Muhammed bin Süleyman Er-Rudani

Muhammed bin Süleyman Er-Rudani

10.0/10
4 Kişi
·
7
Okunma
·
1
Beğeni
·
143
Gösterim
Adı:
Muhammed bin Süleyman Er-Rudani
Unvan:
İslam Alimi, Yazar
Doğum:
Kuzey Afrika
Müellif Muhammed b. Süleyman er-Rûdânî, hicretin 1030. senesinde Kuzey Afrika'nın Sus şehrine yakın Târudent köyünde dünyaya geldi. Gençliğinde ilmi, kendi beldesinin âlimlerinden aldıktan sonra bilgi ve marifetini geliştirmek için Marakeş, Cezayir ve Mısır'ı dolaşarak buralardaki ilmî şahsiyetlerden yararlandı. Bir müddet ikâmet ettiği Medine'yi, kendisini çekemeyen hasetçiler sebebiyle terkederek Mekke'ye gitti. Orada yıllarca kaldı, evlenip bir ev yaptırdı. Hicri 1080 yılında Vezir-i azam Mustafa Bey ile tanıştı ve bir yıl sonra onunla beraber İstanbul'a gitti. Orada saygı ve takdir gördü; hatta Osmanlı Sultanı ile görüştüğü söylenir. Vezir Köprülü Ahmed Paşa'nın himayesi altında bir sene süreyle kaldığı İstanbul'dan Mekke'ye döndü. Peşinden Harameyn İşleri sorumluluğuna atandığına dair bir emirnâme geldi. Daha sonra bu vazifede bir ara Mekke şerifliğine kadar yükseldi. Tekke, zaviye ve kervansarayları ıslah etti. Mina ve Hacun'a giden yolları düzletti; kimsesiz ve fakirler için mezarlıklar yaptırdı.

Osmanlı vezirinin vefatını fırsat bilen bazı hasetçi güçler, Şerif Berekât'ı etkileyerek Osmanlı Sultanından onu Mekke'den sürmesi için bir emirnâme çıkarttılar. 1093 senesinde Kudüs'e gitmek zorunda kaldı. Birçok iftiraya uğradı, kendisini kötleyen çirkin şiirler okundu. Hatta zamanın tarihçileri bile onun hakkında haksız ifadelerde bulundular. Döndüğü Mekke'den bir sene sonra hasta olarak gittiği Şam'da 1094 senesinde vefat etti.

Rûdânî, zamanının büyük âlimlerinden birisiydi. Meşhur eseri Sılatu'l-halef içinde isimlerini verdiği pek çok kitabı okudu. Hadis ve usûle dair önemli eserler verdi. Çağdaşlarından birisi onun hakkında: ?İdrak ettiğimiz insanlar arasında hadis ve temel İslamî bilgilere ondan daha vâkıf olan birini görmedik? demiştir. el-Âletü'l-câmia adı verilen bir hesap ve geometri âleti icat edecek kadar derin astronomi ve matematik bilgisine sahipti.

En meşhur iki eserinden birisi olan Sılatu'l-halef bi-mavsûli's-selef, müellifin rivâyet hakkını aldığı kitaplar ile bunların umumî ve hususî isnadlarını topladığı bir fihristtir. Bu eserinde hadis kitaplarının müellifleri ile kendi arasındaki râvi zincirlerini zikretmiştir. 1988 yılında Beyrut'ta basılmıştır. Müellifin ikinci meşhur eseri Cem‘ul-fevâid'dir.
''Allahım!
Korkmayan kalp,
kabul edilmeyen dua,
doymayan nefis
ve fayda vermeyen ilimden
sana sığınırım.''

Tirmizi ( 3482 7.CİLD )
''Allahım!
Beni hatalarımdan beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi temizle.
Allahım!
Hatalarımı kar ,su ve buzla yıka!''

Buhari; ezan-89 ( 7.CİLD )
Allah Resulu sav buyurdular ki;
'' İyi arkadaş misk ( güzel koku ) sahibi gibidir.''

6.cilt (Ebu Davud-4854 )
İslam nedir?
- Güzel söz söylemek.
İman nedir?
- Sabır ve Hoşgörü.
Hangi iman üstündür?
-Güzel Ahlak.

Ahmed B.Hanbel, Müsned IV,385
Allah Resulu abdest alırken şöyle dua ederdi;
'' Allahım! Günahımı bağışla.
Evimi genişlet ve rızkımı bereketlendirip çoğalt.''

