Mustafa Doğan

Mustafa Doğan

Yazar
10.0/10
10 Kişi
·
14
Okunma
·
2
Beğeni
·
87
Gösterim
Adı:
Mustafa Doğan
Unvan:
Yazar
Evet; Allah yolunda cihad edip öldürülmeyi,sonra tekrar cihad edip öldürülmeyi arzu eden Muhammed sallallahu aleyhi ve selam sellem’in ümmetinin hali ortada ve gerçekten üzücüdür.

Cihad sadece mücadele etmektir diyenler,O’na layık bir ümmet olamadı.

Cihad terörizmdir diyenler,O’na layık bir ümmet olamadı.

Ortada bir acı gerçek var ki,bu ümmet ona layık bir ümmet olamadı.Bu ümmet ittiba ümmeti olamadı.Bu ümmet onun bıraktığı nebevi izlerin peşinden gidemedi.

İnsanları Allah Teâla’nın dinine davet alanında çalışanların,cihad davetin önünde bir engel olarak görenlerin hiçbir zaman unutamayacakları bir gerçek vardır.Eğer davetteki amaçları gerçekten insanların hidayetine sebep olmaksa,Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatında meydana gelen şu gerçeği düşünsünler;

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in Mekke’nin fethine kadar yaptığı davet çalışmalarının sonucunda iman eden insanların kat kat fazlası,Mekke fethedildiği zaman İslam’ı kabul etmiştir.Arap topraklarının akın akın İslam’a koştukları ‘siyer ilminden nasibi olan herkes için bilinmektedir.’

Öyleyse sağır sultanın bile duyduğu bu gerçeği bütün Peygamber âşıkları da duysun.Bu kutlu doğum hezeyanları ile her ne kadar bunu engellemeye çalışsalar da insanlık cihadı en büyük davet tebliğ hareketi olduğunu eninde sonunda anlayacaktır.
Acaba Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bugün yeryüzünden olsaydı ve cihad etseydi;ona da mı terörist diyeceklerdi ?

Ama O’nu tanıyan,hayatını inceleyen herkes bilir ki,O kutlu elçi,sadece yeryüzüne Allah’ın dinini hâkim kılmak için cihad etmiştir.

İslam’ın hükümlerini yürütme olarak uygulamak için cihad etmiştir.

Tabi İslam yeryüzüne nasıl hâkim olur ? sorusunun en açık cevabını Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bizlere göstermiştir.O İslam’ın sözde ve kimlik Müslümanlığı üzerinden değil,hükümlerinin tatbiki konusunda hakim kılınması gerektiğini ameliyle ortaya koymuştur.
Bu insanlar acaba sahabe efendilerimizden daha mı faziletli ki,onların yapmadığı bir kutlamayı yapıyorlar ? Bir kimse şayet kendisini ‘Ebu Bekir,Ömer,Osman ve Ali’den -Allah hepsinden razı olsun- daha faziletli görüyorsa,zaten bizim onun için söyleyecek bir sözümüz yoktur.

Bizim “Bu insanlar acaba O’nun şeriatına,ameli hayatına ve ahlakına sahip olmadıkları ve sahip çıkmadıkları halde niçin böyle proğramlar düzenliyorlar ?” sorusunu sormamız gerekmektedir.

Çünkü ‘rahmet Peygamberi’ ‘kimseyi kırmayan ,üzmeyen bir Peygamber’ ‘herkesi affeden ! Kimseyi öldürmeyen’ ‘ O’na taş atılsa bile,gül atan bir Peygamber’ modelini her zaman ısıtıp ısıtıp önümüze sunuyorlar.Her zaman bu modeldeki bir Peygamberi ön plana çıkararak,O’na verilen şeriatı ve vahyedilen Kûr’an’ı perdelemek için mi bu çalışmalar yapılmaktadır ? sorusunu sormadan geçemeyeceğim.

Elbette söylenen her sözün bir açıklamaya,bir delile ihtiyacı olduğunun ben de farkındayım.
Bunun en açık delili ise,resmi bir bayram olan,23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramıdır.Adı bayram olan bir gün ! Ama ben kesin olarak biliyorum ki,Müminlerin iki tane bayramı vardır.Bunlar da Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır.

Nitekim Enes n.Malik’ten - Allah ondan razı olsun- rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir.

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hicretten sonra Mekke’de in Medine’ye geldiklerinde,Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
-Bu günler nedir ? diye sordu.
Medineliler:
Biz İslam’dan önce cahiliyye günlerinden beri bugünlerde eğleniriz,dediler.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

-Şüphesiz Allah size,o iki günün yerine daha hayırlı olan iki bayramı vermiştir.Bunlar Kurban ve Ramazan bayramlarıdır.” (Ebû Dâvûd-Nesai)

“Alimlerden bazıları bu iki bayramın Nevruz günü ile Mehrican günü olduğunu söylemiştir.” (Feyzül Kadir 4/6106/Aliyyül Kari,Mirkatul Mefatih,2059)

Bu bayramların resmi bayram olduğunu söyleyerek itiraz edenler olacaktır.Onlara deriz ki;
Bizim şeriatımız bir bütündür,yani din ile devlet bir bütündür,kesinlikle birbirinden ayrılamaz.Dini bayram ve resmi bayram diye bir ayrım yapmak caiz değildir.

