Geri Bildirim
Nejdet Sançar

Nejdet Sançar

9.8/10
6 Kişi
·
31
Okunma
·
30
Beğeni
·
2.519
Gösterim
Adı:
Nejdet Sançar
Tam adı:
Ahmet Nejdet Sançar Çiftçioğlu
Unvan:
Türk Gazateci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mayıs 1910
Ölüm:
İstanbul, 22 Şubat 1975
Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu) (d. 1 Mayıs1910, İstanbul - ö. 22 Şubat 1975, İstanbul), Türk eğitimci ve yazar. Nihal Atsız'ın kardeşidir. Nejdet Sançar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. Askerlikten sonra Sivas Öğretmen okuluna edebiyat öğretmeni olarak tâyin edilmiş fakat zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i karşılama törenine katılmadığı gerekçesi ile bu görevden alınmış ve Balıkesir Lisesi'ne atanmıştır. Balıkesir Lisesi'nde görevine devam ederken Irkçılık-Turancılık Davası altında Mayıs 1944'te başlayan ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Ankara Konservatuarı Direktörü Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçülerin de bulunduğu davada tutuklanmış ve Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılan duruşmalar neticesinde 14 aya mahkûm olmuştur. Askeri Yargıtay, Türkçüler hakkındaki kararı esastan bozmuştur. Nejdet Sançar, 1960 yılında 16 yaşındaki oğlu Afşin'i kaybetmesi üzerine felç geçirmiş, Afşin için 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Sançar, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Yine hadiseler göstermiştir ki, Türkçü, Türkçüden başka kimseden yardım göremez. Bu gerçek genç Türkçüleri iktisadi imkanlara sahip olma fikrine götürmeli ve hatta bu hırsla doldurmalıdır.
Genç Türkçüler için büyük bir vazife de çalışkan olmaktır. Hangi öğrenim basamağında bulunursa bulunsun, genç Türkçü sınıfının ön safındakiler arasında yer almaya mecburdur. TEMBELLİK İLE TÜRKÇÜLÜK, ASLA BİR ARAYA GELEMEZ.
İki tarafın başında da yenilmemiş birer Bozkurt vardı. Vuruştular. Ya yıldırım üstün gelecek, ya demir eritilecekti. Talih ikincisine güldü. Demir yıldırımı eritti. Türkistan'ın aksak padişahı, Türkiye'nin mağrur sultanını tutsak kıldı.
Bir kadının başbuğluk yaptığı bir ordunun kazandığı zaferde o kadına düşecek şan payı imrenilecek kadar büyük sayılmaya değer. Ayrıca ordusu ile düşmanı tepeleyen bu kahraman kadının, savaşı, düşman hükümdarı ile evlenmemek yani temiz Türk kanını bozmamak için yapması ayrı bir değer taşımaktadır. Damarlarındaki kanı bozulmuş olarak devam ettirmemek için o kanın hepsini akıtmayı göze alan ve bunun için de savaş alanına yürüyen Tomris, Türk kızları için güzel bir örnektir. Damarlarında onun kanını taşıyan Türk kızları beyaz perdelerin hokkabaz kılıklı yaratıklarına değil, tarihin karanlıkları arasında bir yıldız gibi parlayan demir yürekli Tomris'e benzemeye uğraşmalıdırlar. Bu, bir vazife ve bir şereftir.
Şehname'de Turan ‐ İran savaşlarını acemler lehine büyük bir mübalağa ile anlatmış olan Firdevsî, Türk saraylarında Türklerden lütuflar gördüğü halde Türk düşmanlığı yapan bu acem, eserinin birçok yerinde de Türklerin ve Türk Başbuğu Alp Er Tunga'nın kahramanlığını söylemek zorunda kalmıştır. Alp Er Tunga'nın büyük kahramanlığını Şehname'nin mısraları arasından bulup çıkarmak hiç de güç değildir. Milletini yükseltmek için akla gelmez mübalağaları eserine geçiren Firdevsî, Alp Er Tunga'nın İranı dize getiren zaferlerini gizleyememiştir. Şehname'nin yazdığı bu Türk zaferlerini gerçeğin tamı değil, bir parçası saymak yanlış olmayacağına göre yiğit ve kumandan Alp Er Tunga'nın büyüklüğü hayallerimizde canlanabilir.
Kahramanlık yerleri olan savaş alanlarında düşmanlarla erler gibi vuruşan, milletleri ve şerefleri için kanlarını akıtmayı göze alabilen bu kahramanların en büyüklerinden birisi, günümüzden yirmi beş yüzyıl önce yaşamış olan Tomris'tir.
Atilla, Kun Türklerindendir. Soyumuzun bütün uruklarını tarihte ilk olarak bir bayrak altında toplayan Kunlar, Ulu Motun (= Mete)'den sonra Atilla ile Türk dünyasına ikinci büyük bir kahraman daha vermişlerdir. Türk birliğini kuran birinci büyük kahramandan yedi yüzyıl sonra gelen bu ikincisi, Paris'e kadar bütün Avrupa'yı Türk ordularına çiğneterek tarihimize yeni şanlı sayfalar eklemiştir.
Ömrünü kutlu mücadele içinde geçirmiş, evladını kaybetmesinin ardından bile yolundan geri kalmamış kutlu bir insandır Nejdet Sançar. Var Olsun! Kitap, Atsız'ın Tarih, Kültür ve Kahramanlar eseriyle aynı paralellikte, çok güzel bilgiler barındırıyor.
Sıkça kullandığımız “Türk ırkı sağolsun!” sözünün sahibi, 3 Mayıs 1944 sonrası en ağır işkencelere maruz kalan, ağabeyi Atsız gibi Türkçülüğün fikir önderlerinden olan Nejdet Sançar'ın bugün Ad günüdür.