Ahmed B.Hanbel ( IV,399 )
'' Kim;
Rab olan Allah'tan,
din olarak İslam'dan,
Peygamber olarak Muhammed'den (sav) hoşnut oldum derse,
cennet ona -vacip-olur.

Ebu Davud, 1-518
Hz. Peygamber(s.a.v) şöyle buyurdu: "Yaptığın iyiliğe sevinir, kötülüğe de üzülürsen mümin olursun." (Taberânî)
''Her kim müslüman kardeşini bir günah yüzünden ayıplarsa,
kendisi de aynı günahı işleyinceye kadar ölmez.''

Tirmizi; 2505 ( 7.CİLD )
بسم الله الرحمن الرحيم
إِنَّ اللّهَ لاَ يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ
'' Şüphesiz Allah -zerre- kadar zulm etmez.''

Nisa-40
Es-Selam Değerli dostlar;
Daha önce 2 kez okumuş olduğum 7 ciltlik Hadis Külliyatının 1.cildini bitirdim.
İlahiyat Fakültesinde iken seçmeli dersleri genellikle 3 ders üzerinden seçerdim,
Tefsir, Hadis ve Kelam…Şu an Konyada okuyanlar bilirdir Fıkıhı Orhan Çekerin yüzünden hiç ama hiç seçmedim:))) Hatta fıkıh dersimize geldiğinde maalesef Feraiz sınavını bir arkadaşımızla kopya çekerek geçtik diyebiliriz:)
Bu sebeble öğrencilerim her daim
–Hocam! kopya çekmek günah mı diye sorduklarında,
-Çocuklar ben çektim bu yüzden bana sormayın diye takılmışımdır:))
Hadis Dersleri bağlamında hocalarım hep şu demişlerdir;
Hangi hadis kitabını okursanız okuyun Rüdani’nin Külliyatını okumadan hadis okudum demeyin…!
Eserde ondört kitap mevcuttur;
Sahihayn ( Buhari-Müslim )
Tirmizi
Nesai
İbn Mace
Ebu davud
İmam Malik
Ahmet Bin Hanbel
Ebu Ya’la
Darimi
El-Bezzar
Ve Taberanin 3 eseri olan Mu’cemleri.
Eserde sahih hadisler bol olmakla birlikte aralarında uydurma hadislerinde bulunduğu Mevzu sözler de vardır.
Önce hadisin senedi ( Hadisi nakledenlerin isimleri );
Sonra da metini ( hadisin anlatılmak istenen sözü) verilip
Dipnotunda kaynak verilmiştir.
Bu noktada isterseniz şöyle bir örnek verelim;
YANLIŞ KAYNAK ÖRNEĞİ:
İman yetmiş küsür derecedir.
Hadisi Şerif
DOĞRU KAYNAK ÖRNEĞİ:
İman yetmiş derecedir.
Buhari,İman-3 Müslim,İman-57
Bu sebeple nerde karşıma bir ayet veya hadis çıksın öncelikle kaynağına bakarım ve yanlış anlaşılmasın kontrol ederim:)
Bu islam ilimlerinde prensiptir.Özellikle Ahkam ile ilgili hükümlerde asla delilsiz mesnetsiz konuşulmaz.
Ve şu sözü şiar edinelim derim;
‘’Usul olmadan esas olmaz…’’
Akaid,Tefsir veya Hadis ilmi ile ilgili mutlaka usul ilmini bilmemiz gerekir.
Eserde dipnotlarda yazıyor,
Bu hadis sahihtir,mürselddir,hasendir…
Bunları bilmeden asla o hadis ile ilgili hükme varamayız.
Bu sebeple kısaca bu esere dair mini bir hadis usulü hazırladım;
HADİS USULÜ
Sahih hadis: Adalet ve zabt sıfatlarını haiz ravilerin, muttasıl senedle rivayet ettikleri şaz ve muallel olmayan hadislerdir.
Hükmü: Fukahanın meşhur görüşü ve muhaddislerin icmasıyla sahih hadisle amel edilmesi vaciptir, şer’i delillerden bir delildir, hiçbir Müslüman’a terki caiz değildir.