Ama maalesef bugün kutlu doğum haftası adı altında kutlamalar yapanlar,salâvatalar çekenler bilerek veya bilmeyerek hak ile batılı karıştırmaktadırlar.Bu resmi (küfür) bayramlarında yapılan gösterilerde,kutlamalarda çocukların görev almasından hoşlanmaktadırlar.O çocuklar da Ramazan ve Kurban Bayramında tatmadıkları mutluluğu bu resmi küfür bayramlarında almaktadırlar.

Peki,bu bayram neyin bayramı ? Neyin kutlaması ? Çocuk bayramı olarak insanlara sunulan bu bayramın arkasında yatan gerçek nedir ? Üzülerek söylüyorum ki,tarih de buna şahittir,hilafetin,Allah’ın Şeriatının yeryüzünden kaldırılmasından dolayı duyulan sevincin kutlamasıdır,bayramıdır.

Peki bu nasıl bir durum ki,insanlar hem kutlu doğum haftası etkinliklerinde dini duygularını geliştiriyorlar.Ardından da o doğumunu kutladıkları Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e verilen şeriatın ( hilafetin ) kaldırıldığı günü bayram havasında kutluyorlar.Bu sanki

‘Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benziyor’.
183 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Hiç şüphesiz Rasûllah Sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmek imandır.Bir şey iman diye isimlendirildiği zaman O,kesinlikle ve kesinlikle Allah’ın istediği gibi olmalıdır.Allah Teâla ancak böyle bir imandan razı olur.

Seven sevdiğine itâat ederse,işte o zaman sevgisinin bedelini ödemiş olur.Ama bugün sevdiği için çiğ tavuk yiyen insanlar,-nedense- iş PEYGAMBER SEVGİSİNE geldiği zaman yerlerinde çakılıp kalıyorlar.Bu sevgilerinde samimi olmadıklarının en açık alâmetleridir.

Bugün Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem’i sevdiklerinden dolayı ‘kutlu doğum’ programları düzenleyenler acaba sevgilerinde samimi midirler ????

İşte bu ve bunun gibi bir çok sorunuza cevap bulabileceğimiz ve en önemlisi ‘kendinizle yüzleşeceğiniz’ -‘tabi ki Müslümanlık iddianız varsa’-
aynı zamanda yine ayetler ve hadislerde desteklenmiş eşsiz bir kitap iyi algılamalar ...
138 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Okuduğumda gerçekten cehennem ateşini ne kadar da hafife aldığımızı bir kez daha idrak etmemi sağlayan kitaplardandı ... hani derler ya ‘bakış açınızı değiştirecek’ diye işte tam da böyle bir kitap.
Aslında bu kitap,benim tam olarak bakış açımı değiştirdi diyemem çünkü zaten böyle bakıyordum olaya ama olanı temizledi :)) o yüzden elhamdulillah...
Gerçekten bizler cehennemi tanıyor muyuz ? -kitabı okuduktan sonra tanımadığınıza kanaat getireceğinize eminim- yoksa birilerinin dediği gibi ‘ne olacak canım! cehennemde biraz yanar çıkarız’ mı ?!
işte bunu diyenler için bende diyorum ki;
Acaba Allah Teâlâ’nın ateşiyle,dolayısıyla azabıyla da dalga geçiyor olabilir misiniz ? çünkü; Allah’ın cehennem ateşini bizlere tanıttığı gibi tanımıyoruz,bu yüzden insanların ağzından çıkan sözlerle cehennemi tanımaya kalkıyoruz.O zaman da hafife alarak,günahları önemsemiyoruz.Velhasıl-ı kelam okuyun,okutun bu arada kitap ayet ve hadislerle desteklenmiş olup delilleri belirtilmiştir.
Not: Bu sözlerim önce kendi nefsime vesselam.
142 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Eğer ki sonlu olan şeylerin peşinde koşan birisiyseniz kitap size göre değil ve de muhtemelen hoşunuza gitmeyecektir lakin;sonsuz olan bir hayatı arzuluyorsanız yani dünyalık değil de ahirettik yaşayanlardan,veyahutta yaşama gayreti içinde olanlardan ve yaşamak isteyenlerdenseniz,işte bu kitap size güzel bir yol arkadaşlığı yapacaktır.Bu arada içerisinde ayet ve hadislerle desteklenmiş,pekiştirilmiş zengin bir anlatım sunuyor okuyucuya ve bir çırpıda okuyup anlayabileceğiniz gayet açık,net bir kitap.Okuyun,okutun inşaAllah ...
142 syf.
Selam aleykum bu kitap hakkında kısa ve öz birşeyler yazmak istiyorum. Bu kitap cenneti merak edenler için ayet ve hadislerle açıklanmış güzel bir eser olmuş . Herkesin okuması gereken bir eser hazırlayandan Allah razı olsun .. Hayırlı okumalar dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Doğan
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 14 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.