Muhammed bin Mahmud Şirvani

Muhammed bin Mahmud Şirvani

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
Muhammed bin Mahmud Şirvani
Unvan:
Yazar
14. yüzyılın ikinci yarısıyla 15. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı belirlenen, ancak nerede ve ne zaman doğduğu bilinmeyen Şirvânî’nin hayatı hakkındaki bilgilerimiz yalnız kendi eserlerinden elde ettiklerimizle sınırlıdır. Kulunc Risâlesi ile Tuhfe-i Murâdî’yi Bursa’da yazmış olması bir süre bu şehirde yaşadığını göstermektedir. Şirvânî’nin adı Türkiye’de bilim çevrelerince uzun zaman tartışma konusu olmuştur. Bazen müstensihlerden kaynaklanan farklı yazımlar sebebiyle, bazen de yanlış yönlendirmelerle adı farklı biçimlerde yazılmıştır. Kaynaklarda adının “Mahmûd bin Mahmûd-ı Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd bin Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd bin Hâcı eş-Şirvânî, Mahmûd bin Mehmed bin Dilşâd, Şükrullâh Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd bin Hâcı, Şirvânî Muhammed bin Mahmûd bin Hâcı, Mahmûd ibni Muhammed Dilşâd Şirvânî, Mahmûd bin Muhammed bin Dilşâd, Mahmûd bin Mehmed, Şirvânî (Mehmed bin Mahmûd), Muhammed bin Mahmûd Şirvânî” şekillerinde geçtiği belirlenmiştir. Araştırmalar sonucunda (Argunşah 1999: 29-38) yazarın doğru adının “Muhammed bin Mahmûd-ı Şirvânî” olduğu, bunun dışındakilerin Bursalı Mehmed Tâhir’den itibaren ona yakıştırıldığı, hatta ilgisi olmayan birçok eserin de bu sebeple Şirvânî’ye atfedildiği tespit edilmiştir. Özellikle Murâd-nâme yazarı “Bedr-i Dilşâd bin Muhammed bin Oruç Gâzî bin Şa’bân”ın, Muhammed b. Mahmûd-ı Şirvânî’yle aynı kişi olduğu ileri sürülmüşse de iki müellifin isimleri arasında hiç bir benzerlik bulunmadığı açıktır. Târîh-i İbn-i Kesîr Tercümesi’nde ise bu mütercimin adı “Mahmûd b. Muhammed el-Mev’ûd Bedr-i Dilşâd” şeklindedir. Oysa Şirvânî’ye aidiyeti kesinleşen on kitabın hiçbirisinde “Bedr-i Dilşâd” veya “Mev’ûd” adı geçmemektedir. Ayrıca 807/1404-05 yılında doğduğunu kendisi belirten Bedr-i Dilşâd’la, Çelebi Mehmed’e eser sunduğu bilinen Muhammed b. Mahmûd-ı Şirvânî’nin, bu doğum tarihi göz önüne alınınca da aynı kişiler olması mümkün değildir. Şirvânî, muhtemelen, telif tarihi bilinen son kitabı Mürşid’i yazdığı 842/1438-39 yılından bir süre sonra ölmüştür. Onun, Süleymaniye Kütüphanesi katalog fişlerinde 881/1476-77; Hediyye, el-A’lâm, Mu’cemü’l-Mü’ellifîn ve İslâmî Tıp Yazmaları Katalogu gibi kaynaklarda 912/1506-07’de öldüğü kaydedilmiştir ki bu bilgiler yanlıştır.

