Mustafa Es-Sibai

Mustafa Es-Sibai

9.7/10
3 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
9
Gösterim
Adı:
Mustafa Es-Sibai
Tam adı:
Muṣṭafá Sibāʻī
Unvan:
Politikacı, Yazar, Prof. Dr.
Doğum:
Humus, Suriye, 1915
Ölüm:
Humus, Suriye, 3 Ekim 1964
1915 yılında ilmi geleneğe sahip, direniş kültürünü özümsemiş bir ailenin çocuğu olarak Suriye’nin Humus şehrinde dünyaya gelen Mustafa Es-Sibai’nin babası ve dedeleri nesiller boyu Humus Camii’nde hatiplik yapmışlardı. Üstad Sibai’nin babası Hasaneyn Sibai âlim ve mücahid bir şahsiyet olup, Fransızların Suriye’de en çok korktukları isimdi. Suriye’de emperyalizme karşı verilen istiklal hareketini destekleyenlerin başında geliyordu. Ayrıca ihtiyaç sahibi insanlara maddi destekte bulunmak için hizmet veriyordu.

Babasının bu yönlerinin yetişmesinde etkili olduğu Mustafa Sibai, cihad ve ilim ruhuyla beslenerek yetişti. Babasıyla beraber devamlı âlimlerin oluşturduğu ilim meclislerine gider ve onların ilmi birikiminden istifade ederdi.

İlim tahsili

Mustafa Sibai babasının yanında Kur’an-ı Kerim’i hıfzedip temel dini bilgileri öğrendikten sonra ilkokul çağında Mesudiye medresesine gider. Başarılı bir şekilde bu tahsilini bitirdikten sonra 1930 yılında liseden mezun olur. Büyük bir zekâya sahip olan Üstad Sibai, hazır cevap oluşuyla da dikkatleri celbediyordu. Okuldaki derslerinin yanı sıra babasının Humus’lu âlimlerle organize ettiği ilmi toplantılara katılıyor, araştırmalarda bulunuyordu. Humus müftüsü Şeyh Tahir Elaterasî, Zahid Atasî, Muhammed Yasin ve Enes Kelalib istifade ettiği âlimlerden bazılarıydı. 17–18 yaşlarındayken Humus’taki büyük camide hutbeleri bazen o okurdu.

Üniversite okumak için Kahire’ye giden Sibai, 1933 yılında Ezher Şeriat Fakültesi’ne başlar. Bu bölümü bitirdikten sonra “Usul’ud din” fakültesini de bitirir ve doktora tezi olarak “Sünnetin İslam fıkhındaki konumu” isimli eserini yazar ve Ezher’in ileri gelen hocaları önünde büyük bir ilmi cesaretle tartışarak doktor unvanını alır. Hocaları onun ilmi derinliğine ve tartıştığı konuya olan hâkimiyetine hayran kalırlar. Eserinde oryantalistlerin Hz. Resulullah (s.a.v.)’ın sünnetiyle ilgili olarak ortaya attıkları görüşlere susturucu ilmi cevaplar verir. Bu eser, günümüze kadar Ezher öğrencilerinin yazmış olduğu doktora tezleri arasında en kaliteli tezlerin başında gelmektedir.

Ders vermesi ve çeşitli sosyal aktiviteleri

Mesuliyetini idrak edebilecek bir neslin yetişmesinin ancak eğitimle mümkün olabileceğini düşünen Üstad Es-Sibai, Humus medreselerinde ders vermeye başlar, daha sonra Şam’a geçerek arkadaşlarıyla birlikte İslami terbiyenin hakkıyla verilmesini amaçladığı bir medrese(lise) kurar. Daha sonra İslam medeniyeti cemiyeti de Üstad’ın idaresine katılınca Şam’daki eğitim aktiviteleri daha da genişler, çeşitli ilçelerde Üstad’a bağlı lisenin şubeleri açılır. İlmi ve ahlaki mesuliyetinin bilincinde birçok fert Sibai’nin okullarında yetişir. 1950’de üniversite hocalığına tayin edilen Sibai, İslami ilimlere mahsus müstakil bir Şeriat fakültesi kurmayı düşünmeye başlar, tüm engellemelere rağmen 1955’te açılışı yapılan bu fakültenin dekanı olur.

Fransızlara karşı verdiği mücadele

Mayıs 1945’te Fransızlar Suriye’de zulüm furyasını tekrar estirmeye başladıklarında Es-Sibaî, Humus’ta silahlı mücahidlerin başında ilk mermiyi kendisi atarak cihad etmeye başlamış, Fransızların yenilgiye uğramasında büyük bir rol oynamıştır.

Mustafa Sibai İslam toplumundaki bilinç eksikliğini fark ettiğinde, güçlü bir davet teşkilatı kurmak için çalışmalara başlamış, kısa sürede bu çalışmalar meyve vermeye başlayınca, yönetim tarafından işkence ve tutuklama politikaları devreye sokulmuştur. Kuvvetli bir İslami hareketi ortaya koyabilecek yapıdan korkan Suriye rejiminin tüm engellemelerine rağmen Humus ve Şam’da Sibai’ye bağlı cemiyetler kurulmuş ve yine tüm engellemelere rağmen çalışmalarını sürdürebilmişlerdir.

