Nejdet Sançar

Nejdet Sançar

Yazar
9.9/10
12 Kişi
·
51
Okunma
·
33
Beğeni
·
2.690
Gösterim
Adı:
Nejdet Sançar
Tam adı:
Ahmet Nejdet Sançar Çiftçioğlu
Unvan:
Türk Gazateci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mayıs 1910
Ölüm:
İstanbul, 22 Şubat 1975
Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu) (d. 1 Mayıs1910, İstanbul - ö. 22 Şubat 1975, İstanbul), Türk eğitimci ve yazar. Nihal Atsız'ın kardeşidir. Nejdet Sançar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. Askerlikten sonra Sivas Öğretmen okuluna edebiyat öğretmeni olarak tâyin edilmiş fakat zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i karşılama törenine katılmadığı gerekçesi ile bu görevden alınmış ve Balıkesir Lisesi'ne atanmıştır. Balıkesir Lisesi'nde görevine devam ederken Irkçılık-Turancılık Davası altında Mayıs 1944'te başlayan ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Ankara Konservatuarı Direktörü Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçülerin de bulunduğu davada tutuklanmış ve Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılan duruşmalar neticesinde 14 aya mahkûm olmuştur. Askeri Yargıtay, Türkçüler hakkındaki kararı esastan bozmuştur. Nejdet Sançar, 1960 yılında 16 yaşındaki oğlu Afşin'i kaybetmesi üzerine felç geçirmiş, Afşin için 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Sançar, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Ne ümitlerle gelip dünyaya
En güzel ismi takındın: Afşın!
Böyle erken bırakıp gitme neden?
Kaç bahar, kaç yılı doldurdu yaşın?
Kaldı senden bize bir gamlı seda...
Bir vedadır o seda, sade veda’
Fakat bu memlekette nâmerde boyun eğmeyecek, şerefine toz kondurmaktansa kahrından ölümü kabul edecek insanlar tükenmiş değildi.
Yine hadiseler göstermiştir ki, Türkçü, Türkçüden başka kimseden yardım göremez. Bu gerçek genç Türkçüleri iktisadi imkanlara sahip olma fikrine götürmeli ve hatta bu hırsla doldurmalıdır.
1944 ün Türkçülük .aleyhindeki o meşhur haçlı seferi böyle başladı. Atsız - Sabahattin Ali dâvâsmın görüldüğü
sırada, Ankara’da, o zamanın milliyetçi gençlerinin komünizm
aleyhine tertipledikleri nümayişler, haçlı seferinin kurmaylarını
büsbütün kudurttu. Türkiye’deki bütün şer kuvvetleri
tek cephe halinde Türkçülüğe yaylım ateşine girişirken, Türk
milliyetçileri de tevkif edilmeye başlandılar.
Sekiz yıl sonra sana yeniden mektup yazıyorum. Fakat sekiz yıl önceki gibi senden cevap bekleyerek değil. Çünkü sen artık yoksun.
Genç Türkçüler için büyük bir vazife de çalışkan olmaktır. Hangi öğrenim basamağında bulunursa bulunsun, genç Türkçü sınıfının ön safındakiler arasında yer almaya mecburdur. TEMBELLİK İLE TÜRKÇÜLÜK, ASLA BİR ARAYA GELEMEZ.
Senin doğumundan birkaç gün sonra idi. 7 Eylülde, Tophane’deki meşhur binada ilk defa askeri mahkemenin karşısına çıkarılmıştık. Etrafımız süngülü askerlerle çevrilmişti. Salona pek az dinleci alınmıştı. Sonraki duruşmalarda bizlere çok kötü muamele eden ve bu yüzden kendisiyle çok çekişmek zorunda kaldığımız duruşma hakimi kimliklerimiz tespit ediyordu. Sıra bana gelince adımı, doğum yerimi, ve yılımı söyledikten sonra:
- Bir çocuğunuz var mı?
Diye sordu, bu soru ruhumda bir kere daha dört gün önceki fırtınayı estirdi. İçim yeniden nefretle, kinle doldu. Bu duyguların yüzümde de dile gelen ifadesiyle ve sert bir sesle:
- Dört gün önce bir oğlum olmuş!
dedim. Şu altı kelime, anlayan için, zulmün aletleri olan maskara suratlara indirilmiş bir şamardı.
Nejdet Sançar
Sayfa 11 - Afşın Yayınları
Bir Türk anası bir yavru dünyaya getiriyor, doğan yavrunun babası, milliyetçiliğinden dolayı hürriyeti elinden alındığı için, onlardan uzaklarda bulunuyordu.
Nejdet Sançar
Sayfa 10 - Afşın Yayınları
İki tarafın başında da yenilmemiş birer Bozkurt vardı. Vuruştular. Ya yıldırım üstün gelecek, ya demir eritilecekti. Talih ikincisine güldü. Demir yıldırımı eritti. Türkistan'ın aksak padişahı, Türkiye'nin mağrur sultanını tutsak kıldı.
Sıkça kullandığımız “Türk ırkı sağolsun!” sözünün sahibi, 3 Mayıs 1944 sonrası en ağır işkencelere maruz kalan, ağabeyi Atsız gibi Türkçülüğün fikir önderlerinden olan Nejdet Sançar'ın bugün Ad günüdür.

