Muhsin Ertuğrul

Muhsin Ertuğrul

Yazar
8.5/10
4 Kişi
·
8
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.115
Gösterim
Adı:
Muhsin Ertuğrul
Unvan:
Yazar,Tiyatrocu,Sinemacı
Doğum:
İstanbul, 28 Şubat 1892
Ölüm:
İstanbul, 29 Nisan 1979
1892 yılında, İstanbul'da doğdu. Sinema ve tiyatro yönetmeni. İlköğrenimini Tefeyyüz Mektebi'nde ve Darüledep'te yaptı. Daha sonra soğuk çeşme ve Toptaşı Rüştiyelerinde okudu. Oradan Mercan İdadisi'ne geçti. 1909 yazında Erenköy'de Burhanettin Kumpanyasının bir temsilinde ilk olarak sahneye çıktı. Daha sonra Reşat Rıdvan ve Burhanettin Beylerin Odeon tiyatrosunda çalıştı. Hamlet'te Laerdes rolüne çıktı. Arkadaşı Vahram Papazyan'ın öğütlerine uyarak gittiği Paris'te (1911), uzun yıllar etkisinden kurtulamadığı Mounet - Sully'yi seyretti. 1913'de tekrar Paris'e gitti. 1914'de Türkiye'ye döndüğü zaman Reşat Rıdvan Bey, Darülbedayi Osmaninin hazırlık çalışmalarına girişmişti. Edebi tiyatro heyeti adındaki, Fransa'dan çağrılan Antoine'ında katıldığı juri önünde Hamletten bir bölümü oynayan Muhsin Ertuğrul, tiyatronun sanatçı kafilesine alındı. Strintberg'den Baba, Kistemaeckers'den kasırga adlı oyunları Türkçe ye çevirdi. Viyana'da Otello çalışmalarını izledi. 1922'de Kemal film adına, İstanbul'da Bir Facia, Aşk ve Boğaziçi Esrarı filmlerini çevirdi. Leblebici Horhor, Kız Kulesi'nde Bir Facia, Ateşten Gömlek, Sözde Kızlar filmlerini çevirdi. Repertuardaki oyunlar arasında İhtilal (L. Andreyev), Baba (Stringberg), Bir Halk Düşmanı (İpsen), Prof. Kienow
Emil Ludwig, yaşam öyküsünü yazmak için Musso­lini ile konuştuğu zaman Duçe kendisine: «Örgütlenme­yen halk, benim için koyun sürüsünden ayrımsızdır!» de­mişti.
Ne yazık ki sonunda koyunlar değü de çoban rolün­deki diktatör ayaklarından asıldı.
Tiyatro; kendi öz yapısı bakımından ilerici ve solcu bir kurumdur. En sağ piyesleri oynarken bile sol­cudur. Uç yüz elli yıl önceki Moliere”in Tartuffe (Mürai) sini oynasa bile, bölge çevresinde, yine Konya’da basılan Hülleci kadar etkili olacaktır.
Vaktiyle, hizmetçileriyle, seyisleriyle, uşaklarıyle ömür süren, yüzbinlerce hektarlık toprağı şahıslarının tekelinde tutan Prenslerin yazlıklarında bugün yeni yılın çalışmalarına gereken gücü kazanmak için bilginler oturuyor. Bu yurtlardan birini gördüm. Şimdi altmış Profesörün eşleriyle, çocuklarıyle oturabildiği bu sarayda vaktiyle bir kont yaşıyormuş.
Para kazanmak tutkusuyla ya­nanların, iki yıl dişimi sıkar, orada kalır, sonra bir kat alırım diye düşünenlerin bölge tiyatrolarında yeri yoktur. Orası, uzak illerde halka hizmeti amaç bilen ülkücülerin yuvası olur. Aynı yerde öğretmen ne alıyorsa sanatçı on­dan bir kuruş bile fazla para almamalı. Öğretmen çolu- ğuyla çocuğuyla kıt kanaat geçinemezken onun, karşısı­na beş on misli para alan bir genç sanatçıyı oturtursanız bu dengesizlik çevrede başkaldırı doğurur. Bol keseden para dağıtan yasalar sanatçıyı, cerre çıkmış nane molla durumuna düşürür. Bu sanatçıdaki ülkücülüğü, ruh soy­luluğunu öldürür, onu kendi gözünde küçültür.
«Ne iş gösterirseniz onu yaparım. Bakınız, neye elverişli isem bana o görevi verin.»
«Bizim ikinci bir suflöre gereksememiz var...»
«Peki.»
«O ikinci süflör, oyunculara sıraları geldiği zaman sahneye girmeleri için işaret vermekle de görevlidir.»
«Pekâlâ...»
«Sonra böylelikle gerekli bilgileri öğrenirsin. Önünde canlı örnekler olduğu için bu gayet kolay olacaktır. O zaman sen de başlı başına önemli rollere çıkarsın.»
«Elbette!»
«Aylığına gelince?»
«Beni aç, çıplak bırakmayın, arasıra da bir bardak
bira içecek para verin.»
«Olur. Adın ne senin?»
«William Shakespeare.»
Üniversite hâlâ, tıpkı padişah yönetimi altında imiş gibi sınıflarını imtiyazlı öğ­renciye açıyor... Arada küçük bir fark var, eskiden sara­ya kapılanma aranırdı, şimdi ancak para ile elde edilmesi kabil olan tam devreli öğrenim soruluyor... Hiç kimse bir gencin on bir yıllık tam öğrenimi yapabilmek için her ailenin varlık gücü, parası var mıdır? diye düşünmemiş...
670 syf.
·16 günde
Muhsin Ertuğrul' un anıları. Çocukluğundan başlıyor, 1930' a kadar geliyor ancak. Bir iş ne kadar sevilir, nasıl aşkla yapılır, sanata tutkuyla bağlanmak ne demek bu kitapta. Adam hayâtını tiyatroya adamış. Hakiki bir sevda olmuş onun için. Ailesinden geçmiş, ne para, ne şöhret; sadece sanat aşkı. Yaşadığı sıkıntılar, çektiği çile, ömür boyu bitmemiş. Görülüyor ki eğer bir tiyatromuz varsa Ertuğrul' la var. Tiyatro dışında da görüşlerini öğrenmek mümkün kitapta. Ayrıca sinemanın Türkiye' deki kurucusu da sayılabilir. İlk sesli filmi, ilk renkli filmi de o çekmiş. Ve performansına bakınca anlıyorum ki ben hiç çalışmamışım. Yalnız kendi çalışmamış pek çok da adam yetiştirmiş, okullar kurmuş, sahneler açmış. Başlattığı iş hâlâ devam ediyor.

