Mustafa Tahralı

Mustafa Tahralı

YazarDerleyenÇevirmen
9.8/10
26 Kişi
·
63
Okunma
·
3
Beğeni
·
95
Gösterim
Adı:
Mustafa Tahralı
Tam adı:
Prof. Dr. Mustafa Tahralı
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar, Şair ve Çevirmen
Doğum:
Konya, Türkiye, 1943
1943 yılında Konya'da doğdu. İlk orta ve lise tahsilini Konya'da tamamladı. Ankara İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. 1963-1966 yılları arasında Ankara Müftülüğü'nde bağlı olarak imam-hatiplik yaptı.

1966 yılı sonunda Kütahya Müftü Yardımcılığına tayin edildi. Bu görevine 3 ay devam etti. Nisan 1967 tarihinde doktora yapmak üzere Fransa'ya gitti.

1969-1970 ders yılında Tunus'ta Burgiba Enstitüsü ve İlahiyat Fakültesi'nde Arapça derslerine devam etti. Haziran 1973 tarihinde Paris-Sorbonne III üniversitesinde hazırladığı Ahmed er-Rifai, Hayatı, Eserleri ve Tarikatı (Ahmed al-Rifa'i, Sa Vie, Son Oeuvre et Sa Tariqa) konulu doktora tezini tamamlayarak yurda döndü.

Kasım 1973 tarihinde İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne Tasavvuf Tarihi ve İslami Türk Edebiyatı öğretmeni olarak tayin edildi. 1982 yılında Yüksek İslam Enstitüsü, Marmara üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne dönüştürülünce Tasavvuf Tarihi Bilim Dalı öğretim üyesi oldu.

İtalya, İspanya ve Kazakistan'da Milletlerarası sempozyumlara katıldı. Kubbealtı Akademi Mecmuası'nda çeşitli tebliğ, makale ve tercümeleri yayınlandı.

1981 yılında Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından açılan "Hicret" konulu şiir yarışmasında "Hicret" başlıklı şiirle birincilik armağanı, 1991 yılında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından açılan "Münâcât" konulu şiir yarışmasında Mansiyon kazandı.

Arûz ve hece vezni ile yazdığı şiirler Kubbelatı Akademi Mecmuası ve Türk Edebiyatı Dergi'sinde yayınlandı. Bu şiirlerden bazıları Kâr-ı Nâtık, şarkı ve ilâhi formlarında bestelendi.

1987 yılında doçent ve 1993 yılında profesör oldu. Evli ve 4 çocuk babasıdır. Fransızca bilmektedir.

2006 yılı sonuna kadar Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü.1 Ocak 2010 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.

ESERLERİ:

Dr.Necla Pekolcay, Dr. Selçuk Eraydın, Dr. Mustafa Uzun ve Dr. Hüsrev Subaşı ile birlikte İslami Türk Edebiyatı isimli ders kitabını yayına hazırladı.

1987-1992 yılları arasında Dr. Selçuk Eraydın ile birlikte, Ahmet Avni Konuk'un Füsûsu'l Hikem Tercüme ve Şerhi'ni 4 cilt halinde yayına hazırladı.

