Necmeddin Şahiner

Necmeddin Şahiner

Yazar
8.5/10
14 Kişi
·
28
Okunma
·
4
Beğeni
·
621
Gösterim
Adı:
Necmeddin Şahiner
Unvan:
Araştırmacı, Yazar
Risale-i Nurlarla 'şiddetli merak'ı vesilesiyle tanıştığını belirten Necmettin Şahiner, 'nurculuk' kelimesinin o zamanki medya tarafından kullanıldığını söyledi. Şahiner, "Üstad ne Barla Lahikası ne de Kastamonu Lahikasında nurcu kelimesini kullanmamıştır" dedi.

Risale-i Nur camiasındaki bölünmeleri soran Elif Çakır'a Şahiner, "Ordumuzun karacı, havacı, denizci gibi kısımları var. Bunun gibi Peygamber Efendimiz zamanında mezhepler var mıydı? Zamanla aynı kaynaktan beslenilse de kollar çoğalıyor" diye konuştu.
Said Nursi ilim okyanusunda boğulmak üzere olanlara yetişmiş bir gemidir ki, bu gemiye binenler ilim okyanusunda boğulmadılar ve iman sahilini gördüler.
Medeniyet can çekişiyor. Gök bomboş, hayat abes; roman bu kalpsiz dünyanın insanını bütünüyle sahneye koymak iddiasında. Bütünü, yani çarpık insiyakları, hayvanca iştihaları, çılgın arzuları veya arzusuzlukları ile.
Suâl ( İhsan Işık):
-“Tanzimattan beri (1839) bizde islam tefekkürünün büyük isimleri çıkmamıştır.”diyorsunuz. Bunun...

Cevap (C. Meriç):
Çıkmamıştır. Said Nursi var. Hürmete lâyık başka bir adam tanımıyorum.
Ben müslüman mütefekkir deyince, celâdetiyle, cihadıyla onu tanıdım, başka tanımadım.
Hepsi pırt deyince kaçan, firar eden insanlar... Bir tane başka göremedim ki...
-Said Nursi’nin bizdeki durumunu nasıl karşılıyorsunuz?

-Said Nursi, Babil kulesinde konuşan adam, insanlar dillerini unutmuş, hafızalarını kaybetmiş. Kinin ve husumetin çığlıkları kulakları tırmalarken, tevhide imana ve teslimiyete davet eden mürşitlerin sesi ne kadar duyulabilir?
İnanmış bir toplumda, pürüzlerini yok etmiş bir toplumda, hayali çözüm yolları aramaya ihtiyaç duymayan bir toplumda romanın ne işi var?
Batı türkçesinin adıdır, türk edebiyatının, türk düşüncesinin, türk hassasiyetinin ifade vasıtası olan, gerçek türkçe.
Osmanlıca diye bir dil yoktur diyorlar, hay hay...Osmanlıca belli bir dönemde Batı türkçesine verilen bir isimdir.
"Ne anladın bu filmden?"
"Hiç" dedim.
"O zaman buyurdu ki: 'Süleyman, işte dünya da böyledir. Kendisi sabit olmadığı gibi, içindekiler de öyledir. Onun için dünyaya güvenme, bu film gibi akıp gidiyor, göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidiyor. ' "
Osmanlı’da sınıf-ı ulemâ tekrarlayıcıdır. Kur’ân’ın hadislerin ve daha önceki imam veya müçtehidlerin tekrarlayıcısıdır. Tanzimat’tan sonraki aydınlar da tekrarlayıcıdır, Avrupalı yazarların tekrarlayıcısı.
128 syf.
·25 günde
Öncelikle bu esere ortak bir inceleme yapma kararı vererek kendisini tanıma imkanı bulduğum Kafka'nın Müridi/
kardeşimle tanışmamıza vesile olduğu için bu eserin bendeki yeri büyüktür. Çok zarif başlayan dostluğumuzun ebede kadar aynı güzellikte sürmesi dileğiyle kardeşim , iyiki varsın. :)

Birlikte yaptığımız bu küçük etkinliğe Recep kardeşimin incelemesindeki düşüncelere yer vererek başlamak istiyorum.