Hasen Hadis: Adalet şartını haiz olmakla birlikte zabt yönünden sahih hadis ravileri derecesine çıkamayan ravinin muttasıl bir senedle şaz ve illetli olmayan rivayetidir.
Hükmü: Derece bakımından sahih hadisten düşük olmakla birlikte, kendisiyle delil getirmek hususunda sahih gibidir.
Merdud Hadis: Sıhhat şartlarına haiz olmadığından amel edilemeyecek nitelikteki zayıf haber.
Mürsel Hadis: İsnadından sahabi ravisi düşmüş olan hadistir. Yani tabiinden olan bir ravinin hadisi işitmiş olduğu sahabiyi atlayarak direk Hz. Peygamber’den rivayet ettiği hadise mürsel denilir.
Munkatı Hadis: Senedin ortasından bir ravinin düştüğü hadislere denilir.
Mevzu Hadis: Çeşitli sebeplerle Hz. Peygamber’in ismine izafeten hadis diye uydurulmuş sözlere denir. Uydurma olduğunu açıklama düşüncesi haricinde rivayet edilmesi dahi haramdır. Hadis diye isimlendirilmesi teknik açıdandır.
İslam ümmetini önceki ümmetlerden ayıran en önemli özelliklerinden bir tanesi, kendilerine gönderilen kitapla birlikte bu kitabın ilk elden yorumu olan Hz. Peygamber'in yaşantısını da sahih biçimde muhafaza etmeyi başarmış olmasıdır. Hz. Peygamber’in öncelikli görevi elbette ki yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i muhataplarına ulaştırmaktır. (Tebliğ)
Fakat Hz. Peygamber’in dini hayattaki rolü bundan çok daha fazladır. Hz. Peygamber’in dini yaşama biçimi olan sünnet, İslam tarihi boyunca, âlimler tarafından dinin en önemli iki kaynağından biri olarak değerlendirilmiş ve Kur'ân-ı Kerim'de anlaşılamayan bir âyetle karşılaşılması durumunda ilk olarak Hz. Peygamber'in bu konuda bir açıklamasının olup olmadığı araştırılmış, yani Kur'ân'ın ilk müfessiri olarak sünnete yer verilmiştir. (Tebyin)
Sünnetin Kur'ân-ı Kerim'i açıklamak dışındaki ikinci vazifesi ise Kur’an’da yer almayan emir ve yasakları doğrudan belirlemesidir. Sünnet, İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından, dini hüküm vaz’ edebilme salahiyeti açısından Kur'ân gibi müstakil bir delil kabul edilmiştir. (Teşri’)
Aslında sadece bu gerçek bile Sünnet'in dindeki yerini açıklamaya yetmektedir. Eğer Sünnetin dinde değer ifade eden bir yeri olmasa ve din sadece Kur'ân-ı Kerim'den ibaret bulunsaydı, İslam dini son derece kısır, çok dar bir alanı kapsayan, hayatın her alanına hitap etmekten uzak ve kısa zaman içinde yok olmaya mahkûm biçimde ortaya çıkmış olurdu. Oysa dine, hayatın her alanına hitap etme salahiyetini ve iddiasını kazandıran husus, bizzat bu hayatın içinde yer alan, her türlü problemle yüzleşen ve onlara çözüm üreten Hz. Peygamber'in tüm yaşamının bir hülasası olan Sünnettir
HULASA;
Detaylı bir şekilde hadis okumaları yapmak istiyorum diyenlere şiddetle tavsiye ediyorum:)
Ayrıca bu hadis külliyatın dışında da iki kitap tavsiye etmek istiyorum;

