Mustafa Yılmaz

Mustafa Yılmaz

YazarÇevirmen
8.1/10
411 Kişi
·
1.014
Okunma
·
3
Beğeni
·
397
Gösterim
"Bunca gizlilik, bunca çaba, bütün bunlar niye?"
"Kudüs" dedi.
"Çünkü Kudüs'e giden en kısa yol,
bu topraklardan geçiyor."
"Hayatı iki türlü yaşarsın evlat:
ya her şeyin tesadüf olduğuna inanırsın
ya da hiçbir şeyin tesadüf olmadığına."
"Leonardo Da Vinci, siyon belgelerine göre bu örgütün 10 yıl boyunca liderliğini yapmıştır. Yani Vatikan'ın resmi ressamı aynı zamanda Tapınak Sövalyesidir!"
"Sait Çelebi, masondu. Kayıtlara ilk resmi mason olarak geçti.

Sait Çelebi yurda döndüğünde yanında biri daha vardı. İbrahim Müteferrika... Osmanlı'ya ilk matbaayı getiren kişi.

İbrahim Müteferrika da masondu!"
"Ağaoğlu sürpriz bir şekilde emekli olduktan sonra siyasete atıldı. Siyasete başladığı yer de oldukça ilginçti. İlahiyat Profesörü meşhur Yaşar Nuri Öztürk. Üstad-ı Muhterem Ağaoğlu, Yaşar Nuri Öztürk'ün Halkın Yükselişi Partisi, HYP'de Genel Başkan Yardımcısı oldu!"
Bulgakov. Yaklaşık bir ay önce ismini ilk defa duyduğum bir yazar. Gerçi ben de yeniyim Rus edebiyatında. Dostoyevski ile bile tanışmam yaklaşık 3 ay öncesine dayanır. Tabi bir hayli sevdim ülke edebiyatını ve yazarlarını. Tüm dünyadan çok farklı olsalar da yine de en çok benzedikleri insanlar biziz sanırım. Köylüleriyle, deyimleriyle, deyişleriyle, içsel dünyalarıyla. Belki de bu yüzden çok sevdim kendilerini. Puşkin’i, Gogol’u, Dostoyevski’yi si ve son tanıştığım Bulgakov ’yla beraber.

Bir gün abim Metin T. ‘nin bir yorumunu görüyorum. Diyor ki “Ruslar için önce Puşkin sonra Bulgakov gelir. Diğer yazarlar onlardan sonradır.” , “Gogol’dan da mı önce abi?” diyorum, “Gogol’dan da önce” diyor. Özellikle Rus edebiyatını ilişkin yorumlarına çok önem verdiğim abimin etkisi altında aklıma yeni bir yazar düşüyor, Bulgakov. Biraz araştırıyorum, merakım daha da artıyor. En son bu meraka dayanamayıp kitabı temin ediyorum hem de aldığım kitapları bitirmeden yeni kitap edinmeyeceğime ilişkin kendime söz vermişken.

Merakla beklediğim an dün akşam geliyor. Yeni bir yazarla tanışmak için hazırım. Zaten yeni nefeslere de ihtiyacım var. Aldığım kitaplarına bakıyorum. Köpek Kalbinde karar kılıyorum. Başlıyorum okumaya daha ilk sayfadan tanışmak için doğru kitabı tercih ettiğimi anlıyorum. Sayfalar ilerledikçe çılgın bir yazar buluyorum karşımda köpekleri konuşturan ve konuşmalarından da bu güzel hayvanların bizden neler çektiklerini anlattıran. Sonradan da insanlaştırıyor bu Şirkov denen köpeği. Zaten hikaye de buradan sonra hızlanıyor, enteresanlaşıyor ve daha eğlenceli hale geliyor. Bu arada yazarın ince ince eleştirdiğini söyleyen arkadaşlara sitem ediyorum. Fark ediyorum ki Bulgakov SSCB’yi ince ince değil doğrudan açık açık eleştiriyor. Hem de herşeyiyle. Yarattığı yeni kurumlardan, ürettiği ürünlere, çıkardığı kararnamelerden, değiştirdiği sokak isimlerine kadar.