*Sevgili Hakan abimle tanışmama vesile olan bu kitap benim için çok kıymetli. Beraber İnceleme yazmaya karar verdiğimiz bu kitabı bana hediye ettiği için abime çok çok teşekkür ediyorum. Hem Hakan abimle buluşup güzel bir hasbihal eyledik, hem de gözde mütefekkir Cemil Meriç'in dilinden üstadım Bediüzzaman'ı dinleme fırsatı buldum.


Bediüzzaman'ı Cemil Meriç'in dilinden okumak çok keyifliydi gerçekten. Ben de dilim döndüğü kadar Cemil Meriç'in anlatımını size aktarmak isterim. Cemil Meriç kitabın genelinde yaptığı değerlendirmedelerle Tanzimat dönemi sonrası Osmanlı'da boy gösteren Batı hayranlığını eleştiriyor. Kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplar da yöneticilerin ecdadına ve dinine beslediği kini ve nefreti çok güzel dile getiriyor. Batılılaşma uğruna dinden ne tür feragatlar yapıldığını anlatıyor. Bu feragatlara karşı en sağlam duruşu, Bediüzzaman'ın sergilediğini belirtiyor. İslam'ın yaşanması olarak olsun, dilin korunması olarak olsun, her açıdan Risale-i Nur eserlerinin mükemmel olduğunu gösteriyor bizlere. Cemil Meriç, Bediüzzaman'ı bir müceddit olarak görüyor. Cemil Meriç'in Bediüzzaman hakkındaki görüşlerini belirten bir kaç alıntı paylaşmak istiyorum:

"Said Nursi bir havaridir. Bir mücahiddir."

"Türkiye'de aklın, müsamahanın, inancın, ilericiliğin, yeniliğin, çalışkanlık ve karşılıklı sevginin hükümran olmasını isteyen, bu uğurda kavga veren bir insandı."

"Said Nursi manevi çöküntüye uğrayan cemiyetimizin yeniden dirilip ve silkinip kendine gelmesi için yılmak ve yorulmak bilmez bir manevî değer mücadelesine kendini vermiştir. Ona göre kurtuluşun tek yolu"Dinimize sarılmaktır". Risale-i Nurlar Kur'ân-ı Kerim'in gerçeklerini milletimizin gözü önüne seren bir eserdir."

"Said Nursi ilim okyanusunda boğulmak üzere olanlara yetişmiş bir gemidir ki, bu gemiye binenler ilim okyanusunda boğulmadılar ve iman sahilini gördüler."

"Bugünün aydını Said Nursi'yi tanımak ve getirdiği aydınlıktan faydalanmak zorundadır"

"Said Nursi'nin ismini altın harflerle yazmak lazımdır. Ancak o zaman insanlık, çağımızın nuru olan Bediüzzaman'a teşekkür etmiş olur."

"Evet, Tanzimattan sonra büyük İslâm mütefekkiri yok. Olsaydı, zaten bu hale gelmezdik. Yani olsaydı, bir mücadele olurdu. Hiçbir mücadele olmadı. Giyin dediklerini giydik, atın dediklerini attık. Dili de mahvettik. Bütün bu cinayetler olurken, herkes pustu, sindi... Sesini tek çıkaran Said Nursi oldu, o kadar."

"Bediüzzaman ve eserlerine olan alâkasızlığımız, tam bir yüz karasıdır."

Sanırım bu kadar alıntı ile Bediüzzaman'ın kıymeti anlaşılmış oldu. Ek olarak belirtmek istediğim bir diğer husus Risale-i Nur'un dilidir. Bir çok kişi osmanlıcaya olan bu dili anlamadığı için Risale-i Nur'u ya okumuyor ya da tenkid ediyor. Cemil Meriç'e bu konuda kulak verelim. "Risale-i Nur'un dili Kur'ânî ve İslâmî bir lisandır." Sayın Meriç bunu belirttikten sonra, Risalenin sadeleştirilmesine ve tercüme edilmesine son derece karşı çıktığı da vurguluyor.

