati çeker. Batılı bilim anlayışının
temelinde insanın doğaya ve çevreye egemen olması ve insanın
amaç ve çıkarları doğrultusunda çevrenin şekillendirilmesi daha
bir ön plandadır. Bu yaklaşım İslamın insan ve çevre yaklaşımına
yabancıdır. İslamda insanın doğal düzene egemen olması değil
onu anlaması ve idrak etmesi üzerinde durulur. Ancak bu sayede
insan kendisinin de bir parçasını oluşturduğu evrenin ihtiva ettiği
hakikati anlayabilecektir. Nitekim Kur’an, insanı çevresine bu na-
zarla bakması doğrultusunda sürekli teşvik eder. Benzer durum
insanın sosyal çevresine yönelik ilgi ve alakasında da söz konusu-
dur. Sosyal çevreye yönelik ilgide amaç, onu anlayıp tanımak ve
hakikati onlarla paylaşmaktır. Sosyal çevredeki farklı gelenekler,
farklı bakış ve tutumlar İslam tarihinde kültürel zenginlik aracı
olarak görülmüş; bu farklılıklar sanattan edebiyata, felsefeden
doğa bilimlerine kadar hemen her alanda zengin İslam ilim mira-
sının teşekkülüne katkı sağlamıştır. Bu yaklaşımıyla İslam gelene-
ği, farklılıkları yok edilmeleri gereken unsurlar değil, insanlığın
ortak aklının ürünü olan medeniyet inşasında zenginlik aracı ola-
rak görmek suretiyle diğer birçok gelenekten ayrılmaktadır.
Bu tanımlarla karşılaştırıldığında Şehristânî’nin felsefeyi ya
da hikmeti bölümlemesini varolanlara göre değil de, filozofa ya da
hakîme göre yaptığı görülmektedir. Bir başka ifade ile
Şehristânî’nin tanımında ‘nesne’den ziyade ‘özne’ dikkate alın-
maktadır. Nitekim o, yukarıda geçtiği üzere, kavlî hikmeti akıl
sahibi kişinin akledip ifade ettikleri; fiilî hikmeti ise, hakîmin fiili
olarak ortaya koymaktadır. Her iki bölümün tanımında da açıkça
özne üzerinden bir tanımlamaya gidilmektedir. Oysa yukarıdaki
tanımında da görüleceği üzere İbn Sînâ, felsefenin bölümlerini
varolanların bölümlenmesine göre belirlemekte ve nesneyi merke-
ze almaktadır.
Bir önceki yaklaşımla bağlantılı bir şekilde burada dikkati çe-
ken bir diğer husus da İbn Sînâ’nın, felsefenin bölümlerini tanım-
larken onları aynı zamanda bir bilgi alanı olarak görmesi, yani
nazarî ve amelî felsefenin son tahlilde varlıkların bilgisi olduğunu
düşünmesi; buna mukabil Şehristânî’nin ise, felsefenin bölümlerini
söz ve fiil olarak algılamasıdır. Onun bu yaklaşımının, İbn Sînâ ve
Fârâbî gibi filozoflar tarafından temsil edilen felsefenin, kesin ola-
rak varlıkların bilgisini verdiği yolundaki ‚felsefî‛ iddiaya yönelik
bir kuşkudan kaynaklanması mümkündür. Zira Şehristânî, kavlî
hikmetin tanımını verirken onun elde ediliş yoluna da değinmekte
ve bu bağlamda kesin bilgi veren tam tanım (hadd) ve burhân
yanında kesinliğe götürmeyen eksik tanım (resm) ile eksik akıl
yürütmeyi ifade eden tümevarımı da (istikrâ) buna dahil etmekte-
dir. O halde bu noktadan bakıldığında, Şehristânî açısından filozo-
fun aklettikleri ister kesin bilgi veren yöntemlerle elde edilsin ister-