Ve kitabın son bulmasıyla Bulgakov ile ilk sohbetimiz tamamlıyoruz. Yazmış olduğu diğer eserlerini de keyifle okuyabileceğim bir yazar olduğu hissiyatını alıyorum ilk tanışmamızdan. Görüşürüz Sn. Bulgakov bir başka güzel zamanda bir başka eserinde. Beni Bulgakov ile tanıştıran abime tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar dilerim.
“Her şeyden habersizsin. Köpeği bıçak altına yatırıp, üzerinde deney yapan ve işkence eden düzeni ne zaman fark edeceksin? Seni sürekli “şey”ler için zorlayanlara gözlerini yumamazsın, uyanık olmak zorundasın.” Der gibi Bulgakov. “Söylediklerinizden tiksiniyorum ama ifade özgürlüğünüzü ölümüne savunuyorum” diye bir söz vardı sahibi mühim değil. İfade özgürlüğü ama hangi ifade özgürlüğü? Özgürlük bir görüşü veya bir tezi belirlenen temellere dayanarak anlatılırsa özgürlüktür. Bir toplumun dinine, değerlerine, inançlarına hunharca yapılan saldırı, bu tanım içerisinde yer almadığı gibi fitne tohumlarını ekmekten öteye de gitmez. Özgürlük, tarih boyunca insanoğlunun aradığı bir şeydir. Gerek coğrafi şartlarda, gerek siyasi ve toplumsal buhranların yaşandığı ortamda, gerekse kendi ruhuyla barışmayan bireyin “Kimsenin müdahalesi olmaksızın kendi özgür hür iradesiyle yaşayabilme” arayışıdır. Sürekli bir şeylerin değişmesiyle baş gösteren uyutma stratejisi işte bu özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Özellikle medya, gazete, edebiyat döngüsü içinde boy gösteriyorsa, birileri çıkıp “Dur bakalım” diyor. Mizahla harmanlayarak, ince mesajlar veren o kişilerden biri Bulgakov.

Bir köpeğin gözünden acınası yaşamını; bir yandan da şehri ve şehrin insanlarını, Sovyet Rusya’daki genel yaşamın bize aktarmasıyla başlıyor kitap.

“Sizde her şey planlı ve sıkıcı. peçete şuraya, kravat oraya… Affedersiniz, lütfen, teşekkürler! Hayat bu değil! Gerçek yaşam bambaşka. Bütün bu davranış biçimleri işkenceden başka bir şey değil. Çarlık döneminde yaşamıyoruz ki!”

Stalin’in her fırsatta uyguladığı sansür eserin tefrikasını çok sonralara bıraktı. Bir gerçek var ki Stalin’in kalbi 1953’te durdu fakat Köpek Kalbi hala atmaya devam ediyor…
Elinizdeki kitap sadece bir bilimkurgudan ibaret değil demekle başlamak istiyorum incelememe sevgili arkadaşlarım. Sovyet toplumunun bir eleştirisi, Bulgakov'un gerçekleri bir köpek aracılığı ile biz okuyuculara aktarmasıdır Köpek Kalbi.

Etkinlik nedeniyle birçok inceleme okudum kitap hakkında. Her birimizin fikirleri, kitaptan çıkarımları benim için çok önemli. Görmediğim, o an farketmediğim bir ayrıntıya rastlıyorum etkinliklerde yapılan incelemelerde.
Kitabın yasaklanmış olması zaten ilgimi çekmişti. Daha dikkatle okudum bu nedenle eseri. (1925'de yazılan eser ancak 1968'de yayınlanmış.)

