Nejdet Sançar

Nejdet Sançar

8.8/10
9 Kişi
·
36
Okunma
·
32
Beğeni
·
2.606
Gösterim
Adı:
Nejdet Sançar
Tam adı:
Ahmet Nejdet Sançar Çiftçioğlu
Unvan:
Türk Gazateci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mayıs 1910
Ölüm:
İstanbul, 22 Şubat 1975
Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu) (d. 1 Mayıs1910, İstanbul - ö. 22 Şubat 1975, İstanbul), Türk eğitimci ve yazar. Nihal Atsız'ın kardeşidir. Nejdet Sançar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. Askerlikten sonra Sivas Öğretmen okuluna edebiyat öğretmeni olarak tâyin edilmiş fakat zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i karşılama törenine katılmadığı gerekçesi ile bu görevden alınmış ve Balıkesir Lisesi'ne atanmıştır. Balıkesir Lisesi'nde görevine devam ederken Irkçılık-Turancılık Davası altında Mayıs 1944'te başlayan ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Ankara Konservatuarı Direktörü Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçülerin de bulunduğu davada tutuklanmış ve Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılan duruşmalar neticesinde 14 aya mahkûm olmuştur. Askeri Yargıtay, Türkçüler hakkındaki kararı esastan bozmuştur. Nejdet Sançar, 1960 yılında 16 yaşındaki oğlu Afşin'i kaybetmesi üzerine felç geçirmiş, Afşin için 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Sançar, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Yine hadiseler göstermiştir ki, Türkçü, Türkçüden başka kimseden yardım göremez. Bu gerçek genç Türkçüleri iktisadi imkanlara sahip olma fikrine götürmeli ve hatta bu hırsla doldurmalıdır.
Genç Türkçüler için büyük bir vazife de çalışkan olmaktır. Hangi öğrenim basamağında bulunursa bulunsun, genç Türkçü sınıfının ön safındakiler arasında yer almaya mecburdur. TEMBELLİK İLE TÜRKÇÜLÜK, ASLA BİR ARAYA GELEMEZ.
Senin doğumundan birkaç gün sonra idi. 7 Eylülde, Tophane’deki meşhur binada ilk defa askeri mahkemenin karşısına çıkarılmıştık. Etrafımız süngülü askerlerle çevrilmişti. Salona pek az dinleci alınmıştı. Sonraki duruşmalarda bizlere çok kötü muamele eden ve bu yüzden kendisiyle çok çekişmek zorunda kaldığımız duruşma hakimi kimliklerimiz tespit ediyordu. Sıra bana gelince adımı, doğum yerimi, ve yılımı söyledikten sonra:
- Bir çocuğunuz var mı?
Diye sordu, bu soru ruhumda bir kere daha dört gün önceki fırtınayı estirdi. İçim yeniden nefretle, kinle doldu. Bu duyguların yüzümde de dile gelen ifadesiyle ve sert bir sesle:
- Dört gün önce bir oğlum olmuş!
dedim. Şu altı kelime, anlayan için, zulmün aletleri olan maskara suratlara indirilmiş bir şamardı.
Nejdet Sançar
Sayfa 11 - Afşın Yayınları
Bir Türk anası bir yavru dünyaya getiriyor, doğan yavrunun babası, milliyetçiliğinden dolayı hürriyeti elinden alındığı için, onlardan uzaklarda bulunuyordu.
Nejdet Sançar
Sayfa 10 - Afşın Yayınları
İki tarafın başında da yenilmemiş birer Bozkurt vardı. Vuruştular. Ya yıldırım üstün gelecek, ya demir eritilecekti. Talih ikincisine güldü. Demir yıldırımı eritti. Türkistan'ın aksak padişahı, Türkiye'nin mağrur sultanını tutsak kıldı.
Şehname'de Turan ‐ İran savaşlarını acemler lehine büyük bir mübalağa ile anlatmış olan Firdevsî, Türk saraylarında Türklerden lütuflar gördüğü halde Türk düşmanlığı yapan bu acem, eserinin birçok yerinde de Türklerin ve Türk Başbuğu Alp Er Tunga'nın kahramanlığını söylemek zorunda kalmıştır. Alp Er Tunga'nın büyük kahramanlığını Şehname'nin mısraları arasından bulup çıkarmak hiç de güç değildir. Milletini yükseltmek için akla gelmez mübalağaları eserine geçiren Firdevsî, Alp Er Tunga'nın İranı dize getiren zaferlerini gizleyememiştir. Şehname'nin yazdığı bu Türk zaferlerini gerçeğin tamı değil, bir parçası saymak yanlış olmayacağına göre yiğit ve kumandan Alp Er Tunga'nın büyüklüğü hayallerimizde canlanabilir.
Kahramanlık yerleri olan savaş alanlarında düşmanlarla erler gibi vuruşan, milletleri ve şerefleri için kanlarını akıtmayı göze alabilen bu kahramanların en büyüklerinden birisi, günümüzden yirmi beş yüzyıl önce yaşamış olan Tomris'tir.
Çin ordusu üstün geldiği zaman, ortada vuruşa bilecek bir tek Türk kalmamıştı. Kunlardan 1518 kişi ölmüş, 145 bahtsız tutsak edilmişti. Bu kahramanlar alayının başı Çiçi de şehitler arasında idi. Buyruğundaki kadınlar, çocuklar ve erkeklerle birlikte o da toprağa düşmüştü. Lakin, Türklüğün şanı bir yol daha yüceldikten, Türk'ün baş eğmezliği ve kahramanlığı en parlak bir örnek kazandıktan ve Türk tarihine bir kahramanlık destanı daha eklendikten sonra...
Atilla, Kun Türklerindendir. Soyumuzun bütün uruklarını tarihte ilk olarak bir bayrak altında toplayan Kunlar, Ulu Motun (= Mete)'den sonra Atilla ile Türk dünyasına ikinci büyük bir kahraman daha vermişlerdir. Türk birliğini kuran birinci büyük kahramandan yedi yüzyıl sonra gelen bu ikincisi, Paris'e kadar bütün Avrupa'yı Türk ordularına çiğneterek tarihimize yeni şanlı sayfalar eklemiştir.
Gönlü Türklük sevgisiyle çarpan kahraman İlteriş, önce milleti yeni baştan atalarının töresince düzene koydu. Onlara milli ruh ve heyecan verdi. Zaten büyük bir davanın halinde milliyetçilik ateşi denilen kutlu alevden nur ve güç alınmamasına imkân var mıydı? Bu sayededir ki, ataların töresince düzene konan onun sayıca az erleri, üstün düşman kuvvetlerine karşı yiğitçe vuruştular.
Ağabey’in kadar tanınmayan ama Türkçülük mücadelesinde en ön neferlerden olan ve ömrünü bu uğurda vakfeden, Türkçü olduğu için defalarca sürülen Nejdet Sançar’ın makalelerinden oluşan güzel bir kitap.