Burada şunu da belirtmeliyiz ki; Dr. Mustafa Sibai, okumak için Mısır’a gitmeden önce Suriye’de yaptığı İslami çalışmalara Mısır dönüşü farklı bir boyut kazandırmıştı. Bunun sebebi şüphesiz Mısır’da tanıştığı İmam Hasan El-Benna idi. 1945 yılında Suriye’de İhvan-ı Müslimin cemaatini resmen ilan eden Sibai, teşkilatın genel murakıbı seçilmiş, tecrübeleriyle özellikle gençlerin akli ve ruhi yönden gelişmesine ışık tutmuştur. 1948 yılında Birleşmiş Milletler, Filistin’in bir bölümünde israil’in kurulmasını onaylayıp Kudüs’ü de bu bölüme dâhil edince, Dr. Sibai, şehir ve köyleriyle bütün Suriye’yi dolaşarak Filistin’i müdafaa için gönüllü toplamaya başlar, müminlere mukaddes topraklarda cennet kapılarının açıldığını müjdeleyerek onların aşkını artırır. Sibai komutasında Mescid-i Aksa çevresini kendilerine merkez edinen mücahidler, siyonistlere büyük zayiatlar verir, birçok mücahid ise şehid olur.
17. Asrın başlarından itibaren gelişmeye başlayan sömürgeciliğin temsilcileri İngiltere Fransa İspanya Portekiz Avusturya Hollanda İtalya Almanya ve Nihayet Rusya'nın belli başlı Yükseköğretim kurumlarında geçmişi yıllar öncesine uzanan birer şarkiyat bölümü vardır Ayrıca bu devletlerin istisnasız hepsinde Dışişleri Bakanlığı'na veya sömürge işlerini yürüten kuruluşa bağlı bir doğu ülkeleri dairesi mevcuttur buralarda çalışanların büyük çoğunluğu oryantalist lerden Seçil'e gelmişlerdir
Batı idare sistemi içinde böyle kuruluşların olması Elbette tesadüflerin ortaya çıkardığı bir sonuç değildir Aksine belirli bir hedef ve Gaye'nin sonucudur Sadece bu bile şarkiyat çalışmalarının daha çok sömürgeciliğe zemin hazırlama hedefinin açık belgesidir isteyen başka türlü düşünebilir ancak şurasınï dikkatten uzak tutmamak gerekir ki zaman oryantalistlere "sömürgeciliğin keşif kolu" diyenleri haklı çıkarmıştır .Yoksa bunca gayretin sırf ilim aşkına gösterildiğini ve başka gayesi olmadığını söylemek taraf tutmak değilse bönlük derecesinde saflıktır .Üstelik akla pek yakın da değildir.
Oryantalizmin ne olduğunu merak ediyorsanız Bu kitabı mutlaka okumalısınız müçteba Uğur'un tercüme ettiği bu eserde oryantalistler müsteşrikler örnekler verilerek anlatılmaktadır kitapta müsteşriklerin faaliyetlerine ve çalışmalarına yalïn bir anlatımla yer verilmiştir.Ayrïca kitapta ;oryantalizmin tarihi, sebepleri ,hedefleri , hedeflerini gerçekleştirme vasıtaları ve en önemli oryantalistler tanıtılmıştır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Es-Sibai
Tam adı:
Muṣṭafá Sibāʻī
Unvan:
Politikacı, Yazar, Prof. Dr.
Doğum:
Humus, Suriye, 1915
Ölüm:
Humus, Suriye, 3 Ekim 1964
1915 yılında ilmi geleneğe sahip, direniş kültürünü özümsemiş bir ailenin çocuğu olarak Suriye’nin Humus şehrinde dünyaya gelen Mustafa Es-Sibai’nin babası ve dedeleri nesiller boyu Humus Camii’nde hatiplik yapmışlardı. Üstad Sibai’nin babası Hasaneyn Sibai âlim ve mücahid bir şahsiyet olup, Fransızların Suriye’de en çok korktukları isimdi. Suriye’de emperyalizme karşı verilen istiklal hareketini destekleyenlerin başında geliyordu. Ayrıca ihtiyaç sahibi insanlara maddi destekte bulunmak için hizmet veriyordu.

Babasının bu yönlerinin yetişmesinde etkili olduğu Mustafa Sibai, cihad ve ilim ruhuyla beslenerek yetişti. Babasıyla beraber devamlı âlimlerin oluşturduğu ilim meclislerine gider ve onların ilmi birikiminden istifade ederdi.