Konu kısaca şöyle,
Ünlü bir bilim insanının sokakta bulduğu köpeği alıp, insanın erbezi ve hipofiz bezini nakletmesi ile başlıyor eser. Proletaryayı simgeleyen Şarik ve burjuvayı simgeleyen Filip Filipoviç var karşımızda. (Birçok kaynağa göre Filip Filipoviç Lenin'i temsil etmektedir.) İlk bölümü Şarik'in ağzından okuyoruz ve birçok eleştiri ile karşılaşıyoruz. Sokaktaki yaşamını, halkın tutumunu, proleterlerin yaşam biçimini anlatıyor konuşma aralarında Şarik. Bir bakıma köpek aracılığıyla hiciv yapıyor Bulgakov.
Yeni evindeki rahat yaşamına ve şımartılacak derecede iyi bakılmasına şahit oluyoruz Şarik'in.
Ve sonra her şeyin bir anda değiştiğini, doktorun yaptığı ameliyat sonrası köpek-insan olan Şarik'in nasıl kötü birine dönüştüğünü görüyoruz. Bu şartlarda dahi kendisine toplumda yer bulabiliyor Şarik tıpkı bu dönemde yaşayan insanlar gibi... (hayretle okudum bu kısımları)

Hem bir yergi hem de mevcut düzene en iyi yapılan eleştirilerden biri "Köpek Kalbi".
Çeviri hakkında da yazmak istiyorum bu kez. Yorumlarda ve araştırırken birçok farklı çeviri olduğunu gördüm. Her birinde farklı bir isimle Türkçeleştirilmiş köpek ismi. İş Bankası ve Tefrika yayınlarında Şarik iken, Kaknüs yayınları çevirisinde önce Topak (2002 çevirisi) sonra Sharikov olmuş. Tutku yayınevinde Boncuk iken Dedalus yayınevinde Tombik olmuş...
Ben yine modern klasiklerden okudum ve çeviri çok iyiydi. Bu nedenle Modern Klasiklerden okumanızı öneririm.
Yine çok beğendiğim, bitmeseydi dediğim bir eser okudum. Usta ile Margarita okuyarak etkinliği değerlendirmeye devam edeceğim. :)
Bu kitap bana göre daha çok, ne umduk ne bulduk kitabı olmuş.

Bu kitabı,öyle dümdüz doktor Frankenstain öyküsü gibi okuyabilirsiniz ,gayet mümkün çünkü çok sade bir dille adeta çocuk kitabı gibi yazılmış. İşte tam burda yazarımız Mihail Bulgakov ‘un keskin zekası devreye giriyor.

—Spoiler—

Köpek kalbi, siyasi hicivlerle dolu bir sistem eleştirisi kitabıdır. Bolşevik devriminin ardından Rusya’da siyasi zemin hazırlanmadan komünizmin gelmesiyle halkın yaşadığı zorluk, insan bedenine hapsolmuş bir köpek ile sembolize ediliyor. Orijinal kitapta sharik , Türkçe çevirisinde(benim okuduğum çeviride) Topak farklı çevirilerde Tombik olan köpeğimiz sokakta yaşadığı dönemde işçi sınıfının çarlık Rusya’sının boyunduruğundayken yaşadığı sefaleti, doktor ile tanıştıktan sonra ki süreçte yani 75 günde boğazından geçen yemeği 7 günde yemeye başladıktan sonra ki süreçte, ilk olarak duyduğu minnet ve ardından giriştiği hak arayışı Rusya’da Lenin’in iktidara geldikten sonra işçi sınıfının durumunu kara mizahla gözler önüne seriyor. Siyasi kısmı bir kenara bırakacak olursak Rus insanının çaresizliği,sefaleti, şartların zorluğu Bulgakov’un zekası ile birleşince ortaya gerçekten etkileyici bir kitap çıkmış.
Ayrıca yazarın Pavlov’un deneylerine de ince göndermeler yaptığı da gözümden kaçmadı.