Makaleler çok genel konular hakkında olup, fikri sistematik hakkında bilgilerden ziyade, Türkçülük ile ilgili mevcut problemleri ve buna karşı öneriler içermektedir. Örneğin Öztürkçecilik , Komünizm, Kürtçülük ve Nurculuk gibi problemleri ele almıştır.

Kitabın baskı sıkıntısı bulunmaktadır.

Okunması gerekilen güzel bir kitap.
Ömrünü kutlu mücadele içinde geçirmiş, evladını kaybetmesinin ardından bile yolundan geri kalmamış kutlu bir insandır Nejdet Sançar. Var Olsun! Kitap, Atsız'ın Tarih, Kültür ve Kahramanlar eseriyle aynı paralellikte, çok güzel bilgiler barındırıyor.
Sıkça kullandığımız “Türk ırkı sağolsun!” sözünün sahibi, 3 Mayıs 1944 sonrası en ağır işkencelere maruz kalan, ağabeyi Atsız gibi Türkçülüğün fikir önderlerinden olan Nejdet Sançar'ın bugün Ad günüdür.

1 Mayıs, Nejdet Sançar'ın Ad günü kutlu olsun! (1 Mayıs 1910)
Türkçü Nejdet Sançar'ın vefatından 41 yıl sonra yayımlanan eseri...

* * *

Destanlar bir milletin sözlü edebiyatının önemli parçalarının başında gelir. Türk Edebiyatı da onlarca destan ile dünya edebiyatında önemli bir konuma sahiptir. Bu eserde Türk ve Yabancı Millî Destanlarından örnekleri bulacaksınız.
* * *
Nejdet Sançar’ın, uzun yıllar milliyetçi, kültür ve fikir dergilerinde Türk Edebiyatı ve Türk Târihî hakkında yazıları yayımlandı. Türkçülük ve Tarih konularında birçok kitaba imza attı. Edebiyat öğretmeni olmasına rağmen bugüne dek yayımlanan bir edebî eseri olmaması, onun edebiyatçılığının ön plana çıkmasını engellemiştir. Bu çalışma onun evrâklarından hazırlanan ilk edebî eserdir. Bu eserle birlikte onun edebiyatçılığı tekrar gün yüzüne çıkacaktır.

Oldukça akıcı ve sade dile sahip olan bu eser, Millî destanlar üzerinde araştırma yapacaklar için bir örnek, bir kaynak teşkil edecektir.
Kitap I. ve II. bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İsmet İnönü’nün 1944’ün 19 Mayısında okuduğu meşhur nutku ele alınmaktadır. Her cümle ve ayrıntılar tek tek incelenmektedir. Irkçılık-Turancılık maskesi altında Türkçülüğün karalanmaya çalışıldığı bu nutuktaki iddia ve iftirâlara Nejdet Sançar, belgelere ve her şeyden önce mantığa dayanarak cevaplar vermektedir.
O döneme yakından ve farklı bir bakış açısıyla tanıklık yapmanızı sağlayacak bir kitap. Bir sahaftan tesadüfen aldım ve bir çırpıda hayretler içinde kalarak okudum. Bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nejdet Sançar
Tam adı:
Ahmet Nejdet Sançar Çiftçioğlu
Unvan:
Türk Gazateci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mayıs 1910
Ölüm:
İstanbul, 22 Şubat 1975
Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu) (d. 1 Mayıs1910, İstanbul - ö. 22 Şubat 1975, İstanbul), Türk eğitimci ve yazar. Nihal Atsız'ın kardeşidir. Nejdet Sançar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. Askerlikten sonra Sivas Öğretmen okuluna edebiyat öğretmeni olarak tâyin edilmiş fakat zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i karşılama törenine katılmadığı gerekçesi ile bu görevden alınmış ve Balıkesir Lisesi'ne atanmıştır. Balıkesir Lisesi'nde görevine devam ederken Irkçılık-Turancılık Davası altında Mayıs 1944'te başlayan ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Ankara Konservatuarı Direktörü Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçülerin de bulunduğu davada tutuklanmış ve Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılan duruşmalar neticesinde 14 aya mahkûm olmuştur. Askeri Yargıtay, Türkçüler hakkındaki kararı esastan bozmuştur. Nejdet Sançar, 1960 yılında 16 yaşındaki oğlu Afşin'i kaybetmesi üzerine felç geçirmiş, Afşin için 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Sançar, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 32 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 56 okur okuyacak.