Yine Ahmet Avni Konuk'un Tedbîrat-ı İlâhiyye Tercüme ve Şerhi'ni 1992 yılında yayına hazırladı.
- "Mistisizmi karakterize eden iki şey vardır: pasiflik ve metot yokluğu. Mistisizm pasif, tasavvuf aktiftir. Mistisizmde kişi kendine gelen şeyi (keşf ve ilham) sadece kabul etmek durumundadır. Herhangi bir çalışmaya veya gayrete ihtiyaç yoktur. Kişinin mistik olması için istidat yeterlidir. Tasavvufi tarikte ise her şeyin tahkik ve tahakkuku için teşebbüs ve gayret şarttır. İstidat tek başına yeterli değildir. Bu ferdin kendi imkânlarını aşmak hududuna kadar ulaşır.
Mistisizmdeki metot yoksunluğu da onu tasavvuftan ayırır. Kişi için asıl tehlike de buradadır Guénon’a göre. İnsanın bu tesirler arasında bir tefrik yapabileceği doktriner bir hazırlığı ve bilgisi yoktur..."
- "Mistisizmde bir silsile olmamasına rağmen bütün tasavvufi öğretilerde kesiksiz bir silsile vardır ve bu şarttır!
Buna büyük ehemmiyet verilir.
Bu silsile son noktada beşeri aşar Hz. Peygambere (sav) ve Hz. Cebrail’e (as) ulaşır..."
- "Tasavvufta her konuda bir hiyerarşi vardır!
Her salik sahip olduğu manevi bilgi ve dereceye göre bir yer işgal eder.
Mistisizmde böyle bir hiyerarşi yoktur..."
- "Tasavvufta doktrin ve şifahi bir öğretim vardır ve bunlar müride şeyh vasıtasıyla verilir (sohbet-muhabbet).
Şeyh, mürşittir, yol göstericidir ve müridin manevi gelişmesini kontrol eder.
Ama çalışmayı mürit yapar.
Neticeyi de kendi çabasıyla elde eder.
Mistisizmde ise mürşit tarafından verilen doktriner bir eğitim yoktur.
Bu sebeple terbiye edici ve geliştirici bir eğitim de söz konusu değildir..."
- "Tasavvufta her tarikatın hususi bir “teknik”i, yani adab ve usûlü vardır...
Tarikata girecek kişiler de bunlara göre belirlenir.
Herkes kendi meşrebine uygun bir tarik bulmak zorundadır.
Buna benzer bir uygulama mistisizmde yoktur..."
- "İslâm dünyasında düşülen yanlışlardan birinin, oryantalist literatürün etkisi ve belki de tahâkkümüyle, kendi dünyamızı Batılı kavramlarla açıklamak olduğunu vurguluyor Guénon. Tasavvuf kelimesi de bu kıyımdan payını alan kavramlardan biri: “İngiliz oryantalist Reynold A. Nicholson’un (ö. 1945) tasavvuf kelimesini mistisizm ile tercüme etmesinden itibaren Batı’da İslâm tasavvufu özü itibariyle mistik bir şey olarak ele alınmıştır.”
Oysa, “Malûm olduğu üzere her dil onu konuşan halkın zihniyetine adapte olmaktadır” diyen Guénon’a göre tasavvufun mistisizm ile uzlaşmasına imkan yoktur.
Üstelik mistisizm hususiyetleri itibariyle tamamen Batı’ya ve Hıristiyanlığa aittir..."
- "Her tasavvufî çalışma özü itibariyle derûnîdir, yani içe dönüktür.
Mistik hâller ise bunun aksine kendinden çıkış ile alâkalıdır. Tasavvufî hâl ve makamlar, mistik hâller gibi niçin ve nasıl olduğu bilinmeksizin ulaşılan durumlar değildir!
Bilakis müspet ilmi kanunlara ve sağlam teknik kaidelere dayanmaktadırlar..."
- "Tasavvufta intisap birbirini takip eden üç aşamada gerçekleşir. İstidat, manevi feyzin verilmesi, şeyh, zikir ve riyazet gibi yardımcı unsurlar...
Mistisizmde böyle bir kademe yoktur istidat tek başına yeterlidir!"
- "Tasavvufta tarikatlar tarafından tespit edilmiş belli bir ezkâr ve evrâd bulunması onu mistisizmden ayıran temel farklardan biridir.
Bazı ibadetler olsa da mistisizmde bu tarz ritüeller yoktur..."
- "Tasavvufta insanın kendi kendine bir tarikata intisap etmesi imkânsızdır!
Sülûk ancak bir şeyh vasıtasıyla başlar...
Tarikata intisap ayrıca tasavvufun ilk şartıdır.
Kişinin niyetinin halis olmasının yanında kabul edilmiş olması da gerekir.
Mistisizmde ise ne şeyh ne de intisap edilecek nizami bir tarikat vardır. Bu sebeple gerçek mistisizmi sahtesinden ayırt etmek de imkânsızdır..."
İbn Arabinin İnsan Memleketinin Islâhı Hakkında İlâhi Tedbirler adındaki bu kitabı, bizzat kendi ifâdesine göre, hikemî ve tasavvufî olmak üzere karışık bir üslûp ve beyan ile, hem avâm hem de havasın istifadesi düşünülerek kaleme alınmış, havas için birçok işaretler ve avam için açık bir yol gösterilmiş, tasavvufun özü dile getirilmiş ve böylece salik ve vâsıfların faydalanacağı pekçok şeye temas edilmiştir. Mâlik (efendi, devlet başkanı, idareci) ve memluk (idare olunan, kul) durumunda olan kimselerin istifâdesine sunulmuştur. Mesnevi ve Fususul Hikemin şârıhi olan Ahmed Avni Konuk bu kitabı paragraflar halinde tercüme etmiştir. Tercüme birçok yerde kırık mana denilen üslûp ile yapıldığı için cümleler bâzen hiç anlaşılmamaktadır, Zâten İbn Arabinin veciz îfâdesı de kelimesi kelimesine tercümeye imkân vermemektedir.
(takdim yazısından)