se kesin bilgi oluşturmayan, hatta bilgi sağlamayan yollarla elde
edilmiş olsun yine de kavlî hikmet şeklinde ortaya çıkmış bulun-
maktadır. Bu noktada ona göre felsefenin akledilen şeyler olduğu
belirlenmekle birlikte bu akledilenlerin gerçekten doğru olup ol-
madığı meselesi en azından müphem bırakılmaktadır. Benzer bir
durum Şehristânî’nin fiilî hikmet tanımında da görülmektedir.
Çünkü burada da fiilî hikmet, İbn Sînâ’da olduğu gibi nasıl davra-
nılması gerektiğinin kesin bilgisini vermek yerine, filozofun
kemâle ermek için yaptığı fiilleri ifade etmektedir.
Yazar Louay, Kur’an’ın İsa’ya Hıristiyan kutsal yazılarının
sunduğu gibi ilahi bir varlık olarak değil, ‚Allah’tan bir kelime
olma‛, ‚bakire Meryem’den babasız olarak dünyaya gelme‛, ‚an-
nesi Meryem ile birlikte insanlık için bir alamet/işaret olma‛, ‚Kut-
sal Ruhla desteklenme‛ gibi özelliklere sahip eşsiz bir peygamber
olduğunu keşfedince İsa’ya olan ilgisinin bir kat daha arttığını ve
bu ilgi sonucunda da Hıristiyan, İslam ve tarihsel kaynaklara göre
tarihin İsa’sının gerçekte kim olduğunu hem Hıristiyan hem de
Müslüman okuyucunun dikkatine sunmak için bu eseri kaleme
aldığını nakletmektedir. Yazar önsözünde Hz. İsa ile ilgili Yeni-
Ahitte anlatılan öykülerin aksine Kur’an’ın verdiği bilgilerin tarih-
sel kaynaklarda verilenler örtüştüğünü (s.3) ileri sürerek bir an-
lamda Kur’an’ın tarihin İsa’sını ortaya koyma noktasında temel
kaynak olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Ancak
yazar bu iddiada bulunurken Kur’an bir biyografi veya tarih kitabı
olmadığını hatta Kur’an’ın temel amacının tarihin İsa’sını yeniden
yapılandırarak onun gerçekte kim olduğunu ortaya koymak değil,
bilgi verdiği diğer peygamberler bağlamında İsa’yı ele alarak de-
ğerlendirmek ve bu çerçevede onun kimliği konusunda Hıristiyan-
ların sahip olduğu yanlış veya çarpıtılmış bilgileri düzeltmek ol-
duğunu unutmuş gözükmektedir.
VIII
Bu filozoflar içerisinde Şehristânî, tamamen haklı olarak İbn
Sînâ’ya özel bir yer ve önem vermektedir. O, Kitâbü’l-Milel ve’n
nihal adlı eserinde İbn Sînâ’yı ‚İslâm filozoflarının en bilgini‛ ola-
rak nitelendirir. ‚İbn Sînâ’nın yolunun en dakik, hakikate bakışı-
nın (nazaruhu) en derin‛ olması sebebiyle İslâm filozofları içeri-
sinde sadece onun görüşlerini ele alır. Hatta İbn Sînâ’ya ayrılan
yer, Aristoteles dâhil tüm filozoflar içerisinde en geniş olanıdır.
Böyle bir imtiyazın verilmesinde, İbn Sînâ’nın İslâm felsefe gelene-
ğinin zirvesini teşkil etmesinin ve Şehristânî tarafından da bu ol-
gunun doğru bir şekilde kavranmasının kesin bir rolü vardır. Buna
binaen Şehristânî, bu eserinde İbn Sînâ felsefesinin kapsamlı bir
özetini verir. Onun felsefesini mantık, fizik ve metafizik olmak
üzere üç bölüm halinde objektif bir biçimde ortaya koyar.
Şehristânî’nin Fâtiha Suresi Tefsiri

