Giriş Yap

Nedret Tanyolaç Öztokat

Yazar
Çevirmen
0.0
0 Kişi
3
Okunma
11
Beğeni
1.911
Gösterim
Dilbilimde "gönderge", dilsel göstergenin gönderdiği gerçeklik düzeyinde yer alır. Yazınsal çözümlemede ise "metin dışında kalan", metinden bağımsız olarak algıladığımız dünyayı anlatan bir terimdir. Göndergeyle ilgili temel sorun, okurun yapıtın anlattığı dünyayı, kaçınılmaz biçimde kendi bildiği dünyayla karşılaştırarak algılama ve metindeki dünyayı kendi işaret noktalarına göre değerlendirme eğilimidir. Öte yandan, belirli akımlar doğrultusunda romanların kimi zaman gerçeklikten bir kesiti yansıttığı da bilinen bir olgudur. Ne olursa olsun, okurun elindeki yapıt onu bir gerçeklik düzeyine taşımaya hazır gibidir. Oysa yapıtın göndergesi kendi dışında değil, dil aracılığıyla kurulmuş metinsel dünyanın içindedir.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Bir roman özyaşamöyküsel (otobiyografik) olabilir, oradaki "ben", "anlatıcı"yı gösterir, metni gerçeklik boyutunda oluşturmuş kişiyi değil. Bu anlatıcı salt metinsel bir varlıktır ve özellikleri yalnızca anlatı tarafından saptanmıştır. "Romantik hayalciliğin duyumsattığının aksine, yazınsal metin, yazarın ruhundan okurun ruhuna akan bir bildiri değildir, rollerin belirli biçimde dağıtılmış olduğu, rituelleşmiş bir aygıttır." diyen Maingueneau belli bir zaman ve yerde, "ben-sen" karşılaşmasının, kısaca "sözcelem koşulu"nun yazınsal metinde tümüyle ayrı bir nitelik taşıdığını vurgular.
Yazınsal yapıtların en büyük özelliği tek anlam boyutuna indirgenemez oluşudur.
Başkasının söyleminin anlatıcı söylemi içinde yer alması yazarın ya da anlatıcının söylemiyle ötekilerin söylemi arasındaki etkileşim konusunu içerir. Bu iki yapı arasında bir dinamizm söz konusudur. Aktarılan ya da "alıntılanan" söylem, "konuşan kişinin gerçekliğini, özgünlüğünü, bütünlüğünü korumaya alır" böylece ötekinin söylemi el değmemişliğiyle, kapalı yapısıyla korunmuş olur.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Aslında yapıtın okuyucusunun zaman ve uzamı yapıtın sözcelem zaman ve uzamından çok farklıdır. Her yazar belli bir okur kitlesini düşünerek yazdığını dile getirir, ancak belirlenen kitle değişmez nitelikli olmaktan çok uzaktır. Balzac romanlarının yazıldığı dönemle şimdiyi düşünürsek, bugün bir Goriot Baba okuyucusuyla, örneğin 1860'larda yapıtı okuyan bir özne arasında uçurumlar vardır. (...) Yazın yapıtı yıllara meydan okuyarak Kendi iç yapısıyla varlığını sürdürür: Hem içine kapanıktır, hem yüzyıllar boyunca yaşar.