Mine Atafırat

Mine Atafırat

Çevirmen
8.2/10
1.250 Kişi
·
4.840
Okunma
·
1
Beğeni
·
164
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
680 syf.
Hani bazı romanlar olur sanki filmini izlemiş gibi hatırlarsınız ya bende bu kitap için bunu söyleyebilirim o kadar güzel canlandırmış ve hafızama yerleştirmiş ki film sahneleri gibi gözümün önünde canlanıyor. Diğer tarafta yazarı Alacakaranlık serisi ile tanıdığımdan bunun da o seviyede olacağını sanarak büyük bir yanılgıya düştüm. Bilim kurgu tadında ama aksiyon ve gerilimi de arka planda tutmayan dolu dolu bir roman. Konusuna gelince Dünya'ya uzaydan gelen ve bir canlı formuna ihtiyaç duyan - sözüm ona insanlık yaşadığı gezegeni öldürdüğü için duruma el atıp kurtarıyorlar- istila eden bir tür ile az sayıda kalan insanların mücadeleri. İnsanlık mı yanlış anlamış acaba bu türü? Keyifli okumalar.
335 syf.
·4 günde·Beğendi
'Anahtar Üçlemesi' serisinin ikinci kitabı olan 'Bilgeliğin Anahtarı' fantastik, romantik, macera, gizem ve aşkın harmanlanmış, sürükleyici olay örgüsüyle her ne kadar birinci kitaptan dolayı olayların gelişimi ve sonucu tahmin edilse bile heyecanla okunuyor.Kitabın baş karakteri olan kütüphane görevlisi ve tam bir kitap aşığı olan Dana, sıra kendisinde olduğu için arkadaşlarının yardımı ile anahtarı bulmaya çalışıyor.
İlk kitabı okuyanlar bu anahtarın ne olduğunu bilir, okumayanlara da birinci kitaptan başlamaları tavsiye edilir :) "Yok ben bu kitaptan başlayacağım" diyorsanız, yazar kitabın bir kaç sayfasında yeterince özet geçmiş ve olayı az çok kavrayabilirsiniz.
Benim tavsiyem 'Işık'tan sonra 'Bilgelik'e uğramanız, ben de 'Cesaret'e gidiyorum...
338 syf.
·8 günde·10/10
Muhteşemin de ötesinde bir kitap.Beni çok etkiledi.17 yaşında hamile olan bir kızın verdiği mücadeleyi,karşılaştığı zorlukları ve ümidini yitirmemeyi öğreten bir kitap.Bu kitabı okududuğunuzda kendinize şu soruyu soracaksınız;
Ben ne yaşadım ki?
Çoğu zaman yaşadığımız şeyler ya da karşılaştığımız sorunlar bize o kadar ağır gelir ki,ümitsizliğe düşeriz ve olanaksız bir şeymiş gibi görürüz.Fakat küçük yaşta böyle zorlukların üstesinden gelebiliniyorsa olanaksız diye bir şey yoktur.Herkese öneriyorum.İyiki okudum diyeceğiniz bir kitap.
680 syf.
·6 günde·9/10
Göçebe, kurgusuna hayran kaldığım bir kitap oldu. Hadi vampir, Kurt adam hikayelerini anlarım da bu nasıl bir yaratıcı fikir... Hayran kaldım!
Kitaptaki her karakteri ayrı bir şekilde sevdim, benimsedim. Kitabı bir yandan hemencecik okuyup fazla merak içinde kalmak istemiyordum bir yandan da bitirmek istemiyordum ki bu karakterlerle daha fazla birlikte kalayım. .