MUSANNEF Yazarı: İbn Şeybe
HADİSLERLE İLİM VE HİKMET Yazarı Recep El Hanbeli

Keyifli okumalar…
Elimde olan 5 ciltlik hadis kitabının kıymeti rahmetli dedemden bana kalmasından geliyor. Gözüm gibi bakıyordum desem yeridir. Birçok hadis kaynağı bu eserde toplanmış fakat benzer olan hadisler sürekli yazılmamış. Bu yüzden aynı hadisleri okumuyoruz ki böyle olmasına rağmen konular bitmiyor. Biz hadisler deyince bolca tartışma programlarında vakit kaybettirilen sorular, kısır döngü hadisler ... Okudukça anladım ki bu kadar ayrıntılı konuları neden Peygamberimiz açısından incelememişim. Sadece daha dikkatli okumam gereken yerleri işaretlemekle başladım. 2. Bir dönüşte ise not alarak hayatıma geçirmeyi hedefliyorum (umarım)
İnsanları sadece hadisler zamanımıza uymaz, uygulanamaz, hadis sahih mi diyerek başka sorularla meşgul etmek yerine önyargısız bir okumaya başlasak çoğu sorunun cevabı elimizde aslında...
Giyimde sadeliğe, konuşmada doğruluğa, insani ilişkilerde saygılı olmaya ve bunun hayatın her anında uygulamaya teşvik eden ve yaşayan bir Peygamber'in ümmeti olduğumuza çok şükür diyerek akşamınız huzurlu olmasını dilerim.
~selametle~
Müthiş bir kaynak eser okudukça okunası gelen. Ayrıca 10.000'in üzerinde hadis var ve tekrarlama neredeyse yok. Riyazussalihîn'den daha geniş, İstifade edilmesi kolay ve güzel olan bir kitap. Tavsiye ediyorum.
Riyaz, Buhari ve Müslim gibi hadis kitaplarından sonra okunması daha iyi olur diye düşünüyorum. Zengin hadis içeriği ile ufkunuzu açıyor. Tabi kafa karıştırıcı daha doğrusu bizlerin anlamada zorluk çekeceği hadisler bulunmakta. Bunu göz önünde bulundurarak okunmalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muhammed bin Süleyman Er-Rudani
Unvan:
İslam Alimi, Yazar
Doğum:
Kuzey Afrika
Müellif Muhammed b. Süleyman er-Rûdânî, hicretin 1030. senesinde Kuzey Afrika'nın Sus şehrine yakın Târudent köyünde dünyaya geldi. Gençliğinde ilmi, kendi beldesinin âlimlerinden aldıktan sonra bilgi ve marifetini geliştirmek için Marakeş, Cezayir ve Mısır'ı dolaşarak buralardaki ilmî şahsiyetlerden yararlandı. Bir müddet ikâmet ettiği Medine'yi, kendisini çekemeyen hasetçiler sebebiyle terkederek Mekke'ye gitti. Orada yıllarca kaldı, evlenip bir ev yaptırdı. Hicri 1080 yılında Vezir-i azam Mustafa Bey ile tanıştı ve bir yıl sonra onunla beraber İstanbul'a gitti. Orada saygı ve takdir gördü; hatta Osmanlı Sultanı ile görüştüğü söylenir. Vezir Köprülü Ahmed Paşa'nın himayesi altında bir sene süreyle kaldığı İstanbul'dan Mekke'ye döndü. Peşinden Harameyn İşleri sorumluluğuna atandığına dair bir emirnâme geldi. Daha sonra bu vazifede bir ara Mekke şerifliğine kadar yükseldi. Tekke, zaviye ve kervansarayları ıslah etti. Mina ve Hacun'a giden yolları düzletti; kimsesiz ve fakirler için mezarlıklar yaptırdı.

Osmanlı vezirinin vefatını fırsat bilen bazı hasetçi güçler, Şerif Berekât'ı etkileyerek Osmanlı Sultanından onu Mekke'den sürmesi için bir emirnâme çıkarttılar. 1093 senesinde Kudüs'e gitmek zorunda kaldı. Birçok iftiraya uğradı, kendisini kötleyen çirkin şiirler okundu. Hatta zamanın tarihçileri bile onun hakkında haksız ifadelerde bulundular. Döndüğü Mekke'den bir sene sonra hasta olarak gittiği Şam'da 1094 senesinde vefat etti.

Rûdânî, zamanının büyük âlimlerinden birisiydi. Meşhur eseri Sılatu'l-halef içinde isimlerini verdiği pek çok kitabı okudu. Hadis ve usûle dair önemli eserler verdi. Çağdaşlarından birisi onun hakkında: ?İdrak ettiğimiz insanlar arasında hadis ve temel İslamî bilgilere ondan daha vâkıf olan birini görmedik? demiştir. el-Âletü'l-câmia adı verilen bir hesap ve geometri âleti icat edecek kadar derin astronomi ve matematik bilgisine sahipti.

En meşhur iki eserinden birisi olan Sılatu'l-halef bi-mavsûli's-selef, müellifin rivâyet hakkını aldığı kitaplar ile bunların umumî ve hususî isnadlarını topladığı bir fihristtir. Bu eserinde hadis kitaplarının müellifleri ile kendi arasındaki râvi zincirlerini zikretmiştir. 1988 yılında Beyrut'ta basılmıştır. Müellifin ikinci meşhur eseri Cem‘ul-fevâid'dir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 8 okur okuyacak.