Bulgakov etkinliğini düzenleyip bizi bu yazar ile tanıştıran arkadaşlara teşekkür eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Kitap, bir sokak köpeği olan Şarik'in gözünden anlatılanlarla başlıyor. Şarik'in gözünden anlatılan bölümlerde, ki yaklaşık emin olamamakla beraber kırk elli sayfaydı, Mihail Bulgakov'un çok büyük bir yazar olduğu kanısına vardım. Bunun asıl sebebi yazarın dili ustalıkla kullanmasının yanı sıra dönemin SSCB hükümetini eleştiren cesur dili de etkili olmuştur. Fakat daha sonra Şarik'i sahiplenen Filip Filipoviç'in Şarike yaptığı tıbbi deney bende kitabın bitmesine neden oldu. Kitabın o andan itibaren bana sıkıcı gelmesinin nedeni sınav haftasında olup kitaba tam konsantre olamamın da etkisi olabilir. Fakat dediğim gibi kitap o noktada milatı yaşadı. Öncesinde 10 yıldız, sonrası ise anlatamayacağım bir değerlendirmeye giriyor. Yazarın kaleminin üstünlüğüne birşey diyemem fakat başlangıçtaki güzel kurguyu mahvetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Buradan kitabın kötü olduğu kanısına varılmasını istemem ki, yazarın ne istediğini bilerek kalemi ele aldığını hissettiğime eminim, yazarın kitabın sonunu daha yavaş bir şekilde ve insanın aklına daha yatkın olmasını sağlamak için vurgulayarak anlatması gerektiğini siz de bu kitabı okuduğunuz da anlayacağınızı düşünüyorum. Yoksa kitap okunmaya 'kesinlikle' değerdi. Siz de keşfetmefiğiniz bir yazara şans vermek isterseniz bu kitaba uğrayabilirsiniz. Hayat kitaplarda güzel... İyi okumalar...
Çok eski tarihlerde ,hiç bilmediğim dönemlerde ve ülkelerde yaşayıp , artık hayatta olmayan yazarların kitaplarını okumak ayrı bir zevkli geliyor bana nedense.

Güncel yazarları ya da Türk yazarları okurken yaşadıkları ortamı ya da coğrafyayı tahmin etmek çok zor olmuyor. Ama bulgakov bu kadar güzel bir eseri nasıl bir ortamda ve hangi şartlarda yazdı bende ayrı bir hayranlık ve merak uyandırıyor. 1925 yılında moskova da yazılmış bir eser... Kitabı okurken dönem incelemesi yaptığınızda, kitabın içindeki söylemleri, hicivleri ve diyaloglardaki eleştirileri daha iyi anlıyorsunuz.

Konusu da kısaca bahsetmek gerekirse; bir bilim adamı olan filip filipovic sokak köpeği şarik e , bir erkek er bezi ve hipofiz bezi nakletmesiyle köpeğin zamanla görüntüsünün ve davranışlarının insana benzemesi üzerine akıl almaz olayları yaşamalarından ibaret.

Her kitabın konusunu arka kapak yazısından anlayabiliriz az çok, ama bu eser yazıldığı dönem ve kurgusu ile fevkalâde. Şiddetle tavsiye ederim, yazarın okuduğum ikinci kitabı sanırım yavaş yavaş her kitabını okuyacağım:)) keyifli okumalar diliyorum:)
Çekiliiiinnnn inceleme yazasım vaaar !

* Feci yoğun miktar da spoiler !

Tamı tamına 3 kere başlayıp üçünde de yarım bırakıp "bu ne yeaa ne saçmaaağğğ, okuyamıyoğruummm, adapte olamıyooooğğruuumm" diyip, bu süreçte de kitabı hediye ettiğine pişman ettirecek kadar canım Matelda’yı darlayıp, bir gün yine hadi bakalım "ya Allah, Bismillah" diyerek ve 4. Başlangıcım da nihayet elden bırakmayıp sonunda ise "vay anasını beee, ne okudum ben" dediğim bir kitap.


* İlk sayfaların da köpeğin yani canım Şarikov'un kendi kendine konuşması ile karşılaşıyorsunuz. Size sokak da yaşadıklarından, daha doğrusu çektiği eziyetlerden bahsediyor. Kendisi gayet komik olmakla birlikte oldukça da ağzı düzgün (!) bir köpek.

Bknz. Syf 68
Profesör "Yemek artıklarını yere atma!" Diye buyurunca beklenmedik bir yanıt aldı: "Bas git, yavşak!"

Hadi o zaman geliyor spoilerli inceleme !

