Murat Sezgin Yalçın

Murat Sezgin Yalçın

Yazar
7.7/10
3 Kişi
·
4
Okunma
·
1
Beğeni
·
190
Gösterim
Adı:
Murat Sezgin Yalçın
Aptalca korkuların
Kahramanca cesaretindeyiz
Düşüncelerin lodosunda
Kalbimizin poyrazına
Esir düşüyor susmalarımız.
Hangi dağa çıksak
Kavuşmalarımız kuzeyde kalıyor
Başkalaşıyor iklimimiz,
İki yabancı bedende :
Umutlarımız soğuk ve kurak
Gözlerimiz, ılık ve yağışlı .
Güneşe engel bir bulutsun artık
Ne toprağıma bereket
Ne yüreğime ışık.
Dümensiz bir gemisin
Okyanusta bir acı nokta, rüzgâra eğlence
Ellerime bir darbesin artık
Ne kâğıda bir yazı,
Ne umuda uzanan bir hamle.
Sessizliğime bir bestesin
Konuşunca boşlukta, susunca ciğerimde
Bir acı şarkı.
Gözlerime inen parmaklıksın artık
Bakınca buruk bir umut
Uyuyunca gözyaşı.
Çığlığıma kattığım sonsuzluk değilsin artık
İçime her gün damlayan insafsız bir acı.
Öldürmedim uçtun
Uçtun öldürmedim
Şimdi bir odada yalnızız
Sen tavanda siyah bir nokta
Ben mürekkep noktada
Sen yarın uçup gideceksin
Ben tutsak duvarda
Sen dünyanı yeniden kuracaksın
Ben mürekkep tavanda…
Yine baş başa kalıyoruz
En sağır yerinden
Yalnızlığım ve ben
Soğuk bir ırmak tutuyor elimden
Gökyüzü çekiştiriyor gözlerimi
Bir sağa bir sola
Köprüler yeni yeni ışıldıyor
Kalabalıklar yavaş yavaş çekiliyor içimden
Kaldırımlar,
Bir kadeh gibi yudumluyor sessizliğimi
Adımların hafif sarhoşluğu
Adını hatırlayacak kadar
Uzayan gölgelerin bedenime usulca akması.
Biraz daha alışıyorum sanki
Bir parça daha yalnızlığa
Evimde sesim ve türkülerimden geriye
Arada bir vuran saat sesi
Soframda tek kaşık
Bir tane tabak
Artık daha da azıyla yetindiğim tuzsuz yemek.
Bazen unutup iki kaşık çıkarıyorum
Çok yapıyorum yemeği
El alışkanlığı
Ve kendi yaptığım yemeğe kendim not veriyorum
Duvarlar yapay bir kahkahayla eşlik ediyor
Günlerin kısalmasına.
Bir saat daha geçiyor sanki
Gri bir cumartesiden
Ama gün ışımamakta kararlı
Bulutlar güneşin önünde kaskatı
Yazılarım daha bir eğik
Sözcüklerim doktor reçetesi tadında
Biraz boğazım yanıyor sonra
Kesik iki üç parça öksürük
Üzerine ılık bir su
Sonra anlıyorum ki
Yalnızlık enfeksiyonu bu.
Aklıma bir soru takılıyor
Acele etmiyorum cevabı için
Düşünmeye bolca vaktim var bugünlerde
Zamanla aramda görünmeyen bir bağ
Acele etmiyoruz ikimizde
Birbirimizi tanıyoruz
Sorular sorup birbirimize
Konuşacağız gelecek zamanda
Aynı yastığa baş koyacağız sonuçta
Kavga da edeceğiz elbet
Ama karışmayacağız
Sormayacağız nereye gidiyorsun diye
Birbirimizi aramayacağız öyle sık
Geldiğimde evde olacak zaman çünkü
Beyaz bir duvarda kendi rıhtımında.
Dedim ya bugünlerde bolca düşünmeye vaktim var diye

Zaman en çok da bu konuda anlayışlı
Ağırdan alıyor hayatı
Bense yavaşlıyorum gittikçe,
Gözlerimde soğuk bir kahve tadı
Kulaklarımla boşluğun çınlaması
Yerlerde bir karış toz
Tabağımda dünden kalan yemeğin lekesi

Her odada dört çocuğum var şimdi
Dört nemli duvar büyüyecek
Acizliğin kundağında
Birinin adı umut
Birinin adı hasret
Birinin adı sevda
Birinin adı vuslat
Ellerimle besleyeceğim
Birini diğerinden ayırmadan
Dördünü bir sallayacağım
Dilimin salıncağında
Yitik bir bedenin
Aydınlık ülkesi olacağız
Zamanla mutlu yuvamızda.
Gün hiç doğmadan karardı