1 Mayıs, Nejdet Sançar'ın Ad günü kutlu olsun! (1 Mayıs 1910)
Ağabey’in kadar tanınmayan ama Türkçülük mücadelesinde en ön neferlerden olan ve ömrünü bu uğurda vakfeden, Türkçü olduğu için defalarca sürülen Nejdet Sançar’ın makalelerinden oluşan güzel bir kitap.

Makaleler çok genel konular hakkında olup, fikri sistematik hakkında bilgilerden ziyade, Türkçülük ile ilgili mevcut problemleri ve buna karşı öneriler içermektedir. Örneğin Öztürkçecilik , Komünizm, Kürtçülük ve Nurculuk gibi problemleri ele almıştır.

Kitabın baskı sıkıntısı bulunmaktadır.

Okunması gerekilen güzel bir kitap.
Türkçü Nejdet Sançar'ın vefatından 41 yıl sonra yayımlanan eseri...

* * *

Destanlar bir milletin sözlü edebiyatının önemli parçalarının başında gelir. Türk Edebiyatı da onlarca destan ile dünya edebiyatında önemli bir konuma sahiptir. Bu eserde Türk ve Yabancı Millî Destanlarından örnekleri bulacaksınız.
* * *
Nejdet Sançar’ın, uzun yıllar milliyetçi, kültür ve fikir dergilerinde Türk Edebiyatı ve Türk Târihî hakkında yazıları yayımlandı. Türkçülük ve Tarih konularında birçok kitaba imza attı. Edebiyat öğretmeni olmasına rağmen bugüne dek yayımlanan bir edebî eseri olmaması, onun edebiyatçılığının ön plana çıkmasını engellemiştir. Bu çalışma onun evrâklarından hazırlanan ilk edebî eserdir. Bu eserle birlikte onun edebiyatçılığı tekrar gün yüzüne çıkacaktır.

Oldukça akıcı ve sade dile sahip olan bu eser, Millî destanlar üzerinde araştırma yapacaklar için bir örnek, bir kaynak teşkil edecektir.
Kitap I. ve II. bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İsmet İnönü’nün 1944’ün 19 Mayısında okuduğu meşhur nutku ele alınmaktadır. Her cümle ve ayrıntılar tek tek incelenmektedir. Irkçılık-Turancılık maskesi altında Türkçülüğün karalanmaya çalışıldığı bu nutuktaki iddia ve iftirâlara Nejdet Sançar, belgelere ve her şeyden önce mantığa dayanarak cevaplar vermektedir.
O döneme yakından ve farklı bir bakış açısıyla tanıklık yapmanızı sağlayacak bir kitap. Bir sahaftan tesadüfen aldım ve bir çırpıda hayretler içinde kalarak okudum. Bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nejdet Sançar
Tam adı:
Ahmet Nejdet Sançar Çiftçioğlu
Unvan:
Türk Gazateci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mayıs 1910
Ölüm:
İstanbul, 22 Şubat 1975
Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu) (d. 1 Mayıs1910, İstanbul - ö. 22 Şubat 1975, İstanbul), Türk eğitimci ve yazar. Nihal Atsız'ın kardeşidir. Nejdet Sançar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. Askerlikten sonra Sivas Öğretmen okuluna edebiyat öğretmeni olarak tâyin edilmiş fakat zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i karşılama törenine katılmadığı gerekçesi ile bu görevden alınmış ve Balıkesir Lisesi'ne atanmıştır. Balıkesir Lisesi'nde görevine devam ederken Irkçılık-Turancılık Davası altında Mayıs 1944'te başlayan ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Ankara Konservatuarı Direktörü Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçülerin de bulunduğu davada tutuklanmış ve Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılan duruşmalar neticesinde 14 aya mahkûm olmuştur. Askeri Yargıtay, Türkçüler hakkındaki kararı esastan bozmuştur. Nejdet Sançar, 1960 yılında 16 yaşındaki oğlu Afşin'i kaybetmesi üzerine felç geçirmiş, Afşin için 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Sançar, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 51 okur okuyacak.