Yukarıda sunulan düşünce örgüsü Mefâtîh boyunca, Fâtiha suresi
tefsiri de dahil olmak üzere sırlara dair bölümlerde uygulanmak-
tadır. Şehristânî tefsir boyunca her âyeti, âyetten âyete az da olsa
değişen birtakım başlıklar altında ele almaktadır. Bu başlıklar ara-
sında ‘sözlük bilim’ (luğa), ‘dilsel konum’ (vad‘), ‘kök bilgisi’
(iştikâk), ‘gramer’ (nahv), ‘âhenkli düzen’ (nazm), ‘tefsîr’, ‘semantik’
(me‘ânî) ve son olarak ‘sırlar’ (esrar) bulunmaktadır. Diğer başlıklar
altında sunulan düşünceler genellikle sırların açıklanmasında da
kullanılmaktadır. Dolayısıyla sırlar kısmı, tartışmasız bir şekilde,
Şehristânî’nin tefsir projesinin meyvesi durumundadır.
Bütün bir tefsirin ‘sırlar’da kendisini nasıl olup da gösterdiği-
nin önemli bir örneği, besmelenin (Sonsuz Derecede Bağışlayıcı, Mer-
hamet Edici Allah Adına) Fâtiha’ya dahil olup olmadığı ve onun ilk
âyeti olarak alınıp alınamayacağı ya da Fâtiha’nın dışında bırakılıp
sadece bir ayırt edici unsur olarak değerlendirilip değerlendirile-
meyeceği sorusudur. Bu soru, Şehristânî’nin tefsirinde önemli bir
problematik olarak durmaktadır.88 Erken dönemden itibaren bazı
otoriteler başlangıç ifadesinin sureye ve hatta Kur’ân’ın hiçbir su-
resine dahil olmadığını düşünmüşlerdir. Mamafih, bu görüşü ka-
bul edenler, Fâtiha’nın, 15:87’ye atıfla bir hadiste ‘Yedi Tekrarla-
nanlar’la (veya ‘Yedi Katlanmışlar’, seb‘un mine’l-mesânî) özdeşleş-
tirilmesinden hareketle onun yedili yapısını tanımlamayla ciddi bir
şekilde meşgul olmuşlardır.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Milel ve Nihal Dergisi
Tam adı:
İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi
Doğum:
2003
Milel ve Nihal Eğitim Kültür ve Düşünce Platformu Derneği, zengin bilim ve kültür mirasımızın sahiplenilmesi, ulusal ve uluslararası çevrelerde tanıtımının yapılması ve yapılacak kültür ve eğitim faaliyetleriyle bu mirasa katkıda bulunulması amacıyla 2007 yılı Şubat ayında kurulmuştur. Milel ve Nihal, aylık seri konferanslar, halka açık haftalık eğitim seminerleri, akademik yayınlar ve benzeri kültür ve eğitim etkinlikleri vasıtasıyla kültürel seviyenin yükselmesi, akademik çalışmaların desteklenmesi ve değerlerimizin sahiplenilmesi yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bir düşünce üretme merkezi bağlamında çalışmalarını sürdüren Milel ve Nihal bünyesinde yapılan etkinlikler, aynı zamanda sosyal ve kültürel alanlarda kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacını da taşımaktadır.


ETKİNLİKLERİMİZ

Milel ve Nihal derneği bünyesinde çeşitli eğitim ve kültür etkinlikleri yürütülmektedir. Faaliyetler üç ana kategoride toplanmaktadır.

Haftalık Eğitim Seminerleri
Aylık Konferanslar
Milel ve Nihal: İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi

Derneğimiz bünyesinde uluslararası hakemli akademik bir dergi olan Milel ve Nihal: İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi altı ayda bir yayımlanmaktadır. İlmî bir dergi olarak akademik bakış açısı yansıtan makalelere, kitap tanıtım ve tenkit yazılarına, sempozyum ve kongre değerlendirmelerine yer verilmektedir. Milel ve Nihal dergisi, 10 yılı aşan bir yayın geçmişiyle başta ULAKBİM ve EBSCO olmak üzere temel akademik indexlerde taranmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.