Ülkemizin nadide düşünürlerinden Cemil Meriç'in gözüyle Bediüzzaman'ı tanımak isterseniz, bu kitap gerçek okunmalıdır. Bediüzzaman'a karşı antipatisi olanların da önyargısını çok güzel kuracağını düşünüyorum.

Keyifli okumalar dilerim....*


-Eserle ilgili benim düşüncelerim ise şöyle...


Bediüzzaman Said Nursi’yi, davasını ve telif ettiği eserleri Risale-i Nur külliyatının mahiyetini anlamak isteyenlerin okuyacağı yegane eser Tarihçe-i Hayat’tır.
Ancak ona daha objektif bakabilmek adına, (her ne kadar Tarihçe-i Hayat eserlerinde talebelerinin mektuplarından objektif bir bakışa ulaşabilsekte) entellektüel anlamda kendini her bakımdan ispatlamış ve sahip olduğumuz çok önemli bir değer Cemil Meriç’in düşüncelerini dinleyebilirsiniz bu eserle.

Henüz bir eserini okuduğum ve kendisine hayran olduğum Meriç’in, Risale-i nur külliyatının büyük bir bölümünü okuduğunu ve Bediüzzaman’ın talebelerinden, bu eseride hazırlamış olan Necmettin Şahiner’le, Bediüzzaman ve Nur’lar hakkında röportajı olduğunu duyunca çok sevinerek aldım bu eseri.

Kendisine sorulan cevaplara çok tatminkar cevaplar veren Cemil Meriç, Bediüzzaman ve Risale-i Nur külliyatının ülkemizin tarihi ve toplumumuz ve bireyler üzerindeki etkisini, tarihsel gelişim, dönüşüm süreçleri doğrultusunda harikulade izah etmiş. Ayrıca bu röportajlarda sadece Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar hakkında soru ve cevaplar yok. Bunun dışında kalan konularla ilgili sorularıda cevaplamış Meriç. Örnek olarak dil,medeniyet,kominizm, edebiyat,şiir, nesir,roman, aydınlar ve kadınlarla ilgili bir çok soru cevap mevcut eserde.

Eseri okurken beni şaşırtan bir kaç bilginin olduğu alıntıları da burada paylaşmak yerinde olucak.

“1953’de kominizmden mahkeme edilerek yargılanan Cemil Meriç, 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra da Kadıköy Adliyesinde Said Nursi ve Risale-i Nur’u övmesinden dolayı yargılanmıştı.” / S. 105

“Cemil Meriç 1975-1987 yılları arasında her perşembe Risale-i Nur sohbeti yapıyormuş.” / S. 124

Keyifli okumalar dilerim.
528 syf.
Arada dini eserlerde okumak lazım deyip başladığım kitabım an itibari ile bitti. Üzerinde büyük bir emek verilerek hazırlanmış bir eser. Şuana kadar bu zatı kimisi iyi olarak kimisi kötü olarak bahsetmişti. Şimdi bu kitap ile resmi belgelerle de desteklendiği için hayatını daha iyi öğrendim. Eserde ömrü sürekli yolcukluklar, hapishane ve mahkemelerde geçen, Cumhuriyet döneminde islamın ışığını söndürmeye çalışanlara karşı mücadele etmiş ve risalei nur külliyatını bizlere bırakmış olan, bir kısım tarafından ölüsüne dahi saygı gösterilmeyen Said Nursinin tanıklar aracılığıyla hayatını anlatan biyografi tarzı bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Necmeddin Şahiner
Unvan:
Araştırmacı, Yazar
Risale-i Nurlarla 'şiddetli merak'ı vesilesiyle tanıştığını belirten Necmettin Şahiner, 'nurculuk' kelimesinin o zamanki medya tarafından kullanıldığını söyledi. Şahiner, "Üstad ne Barla Lahikası ne de Kastamonu Lahikasında nurcu kelimesini kullanmamıştır" dedi.

Risale-i Nur camiasındaki bölünmeleri soran Elif Çakır'a Şahiner, "Ordumuzun karacı, havacı, denizci gibi kısımları var. Bunun gibi Peygamber Efendimiz zamanında mezhepler var mıydı? Zamanla aynı kaynaktan beslenilse de kollar çoğalıyor" diye konuştu.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 37 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.