Daha fazla okuyucunun, daha çok İbn Arabi eserleri ile buluşması arzusuyla en kısa sürede bu eserin günümüz Türkçesiylede basılmasını dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Tahralı
Tam adı:
Prof. Dr. Mustafa Tahralı
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar, Şair ve Çevirmen
Doğum:
Konya, Türkiye, 1943
1943 yılında Konya'da doğdu. İlk orta ve lise tahsilini Konya'da tamamladı. Ankara İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. 1963-1966 yılları arasında Ankara Müftülüğü'nde bağlı olarak imam-hatiplik yaptı.

1966 yılı sonunda Kütahya Müftü Yardımcılığına tayin edildi. Bu görevine 3 ay devam etti. Nisan 1967 tarihinde doktora yapmak üzere Fransa'ya gitti.

1969-1970 ders yılında Tunus'ta Burgiba Enstitüsü ve İlahiyat Fakültesi'nde Arapça derslerine devam etti. Haziran 1973 tarihinde Paris-Sorbonne III üniversitesinde hazırladığı Ahmed er-Rifai, Hayatı, Eserleri ve Tarikatı (Ahmed al-Rifa'i, Sa Vie, Son Oeuvre et Sa Tariqa) konulu doktora tezini tamamlayarak yurda döndü.

Kasım 1973 tarihinde İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne Tasavvuf Tarihi ve İslami Türk Edebiyatı öğretmeni olarak tayin edildi. 1982 yılında Yüksek İslam Enstitüsü, Marmara üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne dönüştürülünce Tasavvuf Tarihi Bilim Dalı öğretim üyesi oldu.

İtalya, İspanya ve Kazakistan'da Milletlerarası sempozyumlara katıldı. Kubbealtı Akademi Mecmuası'nda çeşitli tebliğ, makale ve tercümeleri yayınlandı.

1981 yılında Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından açılan "Hicret" konulu şiir yarışmasında "Hicret" başlıklı şiirle birincilik armağanı, 1991 yılında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından açılan "Münâcât" konulu şiir yarışmasında Mansiyon kazandı.

Arûz ve hece vezni ile yazdığı şiirler Kubbelatı Akademi Mecmuası ve Türk Edebiyatı Dergi'sinde yayınlandı. Bu şiirlerden bazıları Kâr-ı Nâtık, şarkı ve ilâhi formlarında bestelendi.

1987 yılında doçent ve 1993 yılında profesör oldu. Evli ve 4 çocuk babasıdır. Fransızca bilmektedir.

2006 yılı sonuna kadar Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü.1 Ocak 2010 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.

ESERLERİ:

Dr.Necla Pekolcay, Dr. Selçuk Eraydın, Dr. Mustafa Uzun ve Dr. Hüsrev Subaşı ile birlikte İslami Türk Edebiyatı isimli ders kitabını yayına hazırladı.

1987-1992 yılları arasında Dr. Selçuk Eraydın ile birlikte, Ahmet Avni Konuk'un Füsûsu'l Hikem Tercüme ve Şerhi'ni 4 cilt halinde yayına hazırladı.

Yine Ahmet Avni Konuk'un Tedbîrat-ı İlâhiyye Tercüme ve Şerhi'ni 1992 yılında yayına hazırladı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 63 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 92 okur okuyacak.