Sonlara doğru zaten sürekli gözlerim dolu dolu, ağlamaklıydım.
İnsanların önyargılarından kurtulmaları gerektiğini anlatan, sevginin güzelliklerini yaşatan bir kitaptı. Ben çok sevdim.
Keyifli okumalar..
345 syf.
·2 günde·Beğendi
Nora Roberts kitaplarında ki ortak özellik aşkı, kadın ve erkek açısından duygu karmaşaları arasında yaşatıp, sorgulatıp ve mutlu sonla işlemesidir. Bunun yanı sıra gizem ve polisiye gibi kurguları da kitaplarına katarak güzel eserler yazmasıdır.
Yazarın bu kitabında yarı fani, yarı ölümsüz üç kızın ruhlarını, hapsoldukları kutudan kurtarmak için seçilen ölümlü üç kadına, bu kutuyu açacak üç anahtarı bulmaları teklif ediliyor. Bu teklif ne kadar saçma görünse de kabul ediyorlar. Ve kura ile ilk talihli(!) belli oluyor ve böylece kızlar, gerçek dünyanın içinde yüzyıllar öncesinden saklanmış bir anahtarın, nereden ve nasıl bulunabileceği hakkında hiç bir fikirleri olmadan, elele vererek aramaya başlıyorlar.
'Anahtar üçlemesi' serisinin ilk kitabı olan 'Işığın Anahtarı' nda fantastik kurgu eklemesinin yanı sıra mitolojik karakterler de kullanan yazar, gerçek olayların içine bu öğeleri öyle ustaca yerleştirmiş ki sanki olabilirmiş gibi okuyorsunuz.
680 syf.
·Beğendi·9/10
Fantastik kurgusu olan bir kitabın bu kadar çok göz yaşına sebep olabileceğini bu kitaptan önce bilmezdim. Hatta bende bu kadar çok göz yaşının bulunduğunu da bilmezdim. Oldukça farklı konusuyla dikkat çeken, derinliği olan bir kitap. İnsan kavramını tekrar gözden geçirmeme ve sil baştan tanımlamama vesile oldu diyebilirim. Okuyun lütfen, asla pişman olmayacaksınız.
680 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Gözyaşlarımı tutamadığım muhteşem bir fantastik kitap oldu benim için. Okusam mı filmini mi izlesem derseniz kesinlikle okuyun derim. Çünkü mükemmel bir betimleme yeteneğine sahip bir yazar tarafından yazılmış.
%25 (128/528)
·Puan vermedi
Kitabı yarıda bıraktım ve aslında çok iyi gidiyordu. Artık polisiye okuyamayacak mıyım? Okumaya çalıştığım, okumayı başardığım bütün polisiyeler birbirine benziyor. Karaktere dönüşebilen tipler birbirinin aynı sayılabilir, meselâ bu kitaptaki Munch ile Inge Löhnig'in çok iyi dedektiflik serisindeki Dührenfort (ya da benzeri bir isim) birbirine çok benziyor... sorunlu tipler, babacan yalnız adamlar.. şehir hayatında karmaşa, kargaşa bir de muhakkak kitap sonunda çözümlenen bir veya birkaç cinayet. Olaya Haneke gibi bakarak yazabilen bir yazar var mı merak ediyorum, yani örneğin olayı çözemeyen ve bu çözülmezliği bize hayatla ve dünyadaki sistemlerle, adaletsizliklerle ilgili bir çok şey düşündüren bir yazar..yazarlar..var mı?