Ey yalnızlığım hoş geldin!
TESADÜFLER

Yürüdü kadın,

Habersiz

Savurduğundan dört bir yana

Gölgelerini güneşin

Adam kalktı masadan

Hesabı ruhuna bırakarak

Yürüdü kadın,

Yıkıntılar arasında bir sanat eseri gibi

Taşlarının ucu sağa sola fırlamış kaldırımlardan

Siyah beyaz sokağın

Yürüdü adam,

Bir makine gibi

Harıl harıl çalışan güneşe

Bedenini kaptırıp kaybolmak istedi

Güneşte ölmek için erkendi.

Durup sildi terini

Yorgunluktan rengi kararmış mendiline.

Yürüdü kadın

Döndü dünya

Yürüdü adam

Aklı ruhunda.

Kadının saçları soluk ve dağınık

Gözleri ürkek ve riyakâr

Bir önder arıyor

Ruhunda ihtilal yaratacak

Buruk, soğuk ve yorgun yüreği

Karşı devrim yapamayacak kadar.

Adamın saçları

Cılız, seyrek ve kısa

Elleri arafta

Dokunmadan uzanamayacak kadar

Bir başka sıfata.

Kadın durdu, durdu adam

Sokaklar boydan boya darağacı

Adam yıkıntılar arasında bir sanat eseri gibi

Kadın yorgunluktan rengi kararmış bir mendil

Adam koydu alnının derin çizgilerini

Avcuna kadının

Kadın selamladı yüreği, gözleri, saçlarıyla

Yürüdü kadın, aklı ruhunda

Yürüdü adam, döndü dünya
İki büklüm oturmuş mavilerim
El açmış yoldan geçen düşlere.
Bakmadan geçiyor hatıralar,
Allah versin diyor mutluluk,
Başkasıyla sohbet halinde özlemler
Bir yalnızlığım eğiliyor
Onun da cebinde metelik yok.
Aşk, iki kişi arasında
Çözülemeyen bir denklemdir.
Yürek cebir bilmez;
Akıl duygulardan yoksun
Kadın,
Akılsız yürek
Erkek,
Yüreksiz akıl
Mutluluk:
Çok bilinmeyenli bir denklem…
AYRILIK SEVDAYA DÂHİL DEĞİL

*Atilla İlhan’ın “Ayrılık Sevdaya Dâhil” şiirine ithafen yazılmıştır.

Ağlamak hiç bu kadar zor olmamıştı azizim,

Gözlerimiz bulutların ardına kaçmamıştı böylesine

Hiç böyle çok saymamıştık yıldızları

Mendiller elimizde eskimemişti

Bir damla yaş için..

Ekinokslar da yalandan ibaret azizim,

Gece yirmi dört saate bölüyor yalnızlığımızı

Gülüşlerimiz ışık yılı uzaklığında

Bir göktaşı gibi gelip geçiyor atmosferimizden

Biz yine aldanıp dilek tutuyoruz ardından…

Sahi hep aldanmamış mıydık?

Göktaşı yağmurunda yıldızlar kayıyor sanıp

En güzel dileklerimizi savurmamış mıydık gökyüzüne?

***

Ahh azizim! Şimdi utanıyoruz gökyüzünden

Korkuyla yakıyoruz sigaramızı

Her nefeste başımızı geriye çekip

Beyaz bir bulut çiziyoruz gökyüzüne

O bulutları yeryüzüne seriyoruz sonra

Kadınlar koyuyoruz o bulutlara

Dünyayı düzelteceğini umduğumuz

Sevecen, güzel kadınlar..

Umutlar koyuyoruz, yekpare camdan umutlar

Ve yeniden yazıyoruz her seferinde son dörtlüğümüzü

46 Sözcüklerimiz saklanacak bir yer arıyor çölün ortasında…

***

Bak işte gün ağarıyor azizim!

Masamızda kurumuş ekmek, birkaç parça peynir

Dünden kalan bir iki dilim bayatlamış sözcük

Suyunu iyice bırakmış kavun,

Sonu yudumlanmamış iki duble gözyaşı

Şimdi bedenlerimizde,

Unutulmanın, yoksulluğun acı tadı

Yakıp geçiyor boğazımızı yalnızlığımız

Hem ne diyordu Atilla İlhan:

“Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız

İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız.”

Ayrılık sevdaya dâhil değil azizim! Hem de hiç değil.

Biz seninle hangi gideni unutabildik?

Ya da hangi yiten hatırlamamış bizi…
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Sezgin Yalçın

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 4 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.