Kişisel anıları olsa da hiç sıkıcı değil anlatımı; öykü tadında. Dili ve üslubu da üst düzeyde. Gerçi kitap Özdemir Nutku yönetimindeki bir ekip tarafından yayına hazırlanmış. Ertuğrul' un el yazısından, eski yazı, önce Latin alfabesine aktarılmış, sonra da düzeltme ve güncellemeler yapılmış. Ne kadar Ertuğrul' un tarzı bilemiyorum. Tiyatro meraklıları mutlaka okumalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muhsin Ertuğrul
Unvan:
Yazar,Tiyatrocu,Sinemacı
Doğum:
İstanbul, 28 Şubat 1892
Ölüm:
İstanbul, 29 Nisan 1979
1892 yılında, İstanbul'da doğdu. Sinema ve tiyatro yönetmeni. İlköğrenimini Tefeyyüz Mektebi'nde ve Darüledep'te yaptı. Daha sonra soğuk çeşme ve Toptaşı Rüştiyelerinde okudu. Oradan Mercan İdadisi'ne geçti. 1909 yazında Erenköy'de Burhanettin Kumpanyasının bir temsilinde ilk olarak sahneye çıktı. Daha sonra Reşat Rıdvan ve Burhanettin Beylerin Odeon tiyatrosunda çalıştı. Hamlet'te Laerdes rolüne çıktı. Arkadaşı Vahram Papazyan'ın öğütlerine uyarak gittiği Paris'te (1911), uzun yıllar etkisinden kurtulamadığı Mounet - Sully'yi seyretti. 1913'de tekrar Paris'e gitti. 1914'de Türkiye'ye döndüğü zaman Reşat Rıdvan Bey, Darülbedayi Osmaninin hazırlık çalışmalarına girişmişti. Edebi tiyatro heyeti adındaki, Fransa'dan çağrılan Antoine'ında katıldığı juri önünde Hamletten bir bölümü oynayan Muhsin Ertuğrul, tiyatronun sanatçı kafilesine alındı. Strintberg'den Baba, Kistemaeckers'den kasırga adlı oyunları Türkçe ye çevirdi. Viyana'da Otello çalışmalarını izledi. 1922'de Kemal film adına, İstanbul'da Bir Facia, Aşk ve Boğaziçi Esrarı filmlerini çevirdi. Leblebici Horhor, Kız Kulesi'nde Bir Facia, Ateşten Gömlek, Sözde Kızlar filmlerini çevirdi. Repertuardaki oyunlar arasında İhtilal (L. Andreyev), Baba (Stringberg), Bir Halk Düşmanı (İpsen), Prof. Kienow

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 18 okur okuyacak.