Ben Yalnız Gezerim çok güzel bir kitap ismi bence, alma sebebim de hem bu isimdi, hem de bir yerlerde kitapla ilgili çok iyi bir eleştiri okudum diye hatırlıyorum. Yazarı tanımıyorum, ancak gerçekten maharetli bir yazar: bir çok karakter ilk 120 sayfada ortada cirit atıyor ve hikâyeleri de ilgi çekiyor... Tamam da sanki en azından benim okuduğum yazarlar hep aynı hikâyeyi anlatıyor. Çok sıradışı, ilgi çekici polisiyeler olsa harika olabilirdi. Belki de bu türün klasiklerini okumam gerek.

O halde geriye, has edebiyata dönmek kalıyor. Alttan alta beni çağıran sayfalar... Kütüphanemi tasfiye ediyorum, salonda kitaplar sağa sola savrulmuş duruyor. Bir arkadaşım geldi ve ilk grubu aldı götürdü evimizden, böylece ilk yolcular son yolculuklarına çıktılar..diğerleri de gidecek. Böylece çok çok boş kalacak raflar. Onları sadece çok sevdiklerimle ve artık yük gibi yüzüme bakmaya kitaplarla dolduracağım: Elbette 8 ciltlik Çehov, Cortazar, özlediğim Faruk Duman ve daha nicesi hak ettikleri baş köşeye kurulmayı bekliyor. O güne dek, bu kargaşa, karmaşa, sıkıntı devam edecek..çünkü başımdan bir eylül geçti ki sorma gitsin..

"Ben Yalnız Gezerim"i polisiye severlere öneririm, eğer polisiyenin tadı hâlâ güzelse, bu kitap çok iyi bir seçenek olabilir...
468 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Judith Mcnaught'un kitaplarına bayılıyorum zaten bir tek bu kitabını okumamıştım ve Onu da okudum.
Bu kitap romantikliğin yanında polisiye bir roman..
Zack zengin bir ailenin 4 çocuğundan biri. Annesi ve babasını bir trafik kazasında kaybetmiş. Büyük babasını da kaybettikten sonra büyük annesi Onu evden kovuyor. Daha 18 yaşında olan Zack beş parasız hayata atılmak zorunda kalıyor aynı zamanda okuduğu üniversiteyi de bırakmak zorunda kalıyor. Otostop çektiği kamyoncunun sayesinde bir film şirketin de iş buluyor. Ayak işleri yapıyor sonra bir gün Figüran olarak bir filmde oynadıktan sonra yönetmen Onu çok beğeniyor ve oyuncu oluyor. Sonra yönetmenliğe soyunuyor ve hepsinde başarılı oluyor. Kendisi gibi oyuncu olan bir kadınla evleniyor. Sonra karısı Onu filmde oynadığı oyuncu ile aldatıyor ve Onları Zack yakalıyor. Sabahında Zack yönetmenlik yaptığı filmin çekimlerinde karısı ve aşığı ile bir sahneyi çekerken (vurulma sahnesinde ) karısı gerçekten de ölüyor ve Zack karısını öldürmekten tutuklanıp 45 yıl hapse mahkum ediliyor.
Julie yetimhane de büyümüş sorunlu bir kızdır. 11 yaşında iken aile reisinin papaz olduğu bir aile Onu evlat ediniyor. Ailenin iki oğlu var Julie'den büyük ve Julie bu aileyi çok seviyor ve tam anlamıyla dürüst ve kusursuz bir kız oluyor. Hayatını insanlara yardım etmeye adıyor. Öğretmenlik mesleğini seçiyor.
Julie bir seyahate çıktığında arabasına Zack'i alıyor ve Onu gideceği yere kadar götürecekken radyodan Onun hapishaneden kaçan bir katil olduğunu öğrendikten sonra Julie Zack'in rehinesi oluyor. İlk başlarda bir kaç kez kaçmaya çalışıyor sonunda Zack'in masum olduğuna inanıyor ve Zack'e aşık oluyor. Ama Zack Onu bırakıyor. Onunla birlikte kaçak hayatı yaşayamayacağı için.
Julie bazı olaylar olduktan sonra Julie Zack'in masumiyetinden şüphe duyuyor. Hatta Onun karısının aldattığı oyuncuyu da öldürdüğünü düşünmeye başlıyor ve Onu ihbar ediyor FBI'e olaylar böyle devam ediyor. Daha fazla anlatmayacağım. Okuyup öğrenin. Kesinlikle mükemmel bir kitap Puan vermem gerekirse 10 üzerinden 11

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 4.840 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 1.150 okur okuyacak.
  • 75 okur yarım bıraktı.