İlim tahsili

Mustafa Sibai babasının yanında Kur’an-ı Kerim’i hıfzedip temel dini bilgileri öğrendikten sonra ilkokul çağında Mesudiye medresesine gider. Başarılı bir şekilde bu tahsilini bitirdikten sonra 1930 yılında liseden mezun olur. Büyük bir zekâya sahip olan Üstad Sibai, hazır cevap oluşuyla da dikkatleri celbediyordu. Okuldaki derslerinin yanı sıra babasının Humus’lu âlimlerle organize ettiği ilmi toplantılara katılıyor, araştırmalarda bulunuyordu. Humus müftüsü Şeyh Tahir Elaterasî, Zahid Atasî, Muhammed Yasin ve Enes Kelalib istifade ettiği âlimlerden bazılarıydı. 17–18 yaşlarındayken Humus’taki büyük camide hutbeleri bazen o okurdu.

Üniversite okumak için Kahire’ye giden Sibai, 1933 yılında Ezher Şeriat Fakültesi’ne başlar. Bu bölümü bitirdikten sonra “Usul’ud din” fakültesini de bitirir ve doktora tezi olarak “Sünnetin İslam fıkhındaki konumu” isimli eserini yazar ve Ezher’in ileri gelen hocaları önünde büyük bir ilmi cesaretle tartışarak doktor unvanını alır. Hocaları onun ilmi derinliğine ve tartıştığı konuya olan hâkimiyetine hayran kalırlar. Eserinde oryantalistlerin Hz. Resulullah (s.a.v.)’ın sünnetiyle ilgili olarak ortaya attıkları görüşlere susturucu ilmi cevaplar verir. Bu eser, günümüze kadar Ezher öğrencilerinin yazmış olduğu doktora tezleri arasında en kaliteli tezlerin başında gelmektedir.

Ders vermesi ve çeşitli sosyal aktiviteleri

Mesuliyetini idrak edebilecek bir neslin yetişmesinin ancak eğitimle mümkün olabileceğini düşünen Üstad Es-Sibai, Humus medreselerinde ders vermeye başlar, daha sonra Şam’a geçerek arkadaşlarıyla birlikte İslami terbiyenin hakkıyla verilmesini amaçladığı bir medrese(lise) kurar. Daha sonra İslam medeniyeti cemiyeti de Üstad’ın idaresine katılınca Şam’daki eğitim aktiviteleri daha da genişler, çeşitli ilçelerde Üstad’a bağlı lisenin şubeleri açılır. İlmi ve ahlaki mesuliyetinin bilincinde birçok fert Sibai’nin okullarında yetişir. 1950’de üniversite hocalığına tayin edilen Sibai, İslami ilimlere mahsus müstakil bir Şeriat fakültesi kurmayı düşünmeye başlar, tüm engellemelere rağmen 1955’te açılışı yapılan bu fakültenin dekanı olur.

Fransızlara karşı verdiği mücadele

Mayıs 1945’te Fransızlar Suriye’de zulüm furyasını tekrar estirmeye başladıklarında Es-Sibaî, Humus’ta silahlı mücahidlerin başında ilk mermiyi kendisi atarak cihad etmeye başlamış, Fransızların yenilgiye uğramasında büyük bir rol oynamıştır.

Mustafa Sibai İslam toplumundaki bilinç eksikliğini fark ettiğinde, güçlü bir davet teşkilatı kurmak için çalışmalara başlamış, kısa sürede bu çalışmalar meyve vermeye başlayınca, yönetim tarafından işkence ve tutuklama politikaları devreye sokulmuştur. Kuvvetli bir İslami hareketi ortaya koyabilecek yapıdan korkan Suriye rejiminin tüm engellemelerine rağmen Humus ve Şam’da Sibai’ye bağlı cemiyetler kurulmuş ve yine tüm engellemelere rağmen çalışmalarını sürdürebilmişlerdir.

Burada şunu da belirtmeliyiz ki; Dr. Mustafa Sibai, okumak için Mısır’a gitmeden önce Suriye’de yaptığı İslami çalışmalara Mısır dönüşü farklı bir boyut kazandırmıştı. Bunun sebebi şüphesiz Mısır’da tanıştığı İmam Hasan El-Benna idi. 1945 yılında Suriye’de İhvan-ı Müslimin cemaatini resmen ilan eden Sibai, teşkilatın genel murakıbı seçilmiş, tecrübeleriyle özellikle gençlerin akli ve ruhi yönden gelişmesine ışık tutmuştur. 1948 yılında Birleşmiş Milletler, Filistin’in bir bölümünde israil’in kurulmasını onaylayıp Kudüs’ü de bu bölüme dâhil edince, Dr. Sibai, şehir ve köyleriyle bütün Suriye’yi dolaşarak Filistin’i müdafaa için gönüllü toplamaya başlar, müminlere mukaddes topraklarda cennet kapılarının açıldığını müjdeleyerek onların aşkını artırır. Sibai komutasında Mescid-i Aksa çevresini kendilerine merkez edinen mücahidler, siyonistlere büyük zayiatlar verir, birçok mücahid ise şehid olur.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 7 okur okuyacak.