Profesör Filip Filipoviç'in yolda gördüğü Şarik'i alıp dairesine götürüp beslemesiyle sıradan gözüken olaylar, daireye bavul içerisinde bir cesedin gelmesi ve aralarında geçen diyaloglar ile bambaşka bir şekle girmeye başlıyor.
Koşuşturma ve kargaşayı anlamak için ameliyathaneye bakmaya çalışan Şarik, profesör’ün yardımcısı Zina tarafından dışarı çıkarılınca, “E madem öyle gideyim yemek yiyeyim bari” diye mutfağa yönelirken Filip Filipoviç “yemek yemesine izin vermeyin!” demesiyle Zina köpeği banyoya kilitler ve ameliyat hazırlıkları başlar.
Bizim garip Şarik “bu yaptıkları da ayıp ama aç bırakmak da ne demek” derken daha ne olduğunu anlamadan sürüklenerek ameliyathaneye götürülür. Narkozu yiyip masaya alınan Şarik’in beyni insan beyni ile değiştirilir. Operasyon bittikten sonraki süreci gözlemlemek için profesörün yardımcısı Bormental düzenli olarak not tutmaya başlar.
Aldığı notlar da ilerleyen tüm süreci, Şarik’in konuşmalarını ve bedenindeki tüm gelişmeleri kayıt eder.
Günden güne bedenen değişip insan görünümüne sahip olan Şarik kendine gelmeye başladığı zaman birkaç kelime telaffuz ettiğini duyarlar. Zamanla konuşacak duruma gelir. Tabiki yıllardır sokak da kalan Şarik’in küfür haznesi de bayaa bi geniştir (:

Artık karşılarında bedeni ile tamamen insan görünümüne kavuşmuş bir oluşum vardır. Üstelik karakter olarak düzgün olmayan, ağzı bozuk, kadınları taciz eden ve sürekli de küfür eden bir canlı…

Nihayetinde artık bununla baş edemeyeceklerini anlayıp Şarik’i öldürüp öldürmemeyi düşünmeye başlarlar.
.
.
.
.
* Kitabın sonunda ise eve polisler gelir. İyi ya da kötü bir sona geldim derken son bölümde ise “haydaa ne oldu şimdi yani?” diye düşünürsünüz. Ki ne oldu inanın ben de anlamadım (:
En iyisi siz okuyun ne olmuş ya da neden olmuş olabilecekleri kendiniz tasarlayın. Sanırım yazarda öyle yapmamızı istemiş.
O halde şimdiden iyi okumalar ^_^
Dikkat!! İnsanoğlundan tiksinme içerir.

Kitap sevimli bir sokak köpeğinin açlık, yoksulluk ile sürüp giden yaşamını anlatır. Zeki köpek Şarik açlıkla nüktedan bir dille başa çıkmış, kendince okumayı öğrenmiş, iç sesleriyle "ay ne tatlı şeysin sen yaaa" nidaları attıran bir köpekcik. Lütfen böyle sevecekseniz uzak durun. Zira sevilmekten çok yemek yemeye ihtiyacı var. Malum temel basamak.

Nihayetinde bir gün Şarik'in yolu kendisini hem sevip hem doyuracak bir insanla kesişir. Mutluluğu anlatılamaz. Ancak bir hayvan bir insanın eline geçer de başına kötü bir şey gelmez mi. Buyrun önce besle,iyi bak, iyi davran ( koşullamanın kurgulanmış hâlini okuyacağınız bölümler )  sonra deney malzemesi hazır. Hadi bakalım istediğini yapma hakkına sahipsin ne de olsa o bir hayvan sen de bir insan.

Denek olan sevgili köpeğimiz, bir anda insanı özellikler geliştirir. Bir köpekken insan olma, onu yüce bir varlığa mı yoksa ayaklar altında ezilmeye mahkum bir varlığa mı dönüştürmüştür? Tahmin etmek zor olmasa gerek.

Kitap bu kurgu ile sert ve sağlam bir SSCB eleştirisi yapar. Şarik yoksul halkın iyi bir tasviridir. Yenilenen dünya, bu yoksul halkı neye hazırlamaktadır.  Genel manada bu eleştiri okuyucunun gözüne gözüne sokulmuştur. Anlamamak pek mümkün olmaz ki zaten kitapta yazıldığı tarihten nice nice zaman sonra basılmıştır.

