Mustafa Alagöz

Mustafa Alagöz

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
361
Gösterim
İnsan tinsel olarak ken­di kendisi ile çelişkili bir varlıktır; bu durum özgürlüğün ve tarihin ilerleyişinin kaynağını oluşturur.
Hazır kalıplarla, dokunul­maz ilkelerle gerçeği kavramaya çalışmak düşünmenin kendi öz­gürlüğünü kendi eliyle yok etmesidir.
Genel olarak bilmenin ne olduğu ve elde edi­len bilginin gerçeği tam olarak kavrayıp kavrayamayacağı tartış­maları düşünce tarihinin en önemli sorunsalı olmuş, olmaya da de­vam edecektir
Sanatta, dinde, politikada, askeri alanda tarihi dönüştü­ren kişilikler, bulundukları koşullarda tarihin zorunlu yönelimi o­lan özgürlüğe kapı aralamış ve eylemleri daha sonra yapılacak olanlara zemin olmuş insanlardır.
Düşünme Özgürlüğü ile Düşünce Özgürlüğü aynı şey olmamakla beraber bir ve aynı gücün farklı halleridir. Düşünme özgür­lüğü bir yeti, sonsuz bir potansiyel olarak insanın en özsel yanıdır ve hiçbir güç bu yetiyi ondan koparamaz.
Tarihe fikirler ve onun belirlediği eylemler yön veri­yor. Fikirleri kavramak pratik olguların anlaşılmasının da koşulu­dur.
Düşünceye baskı uygulanabilir; ancak bu dışsal güçler tarafın­dan yapılır. Bundan dolayı politik mücadeleler her zaman düşünce özgürlüğü talepleriyle iç içe olagelmiştir. Tarih aynı zamanda bu özgürlüğün kazanılması; yasalarla ve kurumlarla güvenceye alınmasının sürecidir. Düşünme Özgürlüğüne sınır ancak içten konabi­lir.
Her durumda an yaşanıyor olmakla beraber o, gelecekle geçmişin kesişme noktasıdır. Geçmiş an üzerinden akarak geleceğe yön verirken, gelecek ise geçmiş ü­zerinden beslenerek şimdiyle bağlanır.
Tarihsel kişilikleri de onları var eden koşullardan gö­rebiliriz. Onlar tarihi yapan önder insanlardır; ancak eylemlerini ve ideallerini özgürlük ve adalet ilkesine bağladıkça bunu gerçekleş­tirebilirler.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okuyor.
  • 3 okur okuyacak.