Giriş Yap

Nedret Tanyolaç Öztokat

Yazar
Çevirmen
0.0
0 Kişi
Tam adı
Prof. Dr. Nedret Tanyolaç Öztokat
Unvan
Türk Akademisyen ve Çevirmen
Doğum
İstanbul, Türkiye, 1962
Yaşamı
1962 yılında İstanbul’da doğdu. İ.Ü.Fransız Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’ndan 1985’te mezun oldu. Aynı kurumda 1988 yılında göreve başladı. 1989 yılında Yüksek Lisans tezini, 1995 yılında Doktora tezini savundu; 1997’de Yardımcı Doçent oldu. 1999 yılında Fransız Dili ve Edebiyatı bilim dalından Doçent olan Nedret Öztokat, 2006 yılında Profesör oldu. Edebiyat göstergebilimi alanında gerçekleştirdiği tez çalışmalarından sonra, 1997’den başlayarak, göstergebilimsel yöntem ışığında, edebiyatın yanı sıra, tiyatro ve görsel sanatlara ilişkin yapıt çözümlemelerine yöneldi. Çağdaş Türk edebiyatına ilişkin yapıtlar üzerinde de araştırmalar yayımlayan Nedret Öztokat, aynı zamanda Todorov, Camus, Duras, Berberova gibi yazarların yapıtlarını Türkçeye kazandırdı. 2002 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanlığını sürdürmektedir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda ders vermekte olan Nedret Öztokat 2009 yılından bu yana Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans programı ve Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarımı Lisans programında ders vermektedir. İstanbul Üniversitesi bünyesinde yayımlanan Dilbilim dergisi ve Uluslararası Fransız Dili Araştırmaları Grubu Gerflint’in yayın organı olan Synergies-Turquie dergilerinin editörlüğünü yapmaktadır. Fransız Göstergebilim Derneği, AFS (Association Française de Sémiotique ) üyesi olan Nedret Öztokat 2006 yılında Fransız Devlet Liyakat Nişanı olan Chevalier de l’Ordre des Palmes Académiques unvanına layık görülmüştür.
Yazınsal yapıtların en büyük özelliği tek anlam boyutuna indirgenemez oluşudur.
Reklam
Aslında yapıtın okuyucusunun zaman ve uzamı yapıtın sözcelem zaman ve uzamından çok farklıdır. Her yazar belli bir okur kitlesini düşünerek yazdığını dile getirir, ancak belirlenen kitle değişmez nitelikli olmaktan çok uzaktır. Balzac romanlarının yazıldığı dönemle şimdiyi düşünürsek, bugün bir Goriot Baba okuyucusuyla, örneğin 1860'larda yapıtı okuyan bir özne arasında uçurumlar vardır. (...) Yazın yapıtı yıllara meydan okuyarak Kendi iç yapısıyla varlığını sürdürür: Hem içine kapanıktır, hem yüzyıllar boyunca yaşar.
Yapıtı açıklamak için yazarın deneyimlerinden izler aranarak genel sonuçlara varmak, bir başka deyişle, yapıtı yazarın salt bedensel-ruhsal-bilişsel yaşam deneyimiyle bir tutmak, yapıtın imgeselliğini ve biricikliğini kendi dışında kalan öznel, dolayısıyla tartışılabilir parametrelere indirgemek olurdu, araştırmacı için ne denli kolay bir yol olsa da.
Dilbilimde "gönderge", dilsel göstergenin gönderdiği gerçeklik düzeyinde yer alır. Yazınsal çözümlemede ise "metin dışında kalan", metinden bağımsız olarak algıladığımız dünyayı anlatan bir terimdir. Göndergeyle ilgili temel sorun, okurun yapıtın anlattığı dünyayı, kaçınılmaz biçimde kendi bildiği dünyayla karşılaştırarak algılama ve metindeki dünyayı kendi işaret noktalarına göre değerlendirme eğilimidir. Öte yandan, belirli akımlar doğrultusunda romanların kimi zaman gerçeklikten bir kesiti yansıttığı da bilinen bir olgudur. Ne olursa olsun, okurun elindeki yapıt onu bir gerçeklik düzeyine taşımaya hazır gibidir. Oysa yapıtın göndergesi kendi dışında değil, dil aracılığıyla kurulmuş metinsel dünyanın içindedir.
Reklam
Başkasının söyleminin anlatıcı söylemi içinde yer alması yazarın ya da anlatıcının söylemiyle ötekilerin söylemi arasındaki etkileşim konusunu içerir. Bu iki yapı arasında bir dinamizm söz konusudur. Aktarılan ya da "alıntılanan" söylem, "konuşan kişinin gerçekliğini, özgünlüğünü, bütünlüğünü korumaya alır" böylece ötekinin söylemi el değmemişliğiyle, kapalı yapısıyla korunmuş olur.