Yalnızca sistem eleştirisi yapmıyor kitap. Aynı zamanda bir insanın nasıl rezil bir varlık olabileceğini de yine kurgu üzerinden oldukça somut olarak anlatmış. Elbette Şarik'i denek yapan Sayın profesörün bilime hizmet olsun diye tamamıyla saf ve temiz duygularla çıktığı yolda yine insanî dürtülerine yenik düşüp sahipsiz bir hayvanı istediği gibi kullanması da bireye indirgenmiş sağlam bir eleştiri içerir. Profesör neden bir köpek seçti, köpeğin bu işteki genetik yatkınlığı mı yoksa tamamen tesadüfî bir karşılaşma sonucu mu denek olduğunu bilmiyoruz. Ancak insanların bir anda yaşanan bu durumu çok normal bir şeymiş gibi karşılamaları, köpeğe bir kimlik çıkması, onun bir işte çalışacağı gibi durumlarsa yine hicivsel birer eleştiri niteliğinde...

Daha nice nice insanı yere çalan bölümlerle okudukça karşılaşacaksınız.

Keyifli okumalar...
Mikail Bulgakov’un okuduğum 3. Kitabını kaleme alacağım. Öncelikle bu yazarın kitaplarını okurken hep tebessüm ediyorsunuz bilim kurgu ve mizah birleşince okuması gerçekten keyifli oluyor. Kitapta akıcı anlatımı, zekice kurgusu ve doğal karakter tasvirleriyle sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap.


Köpek Kalbi ise harika bir kitaptı sokak köpeği olan Şarik’in bilim adamın alıp evine götürmesi ile başlıyor her şey köpeğe ölen bir adamın er bezleri ve hipofiz bezlerini yerleştiriyorlar köpekte oluşan ruhsal bozukluklar (arsız,yüzsüz) Profesör Filipoviç’in hayatını cehenneme çeviriyor. Okurken eğlenip ve sinirlenebiliyorsunuz :)
Eğer duygusal biriyseniz Şarik’e yapılanlar biraz üzüyor, zira Şarik bir sokak köpeği ve bir suçlunun birleşmesi ile oluşmuş bir varlıktır burjuva kesime ayak uyduramaması gayet normal bir davranıştır, zaten ilk öğrendiği kelimelerin genelde hepsi argo konuşmalardır çünkü bunların hepsini sokaktan duyup aklına kazınmıştır.

Şarik iki ayağının üzerine kalkmış olmasina rağmen tam manasıyla insanlaşamama durumu halkın sosyalist rejim karşısında ne yapacağını bilemez. Tabikide sistemi kullanarak bir süre sonra bazı haklar elde eder ve elde ettiği bu haklar Profesör Flipoviç’in itibarını zedelemekten de geri kalmaz tamamen kendi lehine hakları kullanmaya kalkar. Profesör olağanüstü bir buluş yapmış olsa da bu durum onu içten içe tüketmeye ve kendi yaşam alanını kısıtlamaya yönelik farkında olmadan yarattığı bir durumdur.

Kitapta okurken başından sonuna kadar sovyet rejiminin eleştirisini hissedersiniz. Mutlaka herkesin okuması gerek
Merhabalar Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasiklerinde okuduğum en sıradışı eser olan Köpek Kalbi ilk okuduğum da bir şey anlayamayıp sıkılmıştır daha sonra tekrar okumaya başladım ve bu eser daha iyi kavrayıp daha kısa bir süre de bitirmiştim.Kitap konu olarak ise bir prof.dr Filipoviç tarafından sahiplenen Şarik adında bir köpeğin suçlu biriyle testis ve hipofiz bezlerinin değiştirilmesiyle köpeğin o suçlunun özelliklerinden olan ikiyüzlü ve arsız birine dönüşür.Prof.Dr. Filipoviç deneyden sonra hayal kırıklığına uğramaktadır ancak kitap sürpriz bir sonla bitiyor.Kitap o dönemin SSCB’sini tanımak için iyi bir eser.Yazar kitapta dolaylı olarak köpek üzerinden devletin bürokrasini eleştirmektedir.
Keyifli Okumalar Dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Yılmaz
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 1.014 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 620 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları