Nadiye R. Çobanoğlu

Nadiye R. Çobanoğlu

YazarÇevirmen
8.5/10
194 Kişi
·
604
Okunma
·
1
Beğeni
·
460
Gösterim
Adı:
Nadiye R. Çobanoğlu
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Fiziksel olduğu kadar zihinsel bakımdan da hızlıydılar ..
Hiç bir sorun çözümlenmeden yüzüstü bırakılamazdı ...
Bütün kurum ve kuruluşlar yardımlaşma ve dayanışma içindeydi ..
Dediler ..
..bir anı bırak ardında
Öyleyse gidiyorum
Solan çiçek misali ..
Bir gün unutulur mu ki adım?
Benden birşey kalmaz mı bu dünyada ?

Hiç değilse bir çiçek
Hiç değilse bir
..şarkı
Öyleyse yüreğim "nasıl davranmalı "

Yaşamam ve varlığım ..
Boşuna mı bu dünyada ?

Tanya / yazdığı son şiir
596 syf.
·4 günde·9/10
Sovyet Edebiyatı klasiklerinden, Gladkov’un eseri Çimento, Bolşevik Devrimi’nden sonra köyüne dönen Gleb Çumalov’un köyündeki çimento fabrikasını tekrar üretim yapar hale getirme mücadelesini anlatıyor. Bir yandan da, devrimden sonra yaşanan ekonomik ve toplumsal sıkıntılara ve hala kırsalda, dağlarca süren Kızıllarla Beyazlar arasındaki çatışmalara şahit oluyoruz. Çok severek okudum. Daha önce Fabrika adıyla da basılan bu eserdeki karakterleri Gladkov, gerçek hayatta tanıdığı kişilerden esinlenerek yaratmış. Toplumcu gerçekçi türde roman seven herkese mutlaka tavsiye ederim.
274 syf.
·Puan vermedi
Muazzam bir roman, aynı zamanda yazarın dokunaklı ve saygı duyulası hayat hikayesi bu kitap. 1917 devrimini Ukrayna’nın Polonya’ya yakın bir kasabasında, genç bir delikanlının verdiği yaşam mücadelesi çerçevesinde okuyorsunuz. Ostrovski kısacık ömrümde çok mücadeleler vermiş, bu kadar da olur mu denecek acılar çekmiş ve fakat çok onurlu bir hayat sürmüş. İşte bu kitapta da hikayesini dramatize etmeden anlatmış. Gorki’nin Ana romanını, Şolohov’un Uyandırılmış Toprak romanını sevenlere mutlaka öneririm. Kitap, çok etkileyici ve sürükleyici. Mutlaka okunması gereken toplumcu gerçekçi eserlerden biri. İkinci cildi okumak için sabırsızlanıyorum.
382 syf.
·20 günde·10/10
Çimento'yu okuduğum zaman Sovyet dönemini en iyi tanımlayan kitap olduğunu anladım ve Sovyetler Birliği hakkında o kadar çok araştırma vs. okumama karşın bu kitabı okumadan aslında o dönemin tam olarak anlaşılamayacağını kavradım. Evet arkadaşlar, bu kitap o derece önemliydi Sovyetler Birliği'ni anlamak için. Peki şimdi şu soruyu soralım: bu kitabı o kadar önemli kılan şey neydi? Tarihi çok güzel anlatması mıydı mesela? Ya da dönemin siyasetini iyi yansıtması mıydı? Bütün bunlar kitapta yer almasına rağmen yine de onun asıl etkileyiciliği bunlardan değildi. Kitabı asıl değerli kılan şey Sovyet ruhunu, yani sosyalist toplumun temel değerlerini bize aktarabilmesiydi: bu değer hiç şüphe yoktur ki kollektivizmdir, toplumculuktur. İşte yazarın romanını mükemmel kılan şey budur. Yazar bu kitapta bizlere örgütlü işçilerin dağı bile ufalayabileceğini anlatmış ve kitabında da bunu söylemiştir. Kitapta binlerce işçinin el ele kol kola muazzam başarılara imza attıkları ve olmaz denilen şeyi dişlerini tırnağına takarak yaptıkları anlatılıyor. ''İşte'' deniyor, ''bizim dünyayı yenmek için silahlarımız bunlardır.'' Gerçekten de Sovyetler Birliği'ni bir süpergüç haline getiren şey nedir diye sorarsak bunun temeli de kitapta anlatıldığı gibi emektir, kollektif toplumdur. Kitabın içeriğine gelecek olursak: İç savaşta çalıştığı fabrikadan ayrılıp gönüllü olarak Kızıl Ordu'ya katılan ve savaş sona erdikten sonra(3 yıl sonra) çilingir ustası olarak çalıştığı fabrikasına geri dönen Gleb Çumalov, fabrikanın çalışmadığını, beyazların fabrikayı savunma karargahı ve sonra ahır yaptıklarını öğrenince yüreği burkuluyor. Fabrikayı çalıştırmak ve muazzam sorunlara çözüm bulmak da onun ve işçilerin örgütlülüğü sayesinde oluyor. Çumalov kahraman bir bolşeviktir. İşte sosyalist toplum da yeni nesil Çumalov'lar yetiştirecektir. Tabi bu anlatılırken bir yandan da Parti ile işçilerin ilişkilerini, Parti'nin kuyusunu kazan ve yolsuzluklar yapan bürokratlarını da anlatıyor. Tabi ki Parti bu bürokratların daha fazla sabotajına da müsaade etmeyecek ve onların başına da çekici indirecektir. Kitap sürükleyicidir, zor sıkılırsınız ancak edebi unsur çok yoğun olduğu için (devrik cümleler, sık betimlemeler vs.) hiç roman tarzında şeyler okumuyorsanız bunu tavsiye etmeyeceğim. Fakat bu edebi ağırlık dili de zenginleştirmiş ve güzel bir çeviri sunmuştur bize. İyi okumalar...
336 syf.
·Puan vermedi
Diyalektik Materyalizm !

Bu iki kelimeyi ilk duyduğumda hep diyalektik materyalizm nedir ? Ne anlama gelir diye sorar bir yandan da farklı kaynaklardan konuyu araştırıp okuyarak ana düşüncesini anlamaya çalışırdım.

Ve okuduğum onca bilgiye rağmen tam olarak kavrayamadığım bu konuyu işte bu kitap ile yerine oturtmuş ve hayatıma yeniden başlamış gibi oldum..
Türkiye topraklarında bu konuyu derinlemesine işleyen tek kişi olan Hikmet Kıvılcımlı'nın yine aynı konuda yazdığı başka bir kitap olan diyalektik materyalizm nedir,ne değildir ve nasıl kullanılır ? eserinde verdiği örnekler ile yolumu daha da aydınlatmış oldu..

Hayatın çelişkilerini,olaylarını ve şuan özellikle siyasi ve politik mücadele de kim neyi ne için kimlerle yapıyor sorusunu kavrayabilmek amacıyla bu eserin okunması büyük önem arzetmektedir.

Sadece bunu için de değil,kendi iç dünyası içinde hapsolmuş ve bir çıkış yolu arayan,hayatın ne anlama geldiğini,evreni,insanoğlunun düşünsel ve maddi yapısının nasıl meydana geldiğini anlamak isteyen ve gelecekte toplumu nelerin beklediğini,şuan ki ve geçmişteki tüm soyut-somut sorunlarımızın sebebini kavrayabilmek için her insanın ölmeden önce okuması gereken bir kitap olarak benim siz kitapseverlere önerimdir..
334 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Nikolay Ostrovski’nin kendi hayatından yola çıkarak yazdığı eseri Öelik Böyle Sertleşti (daha önce dilimize Ve Çeliğe Su Verildi adıyla da çevrilmiş) beni çok etkiledi. Hayatı mücadelelerle geçmiş, sağlık sorunlarına rağmen 32 yıllık kısacık ömrüne bu mücadelelerin yanı sıra böyle güzel bir eseri (ve tamamlayamadığı Fırtına Çocukları’nı) sığdırmış. Yazarın kendi tabiriyle ‘yakın arkadaşı’ olan baş kahramanın hikayesi üzerinden, Bolşevik Devrimi öncesi Ukrayna’nın bir köyünde insanların geçim sıkıntısını, verdikleri yaşam mücadelesini, ardından iç savaş yıllarını, devrim sonrası yaşanan zorlukları ve bunlarla mücadeleyi okuyoruz. Kahramanın hikayesinin yanı sıra, çok etkileyici bir dönem romanı. Ben çok severek okudum ve unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı. Maksim Gorki’nin Ana eserini, Şolohov’un Uyandırılmış Toprak’ını seven herkese mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim.
160 syf.
Mavi Sakal'ın Yedi Karası'nda çok iyi niyetli bir adamın zengin olduğu için sürekli kötü niyetli insanlarla evlenmesi ve yaşadığı üzüntüler anlatılıyor. Kitabın içinde birkaç öykü var.

Kitap biraz garip, sanki adam efsaneleri araştırmış doğrularını öğrenmeye çalışmış ve doğru olduğunu düşündüğü şeyleri öykü şeklinde anlatmış. Açıkçası ben okurken sıkıldım. Zar zor bitirdim. Beni çok sarmadı. Ama yine de okumak isterseniz buyrunuz.
180 syf.
Çehov'un Bozkır'ı , o kadar çok okuduğum bazı kitapların ve dergileri içinde geçiyordu ki, artık elimde bekletmek istemedim ve okudum.
İyi ki de okudum.
Doğanın bu kadar şiirsel ve törensel tasvirini ben bir Hesse'nin metinlerinde gördüm bir de şimdi Bozkır'ın satırlarında...

Bu öyküde, okumak için küçücük yaşta anneciğinden ayrılan bir çocuğun gözünden bozkır, yolculuk boyunca geçilen yerler ve karşılaşılan insanlar vardı.
Aslında metin beni hafif zorladı. Ama garip bir çekilde kendine de bağladı.
Hep sonunda o çocuğa acaba ne olacak diye sayfaları ard arda çevirdim.

Bu arada öğrendiğime göre usta yazar Çehov, bu hikayesi için şöyle demiş: “Her sayfa, ayrı, küçük bir öykü gibi yoğun oluyor, tablolar birbirini maskeleyerek, üst üste, birbirini sıkıştırarak genel etkiyi zedeliyorlar, okuyucu bu yüzden usanç getirip içine tükürecek”.

Bence öykünün kendisinden çok yazılış tarzı ,"okumayı gerçekten seven, olaydan çok anlatıma önem verenler için" çok güzeldi.
Her sayfada o çocukla birlikte , etrafı seyrederek , ben de korku ve heyecanla bir bozkır yolculuğu yaptım.
274 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
bu kitabı herhangi birinin kitapliginda gorsem mutlu olup siritırım .Rusya'da ki iç savaş yıllarında çekilen acıları, çağımızın en büyük devrimlerinden birinin kökleşmesini sağlamak için yapılan fedakarlıkları, gençliği, sevgiyi ve mücadeleyi anlatıyor.biraz fazla rusça terimi bulunduğu için zorlandığım doğrudur lakin okuduğum ve bana kattıkları için mutluyum.keşke herkes baş kahramanın okuma ve öğrenme hırsını, devamında yaptıklarını görse kendine pay çıkarsa dedirtiyor
Dedeem
Dedeem Sabırsızlık Zamanı 2'ı inceledi.
@Borix_grac·01 Nis 12:15·Kitabı okumadı
1 in devamı etle kemik gibi olayın yarısı burda (2.car Aleksander suikastı)

Uygulamayı kesfetmeden önce okuduklarim
Tarihleri tam aklımda değil onumuzdekilere bakakk .çok iyi bı uygula keşfettim günün iyi bı kariiydii.kitaplar ruh açlığını daha da açıktırıp daha iyi bi ruh seviyesine getirirr.
274 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
“Kötü bir delikanlı değildi, zalim de değildi. Ve Sergey öldürüyorsa, yeryüzünde artık insanın insana el kaldırmaması için öldürüyor, o günü yakınlaştırmak için cana kıyıyordu.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Nadiye R. Çobanoğlu
Unvan:
Yazar, Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 604 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 594 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.