Şirvânî, 15. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı ülkesinde meşhur bir hekimdir. Babinger (1982: 17) onun, yalnız tanınmış bir hekim olmayıp tarihî tercümelerle de uğraştığını, II. Murâd tarafından mütercim olarak vazifelendirildiğini kaydetmiştir. Uzunçarşılı’nın (1984: 283-284) Menteşe âlimlerinden biri olduğunu belirttiği Şirvânî, tıp, ıtriyat, değerli taşlar, İslamiyet ve yemek gibi çeşitli konularda kitap kaleme alan âlim bir şahsiyettir. Yazdıklarıyla Türk tıbbının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Menteşeoğlu İlyâs Bey’e (1403-1421), Germiyanoğlu Yakûb Bey’e (1402-1429), Osmanlı sultanı Çelebi Mehmed’e (1413-1421), Timurtaş Paşaoğlu Umûr Bey’e (öl.1461), II. Murâd’a (1421-1451) ve onun kazaskeri Veliyüddîn’e eser sunan Şirvânî’nin Türkçe ve Arapça yazılmış çok sayıda kitabı vardır. Türkçe eserleri şunlardır:

1. İlyâsiyye: Bir mukaddime ve on bölümden meydana gelen bir tıp kitabıdır. Kaynaklarda adı geçmesine rağmen henüz nüshasına rastlanılmayan İlyâsiyye, Menteşeoğullarından İlyâs bin Mehmed Bey (ö. 1421) adına önce Arapça olarak yazılmış, sonra İlyâs Bey’in emriyle Türkçeye çevrilmiştir. Eserin nüshası bulunamamıştır.

2. Sultâniyye: Bir mukaddime ve on dört bölüm olarak tertip edilmiş bir tıp kitabıdır. Eser Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed’e sunulmuştur. Telif tarihi bilinmeyen eserin beş nüshası tespit edilmiştir. Eser üzerinde Ferhat Kurban tarafından yüksek lisans tezi yapılmıştır (1990).

3. Cevher-nâme: Şirvânî’nin değerli taşlarla ilgili ilk kitabıdır. 831/1427-28 yılında yazılmış ve Timurtaş Paşaoğlu Umûr Bey’e takdim edilmiştir. Cevher-nâme sırasıyla şu 25 bâbdan oluşur: Cevher, yakut, zümürrüd, zeberced, balhaş, benefşe, becadi, elmas, ayne’l-hir, panzehir, pîrûze, akik, cez, mıknatıs, senbâzic, dehne, lâciverd, mercân, sebec, cimşit, hamahan, yeşim, yasb, billûr ve talk. Eserin nüshaları Almanya’da Leipzig Senato Kütüphanesinde K. 231, Viyana Kraliyet Kütüphanesi nu. 1448’de kayıtlıdır. Leipzig nüshası Murat Aktürk tarafından lisans tezi olarak hazırlanmıştır (1998).

4. Tuhfe-i Murâdî: Şirvânî’nin, Tîgâşî’nin Ezhâru’l-Efkâr isimli kitabından hareketle yazdığı Cevher-nâme isimli eserinin ilavelerle genişletilmiş şeklidir. 25 bölüm olarak yazılan Cevher-nâme’ye mukavviyat ve ıtriyat konuları eklenerek eser otuz iki bölüme çıkarılmıştır. Tuhfe-i Murâdî’de Tîgâşî’nin Arapça eseri takip edilmiş, yeni kaynaklardan derlenen bilgilerle eser telif hâle getirilmiştir. Kitap, 11 Cemaziyelevvel 833/ 5 Şubat 1430’te Bursa’da yazılıp Osmanlı hükümdarı II. Murâd’a sunulmuştur. Altı nüshası tespit edilen Tuhfe-i Murâdî, Mustafa Argunşah tarafından yayımlanmıştır (1999).

5. Yemek Kitabı: Başı ve sonu eksik olan tek nüshası “Millet Kütüphanesi, Ali Emirî Yazmaları Müteferrik 143”te kayıtlıdır. Eserin adı ve telif tarihi belli değildir. Önce Bağdâdî’nin (Muhammed bin el-Hasan bin Muhammed bin el-Kerîm el-Kâtib el-Bağdâdî) Kitâbü’t-Tabîh mine’l-Et’ime fî Kable’t-Tıbb isimli Arapça kitabının tercümesi zannedilmiştir. Oysa Şirvânî, Arapça eserdeki sırayı takip etmiş, bölümleri yeni bilgilerle genişletmiş ve her yemek tarifinin altına sağlıkla ilişkisini anlatan bölümler yazmıştır. Ayrıca, kitabın ilk 106 yaprağı Arapça Kitabü’t-Tabîh’le paralel ilerlerken Arapça eserin bittiği yerden itibaren çok sayıda yeni yemek eklemiştir. Eser, Mustafa Argunşah ile Müjgân Çakır tarafından yayımlanmıştır (2005).

6. Mürşid: Göz hastalıklarından bahseden Mürşid, 841 yılının Zilhicce ayının ilk on gününde (26 Mayıs-5 Haziran 1438) tamamlanmıştır. Üç kitap hâlinde düzenlenmiştir. Birinci kitap 1 mukaddime, 6 bâb ve 27 fasıldan; ikinci kitap 17 bâb, 110 fasıldan; üçüncü kitap 3 bâb, 18 fasıldan meydana gelmiştir. Eserde, gözün anatomisi ve fizyolojisi, göz hastalıkları, bunların belirti ve tedavileri, göz hastalıklarında kullanılan müfret ve mürekkep ilaçlar anlatılmıştır. İki nüshası tespit edilen Mürşid’i, Necdet Okumuş (1998) doktora tezi olarak hazırlamış, çalışmayı Ali Haydar Bayat’la birlikte yayımlamıştır (2004).

Arapça Eserleri:

1. İlyâsiyye: Şirvânî, Menteşeoğullarından İlyâs bin Mehmed Bey adına yazdığı bu Arapça eseri daha sonra Türkçeye tercüme etmiştir. Eserin nüshası bulunamamıştır.

2. Ya’kûbiyye: Sağlıkla ilgili bir eserdir. Germiyan hükümdarı Emir Ya’kûb bin Süleymân’a (1402-1429) sunulmuştur.

3. Ravzatu’l-Itr: Mukaddime ve 44 bâbdan oluşan eserde ilaçlar, içecekler ve güzel kokularla ilgili bilgiler verilir. Ravzatü’l-Itr, Kazasker Veliyüddîn’e ithaf edilmiştir.

4. El-Faslu’l-Ȃşir fî Ma’rifeti’l-Evzân ve’l-Mekâyil: Ölçüler ile ölçü ve tartı aletlerinden bahseden dört yapraklık bir risaledir.

5. Risâletün mine’t-Tıb fî Beyâni Mübtelâ bi-hî mine’l-Kulunc: Kulunç hastalığına ve tedavi yöntemlerine dair bir eserdir. Bir mukaddime ve bir bâbdan oluşan eser, 1434 yılında Bursa’da yazılmıştır.

6. Miftâhu’n-Necât li-mâ Yenfetihu bi-hî Ebvâbü’l-Birrî ve’s-Sa’âdât: Kur’an’ın anlamına dair Arapça bir eserdir. 42 bâbdan oluşmuştur.

Yukarıda adları sıralanan Arapça metinler üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Ayrıca çeşitli kaynaklarda Muhammed bin Mahmûd-ı Şirvânî’nin olduğu ileri sürülen, fakat çalışmalarımızla ona ait olmadığını ispatladığımız eserler ise şunlardır: Kemâliyye (Kemâl-nâme, Kitâb-ı Kemâliyye), Târîh-i İbn-i Kesîr Tercümesi, Harîdatü’l-Acâ’ib ve Farîdetü’l-Garâ’ib Tercümesi, Bâz-nâme Tercümesi, Murâd-nâme (ayrıntılı değerlendirme için bk. Argunşah 1999: 29-38).

Şirvânî, eserlerinde dönemin diğer ilmî kitaplarında olduğu gibi sade bir dil kullanmıştır. Yazdıklarında, “mukaddime”ler dışında Arapça ve Farsça tamlamalara neredeyse hiç yer vermemiştir. Bunlarda yer alan ilmî terimler çoğunlukla Arapça ve Farsça kökenlidir. Birçok yerde yabancı terimleri “yani” dedikten sonra açıklamış, bazen de Türkçe karşılıklarını vermiştir. Bu da onun metinlerinin her seviyedeki Türk okuyucusu tarafından daha kolay anlaşılmasını sağlamıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muhammed bin Mahmud Şirvani
Unvan:
Yazar
14. yüzyılın ikinci yarısıyla 15. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı belirlenen, ancak nerede ve ne zaman doğduğu bilinmeyen Şirvânî’nin hayatı hakkındaki bilgilerimiz yalnız kendi eserlerinden elde ettiklerimizle sınırlıdır. Kulunc Risâlesi ile Tuhfe-i Murâdî’yi Bursa’da yazmış olması bir süre bu şehirde yaşadığını göstermektedir. Şirvânî’nin adı Türkiye’de bilim çevrelerince uzun zaman tartışma konusu olmuştur. Bazen müstensihlerden kaynaklanan farklı yazımlar sebebiyle, bazen de yanlış yönlendirmelerle adı farklı biçimlerde yazılmıştır. Kaynaklarda adının “Mahmûd bin Mahmûd-ı Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd bin Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd bin Hâcı eş-Şirvânî, Mahmûd bin Mehmed bin Dilşâd, Şükrullâh Şirvânî, Muhammed bin Mahmûd bin Hâcı, Şirvânî Muhammed bin Mahmûd bin Hâcı, Mahmûd ibni Muhammed Dilşâd Şirvânî, Mahmûd bin Muhammed bin Dilşâd, Mahmûd bin Mehmed, Şirvânî (Mehmed bin Mahmûd), Muhammed bin Mahmûd Şirvânî” şekillerinde geçtiği belirlenmiştir. Araştırmalar sonucunda (Argunşah 1999: 29-38) yazarın doğru adının “Muhammed bin Mahmûd-ı Şirvânî” olduğu, bunun dışındakilerin Bursalı Mehmed Tâhir’den itibaren ona yakıştırıldığı, hatta ilgisi olmayan birçok eserin de bu sebeple Şirvânî’ye atfedildiği tespit edilmiştir. Özellikle Murâd-nâme yazarı “Bedr-i Dilşâd bin Muhammed bin Oruç Gâzî bin Şa’bân”ın, Muhammed b. Mahmûd-ı Şirvânî’yle aynı kişi olduğu ileri sürülmüşse de iki müellifin isimleri arasında hiç bir benzerlik bulunmadığı açıktır. Târîh-i İbn-i Kesîr Tercümesi’nde ise bu mütercimin adı “Mahmûd b. Muhammed el-Mev’ûd Bedr-i Dilşâd” şeklindedir. Oysa Şirvânî’ye aidiyeti kesinleşen on kitabın hiçbirisinde “Bedr-i Dilşâd” veya “Mev’ûd” adı geçmemektedir. Ayrıca 807/1404-05 yılında doğduğunu kendisi belirten Bedr-i Dilşâd’la, Çelebi Mehmed’e eser sunduğu bilinen Muhammed b. Mahmûd-ı Şirvânî’nin, bu doğum tarihi göz önüne alınınca da aynı kişiler olması mümkün değildir. Şirvânî, muhtemelen, telif tarihi bilinen son kitabı Mürşid’i yazdığı 842/1438-39 yılından bir süre sonra ölmüştür. Onun, Süleymaniye Kütüphanesi katalog fişlerinde 881/1476-77; Hediyye, el-A’lâm, Mu’cemü’l-Mü’ellifîn ve İslâmî Tıp Yazmaları Katalogu gibi kaynaklarda 912/1506-07’de öldüğü kaydedilmiştir ki bu bilgiler yanlıştır.

Şirvânî, 15. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı ülkesinde meşhur bir hekimdir. Babinger (1982: 17) onun, yalnız tanınmış bir hekim olmayıp tarihî tercümelerle de uğraştığını, II. Murâd tarafından mütercim olarak vazifelendirildiğini kaydetmiştir. Uzunçarşılı’nın (1984: 283-284) Menteşe âlimlerinden biri olduğunu belirttiği Şirvânî, tıp, ıtriyat, değerli taşlar, İslamiyet ve yemek gibi çeşitli konularda kitap kaleme alan âlim bir şahsiyettir. Yazdıklarıyla Türk tıbbının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Menteşeoğlu İlyâs Bey’e (1403-1421), Germiyanoğlu Yakûb Bey’e (1402-1429), Osmanlı sultanı Çelebi Mehmed’e (1413-1421), Timurtaş Paşaoğlu Umûr Bey’e (öl.1461), II. Murâd’a (1421-1451) ve onun kazaskeri Veliyüddîn’e eser sunan Şirvânî’nin Türkçe ve Arapça yazılmış çok sayıda kitabı vardır. Türkçe eserleri şunlardır:

1. İlyâsiyye: Bir mukaddime ve on bölümden meydana gelen bir tıp kitabıdır. Kaynaklarda adı geçmesine rağmen henüz nüshasına rastlanılmayan İlyâsiyye, Menteşeoğullarından İlyâs bin Mehmed Bey (ö. 1421) adına önce Arapça olarak yazılmış, sonra İlyâs Bey’in emriyle Türkçeye çevrilmiştir. Eserin nüshası bulunamamıştır.

2. Sultâniyye: Bir mukaddime ve on dört bölüm olarak tertip edilmiş bir tıp kitabıdır. Eser Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed’e sunulmuştur. Telif tarihi bilinmeyen eserin beş nüshası tespit edilmiştir. Eser üzerinde Ferhat Kurban tarafından yüksek lisans tezi yapılmıştır (1990).

3. Cevher-nâme: Şirvânî’nin değerli taşlarla ilgili ilk kitabıdır. 831/1427-28 yılında yazılmış ve Timurtaş Paşaoğlu Umûr Bey’e takdim edilmiştir. Cevher-nâme sırasıyla şu 25 bâbdan oluşur: Cevher, yakut, zümürrüd, zeberced, balhaş, benefşe, becadi, elmas, ayne’l-hir, panzehir, pîrûze, akik, cez, mıknatıs, senbâzic, dehne, lâciverd, mercân, sebec, cimşit, hamahan, yeşim, yasb, billûr ve talk. Eserin nüshaları Almanya’da Leipzig Senato Kütüphanesinde K. 231, Viyana Kraliyet Kütüphanesi nu. 1448’de kayıtlıdır. Leipzig nüshası Murat Aktürk tarafından lisans tezi olarak hazırlanmıştır (1998).

4. Tuhfe-i Murâdî: Şirvânî’nin, Tîgâşî’nin Ezhâru’l-Efkâr isimli kitabından hareketle yazdığı Cevher-nâme isimli eserinin ilavelerle genişletilmiş şeklidir. 25 bölüm olarak yazılan Cevher-nâme’ye mukavviyat ve ıtriyat konuları eklenerek eser otuz iki bölüme çıkarılmıştır. Tuhfe-i Murâdî’de Tîgâşî’nin Arapça eseri takip edilmiş, yeni kaynaklardan derlenen bilgilerle eser telif hâle getirilmiştir. Kitap, 11 Cemaziyelevvel 833/ 5 Şubat 1430’te Bursa’da yazılıp Osmanlı hükümdarı II. Murâd’a sunulmuştur. Altı nüshası tespit edilen Tuhfe-i Murâdî, Mustafa Argunşah tarafından yayımlanmıştır (1999).

5. Yemek Kitabı: Başı ve sonu eksik olan tek nüshası “Millet Kütüphanesi, Ali Emirî Yazmaları Müteferrik 143”te kayıtlıdır. Eserin adı ve telif tarihi belli değildir. Önce Bağdâdî’nin (Muhammed bin el-Hasan bin Muhammed bin el-Kerîm el-Kâtib el-Bağdâdî) Kitâbü’t-Tabîh mine’l-Et’ime fî Kable’t-Tıbb isimli Arapça kitabının tercümesi zannedilmiştir. Oysa Şirvânî, Arapça eserdeki sırayı takip etmiş, bölümleri yeni bilgilerle genişletmiş ve her yemek tarifinin altına sağlıkla ilişkisini anlatan bölümler yazmıştır. Ayrıca, kitabın ilk 106 yaprağı Arapça Kitabü’t-Tabîh’le paralel ilerlerken Arapça eserin bittiği yerden itibaren çok sayıda yeni yemek eklemiştir. Eser, Mustafa Argunşah ile Müjgân Çakır tarafından yayımlanmıştır (2005).

6. Mürşid: Göz hastalıklarından bahseden Mürşid, 841 yılının Zilhicce ayının ilk on gününde (26 Mayıs-5 Haziran 1438) tamamlanmıştır. Üç kitap hâlinde düzenlenmiştir. Birinci kitap 1 mukaddime, 6 bâb ve 27 fasıldan; ikinci kitap 17 bâb, 110 fasıldan; üçüncü kitap 3 bâb, 18 fasıldan meydana gelmiştir. Eserde, gözün anatomisi ve fizyolojisi, göz hastalıkları, bunların belirti ve tedavileri, göz hastalıklarında kullanılan müfret ve mürekkep ilaçlar anlatılmıştır. İki nüshası tespit edilen Mürşid’i, Necdet Okumuş (1998) doktora tezi olarak hazırlamış, çalışmayı Ali Haydar Bayat’la birlikte yayımlamıştır (2004).

Arapça Eserleri:

1. İlyâsiyye: Şirvânî, Menteşeoğullarından İlyâs bin Mehmed Bey adına yazdığı bu Arapça eseri daha sonra Türkçeye tercüme etmiştir. Eserin nüshası bulunamamıştır.

2. Ya’kûbiyye: Sağlıkla ilgili bir eserdir. Germiyan hükümdarı Emir Ya’kûb bin Süleymân’a (1402-1429) sunulmuştur.

3. Ravzatu’l-Itr: Mukaddime ve 44 bâbdan oluşan eserde ilaçlar, içecekler ve güzel kokularla ilgili bilgiler verilir. Ravzatü’l-Itr, Kazasker Veliyüddîn’e ithaf edilmiştir.

4. El-Faslu’l-Ȃşir fî Ma’rifeti’l-Evzân ve’l-Mekâyil: Ölçüler ile ölçü ve tartı aletlerinden bahseden dört yapraklık bir risaledir.

5. Risâletün mine’t-Tıb fî Beyâni Mübtelâ bi-hî mine’l-Kulunc: Kulunç hastalığına ve tedavi yöntemlerine dair bir eserdir. Bir mukaddime ve bir bâbdan oluşan eser, 1434 yılında Bursa’da yazılmıştır.

6. Miftâhu’n-Necât li-mâ Yenfetihu bi-hî Ebvâbü’l-Birrî ve’s-Sa’âdât: Kur’an’ın anlamına dair Arapça bir eserdir. 42 bâbdan oluşmuştur.

Yukarıda adları sıralanan Arapça metinler üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Ayrıca çeşitli kaynaklarda Muhammed bin Mahmûd-ı Şirvânî’nin olduğu ileri sürülen, fakat çalışmalarımızla ona ait olmadığını ispatladığımız eserler ise şunlardır: Kemâliyye (Kemâl-nâme, Kitâb-ı Kemâliyye), Târîh-i İbn-i Kesîr Tercümesi, Harîdatü’l-Acâ’ib ve Farîdetü’l-Garâ’ib Tercümesi, Bâz-nâme Tercümesi, Murâd-nâme (ayrıntılı değerlendirme için bk. Argunşah 1999: 29-38).

Şirvânî, eserlerinde dönemin diğer ilmî kitaplarında olduğu gibi sade bir dil kullanmıştır. Yazdıklarında, “mukaddime”ler dışında Arapça ve Farsça tamlamalara neredeyse hiç yer vermemiştir. Bunlarda yer alan ilmî terimler çoğunlukla Arapça ve Farsça kökenlidir. Birçok yerde yabancı terimleri “yani” dedikten sonra açıklamış, bazen de Türkçe karşılıklarını vermiştir. Bu da onun metinlerinin her seviyedeki Türk okuyucusu tarafından daha kolay anlaşılmasını sağlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okuyacak.