1 Mayıs, Nejdet Sançar'ın Ad günü kutlu olsun! (1 Mayıs 1910)
Ağabey’in kadar tanınmayan ama Türkçülük mücadelesinde en ön neferlerden olan ve ömrünü bu uğurda vakfeden, Türkçü olduğu için defalarca sürülen Nejdet Sançar’ın makalelerinden oluşan güzel bir kitap.

Makaleler çok genel konular hakkında olup, fikri sistematik hakkında bilgilerden ziyade, Türkçülük ile ilgili mevcut problemleri ve buna karşı öneriler içermektedir. Örneğin Öztürkçecilik , Komünizm, Kürtçülük ve Nurculuk gibi problemleri ele almıştır.

Kitabın baskı sıkıntısı bulunmaktadır.

Okunması gerekilen güzel bir kitap.
Ömrünü kutlu mücadele içinde geçirmiş, evladını kaybetmesinin ardından bile yolundan geri kalmamış kutlu bir insandır Nejdet Sançar. Var Olsun! Kitap, Atsız'ın Tarih, Kültür ve Kahramanlar eseriyle aynı paralellikte, çok güzel bilgiler barındırıyor.
Türkçü Nejdet Sançar'ın vefatından 41 yıl sonra yayımlanan eseri...

* * *

Destanlar bir milletin sözlü edebiyatının önemli parçalarının başında gelir. Türk Edebiyatı da onlarca destan ile dünya edebiyatında önemli bir konuma sahiptir. Bu eserde Türk ve Yabancı Millî Destanlarından örnekleri bulacaksınız.
* * *
Nejdet Sançar’ın, uzun yıllar milliyetçi, kültür ve fikir dergilerinde Türk Edebiyatı ve Türk Târihî hakkında yazıları yayımlandı. Türkçülük ve Tarih konularında birçok kitaba imza attı. Edebiyat öğretmeni olmasına rağmen bugüne dek yayımlanan bir edebî eseri olmaması, onun edebiyatçılığının ön plana çıkmasını engellemiştir. Bu çalışma onun evrâklarından hazırlanan ilk edebî eserdir. Bu eserle birlikte onun edebiyatçılığı tekrar gün yüzüne çıkacaktır.

Oldukça akıcı ve sade dile sahip olan bu eser, Millî destanlar üzerinde araştırma yapacaklar için bir örnek, bir kaynak teşkil edecektir.
Kitap I. ve II. bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İsmet İnönü’nün 1944’ün 19 Mayısında okuduğu meşhur nutku ele alınmaktadır. Her cümle ve ayrıntılar tek tek incelenmektedir. Irkçılık-Turancılık maskesi altında Türkçülüğün karalanmaya çalışıldığı bu nutuktaki iddia ve iftirâlara Nejdet Sançar, belgelere ve her şeyden önce mantığa dayanarak cevaplar vermektedir.
O döneme yakından ve farklı bir bakış açısıyla tanıklık yapmanızı sağlayacak bir kitap. Bir sahaftan tesadüfen aldım ve bir çırpıda hayretler içinde kalarak okudum. Bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.
Nazim Hikmet her şeyden önce şairdi. Ama ona Türk şairi demek pek doğru olmaz. Bu eserde de zaten Nazım’ın yaptıkları, söyledikleri kaynaklarla anlatılmıştır. Nazım Hikmet bir tarafı Polonyalı olduğunu söylemiş hatta kankası Vâlâ Nurettin’in dediğine göre sadece Polonya değil Fransa, Almayan ve Çerkes kanıda olduğunu ifade etmiş. Sırf biri Türkiye’de doğdu Türkçe şiirler yazdı diye Türk demek ahmakça değil mi? Ahmakça evet :) ama bunu biz değil kendisi savaş zamanı Kankası Vâlâ Nurettin’le Sovyet Rusya’ya kaçarak orada “Ben Sovyet Birliğinin çocuğuyum 24 yıl sonra bu büyük şehre gelirken asıl ve büyük vatanıma dönmüş bulunuyorum” sözleri ile daha 1950’ler de anlaşılmış değil miydi? :)

Nazım Hikmet Vatan hainliğine devam ediyor hala!
“Talihsiz yavrumun, talihsiz annesine” diye başlıyor kitap ve çekilen maddi manevi ızdıraplar, haksız yere senelerin yitirilip sürgünlerin arkası gelmemesi, çileler, türlü türlü oyunlar sadece Türkçülüğe değil savunucuların ailesine, çevresine haksız saldırılar. Afşın’nın acuna gelişi nasıl talihsiz ise, acunda Onaltı yıl iki ay iki gün geçen zamanda talihsizdi.. Reşide hanım, Afşın’a beş buçuk aylık hamileyken babası Nejdet Sançar’ın suçsuz yere, haksızlık ve adaletsizlikle cezaevine girmesiyle başlıyor tahlihsizlerin Afşın.. ve ardı arkası kesilmiyor. Afşın kırk günlükken babasıyla tanışması.. Reşide hanımın öğretmenliği elinden alınıp soruşturma başlaması, maddi ve manevi çekilen çileler.. Ya bisiklet yerine fırın alın diyerek yaşının küçüklüğüne rağmen o Olgun duruşun.. Londra’da İngiliz Velet’lerine verdiğin Türk ahlakı ve töre derslerin.. Daha 14 yaşındayken Türkçülük için çalışmam diyerek verdiğin o mücadeleler.. Ah Afşın ah.. Hasta olunca hastanenin ve hekimlerin yanlış uygulamaları yanlış tedbirler.. ve babanın gözlerin içine bakarak son defa “Allahaısmarladık” diyişin.. Yürek kanatın be Afşın ve hepsinin gerçek oluşu bende kin ve nefret uyandırdı Afşın. Daha çok kinlendim.. Afşın’nın kısa hayatında çektikleri bu kadarla da kalmıyor.. Atsız amcasının trende cenazeye giderken yazdığı Afşın’a ağıt ise yürekleri parçalıyor;

Ne ümitlerle gelip dünyaya
En güzel ismi takındın: Afşın!
Böyle erken bırakıp gitme neden?
Kaç bahar, kaç yılı doldurdu yaşın?
Kaldı senden bize bir gamlı seda...
Bir vedadır o seda, sade veda
Komunizmin silahı kendine karşı olan fikirleri kapitalistlikle , faşistlikle suçlamış bu fikirlerin dışına çıkamamıştır. Merkezi moskova olan onun merkezi de siyonistler olan kızıl terörizmdir. Tezlerime karşı anti tez oluşturabilecek her türlü kitabı okudumaya çalışıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nejdet Sançar
Tam adı:
Ahmet Nejdet Sançar Çiftçioğlu
Unvan:
Türk Gazateci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mayıs 1910
Ölüm:
İstanbul, 22 Şubat 1975
Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu) (d. 1 Mayıs1910, İstanbul - ö. 22 Şubat 1975, İstanbul), Türk eğitimci ve yazar. Nihal Atsız'ın kardeşidir. Nejdet Sançar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunudur. Askerlikten sonra Sivas Öğretmen okuluna edebiyat öğretmeni olarak tâyin edilmiş fakat zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i karşılama törenine katılmadığı gerekçesi ile bu görevden alınmış ve Balıkesir Lisesi'ne atanmıştır. Balıkesir Lisesi'nde görevine devam ederken Irkçılık-Turancılık Davası altında Mayıs 1944'te başlayan ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Ankara Konservatuarı Direktörü Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan gibi Türkçülerin de bulunduğu davada tutuklanmış ve Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılan duruşmalar neticesinde 14 aya mahkûm olmuştur. Askeri Yargıtay, Türkçüler hakkındaki kararı esastan bozmuştur. Nejdet Sançar, 1960 yılında 16 yaşındaki oğlu Afşin'i kaybetmesi üzerine felç geçirmiş, Afşin için 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde "Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?" konulu ödüllü bir yarışma düzenlemiş, bu yarışma daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Sançar, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 33 okur beğendi.
  • 51 okur okudu.
  • 60 okur okuyacak.